Adı:
Macera
Baskı tarihi:
2020
Sayfa sayısı:
252
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257903431
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Adventure
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Dehşet Ülkesi
Macera
Macera
Macera
Macera
Macera Jack London’un 1911 yılında yayınladığı, ırkçılık, kadın özgürlüğü ve insan ruhunun gücünün sınırları gibi birçok temaya parmak basan romanı Macera; sıcak, nemli bir cehennem “setinde,” dizanteri ile tifonun kol kola ölüm dansı yaptığı, insan yiyen vahşi yerlilerin yırtıcı hayvanlardan hiçbir farkının olmadığı ürkütücü Solomon Adaları’nda geçiyor. Macera, popüler serüven romanları türünün tipik motiflerini ve gerilimlerini taşıyor. London’ın “felsefi sorunu” olan doğa-insan mücadelesi burada da alt metin olarak var. Öte yandan bu mücadelede kadın, hem doğanın bir parçası hem de sosyal alana hâkim olan bir örgütleyici olarak erkeğin önüne geçiyor.
272 syf.
·3 günde·8/10
Kitabın ismi Macera olsa da son bölüme kadar pek macera barındırmayan Jack London kitabı bu sefer ki hikayesinde zenci insanlara köle gibi davranıp işkence altında oldukları için ırkçılık barındırdığı söylense de benim pek ırkçılık göremediğim bir kitaptır. Başka yayınevinden çıktı mı bilmiyorum ama Bordo Siyah yayınevinden elime geçen kitap 288 sayfa gözükse de diğer kitaplardan dar olduğu için çabucak bitebilecek kitaplardan olup içinde aşkta burunduran bir kitap olup yer insanın insana yaptığı şiddeti ve bunun sonucunda şiddet görüp yam yam diye nitelendirilen Solomon adalıların ayaklanmasını içeriyor.
252 syf.
·7/10
Jack London'ı yalnızca yazdığı romanlardan tanıyabilmek mümkün. Hayatının tamamında ya da bir döneminde belli özelliklere ve deneyimlere sahipti ve bunları romanlarında mutlaka kullandı. Sosyalistliği, alkolikliği, Hoboluğu, istiridye korsanlığı, altın arayıcılığı, vahşi doğaya olan ilgisi, Pasifik maceracılığı ve ırksalcılığı. London, döneminde birçok yazar ırkçılığın içine bir şekilde düşmüşken üst-insan teorisine bağlılığının da etkisiyle ırkçılığı kabul etmese de ırksalcı olmaktan kaçınmadı. Ona göre beyaz ırk, diğer ırkların katili olmamalıydı ama bu ırklar birbiriyle beraber bir toplumu da oluşturmamalıydı. Herkesin yeri ayrıydı. Romanlarında siyahlar, Pasifik halkları ve sarı ırk mensupları sıkça yer alsa da ırksalcılığı en derinden işlediği romanı Adventure oldu. Solomon Adaları'ndaki 900 adadan birinde plantasyon sahibi olan bir beyaz adam ve emrindeki bir kısmı yamyam olan siyah adamlarla bu ırksal ilişkiyi oldukça gerçekçi ve eleştirilerden hiç kaçmayacak şekilde betimleyebildi.

Öte yandan Adventure yani Macera adını verdiği romanında bir macerayı anlatmak yerine macera kavramının içini doldurmaya çalıştı. Üstelik macerayı döneminin romanlarının aksine 22 yaşında bir kadın üzerinden irdeledi. Aynı adaya düşen bu kadın, içindeki macera ruhunu özgürce yaşayabilmek adına standartların dışına çıkıp romanın erkek kahramanına eş olmak yerine onunla aynı macerayı yaşamaya kendini adadı. Final bu konuda gidişata zarar vermiş görünse de maceranın tatmininden sonra doğa kadınla erkeği kaçınılmaz konumlarına yerleştirmeyi yine başardı.

