Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·322 syf.··
2025 12. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2025 00:00
Dünyanın bütün kadınları... İçinizdeki eril yanınız ile çatışın! Barışmak için de çatışmak gerekir. Teslimiyet ise, tamamen onun egemenliğine girip yok olmaktır. Dengede kalabilmek önemlidir ama onun için bile savaşmak gerekir. Kitapta kadın karakterin aynı evi iki erkekle paylaştığı yanılsamasını yaşarız. Oysaki birincisi eşidir, diğeri ise kendi içindeki eril yandır. İşte o eril yanın adıdır Malina. Bir kadın ismi olması ve narin ama güçlü bir tını vermesi de ayrı bir ironidir. Patriyarkal sistemde karşısına çıkan her erkeğin müdahaleci ve sert sesidir Malina. Öyle ki kadın kendi sesini duyamaz. Bu sistemdeki kendi gerçek varoluşunu tanımlayamaz. Onu dinledikçe sesi kısılır, sinikleşir ve yok oluşa doğru gider. Aşk yaşadığını sandığı eşi ise, erkek egemen dünyanın “ulaşılamaz sevgili” figürüdür. Kadın onda kendini adar, bekler, umut eder. Ama erkeğin kayıtsızlığı kadını hep eksiklik duygusuna sürükler. Var gibidir ama yoktur. Bu ilişki, kadının kendi öz sesini daha da gölgeleştirir. Kitap boyunca kadın anlatıcının bilincindeki düşünce ve duygu geçişlerini okuruz. Fakat hemen hemen hiçbiri kadının kendi sesi değildir. Kendi sesini bulmaya çalışır, fakat hep erkeklerin sesi, erkeklerin dili, erkeklerin bakışı tarafından bastırılır. Bu hikaye, kadının erkeklerin tanımladığı dünyada kendine yer açamamasının, dilde ve yaşamda bir “varlık alanı” bulamamasının dramatik kaydıdır. Sonuçta şiddet, sadece fiziksel bir duruma indirgenemeyecek kadar ince bir olgudur. İnsanlar kusursuz değildir. Bu kadar kusurun içinde gerçek ve kusursuz bir sistem var mıdır, bence yoktur. Ama elimizde iletişim gibi çok büyük bir güç var. Doğru iletişim ve insanın kendini geliştirebilmesi sahip olduğumuz en büyük güç ve mucizedir. Kadın karakter iletişimin mucizesine tutunabilseydi — yani hem
Edebiyat
MalinaIngeborg Bachmann · Bilim Felsefe Sanat Yayınları · 1987905 okunma
Puan vermedi·324 syf.··
2023 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2023 00:00
Kitabın adı:Malina Yazarın adı:İngeborg Bachman Sayfa sayısı: 324 Kitabımızda Anlatıcı,İvan ve Malina karakterleri mevcut. Kim kimdir kim kimin nesi boşverelim. Belkide en büyük yanlış insan ilişkilerine ad koymaya çalışmayı aradaki bağın gücüne yeğlemektir İç içe geçmiş geçmiş diyaloglar monologlar mektuplarla ve masallarla döşeli güzel bir kitap
MalinaIngeborg Bachmann · Bilim Felsefe Sanat Yayınları · 1987905 okunma
10/10
·288 syf.·
Beğendi
·
2023 50. kitabı
Ingeborg Bachmann - Malina 10/10 Ingeborg BachmannIngeborg Bachmann (1926-1973) en önemli Avusturyalı kadın yazarlarından, felsefe, psikoloji ve Alman filolojisi üzerine çalışmlarını yoğunlaştırmış ve ikinci dünya savaşının etkilerinin fazlasıyla yaşamış biri. Çevirmenimiz Ahmet CemalAhmet Cemal önsözünde "Duyarlığı dilin en uç sınırlarına dek genişleyen bir proto-feminist klasik." belirtiyor. Bu kitap hakkında çok fazla konuşmak isterim. İncelememde ise diğer incelemelerde işlenmemiş ya da farkedilmemiş bir konu hakkında yazmak istiyorum. Savaş düşüncelerini, faşizme bakış açısını ya da karamsarlığı hakkında bolca yazılmış. Kitap hakkında araştırma yaptığınızda herkeste farklı duygular ve algılar oluşturulduğu konuşulmuş ama bunun