Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Sırça Köşk
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2020 19:48
Sırça Köşk kitabı, toplumu eleştiren bi' Sabahattin Ali eseridir. İnsanlar kendi çıkarlığı için her türlü terbiyesizliğe, şerefsizliğe, yalancılığa, sahtekarlığa başvurur. Yüksek mertebeli insanlar, sürekli düşük mertebeli olan insanlara eziyet eder ne yazık ki. Bu durumda düşük mertebeli insanlar okuyarak, araştırarak, sorgulayarak kendilerini geliştirmelidirler ki kendilerini ezdirmeyesin. Hiçbir zaman yüksek mertebeli insanları kendilerinden üstün görmemeli ve onları fazlaca özenmemelidirler. (Öteki dünyamıza geçtiğimizde her şeyi unutmuş halde olacağız. Bu dünyayı güzelce yaşayın ve gerektiğinden çok bağlanmayın.)
1000Kitap
Sırça KöşkSabahattin Ali · Ren Kitap · 201969,7bin okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2019 01:15
Sabahattin Ali’ye bir ön yargım vardı bu kitabı okuyup bitirdiğimde ne kadar anlamsız, saçma bir ön yargı olduğunu fark ettim. Bu eserde insanın içini burkan, hayatın herkese göstermediği o karanlık yüzü ustaca kaleme dökülmüş. Kitabın ortalarına geldiğinizde sürekli acı şeyler diye düşünüyorsunuz o sırada yazar sanki karşımızda bize cevap verir gibi “BAHTİYAR KÖPEK” adlı bölümle karşımıza geliyor. Okuyorsunuz ee doğrulara fazla söz söylenmez diyip haklısın diyip küresel düzende ki yetkisizliğinizi, çaresizliğinizi hatırlayarak okumaya devam ediyorsunuz. Sırça Köşk ne alaka dediğinizi duyar gibiyim kitabın sonunda masallar kısmında karşımıza çıkıyor eh detay vermeyeyim.Okumaya değer başarılı bir kitap kendiniz okuyun ama isime olan merakınızdan sondan başlamayın :)
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Ren Kitap · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2019 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2019 21:26
Kitap farklı farklı hikaye ve masallardan oluşuyor. 1940'lı yıllardaki ülkemizi, ekonomiyi, sağlığı, eğitimi, en önemlisi de memleketim insanını görüyorsun. Zaman zaman, eskilerin ne kadar zor şartlarda hayat mücadelesi verdiklerini görüp iç geçirmemek elde değil. Bununla birlikte okuduklarım, geçen yıllara rağmen, sözde onca değişime rağmen, memleketim insanının zihniyetinin hiç ama hiç değişmediği izlenimi oluşturdu bende. Çünkü birçok eleştiri, harfi harfine bugün yaşayan birilerine yapılıyormuş gibi hissettim. Son sayfayı da okuduktan sonra kendi kendime "Sabahattin Ali başına bu kadar işi boşa almamış" dedim açıkcası. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Sırça KöşkSabahattin Ali · Ren Kitap · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2019 99. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2019 20:30
Bir kitabın daha sonunda geldim. Sabahattin Ali nin daha önce iki tane romanını okuyunca bu kitabı pek beğenemedim. İlk önce bu kitabı okusaydım muhakkak hoşuma giderdi. Kitap öykü ve masallardan oluşuyor. 13 tane öykü 4 tane masal var.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Ren Kitap · 201969,7bin okunma
9/10
·160 syf.··
2021 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2021 12:50
13 Hikaye ve 4 masaldan oluşan bu kitabi iki bölümde inceleyip tahlil yapmak daha doğru olacaktır diye düşünüyorum. Hikayeler kısmında halkın o dönemde yaşadığı gerek sağlık, gerek eğitim gerekse ekonomik yönden karşılaştığı sorunlar, kimi hikayede tüm gerçekliği ile, kimi hikayede ise hiciv tarzında karşıma çıktı. "Beyaz Bir Gemi" hikayesini okurken yüzümde oluşan tebessüme engel olamadım. "Hakkımızı Yedirmeyiz" adlı hikayede ise rüşvetin sıradanlaştığı bir dünya ironik bir biçimde ele alınmış. Masallar bölümüne gelecek olursak, mevcut sisteme ufak ufak göndermeler yapıldığını düşünüyorum. Bu gözle okuduğumda cok zevk aldığım bir kitap oldu. Son olarak bir Sabahattin Ali sözü ile kitaptan aldığım hazzı taçlandırmak istiyorum; "Etrafımız o kadar çirkefle dolu ki, temiz kalmak için tek çare kendi dünyamıza çekilmek."
