Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım (On the Seventh Day #1)Paulo Coelho

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.910
Gösterim
Adı:
Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım
Alt başlık:
On the Seventh Day #1
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755100975
Orijinal adı:
Na Margem Do Rio Piedra Eu Sentei E Chorei
Çeviri:
Aykut Derman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Piedra Irmağı
By the River Piedra I Sat Down and Wept
Günümüzün en çok okunan yazarlarından biri olan Paulo Coelho, bu romanında Tanrı'nın kadın yüzünü keşfediyor. Mucizevi bir güce sahip, kendini dine adamış bir erkek ve onun aşkını isteyen, bu aşkı Tanrı'yla bile paylaşmaya yanaşmayan bir kadın: Pilar. Güçlü, ayakları yere sağlam basan bir kadın olan Pilar, çocukluk yıllarında yakın arkadaş olduğu bir erkekle on bir yıl sonra karşılaşır, onun büyüsüne yeniden kapılır. Oysa genç adam onun duygularını paylaşsa da karar verememekte, arzularını özgür bırakamamaktadır. Birlikte çıktıkları bir yolculuk, Pilar'ın yüreğini değişik deneyimlere açar. Yaptıkları bu uzun yolculuk boyunca, kendi yazgılarının ardına düşen çift, bir çözüm bulabilecek midir? Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım, çok farklı bir tutkuyu anlatıyor.
SAHİ SEVGİ NEYDİ ?
- Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti...

Pilar çocukluk aşkının peşinde ve çocukluk aşkı bir papaz adayı. Yıllar sonra tekrardan başlayan bir aşk serüveni.
Gerçekten de sevgi neydi ? Unutmak, unuturmuş gibi yapmak.
"Aşk kalıcıdır ; değişen yalnızca insanlardır " (sayfa 205 ).
Coelho' nun diliyle bir de bunları sorgulamak ayrı bir keyif verici. İnsanların aşklarının peşinden sürüklenebileceği, acı çekeceği ve aşkın o zaman kelime manasına ulaşabileceği gerçeği. İsmi itibariyle biraz soğukluk bıraksa da aşk kitaplarının bazı yazarların ellerinde ancak eğreti durmadığını farkettim.
Günümüz sevgilerinin de en büyük sorunu belki de. Zamana bırakmak. Oysa sevginin emek olduğunu da asla unutmamak gerek. Hayatın önümüze sürdüğü promosyonlu engellerin yine bizim irademizle aşılabileceğini bilmek.
Yarını değiştirmek istiyorsak sadece elbisemizin değil, ruhumuzun kollarını da sıvamanın gerekliliğini hissetmeliyiz.
Belki de mutluluk, bizleri kendi bahçesinde misafir ederken biz yine kaçabileceğimiz çitleri keşfe çıkıyoruzdur. Aslında bu bahçe bizim, bizim olamayacağına yürekten inandığımız kadar bizim. Bizim olamayacak kadar bizim.
Düş yorgunuyuzdur belki de ama şu sözü kitabının son cümlesine sığdıran adama kulak vermeliyiz.
" Git eşyalarını topla. DÜŞLER BOŞ OTURTMAZ İNSANI"
Çok severek okudum ve Coelho sevenlerin mutlaka okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap. İyi okumalar dilerim..
...Saygılarımla...
Piedra Irmağı... Efsaneye göre, bu ırmağın sularına düşen her şey, yapraklar böcekler, kuştüyleri, bunların hepsi ırmağın yatağında taşa dönüşürmüş... Bu tanımlamayla başlıyor kitap ve devam ediyor Ah! yüreğimi bağrımdan söküp, akıp giden sulara atabilmek için neler vermezdim..
Hepimizin gönül serüveninde, yüreğini bağrından söküp atmak istediği olmuştur. İşte Paulo Coelho, bu cümlede bahsettiğim hepimiz için o ırmağın ta kenarında bir hafta süren ama her saniyesini saatlermişçesine tariflediği hikayesini anlatıyor bize ..
Bu kitap, bir kez okumakla evet anlaşılır amma velakin, bir kez okumakla da tam anlamıyla hissedilemez. Beyin idrak etse ne olur, kalp doyamadıktan sonra.. Hazan yüklü, kaygı dolu bir serüvenin, mutlu sonunu yaşıyoruz, kitabın son yaprağında.
Yalnızca gönül davası kazanmıyor kitaptaki aşıklar, aynı zamanda dini anlamda da bir mertebe kazanıyorlar. Evet inanıyorum dediğimiz Tanrı'ya, yalnızca sözde inandıklarını fark edip gerçekliğe dönüyorlar. Başka bir kitapta okusam, ruhani yükseliş konusunun işlenişi bana saçma gelebilirdi belki, çünkü şimdiye değin Yaradana yaklaşma temalı kitaplar bana hep bildik gelmiştir. Benim nazarımda, çok benzerler birbirlerine. Ama bu kitapta.. Bambaşka bir tatta, Piedra ırmağı suları gibi çağlayarak akıyor sayfalar ve üslup boğmuyor sizi, adeta Piedra ırmağının serin suları çarpıyor yüzünüze..
Kitabı okursanız fark edeceksiniz ki, hepimizin içinde bir Pilar (kitabın anlatıcı kahramanı) var ve her Pilar'ın gönlünde onu ezber yaşamından çekip alacak deli bir aşkı, umutsuzca bekleyen bir "öteki" var..
Okuyun dememe lüzum var mı ? Okuyun ama, fark etmek için okuyun.. Anlamak maksadından ziyade hissetmek maksadıyla okuyun derim. Yoksa okumanız size yalnızca vakit kaybı olacaktır.

