Adı:
Moby Dick / Beyaz Balina
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
736
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753638968
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Moby Dick
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Moby Dick / Beyaz Balina
Moby Dick
Moby Dick
Moby Dick
Moby Dick
"Pequod adlı bir balina gemisinin son yolculuğunu, balinaların nasıl avlandıklarını, geminin sonunda nasıl battığını anlatan Moby Dick, ilk bakışta denizlerde geçen bir serüven romanı sayılabilir. Ne var ki insan Moby Dick'i okudukça, okuduklarını düşündükçe, kitabın derinliğini, gerçek anlamını sezmeye başlar. Bu derinliği, bu gerçek anlamı sezmeyenler ise, balina avıyla ilgili, heyecanlı bir öykü olarak, gene de Moby Dick'in pekâlâ keyfini çıkarabilirler."

Mîna Urgan böyle tanımlıyor Beyaz Balina'nın romanını.
"Zaman zaman çıkardığı o garip seslere burnundan konuşma dersiniz, balinayı horlamş olursunuz. Hem balinanın söyleyecek nesi olabilir? Ben, derinliği olan hiçbir varlık görmedim ki, bu dünyaya söyleyecek söz kekelemek zorunda kalır, olsa olsa. Ne mutlu ona ki, dünya duyuverir sesini."

Melville'nin sesini geç de olsa duymuştur dünya: Düzyazı biçiminde yazdığı bu şiirde, ironi, mitoloji ve gerçekçiliğin iç içe geçtiği bu romanında, denizi, gemicileri, balinaları ve tabii bu arada tutkuların tutsağı olan insan ruhunu anlatıyor.
> Bundan yıllar evvel, ben küçükken bulunduğumuz ilçeye haftanın belli günleri gelen gezici kütüphaneye üye olmaya karar verdikten sonra, okul öğretmenim Nevin hocamın da tavsiyesi ile dünya klasiklerinden birisi olan Moby Dick’i okumaya karar verdim. Devrimci Yunan filozof: Herakleitos, “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” sözüyle, bir nehrin devamlı harekette olduğu ve değiştiği için aynı suda yıkanmanın tekrarının imkânsız olduğunu ifade etmiştir. Fakat bazı yazarların kaleme almış oldukları kitapları vardır ki, bu güzel eserler her daim aynı tatta kalırlar, ama buna karşın bizler dur duraksız değişir ve gelişiriz. Zamanında bu gibi kitapları okumak ve sonrasında bir tekrar geçmek, benim zaman içerisinde nasıl değiştiğimi ve neden değişime ihtiyaç duyduğumu anlamama daha da yardımcı oluyor. Bence dünya klasikleri, her evin kitaplığında olması ve gerçekten okunması gerekenlerden diye düşünüyorum.

> Ben şahsen bazı klasiklerin çok daha iyi yıllandıklarını keşfettim ve bir klasik eserin klasik kalabilmesi için birçok edebi güzelliği üzerinde barındırdığını unutmamak gerektiği düşüncesindeyim. Bu eserler ki, her dönemde geçerli olan fikri derinlik ile birlikte, biz okurlara özgün mesaj sunabilmektedirler. Bizlere, o dönemin medeniyetinin geniş temsil gücünü ve ruhunu yansıtırlar. Bu klasiklerin: yenilikçi olmaları, evrenselliği onaylamaları, edebiyatın en iyisi olmaları, her dönem sadık ve sıkı takipçilerinin olması, en yaygın görülenlerde bulunan belli başlı özelliklerdir. Bu gibi eserlerde sıklıkla rastlanan bir diğer husus ise, onların zamana karşı direnebilmeleri ve emsalsiz eserler olmalarıdır. Klasik eserler, biz okurlara bir sanat eseri olarak edebiyatın tüm inceliklerini aktarırken, yazarın kalemi aracılığı ile bizleri hayal dünyasında en ileri noktaya taşırlar. Klasiklerin hem biriktirici hem de kendilerine has olmaları, neredeyse her okuyanı tarafından onaylanmaktadır. Bununla birlikte, okunduğu her zaman diliminde geçerli olan değer üretme gibi bir kavrama sahiptirler. Ve hatta bu sebeptendir ki, eserde bulunan karakterler ile bütünleşen okurlar ve taklitçiler bile yaratabilirler. Bu gibi eserlerin okur edebiyat dünyasında bıraktıkları etkiler yüzyıllarca sürebilir ve dünya klasiklerinin medeniyete birçok şey kattıkları kesin ve kaçınılmazdır.

