Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 38 dk.
Sayfa Sayısı:
199
Basım Tarihi:
1997
İlk Yayın Tarihi:
Ağustos 1953
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Orijinal Adı:
Childhood's End
Orijinal Dil:
İngilizce
Orijinal Ülke:
Amerika Birleşik Devletleri
ISBN:
9789754801002
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2020 10:20
Arthur C. Clarke’ın okuduğum ilk kitabı. Yazarın ismini daha önce de çok duymuştum. Kitabı okuyunca neden efsanevi bir Bilimkurgucu kabul edildiğini anlıyorum. 70 yıla yakın bir zaman önce yazılan bir kitapta yazdığı ve öngördüğü şeylerin bir çoğu günümüzde var olan ya da mümkün olan şeyler. Anlatmak istediklerini basit bir dille anlatıyor. Ne demek istemiş diye üzerinde düşünmeden gayet net şekilde anlayabildim. Kitabın son bölümüne kadar, gelecekte olacak olaylar hakkında fikir yürütmemi sağlayan bir dil kullanılmış ve kitap sona erdiğinde aklımızdaki soruların da büyük kısmı tatminkar bir şekilde sona eriyor.
1000Kitap
Son NesilArthur C. Clarke · Varlık Yayınları · 19974,364 okunma
7/10
·199 syf.··
2016 262. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2016 19:03
Yazıldığı dönemdeki bütün korkuları ortaya koyan bu eser, bilim kurgunun başyapıtlarından kabul ediliyor. Soğuk Savaş yıllarındaki Batılı devletlerin en büyük endişesi çocuklarının komünizm ile beyinlerinin yıkanacak olması ve kültürlerinin /uygarlıklarının Sovyetler tarafından yok edilmesiydi. Bu tehdit kitapta, uzaydan gelen bir türün dünyayı istila/kontrol etmesiyle anlatılmak istenmiş. Dünyayı nihai sona hazırlayan bu güç, çeşitli şehirlerin üzerinde uzun yıllar kalarak insanları gözetliyor; buna karşılık elli yıl boyunca kendilerini göstermekten kaçınıyorlar. Amaçlarını insanlığın anlamayacaklarını belirtip, seçtikleri bir Birleşmiş Milletler temsilcisiyle istedikleri zaman bağlantı kuruyorlar. Savaşlar sona erse ve dünya altın bir çağa girse de sanat, bilim, felsefe geriliyor.Buna karşılık tüm inançlar ve dinler, ırkçılık, sınıflar arası çatışma, ayrımcılıklar birer birer siliniyor. Önceleri şüphe ile onlara bakıp direniş gösteren küçük bir azınlık zamanla bu mücadeleden vazgeçiyorlar. Tek bir uygarlığa dönüşen insanlığın ütopya olarak gördükleri bu durum giderek distopyaya dönüşüyor. Dünyanın gardiyanları olan bu gücün temsilcisi Amir Karellen elli yıl sonra kendini gösteriyor. Artık uzay gemilerinin bir tane olduğu, şehirlerin üzerindeki gemilerin ise birer yanılsama olduğu ortaya çıksa da insanlık gözetlendiğini düşünerek kurallarına uymaya devam ediyor. Kabullenme, sorgulamama, tembel bir rahat yaşam tüm insanlığın işine geliyor. Dünyanın sonunu getiren şey aslında bu anlayış oluyor.
Son NesilArthur C. Clarke · Varlık Yayınları · 19974,364 okunma
7/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2021 256. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2021 20:38
İyi akşamlar arkadaşlar. Hepimizin afiyette olduğunu umut ederek başlıyorum. 1953 yılında yayımlanan ve en iyi bilimkurgu eserleri alanında gösterilse de –ben bunu yaşanılan zamana bağlarım- o eski lezzetini dönemle beraber kaybeden eserlerden birini daha geride bıraktık. Yine bir uzaylı işgali var ama Rama benzeri olaylar yerine bu işgal neticesinde dünyayı ve yaşanacak olayları konu alan bir eser. İlk önce dünyadaki savaşlar sona erer ve barışçıl bir kimlikte gözükürler ama böyle olsa roman ilerlemeyeceğinden bize olay lazımdır ve uzaylıların gerçek niyetiyse dünyalıların yani insanların kimliğini yok etmektir. Hoş, kimliğini kaybetmiş çok insan var zaten. Ana karakter olarak 2 kişi kullanılıyor. Uzaylıların lideri Karellen ve insanların temsilci olarak seçtiği Stormgren. Olaylar aslında bu ikisi arasında ilerliyor gibi gözükse de diğer isimleri anılmayanlar üzerinden ilerleyen bir eser görüyoruz. İyi okumalar dilerim..
