Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Sergüzeşt
10/10
·144 syf.··
2024 21. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2024 13:39
Kitabı beğendim kitabı okurlara tavsiye ediyorum. Yüz temel eser arasında oluşu ve edebiyatımızın realist gerçekçi bir roman oluşu hoşuma gitti, yazarın küçük köle cariye kız Dilberin ruh dünyasına bu denli derinlemesine dalması çok muazzam bir başarı yazar er kişi olmasına rağmen bir kızın (kadının) ruh alemini bu denli tanıyor olması onun psikolojik ve duygusal dünyasının içinde bu kadar rahat gezinmesi harika, Neden dersek şöyle tarif edebilirim Dostoyevskı suç ve cezayı yazdığında baş karakter Raskolnikov'un düşünce, psikolojik, ruhsal bunalımı nı öyle bir irdeliyorki biri masum iki kadını katletmesine rağmen Dünyanın kabul ettiği tek katil oluyor, buda Dostoyevskı yi psikoloji bakımından modern ve geçmiş psikoloji biliminde merdivenin üst sıralarına taşıyor. Samipaşazade Sezai de bana göre Sergüzeşti yazarken Dilberin dünyasında bu kulvarda gezinmiş.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İnkılap Yayınları · 201756,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2019 13. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2019 15:32
Şamİpaşazade Sezai’ nin Sergüzeşt’ ini okuyup da yüreği burkulmayan yoktur diye düşünüyorum. Köle olarak çocuk yaşta satılan Çerkez güzeli Dilber’ in ıstırap dolu yaşamını ve hazinli sonunu yaşıyormuşçasına okuyacaksınız.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İnkılap Yayınları · 201756,4bin okunma
Zavallı Dilber
9/10
·144 syf.··
2021 5. kitabı
Türk romanında gerçekçiliği temsil eden ilk eserlerden biri olan Sergüzeşt, son derece hüzünlü ve insanın gönlüne dokunup da iz bırakan türde bir hikâyeye sahip. Henüz küçücük bir kız çocuğu iken alıkonulan ve farklı farklı yerlere, insanlara satılan Kafkasyalı bir esirin, Dilber'in hikâyesi... Her satıldığı yerde türlü eziyetlere maruz kalan küçücük bedeni ve yaralı ruhunun, kuru bir yaprak misali oradan oraya savruluşunu anlatıyor yazar bizlere. Hayattan hiçbir beklentisi ve emeli yokken, serpilip 15'ine gelince satıldığı Asaf Paşa'nın konağında, ilk kez "aşk" denen hissi tadıyor ve belki de hayatında ilk kez "insan" yerine konulduğunu hissediyor. Tam her şey yoluna girecek diye düşünmeye başlarken, yazar "gerçekleri" yüzümüze vuruyor ve zavallı Dilber'in aşkının da ömrü kadar kısa sürdüğünü, makus kaderinin ona hazin bir son hazırladığını bizlere gösteriyor...
Hayat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İnkılap Yayınları · 201756,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2021 17. kitabı
Sonunu hatırlayamadığım için ikinci defa okuduğum bir kitap bu. Kitabı sonlandırınca niçin sonunu hatirlayamadığımı anladım. Meğer hatırlamak istememişim... Dilber üzerinden anlatılan esircilik ve insan satışı konusu üzerinde durulmuş, onun çektiği sıkıntılara, gördüğü eziyetlere tanık olurken bir yandan da yer yer dönemin söylemlerine, diline, sosyal yaşamına yer verilmiştir.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İnkılap Yayınları · 201756,4bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2025 23:56
İlk kez 2002'de okuduğum kitabı yeniden okumak istedim. 100 temel eser arasında yer alan Sergüzeşt, romantizmi geride bırakıp realizme geçişte yazılan ilk kitap olarak kabul ediliyor. Tanzimat Döneminde oldukça yaygın olan kölelik ve sınıf ayrımcılığını eleştiren bir kitap. Bir konağın paşazadesi Celal ile Kafkaslardan aile yuvasından koparılıp köle olarak satılan zavallı Dilber'in aşk hikayesini okudum. Kitaptaki betimlemeler öyle etkileyici ki... Upuzun cümleleri okurken bile sıkılmıyorsunuz. Keşke kitabın sonu başka türlü bitseydi ya da kitap hiç bitmeseydi de hikaye devam etseydi, sonunda mutlu bir son olsaydı.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İnkılap Yayınları · 201756,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2019 6. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2019 16:47