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Ren Kitap · 201969,7bin okunma
7/10
·160 syf.·
2020 1. kitabı
Uzun bir aradan sonra Merhabalar :) Kitap okumaya dönemin yoğunluğu sebebiyle hem istemsiz hem de rahatsızlık veren bir süre ara vermiş olsam da bu arayı "SIRÇA KÖŞK" ile nihayet bitirebildim. :D Sabahattin Ali, Değirmen ve Ses'e nazaran SIRÇA KÖŞK'te toplumsal konulara daha fazla değinmiş. Eseri okurken dikkatimi çeken 1944 -45 -46 ve 1947 yıllarında yazılmış yaşanmış olaylar günümüzde de devam ediyor ve ben bunu bu eserde okuyorum. Eseri okuyunca bu şaşkınlığıma hak vereceksiniz diye düşünüyorum. ;) Eser 13 öykü 4 masaldan oluşuyor. Basımlar farklı olduğu için değişebilir belki ama 160 sayfadan oluşuyor. Konular genelde kurumlardaki pasifliği, yolsuzluğu, rüşveti, samimiyetsiz çıkar ilişkilerini içeriyor. Benim aklıma yazar neden hep bu tarz iç karartıcı olumsuz öyküleri kaleme almış sorusu geldiğinde öykülerden biri sorunun cevabını bana verdi. Cevap veren öykünün hangisi olduğunu bulmayı sizlere bırakmak istiyorum. Keyifli okumalar. :)
Sırça KöşkSabahattin Ali · Ren Kitap · 201969,7bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2019 15. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2019 11:33
Sabahattin Ali diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da toplumsal sorunlara,çıkarcı doktorlara,haksız kazanç sağlayan insanlara,istemedikleri hayatları yaşamak zorunda kalan kadınlara,yolsuzluklara,korunmayan doğal güzelliklere yer vermiş. Sırça Köşkte en çok sevdiğim hikayeler; Böbreğinde taş olan bir adamın hayatının mahvolmasını anlatan "Böbrek" hikayesi. "Bahtiyar Köpek"(hayvan ama aklı eriyor) "Cankurtaran" beni çok etkileyen ve bir hastanın ölümüyle sonuçlanan başka bir doktor hikayesi. Dört masaldan en sevdiğim "Sırça Köşk" oldu. Birçok odası olan bir köşk ve halkın düşünmesine,konuşmasına izin vermeden ellerindeki herşeyi alan yöneticiler.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Ren Kitap · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 69. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 17:34
Eserde bizi 13 hikâye ve 4 masal karşılıyor. Sırça Köşk, Sabahattin Ali’nin ölümünden yalnızca bir yıl önce, 1947’de okurla buluşuyor. Kitaba adını veren Sırça Köşk masalı ise eserin merkezinde yer alıyor. Yazar, bu masalda okurlarına bir öğüt niteliğinde şu çarpıcı sözleri miras bırakır: “Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.” Her hikâye ve masalda topluma, toplumun aksayan yönlerine ve insanın kendi iç çatışmalarına ışık tutuluyor. Kimi kurumların kofluğu ve çürümüş yapısı, çıkar ilişkilerinin samimiyetsizliği ve bu düzen içinde yalnız kalmış insanlar, yazarın keskin gözlemleriyle karşımıza çıkıyor. Sevmediğim hiçbir hikâye ya da masal olmadı; ama elbette favorim, kitaba adını veren Sırça Köşk masalı oldu. Kısa ama vurucu metinlerde yoğun bir toplumsal eleştiri hissediliyor. Bu eleştirel dil, eserin bir dönem yasaklanmasına bile neden olmuş. Yazarın topluma ayna tuttuğu, insan ruhunu derinlemesine çözümlediği ise tartışmasız bir gerçek. Her hikâye ve masal, önümüze bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyor; birini bitirirken bir sonrakini merak etmemek mümkün değil. "Her an bir şey olması ihtimali içinde, saatlerce, günlerce hiçbir şey olmadan beklemek azapların en korkunçları arasındadır."
Sırça KöşkSabahattin Ali · Ren Kitap · 201969,7bin okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2020 16:29
Sabahattin Ali nin keyifle okuduğum bir kitabı daha.. Kısa kısa hikayelerden oluşan her türlü konuda okumak istediğiniz harika bir kitaptı. Kimi zaman masal anlattı, kimi zaman sorgu odasına götürdü. Çirkince diye bir yerden bahsetti şu an adı herkesçe bilinen :) Hele bir öyküsü vardı ki içinde beni çok etkiledi. "Cankurtaran" özellikle sağlık sektöründeyseniz ve geçmişteki hatta şu an bazı doktorların birincil amacını unuttuğu bu dünyada tokat gibi çarpıyor bu hikaye. Toplumun her kesimini ele almış hikayelerinde hatta bazen günümüzdeki olayları da öngörmüş Sabahattin Ali. Mutlaka okuyun :)
Sırça KöşkSabahattin Ali · Ren Kitap · 201969,7bin okunma
Anlayana öğüt serüveni(!)
Puan vermedi·140 syf.··
2021 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2021 13:49
Bir zamanlar devlete başkaldırı olarak görülüp yasaklanan Sabahattin Alinin kitabı her kesime hitap edebilecek kısa ve sıkmayan türden bir kitaptır. İçinde hikayelerden en etkilendiğim Cankurtaran ve masallardan ise Bir Aşk Masalı oldu. Dili ve akıcılığı olsun herşeyi yerindeydi. Hikayelerden anlayabilene çok güzel öğütleri var. Kesinlikle tavsiye ederim.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Ren Kitap · 201969,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.