bilgi eksikliğinden ve kitabı sadece 'roman' olarak ele alındığından olduğunu düşünüyorum. Kitaptaki karakterler üzerinden yapılan incelemeyi bir de benden dinleyiniz. Daha doğrusu Carl Gustav JungCarl Gustav Jung un "anima ve animus" kavramlarıyla bakınca her şeyin nasıl da oturduğunu görmüş olacaksınız. Öncelikle Jung'tan daha okumam olmadı Kurtlarla Koşan KadınlarKurtlarla Koşan Kadınlar okuduğumda içinde geçtiği için araştırma yaptım sadece, anima ve animus kavramları hakkında ve sonra hayatı vs... Özellikle Malina karakterin gerçek olup olmadığı, şizofreni dünyasında oluşmuş olabileceği vs düşünülmüş ama bu kavramlarla işleyince Ingeborg BachmannIngeborg Bachmann ın neden proto-feminist olduğu da ortaya çıkmış oluyor açıkçası. Kısaca bahsetmek gerekirse: Anima: erkeğin içindeki dişil kişileşmesi, Animus: dişinin içindeki eril kişileşmedir. Kitabımızda adı olmayan bir ana karakterimizin iç dünyası özellikle aşk hayatını karakterin kendi bilinci dolasıyla okumamızı yapıyoruz. O yüzden bakıldığında olaylar yok kitapta, bir kadının ruhsal, psikolojik değişimi var. Ivan sevgilisi - ya da sevdiği ama adam tarafından sevgili olduğu tam düşünülemeyen- ile
Edebiyat
MalinaIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2025905 okunma
İÇİMDEKİ SONSUZ EVREN;
9/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2024 103. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2024 09:51
" Faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar,iki insan arasındaki ilişkide başlar...Ve anlatmak istedim ki, savaş ve barış yoktur, hep savaş vardır..." diyor Bachmann... Kuşkusuz bunu söylettiren yaşadıkları çocukluk ve gençlik yılları. Her ne kadar yazar kitabı için otobiyografi içerik taşımıyor dese de iç dünyasında ki o sınırsız derinliği her kelimede ve cümlede hissediyoruz.Öyle ki okurken ruhunun acımaması elde değil. Savaşın için de büyümüş bir çocuğun ya da savaş sonrası izlerinin görüldüğü bir çocukluk onunkisi.Ve bu çocukluğun ve gençliğin derinlerde saklamış olduğu çığlığını aşk romanı olarak tabir ettiği bu hikayesinde okuyoruz. Aşktan çok öte bu duygu bu çok üst seviyelerde... Bu çığlıkları okurken bana şunu düşündürdü yazar,kimbilir insanın içinde sakladığı kimselere açamadığı o sonsuz evrenle nasıl savaş içindeyiz.İşte asıl bu savaş insanı yiyip bitiren. Şiddet ve tacizle dolu bir gençliğin sağlıklı yetişkinlik yaşamasını beklemek ne kadar doğru.Hele ki bu şiddeti en güvendiği insandan babasından yaşıyorsa.Sevgi(barış) alması gerektiği yıllarda hep savaşmış. En güvendiği insanlara karşı kendi benini korumak zorunda kalmış ve beraberinde ayakta kalma, Yaşama mücadelesi...Bu mücadeleyi verirken oluşan çatlakları okumak yürek burkucuydu. "Sen kişisiyle" tanışmak çok etkileyici ve sarsıcıydı. Beynin de tasvir ettiğin baba anne ve kardeş figürleri o kadar acıydı ki bana şunu dedirtti; Anne- babalara çok iş düşüyor. Sağlıklı bireyler yetiştirecek gücün yoksa Anne-baba olma bi zahmet. Çürük toplumu inşa eden sizlersiniz çünkü... Duygu yoğunluğu anlamında zor bir okuma olduğunu söylemeliyim. Eseri anlamaya çalışmaktan ziyade kendinizi akışa bırarak okumanız daha çok verim almanızı sağlacağını düşünüyorum. Sağlıklı bireyler ve toplumlar sarsın
Edebiyat
MalinaIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2025905 okunma
3 bölümde: Anlatıcı, İvan, Malina!
