İlk Sosyolog, İlk Sosyalist

Saint Simon

Cemil Meriç
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·159 syf.··
2018 109. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2018 01:54
İnsan Hakları Beyannamesi ve Sosyalizmin doğum sancıları... Sosyalizm yani ütopya. Emeğin yüceltilip aylaklığın suç olarak görülmesi sosyolojinin senaristine ait. Eski bir deyişle "Herkese ehliyetine göre, her ehliyete eserine göre.." Cemil Meriç Marx'ın, Engels'in, Comte'nin rol aldığı bir sahneyi anlatır. Senarist Saint-Simon'dur ama oyunun sahnelenişini göremeden ölür. Oyuncular da sahne kıyafetlerini çıkarır ve günlük sıradan elbiselerini giyerek evlerine dönerler... İşte karşınızda "Endüstriyalizm"...
Saint SimonCemil Meriç · Çan Yayınları · 19671,091 okunma
9/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2024 37. kitabı
Cemil Meriç bu kitabında; Saint-Simon: Bir Malta şövalyesiyken geleneklere meydan okuyup liberal öğretilere sarılır, asker olur, Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na katılır, yaralanır, dönüşte Meksika’da iki okyanusu birleştirecek bir proje hazırlar ama ilgi görmez, 1789’da köylülerden yana devrim safındadır, kontluğundan feragat eder, satın aldığı toprakları köylülere dağıtır, ömrü boyunca aç biilaç yaşar, dergilerini çıkaran liberal finansörlerle sosyalist fikirleri yüzünden arası açılır, sosyolojinin ilmî temellerini atar, fikirleri uğruna karısından ayrılır. “Bütün velîler gibi tanınmadan yaşadı, küçümsendi ve ölünce ışık oldu…” İlk sosyolog Sosyoloji Notları’nda Cemil Meriç’in “Araplarla gelen müsbet ilimlerin kilisenin duvarlarında gedikler açması“na dayandırdığı Fransız Devrimi, Giddens tarafından çağımızın politik dönüşümlerinin bir sembolü olarak kabul edilir. Sosyoloji ve düşünce tarihine meraklı olmayan arkadaşların dikkatini çekmeyebilir.
Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk SosyalistCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20171,091 okunma
SEN HARİKA BİRİSİN SAİNT-SİMON
Puan vermedi·161 syf.··
2019 108. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2019 12:46
Merhaba, Ben Saint-Simon. 17 Ekim 1760 yılında doğdum. Terazi burcuyum. Asaletim Adaletimdendir. Bir çok olaya "Fransız" olduğumu söyleyebilir comte. İnanmayın ona. Her hocanın vardır öle yaramaz öğrencisi.. Her neyse işte 19 Mayıs 1825 de ölmüşüm. Şimdi beni tanıdığına memnun olduğunu sanan @kimya__hatun dan dinleyin beni :) Saint Simon kendini büyük işler başarmak için yaratılmış olarak görmekte ancak önce hangi alandan başlayacağına karar verememiştir. Önce subay olmuş ve Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nda kısa zamanda albaylığa yükselmiştir. Sonra Nikaragua'da Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus'u birleştirecek bir proje üzerinde çalışmış, daha sonra İspanya'da Madrid'i denizle birleştirecek bir kanal projesi üzerinde çalışmıştır. Fransız İhtilal'i ortaya çıkınca sahip olduğu ünvanlarından vazgeçmiş olduğunu bildirmesine rağmen tutuklanarak dokuz ay hapis yatmıştır. Parasını çağının en ünlü bilim adamı düşünürlerini çevresinde toplamak ve gösterişli bir yaşam sürmek ile harcamıştır. Çok geçmeden parası tükenip yoksullaşınca bir müddet kendi yanında çalışanların yardımı daha sonra da arkadaşlarının yardımı ile geçinmiştir. Pozitif bilimlerin tüm dalları ile ilgilenen düşünür bu bilimlerin ancak pozitif bir sosyal ilimin yaratılması ile tamamlanacağına inanmış, bu ilime ise sosyal fizik adını vermiştir. Simon'a göre fizik bilimi fiziki olayları önceden görmeyi, onları kontrol altına almayı mümkün kıldığı gibi sosyal fizik de sosyal olayları önceden görmeyi onları kontrol altına almayı ve şekillendirmeyi mümkün kılacaktır.  Saint-Simon sosyolojiyi önce teorik olarak kurmayı sonra da uygulamaya geçerek yaşadığı devirdeki sosyal krizlere ve düzensizliklere çözüm bulmayı amaçlamaktaydı. Ancak sosyolojinin uygulamalı yönü kendisine daha cazip geldiği için sosyolojinin
