Geri Bildirim

Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum AğladımPaulo Coelho

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.154
Gösterim
Adı:
Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
208
ISBN:
9789755100975
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Na Margem Do Rio Piedra Eu Sentei E Chorei
Çeviri:
Aykut Derman
Yayınevi:
Can Yayınları
Günümüzün en çok okunan yazarlarından biri olan Paulo Coelho, bu romanında Tanrı'nın kadın yüzünü keşfediyor. Mucizevi bir güce sahip, kendini dine adamış bir erkek ve onun aşkını isteyen, bu aşkı Tanrı'yla bile paylaşmaya yanaşmayan bir kadın: Pilar. Güçlü, ayakları yere sağlam basan bir kadın olan Pilar, çocukluk yıllarında yakın arkadaş olduğu bir erkekle on bir yıl sonra karşılaşır, onun büyüsüne yeniden kapılır. Oysa genç adam onun duygularını paylaşsa da karar verememekte, arzularını özgür bırakamamaktadır. Birlikte çıktıkları bir yolculuk, Pilar'ın yüreğini değişik deneyimlere açar. Yaptıkları bu uzun yolculuk boyunca, kendi yazgılarının ardına düşen çift, bir çözüm bulabilecek midir? Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım, çok farklı bir tutkuyu anlatıyor.

(Tanıtım Bülteninden)
Piedra Irmağı... Efsaneye göre, bu ırmağın sularına düşen her şey, yapraklar böcekler, kuştüyleri, bunların hepsi ırmağın yatağında taşa dönüşürmüş... Bu tanımlamayla başlıyor kitap ve devam ediyor Ah! yüreğimi bağrımdan söküp, akıp giden sulara atabilmek için neler vermezdim..
Hepimizin gönül serüveninde, yüreğini bağrından söküp atmak istediği olmuştur. İşte Paulo Coelho, bu cümlede bahsettiğim hepimiz için o ırmağın ta kenarında bir hafta süren ama her saniyesini saatlermişçesine tariflediği hikayesini anlatıyor bize bu kitapta..
Bu kitap, bir kez okumakla evet anlaşılır amma velakin, bir kez okumakla da tam anlamıyla hissedilemez. Beyin idrak etse ne olur, kalp doyamadıktan sonra.. Hazan yüklü, kaygı dolu bir serüvenin, mutlu sonunu yaşıyoruz, kitabın son yaprağında.
Yalnızca gönül davası kazanmıyor kitaptaki aşıklar, aynı zamanda dini anlamda da bir mertebe kazanıyorlar. Evet inanıyorum dediğimiz Tanrı'ya, yalnızca sözde inandıklarını fark edip gerçekliğe dönüyorlar. Başka bir kitapta okusam, ruhani yükseliş konusunun işlenişi bana saçma gelebilirdi belki, çünkü şimdiye değin Yaradana yaklaşma temalı kitaplar bana hep bildik gelmiştir. Benim nazarımda, çok benzerler birbirlerine. Ama bu kitapta.. Bambaşka bir tatta, Piedra ırmağı suları gibi çağlayarak akıyor sayfalar ve üslup boğmuyor sizi, adeta Piedra ırmağının serin suları çarpıyor yüzünüze..
Kitabı okursanız fark edeceksiniz ki, hepimizin içinde bir Pilar (kitabın anlatıcı kahramanı) var ve her Pilar'ın gönlünde onu ezber yaşamından çekip alacak deli bir aşkı, umutsuzca bekleyen bir "öteki" var..
Okuyun dememe lüzum var mı ? Okuyun ama, fark etmek için okuyun.. Anlamak maksadından ziyade hissetmek maksadıyla okuyun derim. Yoksa okumanız size yalnızca vakit kaybı olacaktır.

Son olarak kitabın bende bıraktığı cümle...

Seven sevgisinin gerçekliği kadar sabrediyor, değeri kadar vazgeçiyor ve yazgısı kadar mutlu oluyor.
Hayat karmaşasında, Aşkla harmanlanmış kim olduğunu sorgulamanı, ne istediğinin üzerinde uzun uzun uzun düşünmene neden olacak ismi gibi kendi de güzel olan bir Coelho klasiği. Yani en azından benim hissettiğim böyle...

