Milli Savaş Hikayeleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.467
Gösterim
Adı:
Milli Savaş Hikayeleri
Baskı tarihi:
1981
Sayfa sayısı:
181
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Birikim Yayınları
Baskılar:
Milli Savaş Hikayeleri
Milli Savaş Hikayeleri
188 syf.
·15 günde·Beğendi·7/10 puan
Yakup Kadri Karaosmanoğlu 1947'de yayımlanan bu kitabında Kurtuluş Savaşı sırasında Meclis görevi ile gittiği Anadolu şehirlerden insan manzaralarını bir gazeteci üslubuyla sunmuş. Bu yazıların bir kısmı da Ankara Hükümeti kurulmadan önceki döneme ait. Bu dönemde gazetelerde siyasi yazılar yasaklanınca Yakup Kadri sıkıntıları öykü diliyle anlatmayı seçmiş ve uzun süre bu yazıları İstanbul Hükümeti'nin gözünden kaçmış.

Hikayeler savaşın, açlığın, yoksulluğun, umutsuzluğun bir panaroması; arka tarafta verilen tüm siyasi savaşlardan bağımsız olarak bu vatan evlatlarının, bizlerin büyük anne/babalarının ne sıkıntılar çektiğini, nasıl savunmasız kaldığını ve nasıl ihmal edildiğinin de bir göstergesi. Zannım o ki, tüm bunların içinde en zor kabul edileni ve affedilmeyeni, uzun yıllar yaşanan bu acıların, kendini kurtarma gayretinde olan İstanbul Yönetimi tarafından gözardı edilmesi, umursanmama hissi.

Bu arada Yakup Kadri'nin dili basit, akıcı. Döneminde Mustafa Kemal'in sofrasında yer bulan, nabza göre şerbet verebilen, ayarı kaçırdığında da "zoraki diplomat" olarak ülke dışında görevlendirilen Yakup Kadri'nin edebiyat çevrelerinde pek sevildiği söylenemez. Nitekim Melih Cevdet Anday Fethi Naci'ye yazdığı bir mektupta kendisini şöyle tanımlamış:
"O adam, "roman"ın ne olduğunu hiçbir zaman anlayamamıştır. Birçok yazarımız gibi, o da sözüm ona yüksek fikirlerini birtakım uydurma ve yaşamayan tiplere söyletmekten başka ne yaptı? Yakup Kadri'den olsa olsa bir röportaj yazarı olur; hem de, kötü bir röportaj yazarı.”

Nazım Hikmet ile de tarihe geçen atışmaları var ki, detayını belki sonra ayrı bir yazıda özetlerim; ama Nazım'ın dizelerinin son kısmını şuraya bırakayım:

...
Behey!
Kara maça bey!
Halka ahmak diyen sensin.
Halkın soyulmuş derisinden
sırtına frak giyen sensin.
Yala bal tutan beş parmağını
beş çürük muz gibi,
homurdanarak dolaş besili bir domuz gibi.
Meydan senin...
mi dersin?
Hata edersin,
bizde o göz var mı baksana!!
Ben içirmek için sana
kendi kara kanını
bir ateş çemberle çevirdim dört yanını!
Sağa git
yok geçit,
sola git yok,
ileri
geri
yok.
Kıvır kuyruk kalemini kalbine sok
bir akrep gibi intihar et...