1000Kitap
Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk SosyalistCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20171,091 okunma
7/10
·160 syf.·
2026 107. kitabı
Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk SosyalistSaint-Simon: İlk Sosyolog, İlk Sosyalist Cemil MeriçCemil Meriç Cemil Meriç’in Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk Sosyalist eseri, sadece bir biyografi değildi, modern dünyanın köşe taşlarını döşeyen unutulmuş bir ismin iade-i itibarı niteliğindedir. Meriç, sosyolojinin kuruculuğu tacını öğrencisi Auguste Comte’tan alıp asıl sahibi olan Saint-Simon’a teslim ederken, okuyucuyu Fransız İhtilali sonrası oluşan o büyük zihinsel boşluğa götürüyor. Aristokrasiyi "aylaklar" olarak niteleyen, emeği kutsayan ve toplumsal refahı üretimin merkezine koyan Saint-Simon, Meriç’in kaleminde sadece bir teorisyen değil, açlık, sefalet ve yalnızlıkla yoğrulan bir kader ortağı olarak canlanıyor. Kitabın kalbi, bugün dahi tüm coğrafyalarda can yakan "İnsanın insanı sömürmesi" gerçeğinde atmaktadır. Meriç, fikirlerin Saint-Simon’a, sadece üslubun Comte’a ait olduğunu vurgularken, öğrencisinin bu nankörlüğünü bir "Ödip Kompleksi" veya "Yahuda İskaryot" ihaneti olarak betimliyor. Pozitivizmden Panteizme, Mistisizmden Materyalizme kadar geniş bir kavramsal bilgiler sunan bu emek mahsulü eser, okuyucudan ciddi bir entelektüel hazırlık beklese de sunduğu bakış açısı ve bilgilerle fazlasıyla buna değerdi diye düşünüyorum. Sosyolojinin can çekişen sancılarını ve sömürü düzeninin köklerini anlamak isteyen her okurun, okuyarak üzerine tartışması gereken, sarsıcı ve ufuk açıcı bir eserdi diyebilirim.
Sosyoloji
Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk SosyalistCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20171,091 okunma
Puan vermedi·159 syf.·
2019 29. kitabı
– Hint meçhule açılan bir kapıydı, meçhule yani insana. Dört yıl Ganj kıyılarında vecitle dolaştım, sağ dediler… Saint-Simon’la uğraştım iki yıl, çağımız onunla başlıyordu, sol dediler. Hind’i yazarken tek amacım vardı: Asya’nın büyüklüğünü haykırmak, yani bir vehmi devirmek, bir iftirayı yok etmek. Saint-Simon’u putları yıkmak için kaleme almıştım. Kitabın giriş bölümü, âdeta kitabın özeti gibidir. Eserdeki Saint-Simon’un hayatıyla ilgili bölümde, onun fikrî mücadelesini ve Avrupa’nın o dönemdeki buhrandan kurtuluş mücadelesini verirken yazmış olduğu şu ifâdeler dikkat çekicidir: – On beş gündür kuru ekmek yiyorum. Odamda ateş yok. Kitabımın kopya masraflarını karşılamak için elbiselerimi sattım. İlim aşkı, insanlığı mutluluğa kavuşturmak, Avrupa’yı buhrandan kurtarmak arzusu beni bu hâle düşürdü. Niçin yüzüm kızarsın, eserimi tamamlamak için yardım istiyorum. İlk sosyalist başlıklı bölümde ise yazarın liberalizmden sosyalizme geçiş süreci anlatılmaktadır. – Saint-Simon endüstriyle ilgili incelemeler yapmakla kalmıyor, çağdaş toplumu endüstriye dayanarak yorumlayan sosyal bir felsefe kuruyordu. Üreticiler sınıfı, endüstri şeflerinin yönetiminde maddi-manevi bütün güçlere el koymalıydı Saint-Simon’a göre. Asilzadeler ve rahipler gibi asalak sınıflar ortadan kalkmalıydı. Saint-Simon’a göre toplumda tek sınıf kalmalıdır: Çalışanlar sınıfı. Kitabın ikinci bölümü ise Saint-Simon’un şakirtleri üzerine… Bu bölümde Saint-Simon’un önce kâtibi, daha sonrasında ise yazı arkadaşı olan Comte’un şu görüşlerine yer vermektedir: – Sosyal hayat, medeniyetin o günkü ifadesidir ve sosyal güçlerle birlikte değişir. Ortaçağı ilahiyatçılar yönetiyordu, 18. asrı metafizikçiler, 19. asrı bilginler idare edecektir. Cemil Meriç, Saint-Simon’un gerçek şakirdi olarak Karl Marx’ı görür.
