1000Kitap Logosu
Mecburiyet
Mecburiyet
Mecburiyet

Mecburiyet

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.2
9,9bin Kişi
33bin
Okunma
8bin
Beğeni
112bin
Gösterim
64 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 1 sa. 49 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Bilgi Yayınevi · 13 Temmuz 2018 · Karton kapak · 9789752207707
Diğer baskılar
Stefan Zweig’ın Mecburiyet adlı pasifist kısa anlatısı otobiyografik öğeler barındırıyor. Zweig askerlik görevini yerine getirmeyi reddedip 1918 yılında Avusturya’nın izniyle İsviçre’ye gitmiş, 9 Marttan itibaren bir yıl boyunca Zürih Gölü tepelerindeki Rüschlikon köyünde, Hotel Belvoir’da yaşamıştı. Genç ressam Ferdinand da Birinci Dünya Savaşı sırasında Zürih Gölü tepelerindeki bir köyde, içinde, kendine ait bir atölyenin de olduğu bir evde derin fakat yanıltıcı bir huzurla yaşamaktadır. Ancak savaş peşini bırakmaz, birliğe katılma emri onu sığındığı ülkede de bulur. Karısı Paula bu emre itaat etmek zorunda olmadığına, özgür bir ülkede yaşayan özgür bir insan olduğuna onu ikna etmeye çalışır. Ferdinand’ın Fransa’ya karşı bu savaşta bir piyon olmasını istememektedir.
7 mağazanın 106 ürününün ortalama fiyatı: ₺6,57
Kitabı Dinlebi İle Hemen Dinle
1 sa. 33 dk.
8.2
10 üzerinden
9,9bin Puan · 1627 İnceleme
oku.yorum
Mecburiyet'i inceledi.
56 syf.
·
10/10 puan
Stefan Zweıg Mecburiyet kitabında , karısıyla özgürlük uğruna kendi ülkesi olan Avusturya'dan İsviçre'ye kaçmış ünlü bir ressamın, devlet ve otorite karşısındaki çaresizliğini anlatıyor. Kitabın kahramanı olan Ferdinand, resmi bir daireden aldığı mektupla askerlik hizmeti için yeniden çağrılır. Özgürlük isteği ve barışçıl yapısından kararsız kalır. Kendi için doğru olanın ne olduğuna karar verecek ve kendisi için en doğru olanı hayata geçirecektir. Kitaptaki kalacağı ikilemlerden bazıları ise; gitmek-kalmak, korkmak- cesur olmak, esir olmak- özgür olmak...Bu ikilemlerden Hamlet'in olmak ya da olmamak monoloğunu hatırlayacaksınız. Kitabın sonunda kendisi için en doğru olanı yapıyor. Ben her zamanki gibi Zweıg'ın bu kitabını da keyifle okudum.
Mecburiyet
8.2/10
· 33bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
41
Sena
Mecburiyet'i inceledi.
72 syf.
·
8/10 puan
Mecburiyet
İnsan bir amaç uğruna kendinden vazgeçebilir, fakat başkalarının çılgınca fikirleri uğruna değil." | Mecburiyet, Stefan Zweig 8/10 "Artık her şey bitmişti, biliyordu. Bu trene binecek, üç dakika sonra, yani iki kilometre gittikten sonra köprüye varmış olacak, köprüyü de geçtikten sonra her şey bitmiş olacaktı." - Stefan'ın bu eseri "Korku" kitabından sonra en beğendiğim kitaplarından biri oldu diyebilirim. Çerezlik bir kitap. Bir günde rahatlıkla bitirebilirsiniz. Okurken "Mecburiyet" kelimesini tam manası ile idrak edeceksiniz, buna eminim. Ferdinanda gelen bir "mecburiyet" mektubu ile başlıyor öykü. Bu mektup mecburi bir görev çağrısı. Peki Ferdinand kendini, eşini, hayatını hiçe sayıp gelen bu çağrı ile göreve gidecek mi? Buna mecbur mu? Cevabını okuyunca öğreneceksiniz
Mecburiyet
8.2/10
· 33bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
180
Ruꪑꫀꪗડꪖ
Mecburiyet'i inceledi.
