Çevirmen:
Samih Rifat
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·112 syf.··
2023 10. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2023 05:01
‌Ünlü Yunan Filozof, Aristoteles 'in - sözde - şiir sanatı üstüne yaptığı değerlendirmeleri içeren hacimsiz bir kitap. Şiirden çok Tragedya ve destanın ne oldukları, türleri ve parçaları, bunların sayıları ve farkları, bir yapıtın başarılı ya da başarısız olmasının nedenleri, eleştiriler ve onları yanıtlamanın yolları üstüne yazılan bir kitap. Antik Yunan klasik edebiyatındaki sağduyunun ve ölçülülüğün bir savunması yapılıyor. Şiirin nasıl olması gerektiği konusunda fikirler beyan ediyor. ‌ ‌Edebî yapıtların akla ve gerçeğe uygun olmasını savunuyor. Açıklık ve tek anlamlılık olması gerektiğine inanılıyor. O'na göre "idea"sı var olduğu için güzel bulduğumuz şeylerle sanat eseri var olmaz, tersine sanat eseri var olduğu için güzellikten söz ederiz. ‌ ‌Eserin bazı kısımlarını anlamak güç. Çünkü yabancı kelimeler ve dipnotlar oldukça fazla. Okurken haz almaktan ziyade anlamaya çalışmakla geçiyor. Öyle ki dipnotlar da sayısız ayrıntı içeriyor. Kitap yavaş yavaş sindire sindire okunması gerekiyor. Son olarak kitapta yazar sık sık İlyada ve Odysseia'a değiniyor. Bunları bilmek de fayda sağlayacaktır.
1000k
PoetikaAristoteles · Can Yayınları · 20185,1bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2020 17. kitabı
Bir şiirin bedeni ve ruhu var mı diye soracak olursanız Poetika’ yı okuduktan sonra cevabını bulabilirsiniz. Şiiri tüm edebiyat türünü kapsayacak biçimde ele alıp onun “taklitten” ibaret olduğunu vurgular. Şiiri genel anlamıyla komedya ve tragedya olarak değerlendirir. Komedyayı aşağı karakterli insanların taklidi, tragedyayı ise soyluların taklidi olarak görür. Tragedya şiirini oluşturmak için öncelikle öykü olmaşı daha sonra karakterler, sözel dışavurum, düşünce, gösteri ve şarkı düzeni. Bu altı öge düzeni tragedya şiirini oluşturacaktır ve şiiri bir vücut haline getirmeyi başaracaktır. Yorumum üzerine tragedya şiirini kendime daha yakın ve doğru buldum. Okunması gereken dünya klasiklerinden biri olduğuna inanıyorum.
Kültür-Sanat
PoetikaAristoteles · Can Yayınları · 20185,1bin okunma
Poetika
8/10
·112 syf.··
2024 62. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2024 23:27
Umberto Eco’nun Gülün adı romanından buralara geldik. Aristotalesin birden fazla kitabı kitaplığımda bulunuyor. Poetika da okunma vaktini bekliyordu. Gülün adı kitabını bitirdiğim gibi elime alıp gün boyu 2’şer 3’er bölüm okuyup bitirdim. Şiir,destan,tragedya nedir, nasıl yazılır tane tane anlatmış. Yazılmış tragedyalardan örnekler verilerek yorumlamış. Bahsi geçen tragedyalardan sadece İlyada ve Odysseusu okumuştum. Bu tragedya ile ilgili anlatıları doğal olarak bende daha da bir karşılık buldu. Kesinlikle ara ara dönüp bakarım. Keyifli okumalar.
Alıntı
PoetikaAristoteles · Can Yayınları · 20185,1bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2022 49. kitabı
Politika,atistotelesin sanat üstüne kaleme almış olduğu başyapıttır.platonun akademiasinda yirmi yıl boyunca ünlü filozofun öğrencisi olan aristoteles, bu benzersiz metninde, şiiri tüm edebiyat türlerini kapsayacak biçimde ele alır.. Aristoteles Poetika
PoetikaAristoteles · Can Yayınları · 20185,1bin okunma
7/10
·112 syf.··
2025 9. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 13:43
Poetika, edebiyatın ve özellikle trajedinin ne olduğunu anlatan temel bir eserdir. Aristoteles, sanatın bir taklit (mimesis) olduğunu söyler ve iyi bir trajedinin olay örgüsü, karakter, dil ve duygu uyumu üzerine kurulması gerektiğini vurgular. Amaç, okuyucuya korku ve acıma duyguları yaşatarak katharsis sağlamaktır. Kısa ama etkisi büyük olan Poetika, edebiyatı daha bilinçli okumak isteyenler için hâlâ yol göstericidir.
