Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Spoi içerir!
7/10
·192 syf.··
2022 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2022 13:20
Türk Edebiyatından konusu açısından okuduğum en garip kitaplardan biriydi. Ülkesi Fransa'da artık yaşayamayacağını anlayınca İstanbul'a mürebbiye olarak gelen Anjel, hayallerini gerçekleştirebilmek için kazandığı parayı yeterli olarak görmez ve zengin ev hanesine kendini sevdirmeye çalışır. Her kişi işin ayrı bir defter sayfası açarak evdeki erkekleri kendine aşık etmeye çalışır. Gitgide Anjel'in cilvelerine, bakışlarına dayanamayan ev halkında bulunan erkekler Anjel'e aşık olur. Artık bu durum kontrol edilemez hale gelir ve işler sarpa sarar. Benim için Hüseyin Rahmi'nin en sürükleyici ve en değişik konulu kitabı olabilir. Olay akışını Dehri baba biraz kesse bile okurken hem gülüp hem keyif alabileceğiniz bir kitap.
Edebiyat
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · AFAM (Akademi Fikir Analiz Merkezi) · 202011,2bin okunma
9/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2025 69. kitabı
Hüseyin Rahmi Gürpınar / Mürebbiye İnsan şartlarını değiştirse de zihniyetini değiştirmezse neyse odur. Gürpınar #Mürebbiye kitabıyla hayatını değiştirmek için bir fırsat yakalayan ama yine özüne dönen bir kadının yaşadıklarını ve yaşattıklarını anlatıyor. Fransa’da yaşayan Anjel, annesinden miras gibi aldığı fahişelikle yaşamını sürdürüyordu. Tüccar bir adamla beklenenden uzun süren ilişkisi sayesinde fırsat olarak gördüğü İstanbul’a onunla kısa bir süreliğine gelir. Aldatırken adama yakalanıp beş parasız kapı dışına atılır. Saygın bir Fransız ailesinin kapısını çalıp kendini namuslu ve mağdur olarak gösterir. Mürebbiyelik yapmak amacıyla geldiğini söyleyip bir hikaye uydurur. Ailenin yardımıyla, saygın ve zengin biri olan Dehri Efendi’nin çocuklarına eğitim vermek için mürebbiye olarak işe başlar. Hem daha fazla kazanır hem de eğlenirim düşüncesiyle mürebbiye olarak başladığı işinde evdeki tüm erkeklerin kalplerini kazanmayı hedefler. Aşkın insanları nasıl kör ettiğini ve nasıl birbirine düşürdüğünü anlatan trajikomik bir konusu var. Adamların saflığına mı ya da kadının şeytanlığına mı daha çok sinir olduğumu bilemiyorum. Konu Anjel gibi karakterler olunca finalde pek süpriz olmuyor. Yeşilçam tadında, akıcı ve güzel bir eserdi. Keyifli okumalar…
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
Baş Belası Mürebbiye
8/10
·164 syf.·
2026 14. kitabı
Mürebbiye, Türk yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1897 yılında yayımlanan romanı. Osmanlı’nın son dönemlerinde geçen romanda Batılılaşma çabalarının toplum üzerindeki etkisi görülüyor. Fransız bir hayat kadını olan Anjel, varlıklı bir ailenin yanında mürebbiye olarak çalışmaya başlar. Anjel, zamanla cazibesini kullanarak ailedeki tüm erkekleri baştan çıkarır ve birbirlerine düşürür. Kitap, dönemin toplumsal ve kültürel yapısını iyi resmetmiş. Güldürürken düşündüren bir anlatımı var. Keyifle okudum. Klasik Türk edebiyatını sevenlere tavsiye ederim. Mürebbiye Hüseyin Rahmi Gürpınar
Edebiyat
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2023 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2023 03:13
