Mişkatü'l-Envar/Nurlar Feneri

·
Okunma
·
Beğeni
·
636
Gösterim
Adı:
Mişkatü'l-Envar/Nurlar Feneri
Baskı tarihi:
1 Mart 2016
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055657406
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bedir Yayınları
Baskılar:
Mişkatu
Mişkâtü
Mişkatü
Mişkâtu
İmam-ı Gazali, İslam ilim tarihinin en mümtaz simalarındandır. Ölümünden sekiz asır geçmiş olmasına rağmen eserleri ve düşünceleri müslümanların her sınıfı arasında bütün tazeleği ve canlılığı ile hala yaşamaktadır.
Mişkatü'l-Envar, o günlerden bize armağan kalan nadide bir çiçek, nefis bir meyvedir. Nasip alabilenlere ne mutlu.
72 syf.
Zayıf olanlar hakikati kelimelerde arar diyerek anlattıklarının yaşanması ile anlaşılacağına dikkati çeken İmamı Gazali Hzleri rehber olarak ortaya bir eser sunmuştur.Son sayfaları özellikle beni benden aldı. Okunması gereken bir eser.

Ey akıl âleminde itikâf eden (duran) kimse, aklın da ötesinde, akla görünmeyen şeylerin göründüğü bir makam olması uzak bir şey değildir.Nasıl insanlardan bir kısmının buna istidadı vardır ki bu bir nevi idrâktir.Bir kısmı da bu hususiyetten mahrumdur. Hattâ onlara göre ölçülü namelerin top gürültüsünden fark yoktur. Bak, diğer bâzılarnda da bu zevk o
kadar kuvvetlidir ki müzik ve şarkılarda kimi üzen,
kimi elendiren, kimi uyutan, kimi ağlatan, kimi
çıldırtan, öldürten, bayıltan çeşitli destanlar meydana getirirler. Bu tesirler ancak bu zevkin aslına
sahip olanlarda görülür. Yoksa bu zevkin inceliğinden, mahrum kimse, ötekiler gibi sesi işitir ama bu
izler kendisinde zayıf olduğundan, vecde gelen, mest
olan zevk sahiplerine hayret eder. Bütün zevk sahipleri bu zevki ona anlatmak için bir araya gelseler, imkân yok anlatamazlar. Bu, meseleyi kolay
anlayasın diye verilmiş alelâde bir misaldir
96 syf.
Gazali, 11. yüzyılda yaşamış bir İslam alimidir. Görüşlerinin hatalı yönlerinin fazla olduğunu düşünüyorum. Bu kitabı yazmasının amacı, bir öğrencisinin "Allah, göklerin ve yeryüzünün nurudur (Nur:35)" ayeti ve "Allah'ın nur ve zulmetten yetmiş perdesi vardır; şayet onları açacak olsaydı vechinin azameti O'na bakan herkesi yakardı" hadisinin anlamlarını sorması üzerine cevap vermektir. Bunu açıklamak için, ışık çeşitleri olarak adlandırdığı bir sınıflandırma yapar. Fakat bu sınıflandırma, fizikte bilinen ışık ile "yüzüne nur inmiş" gibi edebi söylemlerdeki ışığı birbirine denk sayarak tanımlandırmaya çalışıyor. Dolayısıyla işin içinden çıkıp da bir teori ortaya koyamıyor. Bu edebi söylemlere yoğunlaşmaktansa, biraz bilime kafa yorsaydı belki de Newton'dan 700 yıl önce ünlü "Optik" kitabını yazabilirdi diye düşünmeden duramıyor insan. Dini yönü de kadük kalmış bence. Merak edenler kitaba bakabilir fakat size bir katkısı olacağını sanmıyorum.
96 syf.
Tarihin kaydettiği en büyük İslam âlimlerinden biri hiç şüphesiz imamı Gazalidir Selçukluların son döneminde yaşayan Gazali geride bıraktığı yüzlerce eser ile gerek İslam aleminde gerekse insanlık aleminde çok derin izler bıraktı ve bırakmaya devam ediyor çok iyi bir kelamcı derin bir felsefeci önce bir mantıkçım mücte hit bir fıktıkçı mümtaz bir tasavvufçuydu İslam âlimlerince kendisine hüccet ül İslam yani İslam’ın delili denildi her asırda bir müceddidin geleceğini bildiren hadisten hareketle yaşadığı asrın müceddidi olarak kabul edildi