Az bilinen romanlarından biridir Macera ama çok bilinen Jack London romanlarıyla da yarışır. 250 sayfalık bir hikaye. Girişi ve sonucu harikulade olmasına rağmen gelişme bölümü aynı ölçüde başarılı değil. Oda Yayınları'nın Dehşet Ülkesi adıyla bastığı roman Karbon Kitaplar'dan orijinal adı ve başarılı baskısıyla daha okunabilir durumda.
271 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Son zamanlarda okuduğum en iyi romanlardan biriydi. Güçlü karakterler, hızını hiç kaybetmeyen süreklilik derken birkaç saatte bitti kitap. Jean karakteri dönem romanlarından farklı olarak güçlü bir kadın olarak çıkıyor karşımıza ve bu göstermelik bir güç değil. Kadının fırsatını bulduğunda bir erkeğin yapabildiği her şeyi eksiksiz yapabileceği çok iyi bir şekilde tasvir edilmiş. Bilmiyorum kalmış mıdır Jack London okumayan. Ama yazara başlamak için iyi bir kitap.
271 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Yirminci yüzyıl başlarında, Salomon Adaları, sömürgecilerin ve misyonerlerin yani beyaz adamın, pek de uğraşmak istemediği bir ülkedir. Dizanteri ve sıtma gibi şeytani hastalıkların yanı sıra, yerli halkın beyaz adamın etinin lezzetine duyduğu ilgi, bu ülkenin 'Dehşet Ülkesi' olarak anılmasının sebebidir. İşte bu dehşet ülkesinde, Berande isimli adada plantasyon sahibi Sheldon, yerli işçilerle arası bir hayli açıkken, ortağı hayatını katbetmişken, kendisi de dizanteri ile boğuşurken artık ölmenin planlarını yapmaktadır. Böyle bir dönemde tesadüf eseri adaya gelen genç kadın Joan Lackland, Sheldon'ın mahvolmuş hayatına bir düzen getirir, plantasyonun yeni ortağı olur. Sonrasında okuru bekleyen; maceralı, gerilimli aynı zamanda duygusal olan, uzun bir hikayedir. Tavsiye olunur...

Romanın bazı yerlerinde yazarın, yerli halkı aşağıladığı hissedilse de, burada yazar aslında beyaz adamın, yerli halk hakkındaki fikirlerini onların ağzıyla yazıya dökerek, burada bir nevi ırkçılığa karşı eleştiride bulunmaktadır,

Romanın orjinal ismi sadece 'Adventure' yani maceradır. Ülkemizde Oda Yayınları, romana 'Dehşet Ülkesi' başlığını vermek istemiş. Martin Eden, Demir Ökçe, Beyaz Diş gibi klasikleşmiş romanlarıyla ismine yabancı olmadığınız Amerikalı yazar Jack London'ın, güney denizleri temalı hikayelerini ve romanlarını okumanızı tavsiye ediyorum. Bin dokuz yüzlü yılların Salomon Adaları'nı anlatan bu roman ise türünün tek örneğidir...
271 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Jack London yine harika bir iş çıkarmış.Son derece sürükleyici,macera dolu bir roman.

Erkek kahraman Sheldon 20.yy başlarında Salomon adalarında çiftlik kurup işletmecilik yapan bir İngiliz.Salomon adaları ve çevre adalar henüz beyaz adam tarafından yeni keşfedilip sömürgeleştirilme aşamasında. Adada yamyamlar,kelle avcıları var. Adadaki yerli halk öyle güzel tasfir edilmiş, günlük yaşam öyle iyi anlatılmış ki,insan daha şurda 100 yıl önce böyle bir yaşam olduğuna hayret ediyor.

Sheldon'un hayatı adaya Jean adında bir kızın gelmesiyle değişir. İki karakterde çok zorlu,baskın olunca ortaya çıkan aşk da hayli ilginç doğrusu. Ben iki karakteri de çok farklı ve etkileyici buldum.