Mürebbiye, benim okuduğum ilk Hüseyin Rahmi eseri. Başlangıç kitabı olarak iyi bir seçim yaptığımı düşünüyorum. Dili çok akıcı, kurgusu çok sürükleydi. Neşeli kalemi, okuru kendisine bağlayan cinsten. Okurken bol bol kahkaha atacaksınız :) Eser, Mürebbiyemiz Anjel’in hayat hikayesiyle başlıyor. Gayrimeşru bir çocuk olan Anjel, annesinin yolundan giderek, kendi yurdunda (Fransa) fahişelik yaptığı sıralarda gebe kalıyor ve Fransa’da başlayan hikayesinin, Dehri Efendilerin konağına gidişindeki kırılma burada başlıyor. Sevgili Anjelimiz bin bir takla atarak Dehri efendi beylere kendisinin iyi bir ailede yetişmiş, namus timsali, iyi eğitimli bir genç kadın olduğuna ikna ediyor ve konakta iki küçük çocuğa eğitim vermek üzere hop diye mürebbiye oluveriyor. Fakat alışmışın kudurmuştan beter olduğunu bir kez daha bize kanıtlamak istercesine o da asla durmuyor ve konakta bulunan tüm erkekleri, konağa hanım olmak bolluk içinde yaşamak, eski hayatını yeniye taşımak arzusuyla gözüne kestiriyor ve hepsi birbiriyle akraba olan bu erkekleri hiç gocunmadan parmağında oynatıveriyor. Dehri efendi, konağın sahibi. Hepsine sözü geçiyor. Sanırsınız ki dünya iyisi, dünya bilgesi, ahlaksızlığa, terbiyesizliğe, cahilliğe asla tahammülü yok. Tavsiye üstüne tavsiye veriyor herkese. Fakat gelin görün ki, kim neyi çok konuşuyorsa, onda konuştuğu şeyin noksanlığına bakın demişler. Çok da iyi söylemişler. Varın gerisini siz okuyup öğrenin. Bu hikayenin sonu nereye varır ?
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
Yalı Çapkınları
10/10
·172 syf.··
2023 6. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2023 11:57
Âleme ahlak dersi vereyim derken ahlaksızlık bataklığına düşüp de tâ dibini boylayanlar da görülmemiş değildir. Gerçekten de eserimiz tam bir yalı çapkınlarından oluşuyor. Bir değil, iki değil, üç değil.... Acaba bu nereye kadar sürüp gidecek dedim? Kitabın diline gelecek olursak; Samimi, anlaşılır, sade bir dil ile karşımıza çıkıyor. Okurken bir solukta okunması, güldürmesi, düşündürmesi ayrıca kitabın içindeymiş gibi hissettirmesi de muazzam bir duygu. Filozofların , Avrupalı romancıların da iç içe olduğunu demeden geçmek istemiyorum. Bir bakıyoruz, felsefe ile uğraşırken, bir bakıyoruz tiyatroya geçiş yapıyoruz. Ayrıca okurken Fransızca kelimeleri de görüyoruz. Gelelim kitabımızın konusuna; Başkahramanımız herkesi kendi etrafında döndüren Matmazel Anjel. Aslında okurken kendisine kızamıyorum. Psikolojik analizini yaptığım zaman; yaptığı iş, yaşadığı hayat, annesinin kökeninden geliyor. Okuyanlar bir hayli demek istediğimi anlayacaklardır. Matmazel Anjel ne yazık ki Paris'te doğup, büyüdüğü, yetiştiği ortam hiç iyi bir yer değildi. Gayri meşru çocuklardan birisiydi. Annesinin hayat kadınlığını miras alıp onun yerine hayat kadınlığını üst seviyelere çıkarıp böyle bir hayatı yaşamakla başlıyor. Kaderin cilvesi ile bir gün İstanbul'a gelir. Yaşadığı hayata ara vermek kaydıyla kendini mürebbiye diye tanıtır ve o meşhur Yalının sahibi Dehri Efendi' nin çocuklarına öğretmen olarak yanlarına yerleşir. Ve maalesef kendine verdiği sözü tutamaz. Huylu huyundan vazgeçer mi ? Yalı da aşk üçgeni başlar. Dehri Beyin oğlu şemi, Amca Bey ve enişte Sabri Bey. Kısacası evin en büyüğünden en küçüğüne kadar kendisine bağlar. Matmazel öyle bir kurnaz bir oyun kurar ki ateşle oynamaya karar verir. Bundan da zevk alır. Zamanla aşk üçgeni ortaya çıkar ve ev ahalisi
