Kitapsever dostlarımın bayıla bayıla okuduğunu görünce çok merak ederek başladım kitaba.Artık heryerde, anasayfamda bu kitabı görüyordum,okumak farz olmuştu.Sevgili okurlar,çoğunuzun kitabı okuduğunu düşünerek spoiler vermemde bir sakınca olmadığını düşünmekle birlikte,hiç okumamışlarında yorumumla karşılaşağı düşüncesiyle, dikkatli yazacağım yorumumu.Martin,halkın içinden gelen,gramer kurallarını kullanmadan,geliyom,gidiyom'lu konuşan bir genç.Ayrıca karakterimiz alabildiğine cömert,yakışıklı ve zeki.Martin,birgün Ruth adında burjuva sınıfından bir ailenin kızına ilgi duymaya başlar,ilgi diyorum çünkü bu gerçekten ilgi,aşk olsaydı sonuna kadar peşinden gidebilir,dünyaları yakabilirdi,ha yapmadı mı,sende canım,okumadın mı o kadar çabasını? diyeceksiniz.Evet,Martin,kızın sosyal sınıfına ulaşabilmek için aklına koyduğu her hedefi tek tek gerçekleştirdi.Helal olsun diyorum.Bir insandaki hırs,kavuşma arzusu,hayal gerçekleştirme ihtirası herkeste böyle olmalı belkide.Martin,o seviyeye gelebilmek için kızla güzel bir yuva planı yaparken o yolda mahvoluyor,heba oluyor,ölümün eşiğine geliyor.Fakat merak ediyorum bu kadar uzatmaya gerek var mıydı bu kitabı?Tadında bırakıp fazla ayrıntıya girilmeseydi benden tam puan alabilirdi.Ben Brisseden ile tanıştıktan sonrasında,kitabı yokuş aşağı okur gibi bir çırpıda okudum ama oraya gelene kadar ne çektim...Şimdi gelelim ilk baştaki "ilgi" meselesine:Martin ilk kez karşısında bu kadar güzel bir varlığı görünce ilgi duymuş,etrafında daha önce konuştuğu hiçbir kadından bu kadar hoşlanmamıştı,bu farklıydı ama bu aşk değildi.Ben öyle düşünüyorum. Çünkü aşk sonsuza kadar sürer.Vakit geçince soğumazsın,hissizleşmezsin.Fakat Martin,soğuduğunu ve hissizleştiğini söylüyor.Kitabın sonundaki şu cümleler bunu kanıtlar nitelikte:"Onu gerçekten