> Kitapların gerçekten kitap gibi koktuğu bir dönemde, benden önce birçok kişinin elinden geçmiş olan Moby Dick romanını almanın heyecanı vardı bende. O zamanlar siyah beyaz televizyonumuz, radyomuz vardı, ama Ankara gibi bir merkezde bile soğuk yağışlı günlerde elektrik kesilmesi sık yaşandığı için gaz lambasız ve sobasız hiç olmazdı evlerimiz. İşte o zamanın gelişmişliği ile o günün Türkiye’sini düşünün ve elinizde tuttuğunuz, size bambaşka bir dünyayı aralayacak türde romanı hayal ediniz. Romanın kapağını çevirdim ve ben romanı okudukça, o beni daha da cüretkâr davet etti maceranın içine. İşte o andan itibaren kaptan Ahab ve Moby Dick'le inanılmaz maceralı bir deniz seyahatine çıkma cesaretini buldum kendimde. O zamanlar şimdiki gibi bir kitaplığım olamadığı için, hep yatağımda, yastığımın altında saklardım romanı ve soğuk kış akşamlarında, sıcak sobanın yanarken vermiş olduğu o eşsiz çıtırdama eşliğinde okuma çok iyi gelirdi bana. O günlerde kitap her şeyden öncelikli olmuştu benim için. Ah keşke bir de ben görebilsem ve dokunabilseydim o güzel beyaz balinaya! Ben Moby Dick'ten hoşlandım ve eğer bugüne değin okumadılarsa, burada okumak düşüncesinde olan çoğu okur arkadaşıma tavsiye ederim.

> Melville, kitabın belli bir bölümüne kadar balina avcılığının büyüleyici, eğlenceli ve ilgi çekici hikâyesini sunuyor biz okurlara. Yazarın kalemi ile hayal gücü bu konuda çok iyi ve o gün için geleceği parlak bir düzyazıya sahip. Kitap belki bazılarınız için arada sabrınızı yoklayabilir, ama biraz dayanabilirseniz, sonrasında sizi daha geniş ve ezoterik düşkünlük çevrelerine davet ediyor. Hadi buyurun, şimdi bir buçuk asır geriye bir yolculuk yapalım ve literatürün o zamana dair eleştiri dünyasında, yazarın kitabında konu olan macerasını, düşüncelerinin aktarımını ve kaleminin ustalığına birlikte bakalım!


GELELİM KİTABIMIZ MOBY DICK’E;

“Ahab için, yeryüzündeki tüm kötü güçler, ete kemiğe bürünmüştü Beyaz Balina’da. Bu kötü güçler sanki Ahab’ı kemirdikçe kemirmiş, yüreğinin ve ciğerinin yarısını yemiş bitirmişti.”

> Kitap, bir anlamda, çoğunluğunu balinaların, balina avcılığının ve denizcilik kültürünün çeşitli yönleri hakkında ansiklopedi benzeri girişler yapıyor. Kendisini denizlere adamış olan Kaptan Ahab’ın, Moby Dick ile hiçte güzel olamayan bir anısı ve o anıdan kendisine kalan yarası vardır. Bu hoş olmayan anının Kaptan Ahab’a bir diğer mirası da, kendisinin sindiremediği, bir hayvana yenilmişlik duygusudur. İntikam hırsı ile yanıp tutuşan Ahab, ucu bucağı olmayan okyanuslarda beyaz balinanın peşine düşmeyi ve öç almayı kendisine amaç edinmiştir. Sefere ve ava birlikte çıkacakları mürettebatını Peqoud adlı gemisine toplayan Kaptan Ahab, ilk ava çıktıklarında, onu öldürmeden huzura eremeyeceği düşmanına karşı olan amacını takımına anlatır ve uzun bir sefere yelken basarlar. Hedefledikleri yere ilerlerken türlü zorluklar ile karşı karşıya kalan mürettebat arasında bu balina ile ilgili şehir efsaneleri de söz konusudur. Zorlu şartlar altında yapmış oldukları bu uzun yolculuğun artık sonuna gelinmiştir ve Moby Dick ile karşılaşmaları artık an meselesidir. İntikam hırsı ile hareket eden Kaptan Ahab’ın gözü hırstan iyice dönmüştür. Günler sürecek olan zorlu bir av artık çok uzakta değildir ve bizi de bu maceranın içine çekecektir.