Edebiyat
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
Murabiye
9/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2022 80. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2022 23:41
Biz insanlar ne kadar tuhaf, aciz ve sefil yaratıklarız. Milletimiz, ırkımız ne olursa olsun, bir ahlaksızlığı, yolsuzluğu, cahilliği ilk önce kınarız, ayıplarız ama kaderin cilvesi ki aynı şeyi döner dolaşır yine kendimiz de yaparız. Bunun dönemle alakası yok, okumakla alakası yok, asillikle alakası yok ve zenginlikle asla alakası yok. "Ağızla söylenen yalan ahlaksızlık sayılırken kalemle yazılanı hüner sayılmak, kitap şeklinde para ile satılmak, ileri medeniyetin yazarlara bağışladığı garip bir ayrıcalıktır." Sayfa 8 "Eğer ağlamakla ahlak düzeltmek mümkün olaydı dünyada çocuklardan uslu akıllı kimse bulunmazdı..." Sayfa 9 Hüseyin Rahmi Gürpınar bizlere bu romanında dönemin Fransız burjuvazisinin ve İstanbul asil sınıfının ruhsal ve ahlaksal olarak batağa nasıl saplanmış bulunduğunu yer yer trajik yer yer komik bir üslupla anlatıyor. Kadın erkek ilişkilerindeki sapkınlığı, aile kavramının giderek yok oluşunu, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri dönemin yerel dilini kullanarak o kadar çok güzel anlatıyor ki, insanlığımızın gülünecek hallerine kahrolduğum, üzülecek halimize de gülmekten katıldığım sahneler oldu. Betimlemeleri ile kurgusu ile adeta roman gözümün önünde yaşandı. Matmazel Anjel'in mürebbiyeliği kadar sahte bir oyundu belki hayat. Ve murebbiyenin para hırsı ile taclandirilan aşk üçgeni acınası halde gözler önüne serilir. Sevmek iptidasi denen şey safça masumca ve çıkarsızca olduğu zaman amacına ulaşır derler. Şemi, Anjel'in aşıklarından, aşkını belki de en saf en masum yaşayan ve hissedendi. Kambur amca bey ve enistelerinin bu denli sevda yoğunluğuna romanda çok fazla karşılaşmiyoruz. Fakat kör talih Şemiyi babası ile vuracak. " Gönül aşk sarayını yıkılmış görmektense bazı hakikatleri çiğnemekten çekinmez. " Sayfa 108 Türk Edebiyatı klasiklerinden
Roman
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
10/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 14:32
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın "Mürebbiye" romanı, en dikkat çekici toplumsal hiciv anlatılarından biridir. İlk kez 1899’da yayımlanan eser, Osmanlı’nın son dönemindeki Batılılaşma merakını, ahlaki çöküşü ve gösterişçi “alafrangalık” anlayışını oldukça sert, fakat mizahi bir dille eleştiriyor. Romanın ana karakteri Fransız mürebbiye Anjel. Dehri Efendi’nin konağına çocuklara eğitim vermesi için gelen bu kadın, kısa süre içinde evdeki erkeklerin zaaflarını keşfediyor. Böylece ronan, “yasak ilişki” hikâyesiyle eş zamanlı erkek egemen ikiyüzlülüğün, yozlaşmış aile yapısının ve körü körüne Batı hayranlığının eleştirisiyle ilerliyor. Hüseyin Rahmi Gürpınar, karakterleri günlük konuşma diliyle çok canlı biçimde kuruyor. Bu yüzden roman hem dönemin sosyal yapısını belgeleyen gerçekçi bir metin hem de keskin bir taşlama örneği olarak değerlendirilebilir. Özellikle konaktaki erkek karakterlerin zaafları üzerinden kurulan ironi, romanı bugün bile güncel hissettiriyor. Eser döneminde tartışma yaratmış ve bir süre yasaklanmıştır. Bunun nedeni, toplumun “ahlak” anlayışını doğrudan hedef alan cesur anlatımıdır.
