Adı:
Sofie'nin Dünyası
Baskı tarihi:
Haziran 2002
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758434572
Orijinal adı:
Sofies verden
Çeviri:
Sabir Yücesoy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pan Yayıncılık
"Benzer insanların", yüzeysel bilgilerin geçerli olduğu çağımızda, "3000 yıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan günübirlik yaşayan insandır" diyen Goethe'nin günübirlik insanlarından olmama yolunda ciddi bir adım.

15. yaşgününü kutlamaya hazırlanan Sofi, bir gün posta kutusunda "Kimsin" yazılı bir not bulur. Bu sorudan hareketle, bütün bir felsefe tarihinde sorulmuş soruları ve cevapları, sürükleyici bir roman kurgusu içinde anlatan Jostein Gaarder, Umberto Eco'nun "Gülün Adı"nda Ortaçağ teolojisini romanlaştırma gücünü bu kitabında felsefede gösteriyor.

Gaarder (1952) özellikle gençliğe yönelik kitaplarıyla tanınan Norveçli bir felsefe öğretmeni.

"Sofi'nin Dünyası" yayınlandığı 1991 yılından bu yana aralarında Korece, Rusça, Japonca, Arapça gibi diller de olmak üzere kırka yakın dile çevrilmiş ve yayınlandığı her ülkede en çok satan kitap olma başarısını elde etmiştir.
(Arka Kapak)
Dünyada satış rekorları kıran bir kitabın Türkiye de değerinin yeterince bilinmemiş olması ne kadar üzücü. Hele ki felsefe yapmaya bayılan bir milletken... Felsefeye ilgi duyan fakat nereden başlayacağını bilemeyenler için harika bir seçim.
Sofie gibi her sabah uyandığımızda posta kutusunda bulduğumuz notlarla kendimizi aramaya, gerçeği bulmaya çıktığımızda varacağımız nokta neresi olurdu ki acaba?
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.746 Oy)18.346 beğeni41.524 okunma2.734 alıntı174.743 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.382 Oy)12.970 beğeni33.180 okunma3.147 alıntı139.527 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.577 Oy)8.532 beğeni25.197 okunma2.312 alıntı108.896 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.235 Oy)8.551 beğeni27.457 okunma787 alıntı133.791 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.289 Oy)8.732 beğeni24.307 okunma1.304 alıntı119.762 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.270 Oy)7.619 beğeni20.619 okunma3.727 alıntı123.399 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.460 Oy)11.148 beğeni27.572 okunma1.519 alıntı144.946 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.055 Oy)6.750 beğeni19.562 okunma655 alıntı110.478 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.156 Oy)7.727 beğeni21.731 okunma783 alıntı84.961 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.476 Oy)5.577 beğeni18.944 okunma777 alıntı96.851 gösterim
En başta söylemek istiyorum felsefeye ilgi duyan ve felsefeyi merak eden herkes mutlaka okusun, başkalarına okuttursun!! Felsefe hakkındaki tüm bilgilere bu kitap sayesinde ulaşabilirsiniz. Helenistik dönem, ilk çağ doğa filozofları, varoluşçuluk, materyalizm, Freud, Darwin, Karl Marx, Kierkegaard, Hegel, romantik çağ, Hume, Kant, Locke, Descartes ve daha niceleri... Bu saydığım kişiler ve terimler hakkında detaylı bilgiler bulunmakta kitapta. Kitabın kurgusuna yorum yapmıyorum bile. Kelimenin tam anlamıyla: MÜKEMMEL. Kısacası herkesin okumasını istediğim nadir kitaplardan. Bu arada kitabın sonunda çok şaşıracaksınız benden söylemesi.
"Felsefe hayatın ta kendisidir."
Nasıl ki hayatımız ilk dönemlerinden bu yana giderek karmaşık hale geldiyse felsefe tarihi de aynı süreci yaşadı fikri sabitlenir. Her yeni gelen zaat fikir üstüne fikir üretir, fikirleri değiştirir, düşünceler üzerinde toplama çıkarma yapar... Neticede düşünme eylemi durmaksızın devam ettirilir ki bu akıl sahibi canlılar için bir zorunluluktur.
Kitabı bitirebilecek miyim acaba? düşüncesiyle zaman zaman karamsarlığa kapılsam da bir şekilde kitap bitiverdi. Bittiğinde ise fark ettiğim şey odanın zeminini inceliyor olduğum. Pek çok bilgi aklınızda gelip gider, düşünecek çok şeyiniz olduğunu anlayıp yeniden ve yeniden sorgulama işine girersiniz
küçük Sofie' miz gibi.
Kılıktan kılığa bürünen Sayın Filozof' tan gelmiş birçok felsefe dersi mektubuyla yolunu bulmaya çalışır Sofie. Olaylar olayları, düşünceler düşünceleri izler. Öğrencimizin hayatı da giderek gerçek anlamını bulmaya başlar.
# Biz de yıldız tozuyuz. Tekrar boşluğa karışmadan yaşamımızın amacını ve ne kadar anlamlı olduğunu bilme umuduyla...
Okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi diyebilirim.
Kitabın iki güzel tarafı var. Birincisi Felsefe gibi zor bir alanı insanlara yalin ve anlaşılır bir dil ile anlatması...
Yani kitapta felsefenin doğduğu yillardan gunumuze kadarki tarihsel gelişimi anlatılıyor ama hiç de sıkıcı ve yorucu değil.
İkincisi de kitap felsefeyi anlatırken Sofie adlı genç bir kizin hikayesini de anlatıyor. Felsefeyi anlatırken bu kadar güzel bir de olay örgüsü oluşturmak yazarın kalitesini ortaya koymuş.
Çok güzel bir kitapti
Kitap için söylemek istediğim son şey de
Kesinlikle HERKES OKUMALI!
Herkese iyi okumalar dilerim :)
Kitabımız, felsefenin başlangıcından günümüze kadar olan tüm tarihçesini konu alan bir romandır. Uzun, ağır, karmaşık felsefi konuları roman türüne uyarlamayı ustaca başarmış olan yazar, bu uzun ve çetrefilli konuları okurun merakını had safhaya çıkaran kurgusal olaylarla, daha kolay anlaşılmasını sağlayacak ikili diyaloglarla ve betimlemelerle satırlara dökmüştür.