“Denizin dört bir yanında görülen yamyamlığı bir kez daha düşünün. Düşünün ki, tüm yaratıklar birbirlerini yerler, dünya kurulalı beri birbirleriyle savaşıp dururlar. Bütün bunları düşünün; sonra bu yeşil, tatlı ve çok uslu toprağa bir bakın. Her ikisini de, karayı da denizi de şöyle bir düşünün. Kendi benliğinizle bu iki şey arasında garip bir benzerlik sezmiyor musunuz acaba?”

> Aslında, yazarın ilk kaleme aldığı yıllarda çok dikkat çekmeyen bu romanımız daha sonra, yirminci yüzyılda popüler oldu. Bu kitaba olan ilgi arttıkça, birçok dilde çevirisi yapılarak yayımlandı ve sonrasında da beyaz perdeye aktarılarak sinemaya uyarlandı. Kitap, 1851 yılında Londra’da neşredilmiştir ve kitaba dair hikâye, bu geminin mürettebatından olan ve bir tesadüf eseri sefere dâhil olan denizci İsmail’in ağzından aktarılmıştır.

“Bana İsmail deyin. Birkaç sene önce — kesin olarak kaç sene olduğunun önemi yok — parasızken ve karada ilgimi çekecek hiç bir şey kalmamışken, biraz denize açılıp dünyanın suyla kaplı kısımlarını görmek istedim…’’

> Kitabın incelemesini bugünün şartları gereği tekrar ele aldığım için kitap ve konu içeriği hakkında kişisel olarak şunu ifade edebilirim ki; yazarın burada kalemi aracılığı ile biz insanlara doğanın gücünü aktarım isteği gerçekten çok yerindedir. Hıncına yenik düşerek ve doğada yaşayan diğer canlılar üzerinde mutlak hâkimiyet kurma hevesine kapılan insanlığın kaçınılmaz mağlubiyet karşısında gelmiş olduğu psikolojik noktanın bir anlamda cinnette vardığını ya da ölümle ile karşı karşıya kalmasını işler kitap. Benim açımdan, kitapta başrolü paylaşan diğer temel kahramanımız ise birçok türünden daha farklı olan güçlü beyaz bir balinadır. Sırtından fışkırttığı suyu yükseklere gönderebilen ve bir anda derinlere kaybolup, dikey bir şekilde son sürat yüzeye çıkarak önünde ne varsa darmadağın edebilen bir güç abidesidir. Burada, roman boyunca adı geçen kahramanımız Moby Dick’in de, en az Kaptan Ahab kadar psikolojik sınırının eşiğine gelmiş tehlikeli bir canlı olarak algılanması ihtimal dışı değildir. Kitaba bu anlamda odaklandığımızda, ‘Moby Dick’in bir macera romanı olmadığını, aksine bizlere psikolojik anlamda ders verecek nitelikte bir roman olduğunu anlıyoruz!

“Gözle görülen şeyler mukavvadan maskeler gibidir. Ama her olan biten şeyde, her canlı işte, her su götürmez olayda, bilinen her şeyin içinde, bilinmez bir akıl vardır. Bu akıl, kendi damgasını vurur o akılsız mukavva maskeye. Eğer insan vuracaksa, o maskeye vurmalı. Mahpus, zindandan kaçabilir mi duvarı delmeden?”

> Bugün Pazar ve ben benim ufaklık Mert elverdiğince sizin için bu incelemeyi hazırlamaya çalıştım. Arada olası yazım hatalarım olduysa artık kusuruma bakmayın lütfen. Neyse, ben birazda yarıda kalan kitabıma devam edeyim ve merak etmeyin, ona da bir inceleme yakında gelir.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ Adem YEŞİL ~
Moby Dick'in ismini duymayan yoktur belki de. Çocukken okuduğumuz o minik ufak kitaplar arasında kapağında 'balina' resmi olan kitap Moby Dick idi, değil mi? Sizi bilmem ama ben bu eseri küçükken okuduysam bile şu anda anımsayamıyorum. Moby Dick kimilerine göre bir serüven romanı. Kimilerine göre de bir deliliğin, takıntının diğer bir adı. Ishmael adlı bir gemici aktarıyor bizlere her şeyi. Ishmael, sayfalar ilerledikçe anlatımı öylesine 'sahipleniyor' ki yazarla bütünleşir hale geliyor. Zaten bu eserin yazarının da hayatının bir kısmının denizlerde geçmiş olmasına bakarsak, bu sahiplenme anormal bir durum değil. Burada ince bir nokta da var: Melville bu sahiplenmeyi Ishmael'e bir anda yaptırmıyor tabii ki, bu süreç öyle yavaş ve uyumlu oluyor ki sizler bile bunun farkında varmıyorsunuz kitabın sonuna dek. Hatta romanın gidişatına göre Ishmael geri planda kalmaya başlıyor. Bir nevi onu merak etmek yerine algınız başka noktalara kayıyor.