1000Kitap
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
9/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2021 40. kitabı
Hüseyin Rahmi Bey'in akıcı , herkes tarafından anlaşılabilen dili ve ders verirken güldürmesi, samimiyeti beni sevindiriyor . Sanki karşım da oturmuş hikâyeyi onun ağzından dinliyor hissine kapılıyorum . Bu üslubu kullanırken de biz okuyucuları da bilgilendirmeyi ihmal etmiyor . Yazar birden fazla konu hakkında eleştirilerde bulunuyor . Özellikle batılılaşma ile birlikte Türkçe konuşulurken araya Fransızca sözcükler eklemeyi , batıdan gelenleri el üstünde tutup kendi ülkesindeki insanlara değer vermeyen insanları eleştiriyor . Günümüzde de bu eleştirisini haklı çıkaracak tonla örnek bulabiliriz . Anjel , yıllarca Fransa da hayat kadınlığı yaptıktan sonra İstanbul'da kendisini zengin bir ailenin yanına mürebbiye olarak aldırtır. Kurnaz ve sinsi olmakla birlikte oldukça da akıllı bir kadındır . İlk başlarda hayat kadınlığını bırakıp gerçektende bir öğretmen olmak istediğini düşünür fakat yazarında belirttiği gibi " alışmış kudurmuştan beterdir." Eve yerleştikten birkaç gün sonra evde yaşayan tüm erkekleri kendine hayran bırakmak için elinden geleni yapar . Ki amacına da ulaşır . Evin içinde trajikomik olayların ardı arkası kesilmez . Dehri Bey bitki bilimi başta olmak üzere pek çok bilim dalıyla uğraşır . ÇOğunlukla sert bir mizaç takınır . Herkes ondan korkar ve ona saygı duyar . Zamanının çoğunu bilime adamasına rağmen bir başkasından duyacağı yeni bir fikire asla tahammül edemez . Çünkü kendisinin hep en zeki ve bilgili kişi olarak görülmesini ister .Her insanda olan beğenilme isteği Dehri Bey'de biraz daha ön planda olup ondan daha az bilgili olan insanlara ilk fırsatta bilgisiyle aşağılamaktan hiç çekinmez. Fakat yine de Dehri Bey'in sohbetine katılmak hoş olurdu doğrusu . Dehri Bey'in oğlu Şemi'yi , Amca Bey'i ve de Dehri Bey'in damadını baştan çıkartan
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Anonim Yayınları · 201611,2bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2021 154. kitabı
Fransızcanın moda olduğu zamanlarda, zengin Osmanlı aileleri çocuklarına Fransızca öğretmeleri için eve mürebbiye alırlarmış. Dehri efendinin yalısına da Fransız bir kadın olan Anjel yerleşiyor. Çocuklara dil öğreten Anjel, meğersem Fransa'da parasını "hayat kadınlığı" yağarak kazanıyormuş. Zamanla yalıdaki erkekleri de baştan çıkaran Anjel, onları sırasıyla kendi odasına almaya başlıyor. Tabii onların hiçbirinin idare olunduğundan haberi yok. Ama herkesin evde bulunduğu bir akşam bu durumu adamlarla birlikte bütün ev ahalisi öğrenmiş oluyor. Bu olaydan sonra sakin yalı da karışmaya başlıyor. Romanda dönemin aile ve toplumun eleştirisi satirik bir şekilde kaleme alınmış. Akıcı ve keyifli
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2025 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2025 16:37
Kitapta, Batı kültürünü taklit etmeye çalışan Türk toplumunun çelişkileri ve bu çabaların yarattığı sosyal sorunlar, mizahi bir dille ele alınmıştır. Eser, bir Türk ailesine mürebbiye olarak giren Anjel’in etkisiyle yaşanan olayları merkeze alır. Anjel’in karakteri, hem çekiciliğiyle hem de manipülatif yönleriyle bir yandan aile üyelerini etkisi altına alırken, diğer yandan toplumun değer yargılarıyla çarpışır. Roman, Tanzimat sonrası Türk toplumundaki Batılılaşma hareketlerinin getirdiği kültürel yozlaşmayı gözler önüne sererken, bireylerin ahlaki ve toplumsal açmazlarını da sorgular. Gürpınar, detaylı karakter analizleri ve gerçekçi diyaloglarla, dönemin yaşam tarzına dair etkileyici bir portre çizer.
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma

Yazar Hakkında

Hüseyin Rahmi GürpınarYazar · 100 kitap
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı. 1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi. Edebiyat hayatı Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_R...