50 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Kitap sanki beynimde iki kısımdan oluşuyomuş gibiydi. İlk kısımları tamamen kendi hayatım, son kısımlarsa yazarın hayatı. İkisi de ayrı etkiledi. Ama şuan hiç bi şey anlatamadım. Baştan alıyorum. Şavaş ve psikoloji üzerine bi kitaptı. Ama kitaba nasıl baktığımıza göre değişir. Ben mecazen baktım. Kendi hayatımı ele alarak baktım. Ve cidden cok şey öğrendim: "Ben istemiyorum ki..." "Bunu yeterince göstermiyorsun ama. Dahası sen artık hiçbir şey istemiyorsun. Senin yerine başkaları istiyor. Sen nefret ettiğin bir şeye teslim oluyorsun ve bunun için kendi hayatını feda ediyorsun. Hayatını feda edeceksen neden inandığın bir şey için etmiyorsun?" Sorgulatan bi kitaptı. İyi geldi. Teşekkürler Ferdinand. :)
Mecburiyet
8.2/10
· 33bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
33
Oğuz Aktürk
Mecburiyet'i inceledi.
56 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Savaş mecburiyeti vs. aşk mecburiyeti
YouTube kitap kanalımda Mecburiyet kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: youtu.be/a3ctaLux8B4 Mecburiyet : Zorunluluk, yükümlülük anlamlarına gelen bir kelime. Peki bu kelime bizi neden bu kadar etkisi altına almak zorunda? Bir şeylere gerçekten de mecbur muyuz? Kitabın kapağındaki adamın o kaçınılmaz görevini yapması gerçekten de onun için kaçınılmaz bir yükümlülük mü? Kabul edelim veya etmeyelim, hayatlarımızın şu anki işleyişine karar veren bazı kurumlar, adamlar, eserler ve yasalar var. Evraksız adım bile atamadığımız şu dünyada hayatımıza karar veren çeşitli daktilolar, bilgisayarlar ve kanunlar sayesinde yaşayabiliyoruz. Çünkü bizi buna mecbur hale getirdiler. İşin ironik yönü ise, bu sistemi oluşturanın da sistemi isteyenin de yine ta kendimiz olması... Sistemin işlemesi için paralarımızı döken biziz, vergilerimizi hiç şikayet etmeden veren biziz, vatani görevlerimiz uğruna ezilen, hayatları biten, ardında onlarca insan bırakanlar tam olarak da biziz işte. Bunun için de o hayatlarımız için karar veren daktilolarda kafamıza kafamıza vurulmasını çok iyi hak ediyoruz! Neden savaşmayı bu kadar çekici buluyoruz? Etrafımızda, önümüzde, arkamızda, sağımızda ve solumuzda -yani kısacası her tarafımızda- sayısızca nimet ve sonsuzca güzellik, mutluluk, üzülmeye mecbur olmadığımız şu her şey var iken neden kan dökmeyi ve savaşmayı, para ve rütbe uğruna birbirimizi kırmayı yeğliyoruz? Milletlerin yıllardır cevap aradığı sevginin ve manevi dünyanın gücünün savaş ve diğer her türlü iğrenç şeye karşı savaşında sorduğu sorularda insanların bu güzelliklere karşı gerçekten de fazlasıyla kör olması yatıyor olabilir mi? İnsan yalnız yüreğiyle gerçekten görebiliyorsa neden gözlerimizi zevklendirmek uğruna savaş ve bunun türevleri olan şiddet unsurlarını arzuluyoruz biz insanoğlu? Kocaman bir arenaya dönmüş şu evrende dünyamızla neden bu arenanın içerisinde çeşitli "dış mihraklar ve üst akıllar" tarafından bir top gibi oynanıyor? Hadi tamam, sevgiye, mutluluğa, çocukların oynayışına karşı yüzümüzü çeviriyoruz ama bu dünyadaki kötülüğün esas sahiplerinin halimize güldüğünü görecek kadar da kör müyüz be? Yoksa bizim yerimize karar veren insanların kahkahalarını duymakta zorlanıyor muyuz bu arenada hayat mücadelemizi vermek uğruna kovalayanların sonucunda gözeneklerimizi ve hayat gayelerimizi tıkayan terler yüzünden? Neden kurşunlar ve sevgi arasında kararsız kalmış ve bunun sonucunda ikiye ayrılmak zorunda kalmış hayatlar yaşıyoruz ki? Buna mecbur değiliz. Mesela Stefan Zweig Mecburiyet kitabını yazmış, onu okusanıza. Bakalım kurşunlar mı kazanıyor, yoksa sevgi mi!
Mecburiyet
8.2/10
· 33bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
28
346