Son olarak kitabın bende bıraktığı cümle...

Seven sevgisinin gerçekliği kadar sabrediyor, değeri kadar vazgeçiyor ve yazgısı kadar mutlu oluyor.
Hayat karmaşasında, Aşkla harmanlanmış kim olduğunu sorgulamanı, ne istediğinin üzerinde uzun uzun uzun düşünmene neden olacak ismi gibi kendi de güzel olan bir Coelho klasiği. Yani en azından benim hissettiğim böyle...
Sevgi,aşk,din,değişim ve ilişki çok güzel anlatılmış.Keyif alarak okudum.Akıcı ve duygular çok güzel aktarılmış bir kitap.Keyifli okumalar
Paulo Coelho nun çok iyi bir üslubu olduğunu düşünmüyorum ve kitaplarında hep aynı hisse kapılıyorsunuz : rüya görmek . Olayın nasıl başlayıp , gelişip , bittiğini anlayamıyorsunuz ve bir iki sayfalık geçişlerden ve bu bölümlerin genelde düşünce olarak ifade edilmesinden dolayı olay örgüsü yavan ve kopuk geliyor insana
Ama ne kadar eksikleri olursa olsun kitaplarını bitirdiğinizde tatmin olmuş hissediyorsunuz ve bir dahaki kitap alımınızda eliniz tekrar tekrar Coelho ya uzanıyor . Belki de özgün felsefik anlatımından ben de tam olarak çözebilmiş değilim :)
Pilar çocukluk yıllarından samimi olduğu erkek arkadaşıyla bağlarını koparmamış, mektup arkadaşı olarak arkadaşlığını devam ettirmiştir. Bir gün, mektubunda bulunduğu şehre çok yakın bir yerde konuşma yapacağını ve Pilar’ın oraya gelmesini rica eder. Pilar’ın yolcuğu böyle başlar. Tanrı’nın kadın yüzünü keşfedip hayatını sonsuz aşkıyla mı sürdürecek, yoksa öteki benliğine uyup eski hayatına geri mi dönecek. Piedra Irmağı’nın suları o kadar soğukmuş ki suya düşen her şey taşa dönüşürmüş. Pilar da içindekileri Piedra Irmağına döktü, belki taşa dönüşür de acı vermez diye... “ Bir kitapta, bir kentin yerini değiştirebiliriz, ama bir kuyunun yerini asla, der. Sevenler birbiriyle buluşur, susuzluklarını giderirler; yuvalarını kurar, çocuklarını kuyunun çevresinde yetiştirirler. Ama çiftlerden biri gitmeye karar verirse, kuyu onu izlemez. Aşk orada kalır, terk edilmiştir, ama suyu her zaman berraktır.”
insanoğlunun arzularının, tutkularının ne kadar baskın bir yaradılışta ve saplantı noktasında olabileceği ve uğrunda neler yapıp, nelerden vazgeçebileceği hakkında (gerekse Yaradanla bile kafa tutan) imgesel güzel bir hikaye.
Hazır taze bitmişken incelemek istedim bu kitabı.Öncelikle Paulo Coelho,Simyacı ve Portobello Cadısından sonra favori yazarlarımdan biri oldu.Ne var ki bu kitabını da okuduktan sonra okuduğum kitaplarının(simyacı hariç) hakikaten zorlama oldukları kanısına vardım.Şöyle ki,kitabın arkasını okuyorsunuz Ve diyorsunuz ki "yine harika bir roman olmalı" ama son 50 sayfa geliyor ve tam bir hayalkırıklığı.İçinden alıntı yapılacak Ve belki hayatına uygulayabileceğin-hele ki sıkıntılı bir dönemdeysen- güzel bölümler var ama gel gör ki kitapta bir gidişat bir anlam bir bütünlük yok,kitap bitmemiş hissi böyle sonu bu muydu tarzında bir üzüntü.Ne diyeyim beklentilerimin altındaydı,bir solukta okunur ama bir konu olmadığını ve dini bilgiler,nasihatler vs tarzı olduğunu eklemeliyim,iyi okumalar :)