1000Kitap
PoetikaAristoteles · Can Yayınları · 20185,1bin okunma
7/10
·112 syf.··
2021 8. kitabı
Aristoteles'in tarafından alanından yazılmış çok özel bir eser ve geçmişten günümüze gelen. Sanat hakkında eleştirilerinden, taklitten bahsediyor ki bunu en ince ayrıntısına kadar nasıl anlatıyor. Destan, tragedya ve komedya ile ilgili günümüze ışık tutan muazzam bilgiler içeriyor. Bu kitap öyle herkesin okuyabileceği, zevk alabileceği tarz da değil o yüzden bana göre ilgisi olan okusun. Fakat kitap tam bir hazine kaynağı.
PoetikaAristoteles · Can Yayınları · 20185,1bin okunma
8/10
·112 syf.··
2025 2. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 19:52
Merhaba :) Aristoteles'in Poetika adlı eseri, Batı edebiyat eleştirisinin temel taşlarından biridir. MÖ 4. yüzyılda yazılmış olmasına rağmen, günümüzde bile edebiyatın yapısı, işlevi ve etkisi üzerine düşüncelerimizi şekillendirmeye devam etmektedir. Eser, esas olarak trajediyi ele alır ve ideal bir trajediyi oluşturan unsurları analiz eder. Poetika'nın en önemli öğretileri ve içgörüleri şunlardır: * Mimesis (Taklit): Aristoteles, sanatın gerçekliğin taklidi olduğunu savunur. Ancak bu taklit, basit bir kopyalama değil, seçme, düzenleme ve yorumlama yoluyla gerçekliğin özünü yakalama sürecidir. * Trajedinin Unsurları: Eser, trajedinin altı temel unsurunu tanımlar: konu (mythos), karakter (ethos), düşünce (dianoia), üslup (lexis), müzik (melos) ve görsel sunum (opsis). Bu unsurların uyumlu bir şekilde bir araya gelmesi, etkili bir trajedi yaratır. * Mythos (Konu): Aristoteles, konunun trajedi için en önemli unsur olduğunu vurgular. İyi kurgulanmış bir konu, izleyiciyi heyecanlandırır, merakını uyandırır ve sonunda katharsis'e (arınmaya) ulaşmasını sağlar. Konunun bütünlük ve olasılık ilkelerine uygun olması gerektiğini belirtir. * Peripeteia (Dönüm Noktası) ve Anagnorisis (Tanıma): Aristoteles, trajedinin dramatik etkisini artıran iki önemli unsuru tanımlar: peripeteia (trajedinin gidişatını değiştiren beklenmedik bir olay) ve anagnorisis (kahramanın kendi kimliğini veya durumunu anlaması). * Katharsis (Arınma): Trajedinin nihai amacı, izleyicide katharsis'e yol açmaktır. Katharsis, acıma ve korku duygularının yoğun bir şekilde yaşanması ve sonrasında arınma ve duygusal bir dengeye ulaşma sürecidir. * Hamartia (Yanlışlık): Trajik kahramanın genellikle bir yanlışlık (hamartia) sonucu felakete uğramasını açıklar. Bu
Felsefe
PoetikaAristoteles · Can Yayınları · 20185,1bin okunma
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2021 19:56
Aristoteles’in şiir üzerine başyapıtı olarak kabul edilen ve yüzlerce yıldır kaynak kitap olarak kullanılan Poetika, ünlü düşünürün tragedya, komedya ve destan üzerine düşüncelerini içeriyor. Yunan tragedyalarına hakim kimseler için eşsiz bir okuma olacağını şimdiden söyleyeyim. Dönemin eserlerine bolca atıf var. Okurken pek çok kelimenin anlamını bilmediğimiz için dipnot şeklinde açıklamalı olarak belirtilmiş. Pek çok yerde not aldım büyük bir merakla. Faydalı bir okuma oldu benim için. Poetika’da sanatın taklit olduğu düşüncesinden hareketle tragedya üzerine bir eğilim söz konusu. Tragedya ve destanın ne oldukları, sayıları ve farkları ile bir yapıtın başarılı ya da başarısız olma nedenleri üzerinde durmuş Aristoteles. Net bir şekilde tragedyadan yana taraf olan yazar, Homeros’un destanlarını da övmekten geri durmuyor ancak sonlara doğru yine de tragedyadan üstün olamadığı yargısına ulaşıyor. Sophokles’i överken; Euripides’i eleştirmekten vazgeçmiyor. Eserin, metinde adı geçen tüm tragedyaların okunduktan sonra daha da anlamlı olacağı kanısındayım ancak her şekilde okunmayı hak eden bir klasik var karşımızda!