Benzer kitaplar

Paulo Coelho nun çok iyi bir üslubu olduğunu düşünmüyorum ve kitaplarında hep aynı hisse kapılıyorsunuz : rüya görmek . Olayın nasıl başlayıp , gelişip , bittiğini anlayamıyorsunuz ve bir iki sayfalık geçişlerden ve bu bölümlerin genelde düşünce olarak ifade edilmesinden dolayı olay örgüsü yavan ve kopuk geliyor insana
Ama ne kadar eksikleri olursa olsun kitaplarını bitirdiğinizde tatmin olmuş hissediyorsunuz ve bir dahaki kitap alımınızda eliniz tekrar tekrar Coelho ya uzanıyor . Belki de özgün felsefik anlatımından ben de tam olarak çözebilmiş değilim :)
Hazır taze bitmişken incelemek istedim bu kitabı.Öncelikle Paulo Coelho,Simyacı ve Portobello Cadısından sonra favori yazarlarımdan biri oldu.Ne var ki bu kitabını da okuduktan sonra okuduğum kitaplarının(simyacı hariç) hakikaten zorlama oldukları kanısına vardım.Şöyle ki,kitabın arkasını okuyorsunuz Ve diyorsunuz ki "yine harika bir roman olmalı" ama son 50 sayfa geliyor ve tam bir hayalkırıklığı.İçinden alıntı yapılacak Ve belki hayatına uygulayabileceğin-hele ki sıkıntılı bir dönemdeysen- güzel bölümler var ama gel gör ki kitapta bir gidişat bir anlam bir bütünlük yok,kitap bitmemiş hissi böyle sonu bu muydu tarzında bir üzüntü.Ne diyeyim beklentilerimin altındaydı,bir solukta okunur ama bir konu olmadığını ve dini bilgiler,nasihatler vs tarzı olduğunu eklemeliyim,iyi okumalar :)
insanoğlunun arzularının, tutkularının ne kadar baskın bir yaradılışta ve saplantı noktasında olabileceği ve uğrunda neler yapıp, nelerden vazgeçebileceği hakkında (gerekse Yaradanla bile kafa tutan) imgesel güzel bir hikaye.
Pilar çocukluk yıllarından samimi olduğu erkek arkadaşıyla bağlarını koparmamış, mektup arkadaşı olarak arkadaşlığını devam ettirmiştir. Bir gün, mektubunda bulunduğu şehre çok yakın bir yerde konuşma yapacağını ve Pilar’ın oraya gelmesini rica eder. Pilar’ın yolcuğu böyle başlar. Tanrı’nın kadın yüzünü keşfedip hayatını sonsuz aşkıyla mı sürdürecek, yoksa öteki benliğine uyup eski hayatına geri mi dönecek. Piedra Irmağı’nın suları o kadar soğukmuş ki suya düşen her şey taşa dönüşürmüş. Pilar da içindekileri Piedra Irmağına döktü, belki taşa dönüşür de acı vermez diye... “ Bir kitapta, bir kentin yerini değiştirebiliriz, ama bir kuyunun yerini asla, der. Sevenler birbiriyle buluşur, susuzluklarını giderirler; yuvalarını kurar, çocuklarını kuyunun çevresinde yetiştirirler. Ama çiftlerden biri gitmeye karar verirse, kuyu onu izlemez. Aşk orada kalır, terk edilmiştir, ama suyu her zaman berraktır.”
Paulo Coelho'ya tek kelimeyle aşık birisi olarak, ilk defa bir kitabını beğenmedim. Normalde basit cümleler tercih eden ancak anlama yoğunlaşan Coelho, bu sefer çok fazla cümleye yoğunlaşıp anlamı es geçmiş diye düşünüyorum. Kendim bu hikayenin birebirini yaşamış ve aydınlanmasını aynı kitaptaki gibi aşık olduğu insan sayesinde yaşamış biriyim. Ancak Coelho'nun bir başka kitabındaki önemli olan yolun kendisidir cümlesini bu kitabın tamamına tercih edebilirim. Olay örgüsünü zayıf buldum. Bütün kitaplarında maneviyatı ve kutsalları ön plana çıkaran, gerçek aşkın bedende olmadığını savunan Coelho'dan bu tarz bir hikaye beklemiyor olduğumdan şaşırdığımı düşünüyorum. Yine de çok fazla altını çizdiğim cümle oldu, zaman kaybı asla değildi, aşk romanı seven insanlar tarafından çokça beğenilebilir.
Paulo Coelhodan yenə sehr, arzu, məhəbbət dolu bir kitab.