Felsefe
Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk SosyalistCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20171,091 okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2023 1. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2023 20:16
Kitabın ana konusu üretim ve emek üzerine. Saint Simon’un bu konular hakkında toplumda çalışan ve çalışmayanları bal arıları ve aylaklar olarak tarif ediyor. Saint Simon, Auguste Comte, Marks gibi sosyal bilimcilerin birbirlerine olan etkileri ve aralarında geçen fikir tartışmalarından da söz ediyor. Cemil Meriç’in ikinci kitabıdır. iyi okumalar dilerim.
Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk SosyalistCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20171,091 okunma
Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk Sosyalist
8/10
·159 syf.·
Beğendi
·
2019 262. kitabı
Saint-Simon kimdir? Bana kalırsa, “her şey özgürlük için” sloganını alıp, “her şey üreticiler için” şekline dönüştüren adamdır! Saint-Simon’un en önemli tarafı, Descartes’çı, bilimci, pozitif bilimleri savunuyor oluşu. Ona göre fizyoloji, özellikle de sosyal fizyoloji, toplumların yeniden düzenlenmesinde en önemli rehber. Amaç, en kalabalık ve yoksul sınıfın, üstelik üreten sınıfın, hem emeğinin karşılığını tam olarak alması hem de kendi kendini yönetmesi… İnsanlığı gelecekteki “Altun Çağ”a ulaştırmak için öncelikle tarihten ders almalı, bilim de, sanayi de, din de, bu uğurda seferber edilmeli... Okunması gereken kitaplar arasına mutlaka girmeli. Keyifli okumalar...
Felsefe
Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk SosyalistCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20171,091 okunma
9/10
·159 syf.··
2018 12. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2018 19:59
Kitap, Saint Simon'dan etkilenenlere detaylı yer vermiş yalnız Saint Simon'un kimlerden etkilendiğine hiç değinmemiş. Saint Simon incelemesi olan bir kitapta etkiledikleri kadar etkilendiklerini de zikretmek gerekirdi düşüncesindeyim. Ucundan da olsa; Adam Smith, Locke, Descartes, Bacon, Newton'a değinilmeliydi. Sanki her düşüncenin menbağı bizzat kendisiymiş gibi yansıtılmış. Kuşkusuz hiçbir filozof ağaç gibi yerden bitmemiştir. Etkilediklerini uzun uzadıya anlatmasının en güzel yanı ise, kitabın size Saint Simon'dan fazlasını veriyor olması. Auguste Comte ve Karl Marx başta olmak üzere bir çok filozofun dünyasına da giriş yapıyorsunuz. Keyifle okunabilen bir kitap.
Felsefe
Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk SosyalistCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20171,091 okunma
7/10
·159 syf.··
2018 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2018 18:47
Her ne kadar sosyolojinin kurucusu olarak öğrencisi Auguste Comte bilinse de çoğu çevre, bilhassa kitabın yazarı Cemil Meriç tarafından sosyolojinin asıl kurucusu olarak gösterilen Claude Henri de Saint Simon'un hayatı, eserleri ve fikirleri üzerine yazılmış bir Cemil Meriç kitabı. Kitap daha ziyade alıntılardan oluşmuş. Saint-Simon yaşadığı çağ gereği (1760-1825) kendisini bir buhranın içinde bulmuş ve çıkış yolları bulma yarışında (en azından fikri zaviyede) en önde gidenlerden olmuştur. Fransız İhtilali olduğunda (1789), 29 yaşında gençliğinin baharında olan düşünür, çağına hatta daha sonraki çağlara bir şeyler katmasını bilmiş. Üretim, iktisat, sosyal haklar üzerindeki fikirleri her ne kadar çağında pek yankı uyandırmasa da bilhassa 19. yy'ın düşünürlerini etkilemiş, bu anlamda sadece ilk sosyolog olarak değil aynı zamanda sosyalizmin temellerini attığı için ilk sosyolist olarakta bilinir. Gerçi haleflerinin bu temele kaçak inşaat çıktıkları oldu ama neyse o başka konu. Saint-Simon'u tanımak istiyorsanız hele ki Meriç'in kaleminden 150 sayfa bir çırpıda bitecek bir kitap.
Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk SosyalistCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20171,091 okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2017 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2017 00:54
Cemil Meriç Türkiye'nin büyük düşünürlerinden. Daha doğrusu düşünürden ziyade eserlerinde düşüncenin tarihini en bilinmeyen kaynaklarına kadar irdeleyen ve bana da yeni ufuklar açan bir ansiklopedist. Cemil Meriç bu eserinde 19. asrın önemli fakat pek de tanınmayan filozofu Saint-Simon'u tanıtıyor bize. Saint-Simon genel olarak; doğuştan gelen ayrıcalıklara karşı, aristokratları ve din adamlarını aylak takımı olarak nitelendiren, kontrolsüz gelişen rekabetçi ekonominin ezdiği işçi sınıfının sorunlarını gören, toplumun tamamının kolektif üretimin parçası olması gerektiğini düşünen, her işçinin emeği oranında toplumsal refahtan pay almasının gerekliliğini vurgulayan ve toplumsal evrimin, üretenlerin egemen olduğu bir kolektivizme doğru yöneldiğini düşünen bir filozof. Emeğe ve kolektivizme yaptığı vurguyla sosyalizmin temellerini atmıştır. Ancak özel mülkiyete karşı olmaması sebebiyle bazı sosyalizm tarihçileri tarafından sosyalist olarak nitelendirilmez. Fransız İhtilali sonrası doğan felsefi ve sosyolojik boşluğu doldurmaya çalışan idealist bir düşünür olan Saint-Simon'u, öğrencisi Auguste Comte ile aralarındaki anlaşmazlıkları, diğer öğrencilerinin çılgın arayışlarını okumak oldukça bilgilendirici oldu. Bu yüzden meraklılarına tavsiye ediyorum...
Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk SosyalistCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20171,091 okunma

Yazar Hakkında

Cemil MeriçYazar · 13 kitap
Hüseyin Cemil Meriç, Türk yazar, şair, çevirmen, sosyolog ve düşünürdür. Başta dil, tarih, edebiyat, felsefe ve sosyoloji olmak üzere sosyal bilimlerin birçok alanında araştırma yapmış ve yazılar kaleme almış bir düşünce adamıdır. Telif ettiği 12 eseri ve tercümeleriyle Türk edebiyatında önemli bir yeri olduğu kabul edilir. Sosyoloji profesörü Ümit MeriçÜmit Meriç’in babasıdır. Meriç’ten önce bir dönem, Şaman ve Yılmaz soyadlarını kullandı. Rumeli’den göçen bir ailenin çocuğudur. İlk ve ortaokulu Reyhanlı Rüştiyesinde(1928) tamamladı. Burada Arapça, Fransızca, Kur’an, tecvîd (Kur’an-ı Kerim’I uygun telâffuzla okuma), ahlâk okudu. Buradaki Türkçe öğretmeni yarım düzine şiir kitabı olan Ömer Halim Bey’di. Sonradan adı Fransız Lisesi (Lycéed’Antioche) olan Antakya Sultanisi’nde okudu, “benim üniversitem” diye andığı bu lisede Fransız ve yerli hocalardan özel dersler aldı. Ali İlmî Fânî’nın kılavuzluğunda Divan edebiyatının sihirli dünyasını burada keşfetti. Yine burada Bazantey’den Fransız edebiyatı tarihi okudu. 1936’da İstanbul’a giderek bir yıl Pertevniyal Lisesine devam etti. Buradaki öğretmenleri arasında Nurullah Ataç ve Reşat Ekrem Koçu da vardır. Bu arada Nâzım Hikmet ve Kerim Sadi ile tanıştı. 1937’de kısa süre İskenderun’un bir köyünde öğretmenlik yaptı, İskenderun Tercüme Bürosuna sınavla reis muavini oldu, bu işe beş ay devam etti. 1938’de Fransızlar tarafından Aktepe’ye nahiye müdürü tayin edildi, yirmi gün sonra işine son verildi. 