Son NesilArthur C. Clarke · Varlık Yayınları · 19974,364 okunma
9/10
·199 syf.·
2016 26. kitabı
Müthiş bir hayal gücü! Kitap hakkında ipucu vermemek adına kısa bir yorum yapacağım. Kitapta anlatılanlar var olsaydı, nasıl bir yaşamımız olurdu diye düşünmesi bile, kitabın en önemli artılarından bence. Üzerinde saatlerce konuşulup, tartışılabilecek bir kitap bu. Türden hoşlanıyorsanız, kesinlikle okumalısınız.
Son NesilArthur C. Clarke · Varlık Yayınları · 19974,364 okunma
Ne Ağlatır Ne Güldürür Bir Son
10/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2019 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2019 00:39
Arthur C. Clarke ve onun çağdaşı olan bilim kurgu yazarlarını-örneğin Isaac Asimov- günümüz bilimkurgu yazarlarından ayıran en önemli özellik bu dönem yazarlarının eserlerinde bireyden çok toplumun değişimi, değişimin birey üzerinden anlatılmasından ziyade toplum üzerinden anlatılmasıdır. Bu romanda da bunu destekleyen en önemli özellik baş rolün gerçekte hiçbir karaktere ait olmayışıdır. Baş rol olayın/kurgunun kendisidir. Yine bu dönem amerikalı bilim kurgu yazarlarının hissettirmeden geçemediği Sovyet kültürü/kültürsüzlüğü/tek kültürlülüğü ve tehtidi romanda uzaylıların toplumu değiştirme mekanizması üzerinden verilmiş ve bence bu çok başarılı bir biçimde yapılmış. Bunun yanında hemen hemen her zaman uzaylıların ziyareti bizim veya onların galip geldiği bir çatışma ortamı olarak işlenmiştir ki bu romanda böyle bir şey bulunmuyor. İnsanı en çok düşündüren de bu. Çatışma olmadan roman nasıl ilerler derken yazar insanı şok edecek kadar özgün bir son ve karmaşayla romanı bitiriyor ve şimdiye kadar okuduğum veya izlediğim hiç bir eserde rastlamadım en çaresiz ve karşı konulamaz sonla karşılaştırıyor insanlığı. Kendisiyle. Romanın en ilginç tarafı kanaatimce bu yönü. Romandaki kişilere gelirsek; uzaylıların lideri konumunda gözüken Karellen ve insanlar ile uzaylılar arasında iletişim kurulması için seçilen ilk kişi olan Genel Sekreter Stormgren romda karakter derinliği barındıran kişiler. Diğer karakterlerin tamamı ise kişilikleriyle olayı şekillendiren değil de olayın devamı ve anlatımı için kullanılmış oyuncular diyebiliriz. Bu durumdan kurtulabilen diğer iki karakter ise Bir dereceye kadar Rashaverak ve Jan diyebiliriz ama okuduğunuzda siz de göreceksiniz ki bu iki karakter de aslında romanı sonlandırabilmek adına varlar ve kanımca bir düşünceyi veya olguyu temsil
Edebiyat
Son NesilArthur C. Clarke · Varlık Yayınları · 19974,364 okunma
Korkutucu Derecede Mantıklı ve İnandırıcı Bir Kehanet Hikâyesi
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2022 93. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2022 19:24
‘’Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlayamaz. Maddi şartları iyileşen insanlık, gözünü daha yükseklere diker, bir zamanlar rüyasında bile göremeyeceği güç ve mülke burun kıvırmaya başlar. Dış dünya onlara her şeyi sunmuş olsa bile, insanların akıllarındaki sorular ve kalplerindeki özlem susmak bilmez.’’ (s. 103) Evinin yanı başına bomba düşen insanlar, tozun toprağın içinde gözyaşlarına boğulan çocuklar, yeşilliğe ve temizliğe hasret toplumlar, vahşice katledilen hayvanlar, adaletsizliğin içine gömülmüş bir insan ırkı… Bu Dünya’nın tüm iğrençliklerini unutun, bunların hiçbiri artık yok! İşte, Hükümdarlar bize bu unutuşu vadettiler; unutuşu ve bir daha hatırlamayışı… İşte, Hükümdarlar bize bu yükselişi vadettiler; yükselişi ve son hızla düşüşü… 20. yüzyılın son çeyreğiydi. Tam olarak hatırlamıyorum fakat benden bir tahminde bulunmamı isteselerdi ‘’1975’’ derdim. Teknoloji alanında atalarımızın daha önce tahayyül bile edemeyeceği bir seviyeye gelmiştik ve nihayet onların başaramadıkları arzularını, ortak arzumuzu, gerçekleştirecektik; Dünya’nın ötesine yani diğer gezegenlere ulaşacaktık. Akıllardaki tek soru SSCB’nin mi yoksa ABD’nin mi Ay’a ilk adımı atacağıydı. Bizim inancımız tabii ki tamdı fakat Rusya son zamanlarda her zamankinden daha hararetli bir çalışma yürütüyordu. Atomik cihazlar üretmiş, gerekli motor testlerini yapmış ve hatta Baykal Gölü’nün kıyısında bir uzay gemisi bile inşa etmişlerdi ama unuttukları bir şey vardı. Biz onlardan önce hedefe varacaktık; her zamanki gibi… Bir hafta sonra Ay, ABD’ye kucağını açacaktı. Oraya da hakkaniyetli adaletimizi götürecektik, çok ama çok az kalmıştı… Sadece yedi gün… Maalesef biz böyle düşünürken, tam da her şey hazırken şehirlerimizin üstünde devasa büyüklükte gizemli uzay gemileri
Edebiyat
Çocukluğun SonuArthur C. Clarke · İthaki Yayınları · 20214,364 okunma
9/10
·256 syf.··
2018 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2018 23:32
İthaki bilim kurgu serisinden okuduğum 10. kitaptı ve Arthur C. Clarke ile ilk tanışmam oldu. Bu tanışmadan gayet memnun ayrıldığımı söyleyebilirim. Yazarın verdiği mesajları ve kitabın alt metninde yer alan örtülü mesajları oldukça beğendim. Sizlerle de paylaşmak isterim. Şimdi kemerlerinizi bağlayın, uçuşa geçiyoruz. Kitap dünyanın iki büyük süper gücü ABD ve SSCB'nin arasında olan uzaya çıkma yarışı ile başlıyor. Başlarda iki ülke arasındaki kıran kırana bir bilim-uzay mücadelesini bize aktarıyor yazar. Her ne kadar ülkemizde pek haberdar olmadan hayatlarımızı sürdürüyor olsak da bizim dışımızda birçok ülke uzay ve bilim alanında gizli bir savaş içerisindeler şu an. Bizse hala onların bizi kıskandığını düşünüyoruz maalesef. Düşünsenize, uzaya ve bilime dair ne gibi gelişmeler kat ediyoruz şu an? Koca bir hiç değil mi? İnsanoğlunun uzaya çıkması ve uzayı keşfetmesi için en büyük girişimini yapacağı sırada uzaylıların gökyüzümüzde görünmeye başladığını düşünün. Tesadüf olamayacak kadar büyük bir olay değil mi? Kitapta, dünyamıza istila eden uzaylılar kısa sürede yönetimi ele geçirerek insanlara emirler vermeye başlıyorlar. Verdikleri emirlerle dünyayı daha yaşanılır bir yere ve daha refah bir düzene geçiriyorlar. İnsanların mutluluğu artıyor ve günden güne zamanında hayal kurdukları her şeye kavuşuyorlar. Fakat Hükümdar ismi verilen bu uzaylılar kendilerini hiçbir şekilde insanlara göstermemeyi tercih ediyorlar. Bu durum biz insanlar tarafından kabul edilebilir bir durum mudur? Sizi yöneten ve bütün kararlarını veren uzaylıları görmeden onlara itaat etmek mümkün müdür? İnsanoğlu kaderini bir başka ırkın eline bırakabilir mi? Kaderimizi bizim belirlememiz gerekirken neden başkaları veya başka güçler belirlesin? Evet, eski çağlara göre dünyada tam anlamıyla bir
Edebiyat
Çocukluğun SonuArthur C. Clarke · İthaki Yayınları · 20214,364 okunma
10/10
·256 syf.··
2025 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 15:59