Ishmael, serüven arayan bir genç. Denizlerden daha güzel bir serüven var mıdır sorarım sizlere. O açık denize çıkmak, aylarca dönmemek, kendinizle ve dalgalarla baş başa kalmak... Kulağınızda uğuldayan rüzgar kimi zaman dağlarda uğuldayan rüzgarlardan daha tatlı gelir denizde. O mavi çarşaf bakanları içine çeker. Ishmael diğerlerinden daha çok serüven yaşanan balina gemilerinde karar kılıyor ve atlıyor bir gemiye, yanında handa tanıştığı yerli arkadaşı Queenqueq ile birlikte. O dönemlerde balina avı için sefere çıkan gemiler bir hayli fazlaydı. Balina yağı, ampul gibi alternatif ışık kaynaklarının olmadığı, sokak lambalarının bile içinde mum olduğu dönemlerde mumun ham maddesi olarak kullanılıyordu. Dolayısıyla ekonomik anlamda bir hayli önem arz ediyordu. Işık insanlık için her zaman ilk ihtiyaçlardan biri olmuştur, her dönem için bu böyle. Fakat çağımızda belki de bu değişti, ışıklardan bıkar hale geldik. Karanlığa kaçar olduk, dışarıdaki ışıklar içimizi daha da kararttı yalnızca. Konumuzdan sapmadan incelemeye devam edelim.

Yazdığım incelemelerde kitabın içeriğine çok fazla dalmak istemem, çünkü eseri okuyacak olanlar arasında bundan rahatsızlık duyacaklar da olabilir. Fakat şimdi incelemenin gidişatı açısından bazı şeylere girmem gerekiyor. Pequod isimli gemimizin kaptanı Ahab'dan birazcık bahsetmek istiyorum. Çünkü Moby Dick'in en can alıcı, ayırıcı noktası burası işte; eseri bir serüven romanından ayırıp bir analiz romanı yapan nokta. Kaptan Ahab yıllar önce denizciler tarafından neredeyse efsanevi olarak tanımlanan 'o balina' ile 'savaşmış' biridir. Bu 'savaş' Ahab'a pahalıya mal olmuştur; bacağını kaybetmiştir Ahab. Yıllar yılı takma bir bacakla hayatını sürdürmeye çalışan Ahab, Moby Dick'e düşman kesilmiştir. Her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki, Ahab aslında normal bir insandır, ta ki bacağını kaybettiği o lanetli güne kadar. Hiçbir insan doğuştan ruh hastası olamaz bana göre, kalıtsal olmadıkça.

Ahab bir delidir. Bunu kendi de kabul eder. Çünkü içinde deliliğe varan bir kin dolup taşımaktadır Beyaz Balina'ya karşı. Bunun tek nedeni kaybettiği bacağı değildir. Ahab, dünyada kendine göre 'kötü' olarak tanımlayabileceği ne varsa hepsini Beyaz Balina'ya yüklenmiştir. Öyle ki, Ahab bir canidir belki de; amacı uğrunda yoluna ne çıkarsa feda etmeye hazırdır. Gerek tayfaları, gerekse de kendi. Ahab'ın gözünde o balina bir deniz canavarından ayrı olarak tüm evrendeki kötülüğün bir timsalidir. Kitapta da bahsedildiği gibi Ahab maddi manevi tüm acılarını balinadan ayrı düşünemez hale gelmiştir. Kimi anlarda çılgınlık nöbetleri yaşayan Ahab her kötü şeyi Beyaz Balina ile özdeşleştirmiş, onu 'düşmansallaştırmıştır'. Bacağı ilk koptuğu sıralarda Ahab'ı yatağına sıkı sıkı bağlamak zorunda kalırlar, onun maddi anlamda diyebileceğimiz çılgınlığı ilk başlarda o denli şiddetlidir. O lanetli sefer bitinceye dek yatağında bağlı kalan Ahab o anlarda ne yaşadı, nasıl yoğun duygular içerisinde idi bunu öğrenmeyi çok isterdim.