Velhasıl Yakup Kadri siyasetin çok içinde, neyi ne zaman söylemesi gerektiğini iyi bilen bir gazeteci. Öykü dili basit, ama sürükleyici. Cumhuriyet Döneminde safları sıkıştırmak gibi bir misyon edinmiş, bu yüzden kimi zaman çok da eleştirilmiş -özellikle "Yaban" romanında anlattığı halkı aslında tanımadığı, Anadolu halkı arasında hiç yaşamadığı, "geçerken gördükleri"nden masa başında "Cumhuriyet öncesi cahil ve yoksul bırakılan mazlum halk" hikayesi oluşturduğuna dair-. Bunu bilerek okumakta fayda var. Ama o dönem ortamını hissedebilmemiz ve erken Cumhuriyet dönemine ilişkin bilgi edinebilmemiz için de çok önemli ve değerli bir kaynak...
188 syf.
·Puan vermedi
Kısa hikayeler halinde savaş yıllarındaki ülkemizin durumu, sefaleti, mücadelesi yitirdikleri güzel bir kalemle anlatılmış. İyi bir gözlemci Yakup Kadri yaşanılan tarihe tanıklık ediyorsunuz.
188 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Eğer yakın tarihin Anadolu’sunu Anadolunun acılarını,hüzünlerini,mutluluklarını tatmak istiyorsanız bu konuda okuyabileceğiniz en iyi yazarlardan birisidir Yakup Kadri. Yakup Kadri Anadolu köylüsünün dilini ve hissettiklerini kendi dilinden anlatan eşsiz bir yazardır. Bu eserindeyse Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemde Anadolu’daki savaş hikayelerini konu alıyor.Bazı kitap ve yazarlar insanda geç kalınmışlık hissi yaratır, şahsım adına, Yakup Kadriyi her okuduğum da bu geç kalınmışlık hissini yaşıyorum.
164 syf.
·2 günde·6/10 puan
Kurtuluş Savaşı'nın en zorlu günlerinde Ankara'ya çağrılır. Kurtuluş hareketini görmek ve lideriyle görüşme fırsatını bulur. Kurtuluş Savaşı gözlemleri üzerinden bazı hikayeler olduğu gibi bazıları ise kurgusuna eklemeler yapılarak aktarılmıştır. Anadolu işgali ve bu işgaldeki vahşetin hikayeleri yer alır. Bugün Yunan keşke işgal etseydi diyenlere 1920 den seslenmiştir.
Mustafa Kemal Paşa demiş ki: " Hazırım, hepsini denize dökeceğim..."
Anadolulu olmak ne demek hatırlamak gerekir. Kanla sulanmış bir coğrafya üzerinde 1920 den bugüne uzanan o vahşetin çığlığını duymak gerekir.
188 syf.
·9/10 puan
İzmir işgaline bizzat şahit olan İmam,Ceviz ve Bir Türkün Rum kadınıyla münasebeti hikayeleri insanı derinden sarsıyor.
Kitapta yer alan Küçük Neron ve Güvercin hikayesi, "keşke Yunan kazansaydı" diyenlerin suratlarına çarpılacak hikayelerden bazıları.
188 syf.
·10/10 puan
Milletimiz acılarını, kayıplarını, arada kalmışlığını yansıtan bir eser. Her parçada nefesinizin daralacağı, ' bugünlere gelmek için neler çekmiş atalarımız' diyorsunuz. En acı yanı bu olayların yaşanmış olması ve bugün biz onlara ne kadar laik olabiliyoruz bu işte.
188 syf.
·1 günde·7/10 puan
Milli mücadele döneminde yaşanılan olayları anlatan ve bunu çok yalın bir dille hikaye haline getirilen bir kitap.
Milli mücadele döneminin önemini bir kez daha anlıyorsunuz. Herkesin bunun bilincinde olması gerektiğini hikayelerle yineliyor.
Bunun bilincinde olmak ise hikayeleri okurken daha bir keyfiniz yerine geliyor diyebilirim.
Kitap okuma sayısını artırmak için değil de gerçekten o dönemde neler olmuş bunu öğrenmek ve bunu önemini anlamak için okursanız vaktinizin boşa gitmeyeceğinden emin olabilirsiniz.
188 syf.
·4 günde·Beğendi·6/10 puan
Milli savaş döneminde halkın bulunduğu durum her hikâyeden belli oluyor.
Oldukça zor dönemlerden geçmişiz.
Fakirlik, kıtlık, eziyet vs..
Anlıyorum ki Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.
188 syf.
·Beğendi·6/10 puan
Okunması çok zordu ve okuduğuma iyi ki demediğim kitaplar boşuna okumuşum hissi yarattığı için ve ben de bu kitabı da üzülerek o kısma yerleştirdiğim için üzgün sayılabilirim. Dili ağırdı ve hikaye okumayı sevmeme rağmen aralarından sıyrılıp da ''bu hikaye cidden iyiymiş'' bile diyebileceğim bir tane bile hikaye yoktu.
164 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Anadolu insanının işgal karşısındaki mahzun ama mağrur duruşu. Milli mücadelemizi tarih kitaplarından değil, bu küçük hikayelerden tanıyın, idrak edin derim. Okuyun ve bir millet küllerinden - gerçek manada küllerinden- nasıl doğmuş yazarın tecrübeleriyle şahit olun.
188 syf.
·7/10 puan
Hasret, özlem, yokluk, açlık, hayal kırıklığı ve şikayet gibi ruh hallerinin toplandığı müthiş öyküler. Yakup Kadri savaşın yanı sıra mütareke dönemi İstanbul’un ruh halini de çok iyi anlatmış.
"Madem ki aydınlığın ne olduğunu bilmiyorum; madem ki ne günü, ne geceyi, ne çiçekleri, ne renkleri gördüm; onların hasretini nasıl çekerim?"
"Güzelmiş, çirkinmiş, gençmiş, ihtiyarmış, zengin veya fakirmiş, bana ne? Lâzım gelir ki etrafımda dolaşanlardan hiçbirine benzemesin."
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Sayfa 141 - Genç bir kızın mektubu.
"Felâket, meşakkatle, zahmet ve elemle o kadar haşır neşir olmuşuz ki, açlık ve susuzluk gibi şeyler bizi artık korkutmuyor..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Milli Savaş Hikayeleri
Baskı tarihi:
1981
Sayfa sayısı:
181
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Birikim Yayınları
Baskılar:
Milli Savaş Hikayeleri
Milli Savaş Hikayeleri

Kitabı okuyanlar 286 okur

  • FİLİZ ERDEM

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0