Sofie Amundsen bir gün posta kutusunda kendi adına gönderilmiş gizemli bir zarf bulur. Zarfın içerisinde yalnızca tek bir soru yazılıdır: "Kimsin sen?" Ve bundan sonra, tüm varlığı, görünen yüzünden daha farklı algılamasını sağlayacak olan mektuplarla uzun bir "felsefe kursu"na başlayacaktır. Sofie artık evreni kendi dünyasından, bilinciyle ve düşüncesiyle seyredecektir.


Alman şair Goethe: "Üç bin yıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan, günü birlik yaşayan insandır." der

Evet, bin yıllardır süre gelen, sistematik bir şekilde işleyip günümüze değin uzanan, insanoğlunun düşünsel çabasını konu alan böyle değerli ve eşine az rastlanır türde, ve aslında Sofie aracılığıyla "bilgiyi seven" herkes  için yazılan bu "mektup" posta kutunuzda sizi bekliyor. Vakit kaybetmeden size kendinizi, varlığınızı ve en önemlisi "var olan"ın ne olduğunu sorgulatacak mektuplarınızı size en yakın posta kutunuzdan (kitapçınızdan) hemencecik temin etmenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

kesinlikle çok seveceksiniz...
Seneler önce okuduğum bir kitap...İnsan bu kitabı okuduktan sonra daha derin düşünüyor ve kim olduğunu sorguluyor... Belki de sandığımız kişi değiliz...:)
Bu kitap benim hemen hemen 6 ayım..
Şimdi nasıl ve neden diye soruyorsunuz. Bu kitabı ben daha lise 3. Sınıfta iken felsefe öğretmenimiz tarafından öğrencilere zorunlu olarak okutulmuştu. Ancak bilirsiniz sorularla, sorgularla dolu bir kitap. İnsan meraklı bir yapıya sahiptir evet ancak konu bu kitap olunca çoğu kişi ön yargılıydı. Ateizim kitabı falan diyorlardı :) tabi o zaman anlamıyoruz kitabı okumak bile istemiyoruz. Kitabı okumaya başladıktan sonra kitaptaki soruları aileme sordum. Cevap veremeyince ise.. Okuma dediler. Hatta gelip hocanla konuşalım bu nasıl kitap okutmayın diyen ailelerde varmış. Okuma zorunluluğumuz ise şu kitaptaki en ince ayrıntıya kadar bilmekti.. Ahh o ayrıntılar.