Belki de geçmiş ilişkilerimde yaşadığım ve kendimin dahi eksik oldugu maneviyat duygusunu aktarmaya calistigim kiz ark.larim yüzünden az cok kendime yakin hissettigim kitap.Kendinizi eksik oldugu konulari kabul etmek bile bazen güçken bu davranslari baskalarina gosterebilmeye calismak ise yipratici ve yorucudur.manevi sevgi ile insan sevgisini ayirabilenler -ayni paralelde-o ince çizgiyi kavrayabilirse mutluluga kolay ulasiyor galiba..
Paulo Coelho'ya tek kelimeyle aşık birisi olarak, ilk defa bir kitabını beğenmedim. Normalde basit cümleler tercih eden ancak anlama yoğunlaşan Coelho, bu sefer çok fazla cümleye yoğunlaşıp anlamı es geçmiş diye düşünüyorum. Kendim bu hikayenin birebirini yaşamış ve aydınlanmasını aynı kitaptaki gibi aşık olduğu insan sayesinde yaşamış biriyim. Ancak Coelho'nun bir başka kitabındaki önemli olan yolun kendisidir cümlesini bu kitabın tamamına tercih edebilirim. Olay örgüsünü zayıf buldum. Bütün kitaplarında maneviyatı ve kutsalları ön plana çıkaran, gerçek aşkın bedende olmadığını savunan Coelho'dan bu tarz bir hikaye beklemiyor olduğumdan şaşırdığımı düşünüyorum. Yine de çok fazla altını çizdiğim cümle oldu, zaman kaybı asla değildi, aşk romanı seven insanlar tarafından çokça beğenilebilir.
Derler ki Paulo Coelho ev hanımları için felsefe süslü popüler kitaplar yazar. Belki doğru, belki yanlış. Açıkçası belki de içimdeki ev hanımın dürtüsüyle adından etkilenip okudum kitabı. Ve beklentimin çook üstünde çıktı. Anlatmak istediği şeyi özümsedim, özleştirdim. Bazı yerlerde, katılmadım,eleştirdim. Ama genel olarak nefis bir kurgu, nefis bir içerik. Adının güzelliğini hak ediyor.
Paulo Coelhodan yenə sehr, arzu, məhəbbət dolu bir kitab.
"Rəvayətdə deyilir ki, guya Rio – Pyedranın suları elə soyuqdur ki, bu çayın sularına düşən hər şey – yarpaqlar, həşəratlar, quş lələkləri – vaxt keçdikcə onun məcrasını döşəyən daşlara çevrilirlər. Nə bilmək olar, bəlkə əzabları da selə atmağın xeyri olacaq?"
Nişanlılar her zaman birbirlerine armağanlar sunarlar. Ama delikanlı yoksuldu - sahip olduğu tek zenginlik, ona dedesinden kalan saatti. Sevgilisinin güzel saçlarını düşünerek, ona çok güzel bir gümüş tarak alabilmek için, dedesinden kalan saati satmaya karar verdi.
" Genç kızın da sevdiği erkeğe nişanlılık armağanı alacak parası yoktu. O da, yaşadığı yerin en büyük tüccarına giderek saçlarını sattı. Eline geçen parayla da sevdiği adamın saatine altın bir köstek satın aldı.
