Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·119 syf.··
Beğendi
·
2021 53. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2021 02:21
Esirlik,insanlığın en utanılası durumu bence.Bir insanın başka bir insana para karşılığında bir mal gibi satılması değil sadece mesele,aynı zamanda aynı bir mal gibi duyguları,düşünceleri,istekleri,ihtiyaçları,hastalığı hiçe sayılarak yalnızca hizmet için bir makina gibi çalıştırılması.Henüz 9 yaşında bir çocukken satılan Dilber’in oyun oynayan çocukları görünce koşarak yanlarına gidip oynamak istemesi ve ardından acımasızca esirliği hatırlatılarak oyundan koparılması içimde fırtınalar estirdi.Aynı şekilde evin 12 yaşındaki kızının oyuncaklarını görüp canı oynamak istediğinde yediği tokatı yanağımdan çok yüreğimde hissettim.Esir olduğu için çocuk hatta insan sayılmayan Dilber’in acıklı hikayesi.Bilen bilir,çocuklar benim hassas noktam.3 tane evladı olan bir anne olarak ,herhangi bir zamanda dahi olsa çocukların acı çekmesi,korkması beni her zaman perişan etmiştir.Ah çocuklar,masum küçükler,keşke dünyayı daha yaşanası bir hale getirebilsek sizin için! Türk klasiklerinden olan bu hikayesi romantizm ve realizmin içiçe bulunduğu bir kitap.Yalnız yazarın haddinden uzun cümleleri bazı yerlerde coşkuyu baltalıyor,Olaydan biraz koparıyor.Ama genel olarak nedenleri İle insanların davranışlarını anlatması ve naif bir dil kullanması beni çok etkiledi.Klasiklere karşı olan önyargım kırıldı artık.Bundan sonra tüm klasikleri okurum artık. Herkese keyifli okumalar.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kum Saati Yayınları · 201656,4bin okunma
7/10
·119 syf.··
2017 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2017 22:57
Esir Çerkez kızı Dilber ile zengin ve konak sahibi genç Celal Bey arasında kısa sürede başlayıp, kısa sürede kötüye giden bir aşk hikayesi.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kum Saati Yayınları · 201656,4bin okunma
Puan vermedi·119 syf.·
2019 39. kitabı
Özgürlük..İnsana verilmiş çok büyük bir nimet. Kitabın konusu Kafkasya 'dan İstanbul' a esaret ile getirilen daha doğrusu satılan 9 yaşındaki Dilber ve onun esaret, ötekileşme ve özgürlüğü elinde alınmış bir hayatı... Dilberin gülmeyen yüzü desek daha doğru olacak sanırım. Kitabın konusu sizi içine çekiyor.Kitap sürükleyiciydi. Her her satırı okurken Dilberin esaretini ve duygularını hissedebiliyorsunuz. Okunmalı.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kum Saati Yayınları · 201656,4bin okunma
8/10
·119 syf.··
2020 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2020 00:03
Sırf sevdiği kız köle olduğu için kavuşamayan bir Celal , bir taraftan onu çok seven bir dilber,bir taraftanda sevdiği sırf mutlu olsun diye sevdiğinin sevdiği adama teslim etme çabasında olan Cevher... Herkese tavsiye edebileceğim edebi bir kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kum Saati Yayınları · 201656,4bin okunma
7/10
·119 syf.··
2020 6. kitabı
Yine mini bir göç hikayesi, cılız kara kuru fakat genclik çağında göz kamaştırıcı ve hisli, duygu dolu biri olup çıkıveren mini bir köle ve minik sayılmayacak dertler. İmkansız, çaresiz, karışıklı ama hüsran bir aşk içeren romantizmden realizme geçiş eserlerinden biridir
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kum Saati Yayınları · 201656,4bin okunma
10/10
·119 syf.·
2021 15. kitabı
Samipaşazade Sezai 'nin bu kitabı esareti anlatıyor. Bence Tanzimat Dönemi yazarlarının kitapları güzel. Duyguları saf bir şekilde öne çıkarıyor.Ben bir Türk Klasiği olan Sergüzeşt'i çok beğendim .Okuyacalara keyifli okumalar...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kum Saati Yayınları · 201656,4bin okunma
10/10
·119 syf.·
2021 52. kitabı
Üçüncü kez, lise yıllarımı anımsayarak okudum... Roman kurgusunu (tüm acemiliklerine rağmen) 27 yaşında yakalamış, duygu yüklü başarılı bir yazı adamı Samipaşazade Sezai. Yine ilk okuduğum günlerimi anımsayarak okudum romanı... Sadeleştirilmesi çok iyi olmuş. Uzun cümleler okuru biraz sıkacaktır. Fakat, okumaya değer bir roman... İnsanların alınıp satılması, şekil değiştirerek devam ediyor aslında... Kölelik sistemi kaktı diyen beri gelsin... Bugünde benzer çelişkiler, benzer acılar sürüyor...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kum Saati Yayınları · 201656,4bin okunma
Puan vermedi
Romanın adı "sergüzeşt" macera anlamına geldiği için vurgulanmak isteneni heyecan duygusuyla çok iyi perşinlemiş. Ayrıca Türk edebiyatının romantizmden realizme geçiş ilk eserlerden biri. Romanın iç yüzüne gelirsek,, kelime seçimi ve sıcaklığı betimleyici öğelerle doğru ve yerinde bir ön kazanmıştır. II. Abdülhamit devrinde 1889 yılları arasında yazılmış ve yayınlandıktan sonra yazarın göz hapsinde tutulmasına ve göz hapsinden kurtulmak için Paris’e kaçmasına sebep olmuştur. Buna isnaden hapishane günlerinde yaşadıklarını da aktarmış. Kendini "Dilber" ' in yerine koyup o duyguyu okucuya verdiğini düşünüyorum. Dikkatimi çeken bir başka şey ise kitabı okurken konusu ve Dilber'in yaşadıklarını "Sefiller" kitabına Fantin' in kızı Kozet'e benzettiğim, çektiği zulüm ve aşkı Dilber gibi yaşamış. Okumak isteyenlere tavsiyemdir. Eebiyatımızı çok iyi kullanabilmiş ve başarabilmiş yazarlar her zaman bizim için kıymetlidir.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kum Saati Yayınları · 201656,4bin okunma
8/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2020 21:49
Sadeleştirilmiş olduğu için bazı anlatım hataları vardı, başta rahatsız etti ve önyargıyla başlamama sebep oldu, fakat sonrasında alıştım mı, yoksa türkçenin yazım kurallarından olan yüklemin sona gelmesi nedeniyle ucu bucağı görülmeyen cümlelerde kaybolmaktan hoşlandım mı bilinmez, zevk ile devam ettim. Dilber, Celal ve Cevher. Üçünün de gıpta edilecek temiz kalpleri var. Esaret bugünlerde zihnimizi kurcalayan konular arasında değil, ama var olduğu ve olacağı hepimiz için aşikâr. Samipaşazade Sezai demiş ki bizlere : "Ölüm de hürriyettir."
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kum Saati Yayınları · 201656,4bin okunma
8/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
Kitabı klasik okuma merakı içinde iken almıştım ama okumaya çekiniyordum. Çünkü dili ağır ve anlanışlması zordur nedeniyle. Ama hiç öyle değil, su gibi akıp giden arkasından iz bırakan bir kitap.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Kum Saati Yayınları · 201656,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.