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 14:22
1- Anlatıcı ve İvan’ın asla gerçek bir "biz" olamaması, sadece iki ayrı yalnızlık olarak kalmaları. Anlatıcı (ben) için İvan, içinde umut ve mutluluğun olduğu, dış dünya ile kurmaya çalıştığı hayati ama kafasındaki kırılgan ütopyanın merkezinde yer alan bir karakterdir. Aralarındaki sadece aşk hikayesi değildir. Anlatıcının kendi travmatik tarihinden kaçarak İvan’ın temsil ettiği normalliğe sığınma çabası söz konusudur. İvan’ın varlığı anlatıcıyı mutlu hikayeler yazmaya zorlayan, onu karanlık gerçeklerinden koparan bir tür sansür mekanizması işlevi gördüğünü söyleyebiliriz. Bu doğrultuda, anlatıcının İvan ile paylaştığı anlar aslında gerçek bir birliktelik değil de, sessizliğin ve söylenmemişlerin üzerine inşa edilmiş pek kalıcı olmayan bir sığınaktır. Ayrıca anlatıcı, İvan'ın iletişimine uyum sağlamaya çalışırken kendi iç sesinden feda etmek zorunda kalıyor. Yani onun kendi dilini kaybederek başkasının diline hapsolması ataerkil düzenin temsilcisi olarak gösterilen İvan yüzünden olur. Bu da feminizm açısından önemli bir detaydır. 2- "Üçüncü Adam" başlığıyla en karanlık ve şiddetli bölüm Bu bölüm aslında kitabın en ağır yeri diyebiliriz. Olaylar artık mekanlardan çıkıp anlatıcının tamamen kendi içine, yani rüyalarına ve kabuslarına hapsoluyor. Burada karşımıza çıkan "Baba" figürü (ya da Üçüncü Adam), sadece bir aile bireyi değil; dünyadaki tüm kötülüklerin, baskının ve o hiç bitmek bilmeyen erkek egemen şiddetin bir sembolü gibi. Anlatıcı rüyalarında bu adam tarafından gaz odalarına kapatılıyor, işkence görüyor ve sürekli bir kaçış halinde. Aslında Bachmann burada şunu demeye çalışıyor: "Evet, İkinci Dünya Savaşı bitti, toplama kampları kapandı ama bu zihniyet hala evlerin içinde, babaların, kocaların ve toplumun baskısında yaşamaya devam ediyor." Kadın
Edebiyat
MalinaIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2025905 okunma
8/10
·312 syf.·
2020 46. kitabı
Hakkında pek fikrim yoktu Malina'yı okumaya başladığımda. Ahmet Cemal'in kapsamlı önsözünü okuyunca merakım arttı, kitabı okudukça da gördüm ki, kendime hoş bir sürpriz yapmışım. Kitap; sizi içine çeken bir ilk bölümden, sabır göstermeniz gereken ikinci bölümden ve romanın toparlandığı, bana da büyük haz veren üçüncü bölümden oluşuyor. Malina, anlatıcının iç monologları üzerinden ilerleyen bir roman, kendini bütünüyle aşka verdiğin, kendini onda bulduğun ve onsuz düşünmediğin, özgün ve karamsar diyebileceğimiz bir aşk anlatısı. Bu nedenle pek çok kişiye 'sıkıcı' geleceğini tahmin ediyorum. Benim de bütünüyle romanın içinde kalmam pek kolay olmadı ama zoru severim :) Yazarın hayatını biraz araştırınca, hikayenin yazarın hayatıyla örtüştüğünü gözlemledikçe daha değerli bir okuma oldu benim için. Oldukça özgün bir metindi, ben çok sevdim fakat romanda olay beklentisi olan okuyuculardan ziyade, duygu okuması seven, sabırlı okuyuculara öneririm. Kitap yorumlarımı paylaştığım YouTube kanalım: youtube.com/klasikokur
Edebiyat
MalinaIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2025905 okunma
Puan vermedi·312 syf.·
2018 39. kitabı
Gerçek savaş: İnsanın manevi yıkımı. Toplum: Akla gelebilecek en korkunç arena. Nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi gelir. Savaş, insanın iki dudağı arasında. Barış palavra, savaş hep var. Başarısız bir sevgili, mutlak aşkın düşüyüm. İç dünyam bir evren. Delirmeme ramak kaldı. Yaşayacak bir Niçin’im var ama nasılları kaldıramıyorum. Canetti’nin Kien’i, Greenberg’in Deborah’ı, Rilke’nin Malte’si; Joyce’un Finngans Wake’i, Dostoyevski’nin Yeraltı’sı aynı kapıdan içeri girerler; gizemli ormanların derinlerinde yaratılan melankoli havasındaki içsel hesaplaşmalar, bireyselliğe yüklenilen yeni anlamlar ve düş gücünün sınırsızlığı ile yeni bir dünya yaratılırken, biçimsel karmaşa ve mutlak doğruyu kural edinmeyen bir dilin vaatsiz ve kuralsızlığı aslında basit bir şeyi ifade eder ve söylenilmek istenen şey bellidir: ‘Bizim hiçbir rotamız yok.’ Bütünsel uygunluğun dışında, ben nereye gidersem değil, ‘yol nereye götürürse’ metodunu şiar edinen yazarlar her zaman etkilemiştir beni. Tüm savrukluğa, uyumsuzluğa, hatta saçmalıklara rağmen hayatın her anına temas eden düşünce zenginlikleri ve çok yönlü eğilimlerine bakıldığında bir yazardan daha fazlasını bulmak zor olmasa gerek. Edebi anlamda Proust’la kıyaslanması mümkün olmayan Dostoyevski’nin tinsel gücünü hisseden bir okurun, iki yazarın zihninde bıraktığı etkisini baz alıp Dostoyevski’nin ağır gelmesiyle, bilinç akışı ile yazılan metinlere açık olduğu söylenilebilir. Keza Malina, başından sonuna kadar, birinci tekil anlatımın doğasında olan bilinç akışı ile yoğrulan bir roman… Farklı bir dil, olay örgüsünün olmayışı, kahramandan çok yazarın ön plana çıkması gibi sebeplerle uzun süreli ve yorgunluk getiren alışılmadık bir romanla karşılaştım… Birinci tekil anlatımla, kahramanın kendisine yönelttiği ve yine kendisinin
Edebiyat
MalinaIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2025905 okunma
9/10
·288 syf.·
2024 22. kitabı
Okuması çok zor bir kitaptı haliyle üzerine bir şeyler de yazmak çok zor.Bu yüzden gerek kitabı okurken gerekse bitirdikten sonra yazarı Ingeborg Bachmann ve kitabı hakkında geniş çaplı bir araştırma yaptım.Artık öğrendiklerim ve okuduklarım ile ilgili bir şeyler yazmaya çalışacağım.Malina bir roman;karakterleri,zamanı,kurgusu ve mekanı ile bir roman.Yazar tüm bunları anlatım dilini romanın ana karakteri yaparak oluşturmuş.Kitapta üç ana karakter var:Biri 'ben' yani anlatıcı,gerçekte var olup olmadığını bir türlü anlayamadığım bir erkek karakter olan Malina ve aynı evde yaşadığını anlattığı ki bundan da çok emin olamadım İvan.İvan için sevgilisi olduğunu söylüyor.Roman boyunca olan belli bir şey yok aslında,tamamen ben'in yani anlatıcının iç dünyasında yaşanıyor her şey. Bu zamana kadar yaşamla ilgili hatta özellikle aşk ile ilgili kafanızda oluşturduğunuz her şeyi yıkan bir kitap Malina.Ben ilk kez bu kitapta gördüm aşk'ın bir ölüm türü olduğunu.Araştırdığımda da gördüm ki Bachmann'ın ölüm türleri başlığı altında yazacağı üç kitabın ilkiymiş Malina.1971'de yayımlanıyor.Tek romanı.Diğer iki kitabı ise yayımlanamıyor çünkü maalesef 1973 yılındaRoma'da evinde çıkan bir yangınla hayatını kaybediyor Bachmann.Trajik bir hayat hikayesi var aynı zamanda.Bu arada Bachmann Avusturyalı şair ve yazar. "Faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz, her gazetede üzerine bir şeyler yazılabilecek olan terörle de başlamaz. Faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar, iki insan arasındaki ilişkide başlar."diyerek kitap bireye,topluma ve dünyaya bir eleştiri getiriyor ama asıl eleştiriyi erkeklere getiriyor.Erkeklerle ilgili oldukça ağır şeyler söylüyor.Bir kadın olarak çok şey keşfediyorsunuz Malina'da.Çoğu kadının ortak yaralarına cesurca parmak basıyor. Malina'nın arka planında
Edebiyat & Roman
MalinaIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2025905 okunma
10/10
·288 syf.·
2024 148. kitabı