SPOILER ICERIR Kitap Tanzimatliteratürün önemli eserlerinden biridir, ve zengin ailelerin köle almasi konu edilir. Roman dilberin köle olarak satilmasiyla baslar. Yalniz Dilber köle olarak cesitli iskencelere maruz kalmaktadir. Ev sahipleri meslek dolayisiyla baska bir sehire göcmek zorunda kaldiklari icin Dilber‘i tekrar satarlar. Dilber yeni sahiplerinin ressam oglu Celal‘e asik olur. Bu ask ikisinide ölümün ellerine verir.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İnkılap Yayınları · 201756,4bin okunma
8/10
·144 syf.··
2022 280. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2022 22:49
Uzun zamandır okumayı düşündüğüm, kitaplığımda olan fakat bir türlü sıra gelmeyen Sergüzeşt'i sonunda okumuş bulunmaktayım. Oldukça sade ve anlaşılır yazılmış, verilmek istenen mesaj açıkça verilmiş, konu bütünlüğü sağlanmış bir eser. Fakat Berna MoranBerna Moran 'ın Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1 kitaplarını okuduktan sonra farklı bir gözle okuduğumu farkettim ve yazarın kahramanların duygularını tam yansıtamadığını düşünüyorum. Sanırım o dönem yazılan eserler de "Sanat toplum içindir " anlayışı benimsendiğinden dolayı , karakterlerinin duygu geçişleri çok yüzeysel kalmış . Kendimi bu kadar olay yaşanacak kadar ne geçti ki karakterler arasında diye sorgularken buldum. Bunun dışında uzun betimlemelerin olduğu, okuması keyifli bir kitap.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İnkılap Yayınları · 201756,4bin okunma
Sergüzeşt
7/10
·144 syf.··
2023 34. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2023 19:51
Sergüzeşt, tam da yesilçam filmi tadinda bir roman. Hayatı boyunca ezilen, duygu ve düşüncelerine önem verilmeyen bir esirin hikâyesi. Eserde yaşlı ve genç kuşağın çatışmasını görüyoruz. Asaf Paşa ve Zehra Hanım evlilikte zenginliği öne plana çıkarırken oğulları Celal, bunların önemli olmadığını asıl olanın namus ve güzellik olduğunu düşünür. Romanda genel itibariyle sosyal sınıflar arasındaki eşitsizlik, geleneklerin sosyal hayata etkileri işlenmiş. Okumanızı tavsiye ettiğim bir eser.
Edebiyat & Roman
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İnkılap Yayınları · 201756,4bin okunma
İnsan ve hayat
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2023 17:16
Türk edebiyatında romantizmden realizme geçiş eseri olarak kabul edilir. “Sergüzeşt”, macera anlamında bir kelimedir. Esaret konusunu ele alan ve bir paşazade ile cariyenin uygun görülmeyen aşkını anlatan kitabın kahramanı, Kafkasya'dan getirilip konaklarda halayık olarak çalıştırılan Dilber'dir.
İnsan ve Hayat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İnkılap Yayınları · 201756,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
Sami Paşazade Sezai bir cariyenin hayatını anlatarak esir alım satımını, bunun ne kadar vicdansızca ve insafsızca yapıldığını anlatıyor. Kitabın konusu gelecek olursak; Kafkasya'da yaşayan ve çok güzel bir kız olan Dilber'in vatanından ayrılıp esircilerin eline düşüp İstanbul'a getirilmesi ve bir aileye köle olarak satılması ile başlıyor. Dilber'in gördüğü eziyet ve aşağılanma karşısında daha fazla dayanamayıp kaçması ve satıldığı diğer evde büyüyerek düştüğü aşk hikayesi anlatılıyor. Romanda her ne kadar esir ticaretinin korkunçluğunu anlatılsa da aşka derince yer verilmiştir. Öncelikle eski dönemde insan ticaretinin olması kesinlikle çok can sıkıcı bir durum. Kitapta geçen Dilber karakteri ise 9 yaşında bir esir hayatı sürmüştür. O kadar çok işkence görüyor ki fiziki ve psikolojik yönden üzüntüyü, çaresizliği derinden hissediyorsunuz. Bu yönüyle bile kitaptan; esaretin her türlüsü her yaşı etkiler mesajını alabilirsiniz. Sami Paşazade Sezai, Sergüzeşt'te ele aldığı kölelik ve özgürlük temaları nedeniyle, yazıldığı dönemde hükümet tarafından gizlice göz altında tutulmasına ve Paris'e gitmesine neden olduğunu düşünürsek yazarın gerçekleri söylediğini anlayabiliriz Sergüzeşt macera serüven anlamına gelmektedir. İçerisinde aşk konusu çok hassas işlenmiş. Duygu yoğunluğu fazla olan ama insanı yormayan bir kitaptı, okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.