Seneler önce TV dizisi olarak izlediğim Çocukluğun Sonu, bir senaryo olarak vasattı ve kitabı okuduktan sonda gördüğüm üzere, kitabın derinliğine bir görsel karşılık bulmak anlamında da başarısızdı. Arthur C. Clarke'ın romanı ise okuduğum en şaşırtıcı bilim kurgu eseri olabilir. Elbette bu yazar her ne kadar bilim kurgunun en büyük yazarlarından olsa bile bir ursula k. Le guin değil, antropolojik gözlemler le guin'deki gibi edebi bir yetkinlik ve insana edebiyatın güzelliğini hissettiren muazzam hikâyelere dönüşmüyor burada, ancak Arthur c clarke'ın heyecansız ama gözlemci, soğuk üslubu; yaşanan olayların, korkunçlukların, insan duygularından ayrı bir şekilde sıradanlığının verilebilmesi anlamında da etkileyici. Başka bir yazarın metninin bir duygu kaşımasına, duygusallık talebine dönüşebileceği yerlerde Arthur C clarke sessiz sedasız insan türünün yok oluşunu, bunun sıradanlığını, evren içerisinde kendimize anlattığımız hikâyelerle şişirdiğimiz egomuz ve kibrimiz dışında fazla bir şey olmadığını ve kendimizi çok abarttığımızı söylüyor. Burada oluşan bir yabancılık hissi var ve bunu çok beğendim. Yani insan türünden olmayan ve lâkin iyi niyetlerle bizleri kontrol eden canlıların da bir roman kişisine dönüşememesi, insanlarda olduğu gibi yüzeysel kalmaları bence romanın lehine işliyor. Bir anlamda mesafeli bir şekilde okumuş oluyoruz kitabı, kişilere değil de olayların akışına ve zaman değişikliklerine , atlamalarına odaklanıyoruz. Hükümdarlar'ı, insanları ve diğerlerini uzun bir zamana yayılan hikâye içerisinde farklı zamanlarda gözlemleme şansımız oluyor. Böylece Le guin'in başka kültürler içerisinde insan ve insan olmayan canlıların hikâyeleri ile edebiyata dönüşen hayâl gücü, burada Clarke 'ın daha gözlemci, daha sığ sularda ve lâkin düşünsel anlamda en az Le guin
Çocukluğun SonuArthur C. Clarke · İthaki Yayınları · 20214,364 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2024 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2024 15:11
“Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlayamaz. Maddi şartları iyileşen insanlık, gözünü daha yükseklere diker, bir zamanlar rüyasında bile göremeyeceği güç ve mülke burun kıvırmaya başlar. Dış dünya onlara her şeyi sunmuş olsa olsa bile, insanların akıllarındaki sorular ve kalplerindeki özlem susmak bilmez.” Aslında insanlık tarihi bir özlem ile bir gerçeklik arasında salınıp durur. Ütopya ve distopya. Ütopya her zaman bir özlemdir, her zaman bir düştür. Oysa gerçeklik çok ama çok daha başkadır ve distopyaya daha yakındır. Baktığımız zaman acısız, işkencesiz, “kötülük”süz bir yaşam tüm “aklıselim” insanların dileğidir. Bu bir hayal olmaktan öte tek tanrılı dinler söz konusu olduğunda bir ödüldür. “Cennet” bir ütopyadır ve sonsuz mutluluğu huzuru çalışmamayı vaat eder. Ama hiç birimiz sonsuz kavramını biliyor değiliz ve hiç birimiz cennetin yapısı ve işleyişi hakkında bilgi sahibi değiliz. Var olup olmaması ise başka bir tartışmanın konusu. Ve hatta teolojik felsefenin bir büyük kısmı bu konu üzerine kafa yormuştur. Ütopya insanlık için hava kadar su kadar vazgeçilmez bir gerçektir aslında. Oysa Mussolini: "Sürekli barış ne mümkün ne de faydalıdır, sadece savaş insanın enerjisini en yüksek gerilimde tutar” der. Çünkü ütopya bir ilerlemeyi gerektirmez. O bir dinginlik bir vazgeçme anıdır. İnsan doğası ise saldırgandır, bencildir, tanrı olmak ister, doğanın efendisi olmak ister. Bu doğadan vazgeçmeden bir ütopya yaratılanaz. Ve ilerleme denilen şey her ne ise onu da elde edemeyiz. Zamanla değişen algımızla birlikte ihtiyaçlar da değişiyor ve belki de “kötülük” problemi bize mülkiyetin ilerleme istencimizin ve rahat etme kavramının bir mirası. Hoş kabileden ulusa evrilirken bu tür parametreler hem itici hem sınırlayıcı güç olmuştu. Ve evet bu tür