Ve nişanlanacakları gün yeniden buluştuklarında genç kız ona, sattığı saat için bir köstek armağan etti ; delikanlıysa genç kıza ,, kestirdiği saçlarını taraması için gümüş bir tarak.
İnsanların bilgelik taslamasının Tanrı katında delilik olduğunu anımsayalım. Ruhumuzda barınan çocuğa kulak verirsek, gözlerimiz yeniden parlayacaktır. O çocukla temasımızı yitirmezsek, yaşamla yakınlığımızı da yitirmeyiz.
Budistler haklıydı, Hindular haklıydı, Amerika yerlileri haklıydı, Müslümanlar haklıydı, Yahudiler haklıydı. İnsan, ne zaman - temiz yürekle - inanç yolunu izleyecek olsa, Tanrıyla birleşecek, mucizeler yaratacaktı. Ama bunu yalnızca bilmek bir işe yaramıyordu. Bir seçim yapmak gerekiyordu. Ben Katolik kilisesini seçtim çünkü onun bağrında büyümüştüm, çocukluğum onun gizemleriyle dolmuştu. Yahudi olarak doğmuş olsaydım, Yahudiliği seçerdim. Binlerce adı olmasına karşın, Tanrı hep aynı Tanrıdır. Ona seslenebilmek için bu adlardan birini seçmek gerekir.
Ben kim oluyordum da ona özgürlükten ya da bağlanıştan söz ediyordum? O bu sözlerin ne anlama geldiğini biliyordu oysa ben bilmiyordum...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım
Alt başlık:
On the Seventh Day #1
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755100975
Orijinal adı:
Na Margem Do Rio Piedra Eu Sentei E Chorei
Çeviri:
Aykut Derman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Piedra Irmağı
By the River Piedra I Sat Down and Wept
Günümüzün en çok okunan yazarlarından biri olan Paulo Coelho, bu romanında Tanrı'nın kadın yüzünü keşfediyor. Mucizevi bir güce sahip, kendini dine adamış bir erkek ve onun aşkını isteyen, bu aşkı Tanrı'yla bile paylaşmaya yanaşmayan bir kadın: Pilar. Güçlü, ayakları yere sağlam basan bir kadın olan Pilar, çocukluk yıllarında yakın arkadaş olduğu bir erkekle on bir yıl sonra karşılaşır, onun büyüsüne yeniden kapılır. Oysa genç adam onun duygularını paylaşsa da karar verememekte, arzularını özgür bırakamamaktadır. Birlikte çıktıkları bir yolculuk, Pilar'ın yüreğini değişik deneyimlere açar. Yaptıkları bu uzun yolculuk boyunca, kendi yazgılarının ardına düşen çift, bir çözüm bulabilecek midir? Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım, çok farklı bir tutkuyu anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 1.475 okur

  • gorgi cisimciği
  • Nehir Küçük
  • Meltem bozkurt
  • Mari
  • Buse uçar
  • Kadir Kaçmaz
  • Ceyda Nur Oruç
  • Zelda
  • kübra k.
  • Rabia Topkaya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.7
14-17 Yaş
%2
18-24 Yaş
%13.9
25-34 Yaş
%27.4
35-44 Yaş
%35
45-54 Yaş
%14.4
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80
Erkek
%20

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.4 (69)
9
%14.9 (53)
8
%20.5 (73)
7
%23.9 (85)
6
%10.7 (38)
5
%5.6 (20)
4
%2 (7)
3
%1.7 (6)
2
%0.6 (2)
1
%0.8 (3)

Kitabın sıralamaları