PoetikaAristoteles · Can Yayınları · 20185,1bin okunma
Hayatın Aynasında Sanat( Poetika)
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 01:12
Poetika Üzerine Öncelikle bu eseri daha önce okumamış olduğum için hayıflandığımı söylemeliyim. Sayfa sayısı az olmasına rağmen, her satırıyla okuru aydınlatan son derece etkileyici bir yapıt. Şimdiye kadar okuduğum pek çok eserin, burada anlatılanlar ışığında daha anlamlı hâle geldiğini fark ettim. Hatta yalnızca edebî eserleri değil, yaşadığımız hayatı bile daha iyi kavramamı sağladığını söylersem abartmış olmam. Aristoteles’in Poetika’da söylediği gibi sanat aslında bir taklittir. Hayatın kendisi de kimi zaman bir drama, kimi zaman bir komedi, bazen bir tragedya, bazen de bir destan gibi yaşanmaz mı? Bu açıdan sanat, hayatın bir yansımasından başka bir şey değildir. Bu noktada Aristoteles, hocası Platon’dan ayrılır. Platon, şiiri ve ozanı küçümser; onları ideal devlet anlayışından uzak tutar. Ona göre zaten ideaların bir kopyası olan dünyanın sanat yoluyla yeniden taklit edilmesi anlamlı değildir. Aristoteles ise farklı düşünür. Ona göre sanat yine bir taklittir; fakat bu taklit, insan eylemlerinin, olayların ve yaşamın taklididir. İnsanlar bu yolla haz duyar ve aynı zamanda ruhsal bir arınma yaşar. Aristoteles bu eserinde sanatın taklit yoluyla nasıl daha güçlü ve etkileyici hâle getirilebileceğini gösterir. Destan, tragedya, komedi ve şiir gibi türlerin nasıl kurulması gerektiğini anlatırken bunu katı kurallar şeklinde değil, insan deneyimini anlamaya yardımcı olacak bir bakış açısıyla sunar. Bu nedenle eser yalnızca okuduğumuz metinleri değil, hayatın kendisini de daha anlamlı kılan bir rehber niteliği taşır. Nitekim Umberto Eco’nun Gülün Adı romanında okunması yasaklanan kitabın Poetika olması da dikkat çekicidir. Bu eserin neden bu kadar etkili ve aydınlatıcı olduğunu kitabı okuduğumda çok daha iyi anladım. Kitabın çevirmeni Samih Rifat da önsözünde eserin
İnceleme
PoetikaAristoteles · Can Yayınları · 20075,1bin okunma
6/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2024 00:00
Öncelikle kitabın üslubu sade, açık ve anlaşılır olduğundan kitabı okurken zorlanmadım. Sadece yazar anlattığı konuya ilişkin örnekler verirken çok fazla Yunan edebiyatından ve mitolojisinden terim kullandığından dolayı okurken kafa karışıklığı yaşadım. Bu da okurken duraklamama neden oldu. Kitap tragedya, destan ve komedi üzerine bilgiler verse de en çok tragedyanın üzerinde duruyor. Bende tragedyanın özelliklerini, anlatım yapısını ve diğer birçok özelliğini okurken senaryo yazımı üzerinden değerlendirme yaptım. Aslında böyle daha açıklayıcı oldu benim için. Çünkü kitaba sadece şiir sanatının anlatımı olarak bakmadım. Kitapta hoşuma gitmeyen bir yer var. O da kitapta sayfa kırk birde yer alan “Zira bir kadın ve bir köle bile iyi olabilir…” cümlesine dipnot olarak düşülmüş yazı: “Doğal olarak erkek dişiden daha üstün, dişi erkekten daha kötüdür.” cümlesi. Çok kaba bir söylem ve bu cümle belki biyolojik açıdan güçlülük üzerine söylenmiş olabilir, bilemeyiz ama en nihayetinde aşağılayıcı ve iğrenç bir söylem. Böyle bir yazardan böyle bir cümle beklemezdim. Tekrar konuya dönecek olursak yazar bu kitabında yazılan, anlatılan, çizilen her şeyin taklit olduğunu söylerken haklı aslında. Fakat bu kopyalayıcı bir taklit değil. Ortaya konulan eser ya da ürün etrafımızda gördüğümüz her varlığın zihnimizde oluştuğu biçimin birer yansıması ve taklit etme yöntemi ne olursa olsun özünde aynı. Çünkü kitapta sayfa dokuzda geçen “İnsanları çocukluktan itibaren hayvanlardan ayıran şey taklit etmeye en yatkın hayvan olmaları ve ilk öğrendiklerini taklit yoluyla öğrenmeleridir…” cümlesinde de söylendiği gibi taklit etmenin özünde insan vardır. Son olarak dürüst olmak gerekirse bu kitabın ödev olarak okunması gerekmeseydi ilgimi çekmezdi. Çünkü şiir sanatı üzerine yazıldığı için ön