Ahab daha sonraları hayatını 'normalleştirmeye' çalışmak adına evlenmiş ve bir de çocuğu olmuştur. Ama içini kemiren o takıntı onu için için bitirecektir. Ahab çılgınlık nöbetlerinde hayatta olan çoğu şeye karşı bir meydan okuma faaliyeti içinde bulunuyor. Gemideki ölçüm aletlerine bile kin duyup, onları kırıp parçaladığı, ona yol gösteren güneşi bile aşağılayıp kendi kendine söylendiği bile olmuştur. Çünkü Ahab'ın çılgınlığı kadar gururu da aşırıdır. Ölçüm aletlerini parçalayarak bilime bile muhtaç olmamak ister. İçindeki kin olağanüstü derecelerde olduğu için kendini üstün görmesi de şaşılacak bir durum değildir bana göre. Dolayısıyla yalnız bir insandır Ahab. Ne birine muhtaç olmak ister ne de çevresinde insanların olmasını.

Kitabın kimi yerlerinde kendi inandığı Tanrı'ya dahi kafa tutan Ahab'ı şöyle tanımlar Melville: Tanrısız, Tanrı gibi bir adam. Fakat her yalnız insan gibi Ahab'ın da kırılgan olduğu bir an gelir; ikinci kaptanla yalvarırcasına bir konuşma içerisine girer. Sanki Ahab, kendinin böyle olduğunu kabullenemiyor, kendini asıl Ahab olarak göremiyordur. Böylesine 'sert' bir kaptan betimlemesinden sonra o konuşmayı okumak bana değişik duygular hissettirdi. Kendinin ne denli yalnız olduğunun farkında olan Ahab, kendini şöyle tanımlar: Aydınlığa çıkan bir karanlık gibi. Dikkat ediniz, bu denizciliğin veya deniz seferlerinin getirmiş olduğu bir yalnızlık değildir. Ahab yaşadıkları dolayısıyla yalnızlığa mahkum gibidir. Onu delirten bu kin elbette ki yalnızlığa da mahkum edecektir.

Takıntı konusunun bu denli iyi işlendiği bir başka eser varsa o da W.Golding'in Kule adlı eseridir. Fakat Moby Dick bana göre biraz daha öne çıkıyor bu konuda. Öyle ki, Ahab öylesine kalıcı bir etki bırakıyor ki içinizde, şahsen ben onu bir daha unutamayacağım. Ama Ahab'a da hak vermiyor değilim. Bir düşünün; sizi en çok sinirlendiren herhangi bir şeyi her dakika azalmaksızın yaşadığınızı düşünün. Çünkü insan psikolojisinde sinir dediğimiz şey genellikle geçicidir, Ahab bunu geçici olmaksızın her dakika yaşıyor. Bu durumda delirmek belki de normal bir durum haline gelir. Zaten Ahab'ın kendisi yine kendi hakkında şöyle der: "Ben deliliğin delirmiş biçimiyim."

Ahab Moby Dick'i buluyor mu, Pequod nasıl serüvenler yaşıyor bunlar da okuyacak olanlara sürpriz olsun. Fakat Ahab hakkında üzülmüyor değilim; onun o halde olması beni üzdü açıkçası. Ahab gibi insanlar her daim ilgimi çekmiş, onları anlamaya çabalamışımdır. Bu yönden Ahab ilgimi fazlasıyla çekti. Benim için unutulmaz bir karakter oldu. Bunların dışında Moby Dick'in serüven dolu olan yanlarını zaten saymadım bile. Pequod sefere çıkarken siz bile heyecanlanıyorsunuz. Düşünsenize, aylar belki de yıllar sürecek bir sefere çıkıyor bir gemi, siz de içindesiniz. Zaten bir yazar, yazdıklarını hissettirebildiği ölçüde iyidir. Melville de sizi öyle bir yere götürüyor ki, gemiye dıştan bakan bir insan değil, geminin; Pequod'un içinde bir tayfa oluyorsunuz. Ahab'ın yaşadıklarına bizzat şahit oluyor, o Pasifik rüzgarlarını içinizde hissediyorsunuz.