"Rəvayətdə deyilir ki, guya Rio – Pyedranın suları elə soyuqdur ki, bu çayın sularına düşən hər şey – yarpaqlar, həşəratlar, quş lələkləri – vaxt keçdikcə onun məcrasını döşəyən daşlara çevrilirlər. Nə bilmək olar, bəlkə əzabları da selə atmağın xeyri olacaq?"
Hristiyanlık üzerine çok gidildiği için ve kiliseyle ilgili çok konuşulduğu için bu kitap hiç ilgimi çekmedi.Genel olarak dediğim gibi müslüman bakış açısıyla baktığım için itici geldi.
Kendime kızdım, nasıl olurda ben daha önceden bu yazarın hiçbir kitabını okumadım diye. Tek kelimeyle bayıldım, bir aşk bu kadar güzel mi anlatılır...Ancak aşkı yaşamış biri bunları anlatabilir. Gidip bir piedra irmagi bulup, aglayasim geldi, kesinlikle okunmalı
Ben kim oluyordum da ona özgürlükten ya da bağlanıştan söz ediyordum? O bu sözlerin ne anlama geldiğini biliyordu oysa ben bilmiyordum...
Olmayı düşlediğiniz yerde tüm benliğinizle olmanız gerekiyor. Bölünmüş bir krallık, düşmanların saldırısına karşı koyamaz.
Kafasının içi bölünmüş bir insan, yaşamın yükünü gerektiği gibi kaldıramaz.
“Beklemek. Aşk konusunda öğrendiğim ilk ders buydu. Gün sürüklenip gitmektedir, binlerce plan yaparsınız, olası tüm diyalogları düşlersiniz, davranışınızı değiştirmeye söz verirsiniz kendi kendinize - ve orada öylece beklersiniz, kaygılar içinde, sevdiğiniz insan dönünceye kadar.
O an geldiğindeyse, ne diyeceğinizi bilemezsiniz. Beklemekle geçen o saatler, gerilime dönüşmüş, gerilim korku halini almıştır; korkuysa, duygularınızı belli etmekten utanç duymanıza yol açar.”
Tanrı güneşin her gün yeniden doğmasını sağlayarak bizi mutsuz eden her şeyi değiştirmemiz için bize bir zaman tanıyor.Ancak biz her gün böyle bir zamanın bize atfedildiğini göremiyoruz.Bugünün hem düne benzediğini hem de yarına benzeyeceğini düşünerek yaşıyoruz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
208
ISBN:
9789755100975
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Na Margem Do Rio Piedra Eu Sentei E Chorei
Çeviri:
Aykut Derman
Yayınevi:
Can Yayınları
Günümüzün en çok okunan yazarlarından biri olan Paulo Coelho, bu romanında Tanrı'nın kadın yüzünü keşfediyor. Mucizevi bir güce sahip, kendini dine adamış bir erkek ve onun aşkını isteyen, bu aşkı Tanrı'yla bile paylaşmaya yanaşmayan bir kadın: Pilar. Güçlü, ayakları yere sağlam basan bir kadın olan Pilar, çocukluk yıllarında yakın arkadaş olduğu bir erkekle on bir yıl sonra karşılaşır, onun büyüsüne yeniden kapılır. Oysa genç adam onun duygularını paylaşsa da karar verememekte, arzularını özgür bırakamamaktadır. Birlikte çıktıkları bir yolculuk, Pilar'ın yüreğini değişik deneyimlere açar. Yaptıkları bu uzun yolculuk boyunca, kendi yazgılarının ardına düşen çift, bir çözüm bulabilecek midir? Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım, çok farklı bir tutkuyu anlatıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.302 okur

  • Hilal Oral
  • Levent Varol
  • Esra Aşcıoğlu
  • Dilek Gürkan Kaya
  • İlayda Öz
  • Aslı Akıner
  • Uğur Demircan
  • Dilan Türkan
  • S.aslan
  • Melek Işık

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.7
14-17 Yaş
%2
18-24 Yaş
%13.9
25-34 Yaş
%27.4
35-44 Yaş
%35
45-54 Yaş
%14.4
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80
Erkek
%20

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.2 (60)
9
%15.1 (47)
8
%20.8 (65)
7
%23.1 (72)
6
%10.3 (32)
5
%6.4 (20)
4
%1.9 (6)
3
%1.6 (5)
2
%0.6 (2)
1
%1 (3)

Kitabın sıralamaları