1939’da iki ay hapis yattı, hakkında açılan dava beraatle sonuçlandı. 1940’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin Felsefe Bölümünde bir süre okudu. Ancak üniversiteden çok kütüphanelere devam ettiği için bu bölümü bitiremedi. Birkaç yıl sonra aynı fakültenin Fransız Filolojisi Bölümünden mezun oldu (1944). Tayin edildiği Elazığ Lisesi öğretmenliğinden (1942-45) sonra hayatını kalemiyle kazanmaya başladı. 1946’da sınavla İstanbul Üniversitesine Fransızca okutmanı olarak (1946-74) girdi. Bu arada bir yıl İstanbul Işık Lisesinde öğretmenlik (1952-53) yaptı. 1974’te emekliye ayrıldı. Cemil Meriç, 1954’te görme yetisinin zayıflaması üzerine geçirdiği bir dizi ameliyat sonucunda gözlerini kaybetti. Hayatının geri kalan kısmını bu şekilde geçirdi. Bundan sonraki dönemde okuma ve yazma konusunda yakın çevresinden yardım aldı. 1974 yılında emekliye ayrılınca tüm zamanını eserlerine ayırdı. 1942’de evlendiği Fevziye Menteşoğlu’ndan Mahmut Ali ve Ümit (Meriç Yazan) adlı iki çocuğu oldu. 1984’te geçirdiği beyin kanaması sonucu felç oldu, sıkıntılı ve uzun bir hastalık döneminden sonra vefat etti. Karacaahmet Mezarlığında toprağa verildi. İlk manzumesini on bir yaşında iken yazdı. Yayımlanan ilk yazısı “Geç Kalmış Bir Muhasebe”, "Yenigün" (23.9.1933) gazetesindedir. Ciddi anlamda ilk yazısı “Honoré de Balzac”, "İnsan" dergisinde (1941) yayımlandı. Aruz ve hece ölçüsüyle şiirler de yazmış olan Cemil Meriç, çok iyi özümsediği Batı düşüncesi ile Türkiye'nin batılaşması konularını incelediği eserleriyle tanındı. Batılı fikir ve sanat adamlarının adeta resmî geçitte olduğu eserlerinde Türk aydınlarının “müstağrib”leşmesini büyük bir yetkinlikle eleştirir, önce kendi kültürlerini tanımalarını ister. Yazılarında düşünür, sosyolog yanı ağır basar. Özellikle kullandığı bazı kelimeler mülkiyetine geçmiş gibidir. Kendisine has coşkulu üslubu ve temiz Türkçesi ile kırk kadar gazete, dergi ve ansiklopedi de yüzlerce makale yayımladı. Yazı ve çevirileri başlıca; İnsan, Amaç, 19. Asır, Gün, Yeni İnsan, Hisar (Fildişi Kuleden başlığı ile 1980'e kadar sürekli), Hareket, Yirminci Asır, Yurt ve Dünya, Yücel, Dönem, Çağrı, Türk Edebiyatı, Doğuş Edebiyat, Kubbealtı Akademi, Pınar, Köprü, Gerçek, Millî Eğitim ve Kültür gibi dergiler ile Yeni Devir (1980), Orta Doğu gazetelerinde yer aldı. Düşünce ve yazı hayatının en verimli yıllarında (1954’ten itibaren) gözleri görmüyordu. Okumalarına kızı yazar Ümit Meriç ve öğrencileri yardımcı oldu. Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi ve Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye’de maddeler yazdı. Umrandan Uygarlığa adlı kitabıyla 1974 yılında ve Kırk Ambar adlı kitabıyla 1980 yılında Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülünü aldı. 1981 yılında Türkiye Yazarlar Birliğinin Üstün Hizmet Ödülünü Mehmet Kaplan ve Emin Bilgiç ile paylaştı. 1982’de Kayseri Sanatçılar Derneği'nden inceleme dalında ödül aldı. 1986 yılında Kültürden İrfana adlı eseriyle aynı kuruluşun fikir dalı ödülünü kazandı. 13 Haziran 1987'de hayatını kaybetti. Cenazesi, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.