Biraz da yayınevinden bahsetmek istiyorum. Yapı Kredi Yayınları işini gerçekten çok iyi yapıyor. Önsözlere verdiği önem olsun, kitap hakkında yazılan kimi yazıları da yayımlanması kalitesini artırıyor. Ayrıca okuyacaklara tavsiyem kimi kısaltılmış versiyonlarını değil, bizzat bu kitabı okumalarıdır. Sanıyorsam eserin en uzun, ayrıntılı çevrilmiş hali Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan bu kitaptır. Sizler de Kaptan Ahab ile tanışmak, serüvenlere atılan bir tayfa olmak istiyorsanız eğer Moby Dick'i bir an önce okumalısınız. Moby Dick yalnızca bir serüven romanı değil, psikolojik tahlilleri ve deliliğin tasvirini içeren bir incelemedir.
Okuduğum ilk romanlardandır bu kitap. Çok genç yaşlarda babamın kitaplığından alıp kalınlığına aldırış etmeden beğenerek okumuştum. Delilik sınırında mücadele veren Kaptan Ahap ve görkemli Beyaz Balina arasında geçen kaçma, kovalama kapışmacası. Kaptan Ahap'ın denizle, Beyaz Balinayla ve müreddebat ile verdiği savaşı büyük bir heyecanla okumuştum, hala hatırlıyorum. Bu muazzam eseri mutlaka okuyun derim.
Dünya üzerinde her çeşit kötülüğün vücut bulduğu Moby Dick' i öldürme tutkusuyla, ona kiniyle delirmiş Kaptan Ahab'ın, umutsuz savaşının yenilgiyle biten destanı bu kitap.

