Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım

7,7/10  (280 Oy) · 
1.203 okunma  · 
229 beğeni  · 
4.515 gösterim
Günümüzün en çok okunan yazarlarından biri olan Paulo Coelho, bu romanında Tanrı'nın kadın yüzünü keşfediyor. Mucizevi bir güce sahip, kendini dine adamış bir erkek ve onun aşkını isteyen, bu aşkı Tanrı'yla bile paylaşmaya yanaşmayan bir kadın: Pilar. Güçlü, ayakları yere sağlam basan bir kadın olan Pilar, çocukluk yıllarında yakın arkadaş olduğu bir erkekle on bir yıl sonra karşılaşır, onun büyüsüne yeniden kapılır. Oysa genç adam onun duygularını paylaşsa da karar verememekte, arzularını özgür bırakamamaktadır. Birlikte çıktıkları bir yolculuk, Pilar'ın yüreğini değişik deneyimlere açar. Yaptıkları bu uzun yolculuk boyunca, kendi yazgılarının ardına düşen çift, bir çözüm bulabilecek midir? Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım, çok farklı bir tutkuyu anlatıyor.

(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2017
  • Sayfa Sayısı:
    208
  • ISBN:
    9789755100975
  • Orijinal Adı:
    Na Margem Do Rio Piedra Eu Sentei E Chorei
  • Çeviri:
    Aykut Derman
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Metin Pir ( Von Kleist ) 
20 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 9/10 puan

SAHİ SEVGİ NEYDİ ?
- Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti...

Pilar çocukluk aşkının peşinde ve çocukluk aşkı bir papaz adayı. Yıllar sonra tekrardan başlayan bir aşk serüveni.
Gerçekten de sevgi neydi ? Unutmak, unuturmuş gibi yapmak.
"Aşk kalıcıdır ; değişen yalnızca insanlardır " (sayfa 205 ).
Coelho' nun diliyle bir de bunları sorgulamak ayrı bir keyif verici. İnsanların aşklarının peşinden sürüklenebileceği, acı çekeceği ve aşkın o zaman kelime manasına ulaşabileceği gerçeği. İsmi itibariyle biraz soğukluk bıraksa da aşk kitaplarının bazı yazarların ellerinde ancak eğreti durmadığını farkettim.
Günümüz sevgilerinin de en büyük sorunu belki de. Zamana bırakmak. Oysa sevginin emek olduğunu da asla unutmamak gerek. Hayatın önümüze sürdüğü promosyonlu engellerin yine bizim irademizle aşılabileceğini bilmek.
Yarını değiştirmek istiyorsak sadece elbisemizin değil, ruhumuzun kollarını da sıvamanın gerekliliğini hissetmeliyiz.
Belki de mutluluk, bizleri kendi bahçesinde misafir ederken biz yine kaçabileceğimiz çitleri keşfe çıkıyoruzdur. Aslında bu bahçe bizim, bizim olamayacağına yürekten inandığımız kadar bizim. Bizim olamayacak kadar bizim.
Düş yorgunuyuzdur belki de ama şu sözü kitabının son cümlesine sığdıran adama kulak vermeliyiz.
" Git eşyalarını topla. DÜŞLER BOŞ OTURTMAZ İNSANI"
Çok severek okudum ve Coelho sevenlerin mutlaka okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap. İyi okumalar dilerim..
...Saygılarımla...