Edebiyat
PoetikaAristoteles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,1bin okunma

Yazar Hakkında

AristotelesYazar · 36 kitap
Aristoteles ya da kısaca Aristo, Antik Yunanistan'da klasik dönem aralığında yaşamını sürdürmüş olan Yunan filozof, polimat ve bilgedir. Antik Yunan filozof. Platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki filozofundan biri sayılır. Fizik, gökbilim, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir. MÖ 384 veya 385'te, günümüzde Athos tepesi olarak adlandırılan tepenin yakınlarında ufak bir Makedonya kenti olan Stageira'da, Makedonya kralı II. Amyntas'ın (Philippos'un babası) hekimi olan Nikomakhos'un oğlu olarak dünyaya gelir. MÖ 367 veya 366 'da 17 yaşında Platon'un Atina'daki akademisine (Akademeia) girmesiyle Platon'un en parlak çömezlerinden biri olur. Tütör yahut yardımcı hoca olarak çalıştığı dönemde, okuma tutkusuyla tanınır; (Platon, belki de bir tür tenezzülle, ona "okuyucu" lâkabını takar) Daha sonraları Akademia'daki öğretime kendisi de katkıda bulunur: kimi zaman Platoncu savları rakip Isokratos okuluna karşı savunmak için geliştiren, hatta zaman zaman da Evdamos ya da Can üzerine (Peri tes Psykhes) yazılarında olduğu gibi, bu tezleri büyükseyen diyaloglar yazar. Gryllos yahut Retorik üzerine Aristoteles'in diyalog yazarlığı dönemine aittir. Platon MÖ 347'de öldüğünde, Akademeia'nın başına ardılı olarak Spevsippos'u atamıştır. Antik Çağ'dan itibaren yaşamöyküsü yazarları -herhalde kötücüllüklerinden- Platon'un bu seçiminde Aristoteles'in Akademeia'yı terk etmesinin asıl nedenini görüyorlar. Aristoteles'in en azından Spevsippos'a karşı kalıcı bir garez duyduğunu biliyoruz. Aynı yıl, belki de ustasının teşvikiyle, Ksenokratos ve Theophrastos ile bugün Biga Yarımadası olarak anılan Troas bölgesindeki Assos kentine gönderilir. Orada Tiran Atarnevs'li Hermias'ın siyasî danışmanı ve dostu olur. Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul kurar. Bu okuldaki girişimleri arasında yaşambilim üzerine çalışmaları yer alır. 345-344 yıllarında, belki de Theophrastos'un daveti üzerine, komşu Lesbos (Midilli) adasının Doğu kıyısındaki Mytilene (Midilli) kentine varır. 343'te Pella'daki (Bugün Ayii Apostili) Kral Makedonyalı Philippos'un sarayına, oğlu İskender'in eğitimini üstlenmek üzere çağırılır. 341 yılında Perslerin eline düşen Hermias'ın feci sonunu Pella'da öğrenir, anısına bir ağıt düzer. Gerek Pella'da ikamet ettiği sekiz senelik dönem, gerek eğitmenlik vazifesinin içeriği hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Philippos'un ölümüyle M.Ö. 335 İskender tahta oturur. Aristoteles Atina'ya dönüp Akademeia'ya rakip olarak Lykeion'u, ya da diğer adıyla Peripatos 'u (öğrencileriyle içinde dolaşarak tartıştıkları bir tür çevresi sütunlarla çevrili avlu ya da galeri) kurar. Lykeion'lulara verilen Peripatetikoi adı buradan geliyor. Burada on iki sene ders verir. M.Ö. 323'te Büyük İskender'in bir Asya seferi esnasında ölmesi üzerine Atina'da Makedon karşıtı bir tepki dalgası peydah olduğu vakit, aslında Makedonculuk zannı taşıyan Aristoteles'e karşı, dine saygısızlık davası açılması söz konusu olur. Bir ölümlüyü -Hermias'ı- anısına bir ilâhi yazarak ölümsüzleştirmekle itham edilir. Bunun üzerine Aristoteles, Sokrates'in yazgısını paylaşmak yerine Atina'yı terk etmeyi seçer: kendi deyişiyle, Atinalılar'a "felsefeye karşı ikinci bir suç işlemeleri" fırsatını tanımak istemez. Annesinin memleketi olan Eğriboz (Evboia) adasındaki Helke'ye Khalkis sığınır. Ertesi yıl M.Ö. 322'de, altmış üç yaşında hayatını kaybeder.