Yaşamak, okumuş olduğun bir sayfayı okumak demektir, ya da sen hiçbir şeyi unutmadığın için, seninle okuduğum hiçbir şeyi unutma­mak demektir... ~~~Kitaplar mı? Evet, çok okurum, hep çok okudum. En sevdiğim şey, yere uzanıp okumaktır, yatakta okumayı da severim, hemen her şeyi bir yere uzanır, öyle okurum, her şeyden önce okuma eyleminin kendisi önemli benim için... bir çılgınlık... Aslında kötü bir alışkanlıktır okumak, öteki bütün kötü alışkanlıkların yerini tutabilecek ya da onların yerine herkesi daha bir yoğun biçimde yaşamaya itebilecek bir alışkanlıktır, delicesine bir yaşam biçimidir, insanı yiyip bitiren bir tutkudur~~~ Viyanalı isimsiz bir kadın anlatıcı, kişisel ve mesleki bir krizin ortasındadır ve ne kadar denese de öteki yarısı olmayı başaramadığı ama onun için yaşamı katlanılır kılan sevgilisi Ivan, öteki benliği ve giderek bağımlı olduğu, onu kendi kişiliğinin içine çeken, yavaş yavaş da cinayete yönlendiren erkek ev arkadaşı Malina'dan oluşan bir üçgenin parçası durumundadır. Büyük ölçüde deneysel nitelik taşıyan Malina, okura ancak dolaylı olarak nakledilen olaylara anlatıcının verdiği duygusal tepkilere dayanan içselleştirilmiş bir olay örgüsü sunarak, zaman zaman aralarına inanılmaz güzellikteki son derece ritimsel bı ahenk sunsa da, şifreli, dağınık bir düz yazı üslubu kullanır. Ingeborg BachmannIngeborg Bachmann en derin duygularımızı ifade etmekte dilin yetersizliğini ortaya koymayı amaçlamış fakat benim okuma hallerine kadar nasıl da güzel ifade etmiş demeden de duramadım :))) Adı bilinmeyen bir anlatıcının, babasının kabus gibi anılarıyla rahatsız edildiği ve sevgilisinin ilgisine muhtaç olduğu, tek yoldaşı, birlikte yaşadığı androjen Malina'dır; başlangıçta mesafeli ve duygusuz biri olan Malina, sonunda uğursuz bir etkiye dönüşür. Malina, aşk mücadelesini ve
1001KitapOkumalarım
MalinaIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2025905 okunma
Okumadan Önce Ölmeniz Gereken Kitaplar Listesi - Sıra1
1/10
·288 syf.··
2025 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2025 18:29
Okumayı söktüğüm günden bu yana okuduğum en kötü şey olabilir. Kitabı,üyesi olduğum kitap kulübü toplantısında mekanın sahibi önermişti ve maalesef bu şekilde okumaya karar verdik. Eleştirmeye nereden başlasam ne anlatsam yetersiz kalır. İlk başta Tezer Özlü havası verse de, sayfalar ilerledikçe okuması işkence haline gelen; cümlelerin birbirinden bağımsız şekilde birbirini izlediği, öznesi ile yüklemi farklı kişileri kullanan bir değişik kitap (kitap demeye dilim varmıyor). Ayrıca 1000kitaptaki puanına baktıkça şaşırıyorum. Kitabı yaklaşık 100 sayfa kadar okuduktan sonra, insanlar ne yazmış hakkında diye merak edip girdim baktım. Öyle yorumlar var ki, 100 sayfa başka kitabı okudum herhalde dedim ve devam ettim. 120-150-180 derken yok, kitap bitti ama hala burada yapılan yorumların %1 ini çıkaramıyorum. Yani illa birşey okuyacaksınız ve bulunduğunuz evde sadece bu kitap varsa; duvar takvimini elinize alın ve sayfaların arkasını okuyun. Emin olun çok daha fazla beğeneceksiniz. Son olarak; sevmediğiniz insanlara alabileceğiniz muazzam bir kitap, kendisine verin ve arkanıza yaslanın. Bu kitap bir bordo bereli gibi görevini yapacaktır.
1000Kitap
MalinaIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2025905 okunma

Yazar Hakkında

Ingeborg BachmannYazar · 11 kitap
Ingeborg Bachmann 20. yüzyılın en önemli Avusturyalı kadın yazarlarındandır. Avusturya’nın Klagenfurt kentinde doğdu. 1945-1950 yılları arasında Innsbruck, Graz ve Viyana Üniversitelerinde felsefe, psikoloji ve Alman filolojisi okudu. Çalışmalarında özellikle Heidegger ve Wittgenstein üzerinde yoğunlaştı. Heidegger’in varoluşçuluk felsefesi üzerine yazdığı tezle doktorasını verdi. İlk şiirleri 1948/49 yıllarında yayımlandı. 1959/60 yıllarında doçent unvanıyla Frankfurt Üniversitesi’nde şiir konulu dersler verdi. 1964’te Georg Büchner Ödülü’nü aldı. Aralarında Fransa, İngiltere, İtalya ve A.B.D.’nin de bulunduğu pek çok ülkeye yolculuk etti. 1965’ten itibaren Roma’da yaşamaya başladı. 1973’te çıktığı Polonya yolculuğunda Auschwitz ve Birkenau toplama kamplarını gördü. Aynı yıl Roma’daki evinde çıkan yangında ağır yaralanarak hayatını kaybetti.