Balina ve balinacılık üzerine yazılmış en kapsamlı roman olmasının yanı sıra insanın tutkularının ölümcül dahi olsa insanı nasıl sürüklediğinin kanıtıdır.
İntikamını alamayan adamın hikayesidir bu. tıpkı iyi kötü ve çirkin'deki gibi çirkin'i öldürmeye gelen apaçinin kaderi gibi. insan doğasının sebepsiz yere kötülük etme ve doğanın dengesine karşı gelmesi işlenir işte kitapta. romanın girişinde "balina" kelimesini google'da araştırır gibi, romanın yazıldığı güne kadar balinalar üzerine yazılmış ve balinaların lafının geçtiği bütün romanların ve kutsal kitapların taramasını çıkarır melville. bence en güzel tarafı metinlerarası kitaplara faydasıdır. picasso'nun dediği gibi "sanatçı taklit etmez, çalar." pequod'taki tayfanın huzursuzluğu ve ahab'ın tayfasını senatoda konuşan bir konsül gibi ikna etmesi de harikadır. ama insan ister istemez diyor, ne istiyordun yani kendi halinde yaşayan bir balinadan.
Ister destan türünün son örneği olarak ister bir edebiyat klasiği olarak okuyun oldukça ilham verici ve insana dair bir hikaye. Olağanüstü akıcı ve bir o kadar da gerçekçi kurgulanmış bir kitap. Oldukça detaylı ve bilgi dolu olmasına rağmen oldukça somut ve gerçek karakterler yaratabilmiş bir eser. Kelimenin sözlük anlamıyla klasik bir eser...
kaybettiği bacağının intikamını dev beyaz bir balinadan almak isteyen Kaptan Ahab’ın tutku dolu hikayesi.En iyi yazılmış romanlardan kabul edilir..Yazarın kendisi de denizcidir ondan ötürü hiç bir ayrıntıyı atlamamış, bir bakıma denizciliğin el kitabı, yeri gelir balinalar ve avcılığıyla ilgili en ufak detaylara ulasırsınız.Moby dick kaptan ahap için kötülüğün simgesidir.Kötülükle hayatı pahasına mücadele eder.Bu hırsın onu yok edip etmeyeceğini romanın sonuna kadar merak edersiniz.kaptan ahab'ın tutkusu öyle yüce,büyüktür ki hayatınızı sorgulamanıza sebep olur.böyle bir tutkuyla yaşamak ister miydim, yaşasaydım buna dayanabılır mıydım dersınız ıcten ıce.Ve insan bu kadar kararlılığı mücadelesine yansıtırken hiç mi yorulmaz ve vazgeçmeyi düşünmez diye kendınıze cok kere soracaksınız.
Bir çocuğa okumayı sevdiren o kitap. Benim hayatmdaki yeri çok farklı olan bir roman. Çocukluk yıllarında annemin rastgele kırtasiyeden aldığı bi kitap insanın hayatını bukadar m değiştirir :) tabi ozamanlar okuduğu çocuk versiyonu baya ince bir haliydi. Sonrada bu halini okudum. Gerçekten inanılmaz bir roman. Baska bir romanı bundan fazla sevebileceğimi düşünmüyorum. Queequeg, Captain Ahab inanılmaz karakterler ve karakterlerin altında yatan başka anlamlar ve o büyük beyaz balina Moby Dick.. Eğer okumadıysanız bir an önce okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki çok uzun soluklu bir okuma oldu benim için.
Ama kitabın baskı kalitesi, kağıt türü ayrı bi güzellik kattı okuyuşuma. O yüzden Kazım Taşkent serisini çok sevdim..
Dünyada her türlü kötülüğün başkahramanı insanlar olduğu müddetçe ne alınan intikamlar bitecek ne de artan ölümler akan kanlar.. Sırf yağı için öldürülen balinaların haddi hesabı yok. Su an balina avı yasak ama yillar öncesinde ne katliamlar yapmışlar.. Işte bu avlardan birinde Moby Dick adlı beyaz bir balina Kaptan Ahab'in bacağını kapıyor. Ve asıl hikaye bundan sonra başlıyor. Kaybettiği bacağın intikamını almaya çalışan Kaptan Ahab'ın bitmek bilmeyen tutkusunun intikamının hastalık derecesine nasıl dönüştüğüne şahit oluyorsunuz sayfalar ilerledikçe. Kaptan Ahab'in tutkusu öyle yüce ki insan okurken kendi hayatını sorguya çekmeden geçemiyor. Acaba ben olsaydım ne yapardım diye düşündürüyor.
Bu arada balinalarla ilgili o kadar ayrıntı okudum ki Kaptan Ahab'ı unutup acaba ben güney ve kuzey balinalarının otobiyografisini mi okuyorum dedim..🤪 O kadar ayrintili bilgi zaman zaman sıkılmama sebep olsa da balinaları merak etmekten kendimi alamadım ve keşke bende balinaları görebilsem dedim. Balinaların bu kadar ayrıntılı anlatan başka da bir kitap yoktur herhalde ve bu yönüyle de Moby Dicke bir macera romanı gözüyle bakmakta yanlış olacaktır.
Ben genel itibariyle kitabi severek okudum o yüzden bundan sonra okumak isteyene de rahatlıkla tavsiye ederim..
İngilizce hikaye kitabı olan bir eserdir. İngilizce öğrenmeye başladığım ilk zamanlarda bir sahaftan iki liraya falan almıştım ve hala kütüphanemde duran bir kitaptır. İngilizce öğrenmeye başlayan herkesin sanırım ilk çevirdiği kitaplardan biri bu kitaptır.
Kitap Kaptan Ahab’ın beyaz balinaya duyduğu kini ve nefreti ile birlikte onu avlayabilmek ve öcünü alabilmek için hayatını hiçe sayarak açık denizlerde, okyanuslarda peşine düşmesini ve karşılaştıklarında nasıl bir mücadele içine girdiklerini anlatan güzel bir eser olmuş. Kitap çok akıcı bir dille yazılmış ve sürükleyici olmuş. Okumaya başlar başlamaz sizde o tayfayla birlikte balina avına çıkıyorsunuz resmen.
Hayatını denizlerde geçiren Kaptan Ahab, bacağını Moby Dick adlı beyaz balinaya kaptırır ve sakat kalır. Ancak yaşadığı sakatlıktan ziyade, Ahab’ın ağrına giden ve sindiremediği şey, yenilmişliktir. Yaşlı denizcinin gözünü hırs bürümüştür artık. Uçsuz bucaksız okyanusları gezerek Moby Dick’I bulma, avlama ve öldürme isteğiyle yanıp tutuşmaktadır. Peqoud adlı gemiyle okyanusa açılan Kaptan Ahab, mürettabatına yaptığı ilk konuşmada amacını açıklar. Moby Dick, onun için artık bütün kötülüklerin timsalidir ve onu öldürmeden evvel hiçbir isteğini yerine getirmeyi düşünmemektedir. Böylece gemi uzun bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk boyunca birçok olay yaşanır, beyaz balina hakkında efsaneler anlatılır. Mürettebat, kaptanın bu hırsına anlam verememekle birlikte balina avına devam eder. Derken, hedefledikleri yere gelirler. Haftalardır yaptıkları yolculuğun sonuna gelmişlerdir artık, Moby Dick’I görürler. Kaptan Ahab’ın hırstan gözü iyice dönmüş bir şekilde, üç günden fazla bir süre boyunca balinayı avlamaya çalışırlar. Derken av biter, gemi okyanusun soğuk sularına gömülür. Tüm mürettebattan ancak bir kişi kurtulur.