96 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
allah goklerin ve yerin nurudur ayetinin tefsirini teferruatiyla aciklayan tasavvufi bir eser.tasavvufla ilgilenenlerin begenisini kazanacagini dusunuyorum
96 syf.
·Puan vermedi
Nır suresi 24 üzere telif edilmiş bir hikmeti eser
İmam gazalinin yaklaşım tarzını ve ayetten çokarılabilecek manaları teferruatıyla anlatıyor
Arifler hakikatin semasına uruçtan sonra-vücutta Vahid ve Hak olan Allah’tan başkasını görmedikleri hususunda ittifak ettiler.Lakin bazısında bu hal “ilmi bir marifet” olarak gerçekleşti..Bunlardan kesret bütünü ile kalktı, akılları buna tam kanaat getirdi.Mazhar olunan bu halde, kendilerinden geçtiler..Kendilerinde Allah’tan başkasını zikre mecal kalmadı.Hatta kendilerini unuttular.Akılları başlarından gidecek şekilde (manen) sarhoş oldular..Onlardan biri “En e’l Hak” dedi.Bir başkası “Kendimi tenzih ederim, şanım ne yüce!” dedi. Bir başkası ise, “Cübbemde Allah’tan başkası yok” dedi. Sekr halinde söylenen sözlerden mazurdurlar. Ancak bu velilerin sarhoşlukları geçip akıl sultanı kendilerine geri geldiğinde bunun gerçekte bir ittihat olmayıp bir nevi ilhad olduğunu anladılar.. Bu sözlerinden tövbe istiğfar ettiler..
Bazen bir kişi aynaya bakar fakat aynayı asla göremez. Görmüş olduğu sureti ayna zan eder.. Kadehte şarabı görür, şarabı kadeh zanneder. Sonra şöyle der: “Kadeh inceldi şarap süzüldü.Birbirlerine benzediler iş karıştı.Sanki şarap var kadeh yok. Ya da kadeh var şarap yok”
Şüphesiz “ şarap kadehtir” demekle; “ sanki kadehtir” demek arasında fark var..Bu hal tasavvufta fena halidir..Çünkü şahıs nefsinden ve kendinden vazgeçmiş ve kendinin farkında değildir. Hatta farkında olmadığının da farkında değildir. Böyle bir sekerat halinde söylenen sözler şeriatte yasak ise de hakikatte gerçektir..Ancak bu muhatabına aittir.. Yoksa Hallaç-ı Mansur fena halinde “Ene’l Hak” dediği için halk nazarında kafir ilan edilip derisi yüzülerek infaz edilmiştir.. Evliyaullah sekr halinin geçmesi ile bu halde söyledikleri sözlerden yine Allah’a tövbe etmişlerdir..
Kesret çokluk, Vahdet birlik demektir. Tevhidin özüne varamayanlar şu alemde çok farklı şeyler görürler. Tevhidin özünü yakalamış Evliyaullah ise kesretten vahdete ulaşırlar.Bütün rakamların Bir’in görüntüsü olması gibi; herşey aslında yüz küsür elementin görüntüsüdür. Bu elementler ise başlangıçta hidrojen gibi basit bir asla rica etmek mümkündür..Keza, yedi renk süratle çevrilse beyaz renk görülür.Yedi renk kesret, beyaz renk vahdettir. Onun gibi bütün ilahi sıfatlar Cenab-ı Hakkın zatında müttehittir.Kesrette vahdeti yakalayan kimseler için “ dışı Sahay-ı Kesrette (Çokluk sahrasında), içi Umman-ı Vahdette (Vahdet deryasında) tabiri kullanılır. Ya da Halk içinde Hakla beraber denilir. Bu sebeple her gördüğümüz zatı bu kafirdir diye tekfir etmemeliyiz..Allah’ın o mümin kulun kalbini nasıl istila ettiğini bilemeyiz..Allah bir kulunu sevdimi o kulun görüne gözü, tutan eli okurum diyor.Bu da hadis-i kutsidir.. Yine kainata doğmam mümin kulumun kalbine sığarım diyen de Cenab-i Haktır. Bu nedenle tasavvuf ilminde olan ve nice nice insanlar şifa olmuş, tövbe etmelerine vesile olmuş Allah dostlarını üç beş vehhabinin ya da kuran müslümancısı kütüklerin sözüne aldanıp tekfir etmeyin.. O evliyalar akılları başlarında iken şeriate sımsıkı yapışmışlar ve sözlerinden tövbe istiğfar etmişlerdir. Ancak cezbe ve sekerat halinde söyledikleri sözlerden mazurdurlar.. Bunun ehli sünnet itikadına en ufak bir aykırılığı da yoktur.. Düşünelim, Mevlanalar, Yunus Emreler, Gavsu Geylaniler, Ahmet Rufailer (Allah onlardan razı olsun) bu hallerin hepsini yaşamışlardır ancak islam ümmetine hem ilimleri hem nasihatleri ile nice büyük miraslar bırakmışlardır.
Allah dostu evliyalar ve alimler, Peygamberimiz (Sav) in mirasçıları ve beni israiloğullarının peygamberleri mertebesindedir..bunlar hadisler ile haber verilmiştir vesselam. Bizler Allah’a dua edelim.. Yarabbi bizlere gerçekten gerçek manada dost kullarını karşımıza çökse omlarım hayır dualarını almayı nasip et bizlere de tövbe yolunu göster. Amin..
Kâfirler şu adama benzerler ki: Karanlık bir denizin içerisindedir. Onu bir dalga sarmıştır. Onun üstünden de bir dalga, onun üstünden de bir bulut... Birbiri üstüne yığılmış karanlıklar.
Zuhurunun şiddetinden dolayı halktan gizlenen, nûrunun parlaklığından dolayı onlardan perdelenen Allah' ı, tesbih ve tenzih ederim.
İkinci mertebe hayalî ruh­tur. Duyuların getirdiklerini bu ruh kaydeder, za­manında kendi fevkinde olan aklî ruha sunmak üzere saklar. Bu ruh, henüz gelişmesinin başlangıcı olan çocukta yoktur. Bundan ötürü çocuk, gördüğü şeyi almak ister, ama o şey yanından götürülünce unutur ve onu almak için bağırıp çağırmaz. Biraz büyüyünceve kadar bu hal böyle devam eder. Nihayet bir dereceye kadar bu hal böyle devam eder, nihayet bir dereceye gelir ki gördüğü şey yanından götürülünce ağlar, o şeyin şekli hayalinde mahfuz kaldığı için onun yanında kalmasını arzu eder.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mişkatü'l-Envar/Nurlar Feneri
Baskı tarihi:
1 Mart 2016
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055657406
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bedir Yayınları
Baskılar:
Mişkatu
Mişkâtü
Mişkatü
Mişkâtu
İmam-ı Gazali, İslam ilim tarihinin en mümtaz simalarındandır. Ölümünden sekiz asır geçmiş olmasına rağmen eserleri ve düşünceleri müslümanların her sınıfı arasında bütün tazeleği ve canlılığı ile hala yaşamaktadır.
Mişkatü'l-Envar, o günlerden bize armağan kalan nadide bir çiçek, nefis bir meyvedir. Nasip alabilenlere ne mutlu.

Kitabı okuyanlar 43 okur

  • Alper
  • Sümeya Samıkıran
  • Esra Öztürk
  • Yunus Özdemir.
  • ayse
  • Ramazan YILMAZ
  • Abdullah .

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.2 (2)
9
%0
8
%9.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0