Kitap sömürgecilik, 100 yıl önce beyaz adamın hayata bakış açısı, İngiliz ve Amerikalıların dünyayı talan etme tutkusu,yamyamlar, aşk konuları ile hayli zenginleştirilmiş. Kesinlikle tavsiye edilir :)
349 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Jack London okumayı çok seviyorum. Böyle akıcı, sürükleyen bir anlatımı var. Okuyucuyu içine çekiyor. Bu kitabın da dili gayet iyiydi. Bir bölüm daha bir bölüm daha diye diye elden bırakmak zorlaşıyor.
Kitap Salomon Adaları'nda beyaz efendi ve siyah işçiler arasındaki ilişkilerle başlıyor. Devamında bir aşk hikayesine evrileceğini tahmin ediyordum ki öyle de oldu. Kitabın adına baktığımda ve beyaz-siyah arasındaki sınıf farkıyla başlayınca çok büyük bir karmaşa bekliyordum. Oysa bazı küçük olaylar dışında herkes kendi sınıfını benimsemiş şekildeydi. Kitabın romantik bir şekilde bitmesindense bu sınıfsal ayrıma daha fazla yer ayırarak devam etmesini beklerdim. Konusu dışında kitap gayet hoşuma gitti. Zevkli bir şekilde okunuyor.
272 syf.
·Beğendi·6/10
Bir Jack London klasiği daha demek isterdim ama hayal kırıklığı yaşadığımı söyleyebilirim. Şu hayatta cidden de bellentiye girmeden yaşadığımız zaman anca mutlu olabiliyoruz ama Jack London yazmış nasıl beklentiye girmeden kitabın iyi olmayacağını düşünüp okumaya başlayayım ki değil mi? Neyse tavsiye etmem orta şekerdi bence.
272 syf.
·10 günde·6/10
Kitabın adı macera ancak bir macerayı değil de macera kavramını üzerinde duruyor, bunun yanında bugün normal karşılayacağımız ama o zaman için aykırı olan özgür kadın olgusu işlenmiş. Tabi diğer romanlarında olduğu gibi 1900’lü yıllarda Solomon adalarında yerli işçiler ile hindistan cevizi yetiştiriciliği ve çiftçilik yapmak nasıl bir his bunu gayet güzel betimlemiş. Kitapta olaylardan ziyade yaşam tarzı ve insanların duyguları incelenmiş. Adına bakıp (bir yayın evi “Dehşet Adası” diye çevirmiş) hareketli heyecanlı bir roman beklemeyin. Ama sonuç olarak güzel bir kitap.
Görüyorsunuz, baskıya gelemiyorum. Savaşılarak elde edilmiş özgürlüklerden vazgeçemiyorum. Dünyayı kendilerinin yarattığını sanan 'bayların', bana, neyi yapıp, neyi yapamayacağımı söylemek istemelerine dayanamıyorum...
Sizin, bana, gitmeme izin verip vermediğinizi söylemeye hakkınız yok. Buna hiçbir erkeğin hakkı yok. Olgunluk yaşıma girdim, veliye de, vasiye de gereksinmem olmadığı açık...
"Gençlik, önce denemek ve yaşamak zorunluluğu duyuyor, sonra da mantığı oluşuyor. Öğrenmenin ve daha iyisini yapmanın tek yolu da bu olmalı!"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Macera
Baskı tarihi:
2020
Sayfa sayısı:
252
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257903431
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Adventure
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Dehşet Ülkesi
Macera
Macera
Macera
Macera
Macera Jack London’un 1911 yılında yayınladığı, ırkçılık, kadın özgürlüğü ve insan ruhunun gücünün sınırları gibi birçok temaya parmak basan romanı Macera; sıcak, nemli bir cehennem “setinde,” dizanteri ile tifonun kol kola ölüm dansı yaptığı, insan yiyen vahşi yerlilerin yırtıcı hayvanlardan hiçbir farkının olmadığı ürkütücü Solomon Adaları’nda geçiyor. Macera, popüler serüven romanları türünün tipik motiflerini ve gerilimlerini taşıyor. London’ın “felsefi sorunu” olan doğa-insan mücadelesi burada da alt metin olarak var. Öte yandan bu mücadelede kadın, hem doğanın bir parçası hem de sosyal alana hâkim olan bir örgütleyici olarak erkeğin önüne geçiyor.

Kitabı okuyanlar 103 okur

  • Muhammed Tiryaki

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%2.5 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0