Mürettebata son anda, tesadüfen dahil olan denizci Ishmael’in ağzından anlatılan hikaye, ilk kez 1851 yılında Londra’da basıldı. İlk yayımlandığı dönemde sadece 3000 adet satmasına rağmen, yirminci yüzyılda büyük ün kazanan roman, birçok dile çevrildi, hakkında incelemeler yazıldı ve defalarca sinemeya uyarlandı.

Önsözlerden pek hoşlanmasam da, Moby Dick’in simgesel pek çok öğe taşıdığını göz önünde bulundurarak, Mina Urgan’ın yazsını oldukça yerinde ve uygun buldum. Okuyucuya, elindeki romanın sadece bir macerayı anlatmadığından, alt katmanlarında birçok mesaj ve metafor bulunduğundan bahsederek, daha geniş bir açıdan bakmasına, dikkatini vereceği noktalara işaret ederken, okuyucunun hikayeye daha çok hakim olması için de onu hazırlıyor, bence. Bu anlamda bakıldığında ‘Moby Dick’, asla sadece bir macera romanı değil!
Bir adam başkasını bol bol güldürebiliyorsa, bilin ki, sandığınızdan çok daha fazla bir şeyler olabilir o adamda.
Ah! Eskiden, doğan güneş beni coşturur, batan güneş dinlendirirdi. Geçti o günler. O güzel ışık aydınlatmıyor artık beni.
İnan bana, sefere güleryüzlü kötü bir kaptanla çıkmaktansa, asık yüzlü iyi bir kaptanla çıkmak daha hayırlıdır.
Bu balinacılık işinde ölüm vardır. İnsan, kaşla göz arasında, ne oldum demeye vakit bulamadan, öteki dünyayı boylayıverir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Moby Dick / Beyaz Balina
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
736
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753638968
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Moby Dick
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Moby Dick / Beyaz Balina
Moby Dick
Moby Dick
Moby Dick
Moby Dick
"Pequod adlı bir balina gemisinin son yolculuğunu, balinaların nasıl avlandıklarını, geminin sonunda nasıl battığını anlatan Moby Dick, ilk bakışta denizlerde geçen bir serüven romanı sayılabilir. Ne var ki insan Moby Dick'i okudukça, okuduklarını düşündükçe, kitabın derinliğini, gerçek anlamını sezmeye başlar. Bu derinliği, bu gerçek anlamı sezmeyenler ise, balina avıyla ilgili, heyecanlı bir öykü olarak, gene de Moby Dick'in pekâlâ keyfini çıkarabilirler."

Mîna Urgan böyle tanımlıyor Beyaz Balina'nın romanını.
"Zaman zaman çıkardığı o garip seslere burnundan konuşma dersiniz, balinayı horlamş olursunuz. Hem balinanın söyleyecek nesi olabilir? Ben, derinliği olan hiçbir varlık görmedim ki, bu dünyaya söyleyecek söz kekelemek zorunda kalır, olsa olsa. Ne mutlu ona ki, dünya duyuverir sesini."

Melville'nin sesini geç de olsa duymuştur dünya: Düzyazı biçiminde yazdığı bu şiirde, ironi, mitoloji ve gerçekçiliğin iç içe geçtiği bu romanında, denizi, gemicileri, balinaları ve tabii bu arada tutkuların tutsağı olan insan ruhunu anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 755 okur

  • Gürcan Soysal
  • Ebru Tufan
  • Neşe
  • Maziden Mektup Var
  • Gülcan Bakırcıoğlu
  • Furkan Güreci
  • Roniya
  • Yağmur
  • moonlight97
  • Yılmaz Can Diler

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.9
14-17 Yaş
%5.6
18-24 Yaş
%24
25-34 Yaş
%28
35-44 Yaş
%21.1
45-54 Yaş
%13.2
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%2.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61
Erkek
%39

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (50)
9
%19.4 (34)
8
%18.9 (33)
7
%13.1 (23)
6
%6.3 (11)
5
%2.9 (5)
4
%0.6 (1)
3
%0.6 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları