Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·120 syf.··
2020 11. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2020 00:00
Türk edebiyatındaki ilk realist roman denemesi olan Sergüzeşt, Tanzimat dönemi eserlerindendir. Cariyelik ve köleliğin işlendiği romanda aşk konusu çok hassas bir şekilde okuyucu ile buluşuyor. MEB tarafından ortaöğretim kurumlarında okutulacak 100 Temel Eser arasında bulunan aşk ve acının harmanlandığı bu eseri okumanız dileğiyle..
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Paraf Yayınları · 201056,4bin okunma
7/10
·120 syf.··
2021 80. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2021 03:15
Her ne kadar aşk konulu bir kitap olsa da esaret,kölelik,sınıf ayrılıkları da işlenmiştir.yüksek sınıftan(!) olanların kendi duyguları ne kadar önemliyse daha aşağı tabakadan olan insanların (o dönem kölelerinin) duyguları hiçe sayılmış, hem fiziksel hem psikolojik işkencelere maruz bırakılılışları çok güzel anlatılmış.kitabı sadece okumuyorsunuz da sanki aynı anda bi dönem filmi izliyosunuz. 98 sayfalık koşacak romanda; aşk,acı,esaret,imkansızlık,fedakarlık Özlem,zulüm... hepsi işlenmiş. Kesinlikle okunması gereken kitaplardan...
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Paraf Yayınları · 201056,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2020 2. kitabı
Sergüzeşt...Eserde vurgulanmak istenen kölelik , cariyelik ve esarettir. Sergüzeşt Kafkasyadan Türkiye'ye getirilen genç bir kızın hüzünlü hikayesini anlatıyor.Bir Paşazade ile cariyenin tutkulu ve imkansız aşkları...Temiz ve masum vicdanın korkacak hiçbir şeyi yoktur.Dilber'in kendisini Nil'in karanlık sularına bırakması hazin sonu oldu .Bu romanda kötüler cezasını bulmadı,sonu buruk bitti . Dilberin hüzne tutsak bir yüzü vardı .Masumiyet , bir insana bu kadar zarar vermemeliydi.Eserde ,Dilber ile Celal Beyin masum aşkları güzeldi.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Paraf Yayınları · 201056,4bin okunma
6/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2021 15:27
Sami Paşazade Sezai' nin yazdığı zamanlar göz altına alınmasına sebep olan bir eseri. Çerkez güzeli Dilberin şahsında, esir ticaretinin ve insan tacirlerinin elinde kaybolan hayatlara güzel dokunuslar. Efendiniz ne kadar merhametli olsa da esirseniz sizin konumunuz değişmez. -Kitap kurgusal olarak keyifsiz. -Uzun cümleleri kurulmakta çok zorlanmış hissi veriyor. +Edebi dili güzel ama biraz tasvirleri bir nebze zayıf kalmış. +Okunası, kısa güzel bir klasik. Aşağıdaki satırlar ALINTIDIR. bir esir adı dilber alınır-satılır herkes bilir sorsan bilmez gibi görünür sanki yüzlerce yıllık sır. yıkılsın artık, vurulsun mihenkleri açköpekgözlü insanların ördüğü bu yıllarca yüzlük sur. kaç para der müşteri, on para der sahip'i çok para dendiğinde yine utanç kaplar dilber'i... dilber dediğin bir taze yuva sıcağından, ana kucağından ırak memleketinden, oyundan uzak yüzü kuru rüzgardan kavruk saçı bahtından kara (ve savruk)
Roman
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Paraf Yayınları · 201056,4bin okunma
9/10
·120 syf.··
2019 81. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2019 16:33
BÖYLE BİR KARASEVDA KARA TOPRAKTA BİTER Her gün kaç tane cinayet taciz tecavüz hırsızlık haberleri duyuyoruz Düşünüyorum da en son ne zaman iyi birşey duydum maalesef zihnimde canlanamadı İşte böyle bir zaman da insan okuduğu kitaplarda belki mutlu bir şeyler okumak istiyor gerçek hayatta bulamadığı mutluluğu orda arıyor ama farkettim ki nerede ciğer söken kitap var onu okuyorum:)))) Ve ne hikmettir ki her okuduğum kitapla yüreğim yine dağlanıyor yüreğimde kalan minik mutluluk parçacıklarını da böyle sıyırıp atıyorum Ah Dilber Ah! Ne üzüldüm sana Ne dağladın kalbimi Küçücük yaşınla bir mal gibi satılmanamı Sana yapılan şiddete mi gerek sözlü gerek fiziki Esirliğine mi Bir şeker yüzünden bile yediğin dayağamı Bu kısımda artık o kadar etkilendim ki sokağa çıkıp bütün çocuklara şeker dağıtma isteği uyandı içimde Ya aşk Belki de yüzünü güldüren tek şey Belki klişe zengin kız fakir oğlan diyenler olabilir ama hayatta tek mutluluğu hatta sevdiği tek insan olan bir kadın için bu kadar basit ilerlemedi herşey Cengiz Aytmatov'un Beyaz Gemi sinin sonu mutlu bitseydi vb. yorumlar alan Aytmatov hayat keşke o kadar güzel mutlu olsa ama maalesef gerçek hayat bu kadar mutlu ilerlemiyor bunun için kitabın gerçekliği hissinin daha iyi geçmesi için en iyi son bu şekilde olmalıydı şeklinde açıklamış bunlar aklımda kalanlar okuduğum bir yerden Aynı şekilde bu kitapta aynı hissi verdi bana mutlu sonla bitse Dilber bu kadar yer eder miydi kalbimde?
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Paraf Yayınları · 201056,4bin okunma
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
Tanzimat dönemini anlatan en iyi eserlerden birisidir sergüzeşt romanı. O dönemin sosyo kültürel hayatını akıcı bir şekilde kaleme alınarak edebiyat dünyasına kazandırılmıştır .
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Paraf Yayınları · 201056,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2021 114. kitabı
Tanzimat dönemini anlatan en iyi eserlerden birisidir sergüzeşt romanı. O dönemin sosyo kültürel hayatını akıcı bir şekilde kaleme alınarak edebiyat dünyasına kazandırılmıştır .
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Paraf Yayınları · 201056,4bin okunma
Edebiaytımızda ilk gerçekçi eser
6/10
·120 syf.··
2020 248. kitabı
1889'da yayımlanan eser; edebiyatımızda Romantizmden Gerçekçiliğe geçişin simgelerinden. Daha önce yorumladığım Küçük Şeyler 'le kısa hikayeciliğin başlamasına da sebep olan yazar, kitapta esir kız ile burjuva oğlu arasındaki imkansız aşkı anlatıyor. Temel sorgular; kölelik, sınıf ayrımı ve Aşk. Kullanılan dil; o sıralar Edebiaytçılarımızın oldukça etkilendiği Fransız yazarlar Maupasant ile Balzac arasında gidip geliyor. Mekan ve durum tasvirleri ise dikkat çekici. Mola niyetine veya akşam hüzünlü bir anınızda çarpan etkisi niyetine bir şey yapmak isteyenlere tavsiyem: OKUYUN bu aşk ve acı dolu kitabı...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Paraf Yayınları · 201056,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2019 28. kitabı
Dilber ve Cemal...(spoiler içerir!) Zengin ve soylu bir aile çocuğunun, esir kıza aşık olması. İmkansız bir aşk ve kavuşulamayan bir son . . Akıcı bir anlatım ve olay örgüsüyle 2 saatte bitirdigim bir kitap oldu. Çok sevdim. "Teşekkürler samipaşazade sezai "
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Paraf Yayınları · 201056,4bin okunma
Puan vermedi·175 syf.··
2020 34. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2020 15:00
Sergüzeşt macera serüven anlamına gelmektedir. Türk klasiklerinin efsane eserlerinden biridir. Başkahramanımız, Dilber. Dilber Kafkasya'dan gelen satılık bir esirdir. İlk satıldığından itibaren ona eziyet edilmeye başlanmış ve pek çok satılmıştır. Daha sonra son satıldığında ise Celal Bey denen bir ressam ve ailesinin konağına satılır. Celal Bey ve Dilber birbirlerini sever fakat itiraf edemezler. Bunu öğrenen Celal Bey'in annesi Dilber'i Mısır da tanıdığı bir esirciye satar. Bunu öğrenen Celal Bey delirir. Dilber Mısır'da iken mutlu değildir. Ve Celal Bey'i her zaman özlemektedir. Kitabın sonunda Dilber bütün bu olanlara dayanamayıp kendini Nil nehri sularına bırakır.Bir çırpıda biten harika bir eserdi. Okurken bir filmin içindeymişçesine sahneler gözünüzün önünden akıp gidecek. Sürekli okuyup çokça öğrenen ve hayatına uygulayabilenlerden olmak dileğiyle.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Paraf Yayınları · 201056,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.