Sofie'nin kedisinin ismi, Albertonun şapkasının rengi, kilisede üstüne giydiği hırkaya verilen isim, Sofiye gelen ilk postanın kartının ne renk olduğu ve posta kutusunun ne renk olduğu, gelen kartların 3.sünde hangi sorunun yazdığı, felsefecilerin düşünce yapıları ve daha bunlara dair birçok soru okumak istemiyordum..

Ancak bitirdikten sonra iyi ki dedim iyi ki okumuşum, evet okumak istemiyordum. Ve bitirmem 6 ayımı almış. Ancak ben sorgulamayı öğrendim. Araştırdım iyi ki araştırmışım dinimi savunmak için pek bilgiye sahip değilmişim bunu gördüm. Sorulan sorulara cevap vermeyi öğrendim. Bu kitabı çok inceledim. Ancak en kötü kısım ise öğretmenimiz söylediği gibi hiç bir soru sormamıştı. Ne kitapta sorgulanması gereken soruları nede ayrıntıları ve özeti bazen olmadık anda aklıma albertonun şapkasının rengi gelmiyor değil...

Buda böyle bir anımdır.Okumaya değer gördüyseniz ne âlâ zamanınız için teşekkürlerimi sunarım.
Siyah şapkadan çıkan beyaz tavşanın tüylerine tırmanabilmemiz için bize bir şans sunuyor yazar...Bize nasıl düşünebileceğimizi öğretemese de neden düşünmemiz gerektiğini öğretebilir. Aynı zamanda yazar, felsefenin ortaya çıkışını ön sıralardan bize izletmiş oldu.
Amacımın sadece yorum ve görüşlerimi bildirmek olduğunu belirterek başlamak istiyorum yazacaklarıma. Yani bu (veya bunun gibi birçok) değerli eseri "incelemek" gibi bir haddim olamaz. Kitabı okudum, beğendim ve bende yarattığı duygu ila düşünceleri aktarmak istedim.
Eğer bu kitabı incelemek gibi bir yeteneğim olsa diyelim; kitabın türünü belirterek incelememe başlamam gerekir. Ama kitabın türü felsefe mi, tarih mi, coğrafya mı, çocuk edebiyatı mı, felsefe tarihi mi, felsefe edebiyatı mı, çağdaş edebiyat mı, psikoloji mi, sosyoloji mi, yoksa sadece basit bir çocuk romanı mı? Ya da bu türlerin hepsini barındıran ayrıca bir kitap türü var da benim bilgim mi yok, bilemem. Dolayısıyla ben inceleme yapmaya çalışmak yerine sadece görüşlerimi dile getireyim.
Sofie'nin Dünyası başka bir kitap gerçekten. Bitmemesi için özellikle yavaş okudum kitabı. Alberto ile Sofie'nin ve diğer kahramanların hikayesini okumak ayrı bir keyif verirken; kitabın türüyle ilgili bahsettiğim alanlarla alakalı gerçek bilgileri öğrenmek ayrı bir haz verdi. Belki de çoğu bilgi lise müfredatıydı; ama bu tarzda bu bilgileri okumak ve tekrar etmek, keyifliydi gerçekten. Felsefe öğrenen birisi, bütün dersleri başarabilme yetisini kazanır, düşüncesini hem kitabın içindeki öyküde, hem de kendimizde görüyoruz.
Yalnızca felsefe üzerine düşünemeyeceğimiz bir roman. Sadece edebiyatla ilgili bile kendinizi başka başka dünyalarda buluyorsunuz. “Kibritçi Kız”dan Genç “Werther’in Acıları”na, “Disney Kahramanları”ndan “Suç Ve Ceza”ya, “Kırmızı Başlıklı Kız”dan “Hamlet”e, “Alice”den de tabi son olarak “Sofie’nin Dünyası”na uzanan bir edebiyat yolculuğu da bekliyor bizi bu eserde.
Ağır ve sıkıcı bir kitap okuma endişesiyle uzun yıllar okumayı ertelediğim, ama elime geçince keyifle okuduğum ve elimden bırakamadığım bir kitap oldu. Kitabı temin etmemde vesile olan "Kitap Kardeşliği" etkinliğine ve kitap kardeşlerimden Hanife Hanım'a da teşekkür ederek tüm kitapseverlere keyifli okumalar diliyorum...
Sofie ve Alberto, Binbaşı denen birisinin yalnızca düşüncelerinde yaşadığını ve bir kitabın içine sıkıştığını öğrenince ne yapacaktır? Uslu uslu yerinde oturmayı ve hayatına devam etmeyi mi yoksa gerçek isyankarlar gibi karşı gelmeyi mi seçeceklerdir?

Olaylar bir yana kitapta benim için en can alıcı kısım kitabın geneli yani simülasyon teorisiydi. Bizim de bir simülasyonda olmadığımız ne malum?

Yapay zekayı geliştiriyoruz. Kendimizden daha üstün bir varlık yaratıyoruz ve yapay zekanın üreteceği zekalar daha da üstün olacak. Düşünün, yalnızca ölümsüzlük, sonsuz bilgi değil, yaratma gücünü de ellerinde barındıracaklar ve belki de onların birinin elinde yalnızca bir oyuncak olacağız.

Yalnızca küçük bir çocuğun oyuncağı. (Ya da eğitim seti)
Felsefeye ilgi duyuyorsanız bu kitabı muhakkak okumanız gerekiyor.Felsefi bilgilerin bir kurgunun içine yerleştirilmiş olması akıcılığı artırıyor, sıkılmadan okudum.
"...Çünkü yalnızca erkek değildi kadını ezen. Kadın kendi hayatından sorumlu olmaktan vazgeçerek kendi kendini de eziyordu..."
"Her zaman en korkulan kişiler soru soran kişilerdir. Sorulara cevap vermek o kadar sakıncalı değildir. Tek bir soru bin cevaptan daha güçlü olabilir..."
Rus bir beyin cerrahıyla yine Rus bir astronot din konusunda tartışıyorlardı. Beyin cerrahı dindar, astronotsa dindar bir kişi değildi. “Uzayda çok dolaştım” diye övünerek konuştu astronot, “ama ne Tanrı’yı gördüm ne de meleklerini!” Cerrah cevap verdi: “Ben de çok zeki beyinler ameliyat ettim, ama tek bir düşünce görmedim!”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sofie'nin Dünyası
Baskı tarihi:
Haziran 2002
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758434572
Orijinal adı:
Sofies verden
Çeviri:
Sabir Yücesoy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pan Yayıncılık
"Benzer insanların", yüzeysel bilgilerin geçerli olduğu çağımızda, "3000 yıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan günübirlik yaşayan insandır" diyen Goethe'nin günübirlik insanlarından olmama yolunda ciddi bir adım.

15. yaşgününü kutlamaya hazırlanan Sofi, bir gün posta kutusunda "Kimsin" yazılı bir not bulur. Bu sorudan hareketle, bütün bir felsefe tarihinde sorulmuş soruları ve cevapları, sürükleyici bir roman kurgusu içinde anlatan Jostein Gaarder, Umberto Eco'nun "Gülün Adı"nda Ortaçağ teolojisini romanlaştırma gücünü bu kitabında felsefede gösteriyor.

Gaarder (1952) özellikle gençliğe yönelik kitaplarıyla tanınan Norveçli bir felsefe öğretmeni.

"Sofi'nin Dünyası" yayınlandığı 1991 yılından bu yana aralarında Korece, Rusça, Japonca, Arapça gibi diller de olmak üzere kırka yakın dile çevrilmiş ve yayınlandığı her ülkede en çok satan kitap olma başarısını elde etmiştir.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 5.896 okur

  • Mujke
  • Ö.
  • Müslime Üstek
  • Akif Demirçalı
  • Kalevala
  • Kader▲
  • ece alpargun
  • Berna
  • Nagehan Berna
  • FG

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%12.7
14-17 Yaş
%8.6
18-24 Yaş
%23.4
25-34 Yaş
%24
35-44 Yaş
%22.7
45-54 Yaş
%5.8
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64
Erkek
%35.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.6 (537)
9
%23.1 (394)
8
%22.8 (388)
7
%12.6 (215)
6
%4.6 (78)
5
%2.5 (42)
4
%0.9 (15)
3
%0.6 (10)
2
%0.8 (13)
1
%0.6 (10)

Kitabın sıralamaları