Edebiyat
Çocukluğun SonuArthur C. Clarke · İthaki Yayınları · 20214,364 okunma
etkilendim
9/10
·256 syf.·
2025 98. kitabı
Bir kitap okuyucuyu en azından naçizane beni iki şekilde etkiler. Birincisi anlatım şekli ve yeteneği. Diğeri bu kitapta olduğu gibi hikayesi ve yazarın hayal gücü yoluyla. Sade ve uzatılmış betimlemelerden tam da olmasını beklediğim gibi yoksun bir dille anlattığı hikaye etkileyici şekilde ilerleyip bağlanıyor müthiş sona. Başta beni şaşırtan tek bir karaktere odaklanmaması sonunda iyi ki dedirten nitelikte yıllara yayılan bir hayal gücünün ürününü sunuyor önümüze. Beğendim , okunası bir yetenek.
1000Kitap
Çocukluğun SonuArthur C. Clarke · İthaki Yayınları · 20214,364 okunma

Yazar Hakkında

Arthur C. ClarkeYazar · 29 kitap
Yazdığı bilimkurgu romanı 2001: A Space Odyssey ve yönetmen Stanley Kubrick ile birlikte çalıştığı aynı isimli film ile meşhurdur. Aynı zamanda Mysterious World adlı İngiliz televizyon serisisin yapımcılığını ve sunuculuğunu da yapmıştır. Clarke, Robert A. Heinlein ve Isaac Asimov'la birlikte, bilimkurgunun "üç büyük yazar"ından biri olarak kabul edilmektedir. Clarke 1941-1946 yılları arasında Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde radar eğitmeni ve teknisyeni olarak çalıştı. 1945 yılında teklif ettiği "uydu iletişim sistemi" önerisinden dolayı 1963'de Franklin Institute Stuart Ballantine'den altın madalya kazandı.1947-1950 yılları arasında ve daha sonra tekrar 1953'te "British Interplanetary Society" (İngiliz Gezegenlerarası Topluluğu) başkanlığı yaptı. Clarke dalışa olan merakından dolayı 1956 yılında Sri Lanka'ya yerleşti ve ölümüne dek orada yaşadı. 1998 yılında İngiliz Krallığı tarafından şövalye ilan edildi ve 2005 yılında Sri Lanka'nın en yüksek sivil onuru Sri Lankabhimanya ile onurlandırıldı. Clarke, İngiltere'nin Somerset eyaletinin Minehead kıyı kasabasında doğmuştur. Çocukken gökyüzünü gözlemlemekten ve eski Amerikan Bilimkurgu dergilerini okumaktan büyük keyif alan Clarke, liseyi bitirdikten sonra Richard Huish Üniversitesi'nde okumaya başlamış, fakat maddi sorunları yüzünden üniversite eğitimini karşılamakta zorluk çekince okul yurdunda denetçi olarak işe başlamıştır. II. Dünya Savaşı sırasında, kraliyet hava kuvvetleri bünyesinde radar teknisyeni olarak görev almıştır. Britanya Savaşı sırasında kraliyet hava kuvvetlerinin geliştirdiği "erken radar uyarı sistemi" projesinde görev almış, savaşın bitimiyle ordudan teğmen rütbesiyle ayrılmıştır. Savaşın ardından girdiği King's College'ın matematik ve fizik bölümünü birincilikle bitirmiştir. Savaş sonrası yıllarda Clarke, İngiliz İnterplanetary Society'e katılmış, ve birkaç yıl bu kurumun yöneticiliğini yapmıştır. Dünyayı çevreleyen telekomünikasyon uydu ağının oluşturulması için gerekli geostasyonel uydu fikrini öne sürmüştür. 1953 yılında Florida'ya yaptığı gezi esnasında tanıştığı 22 yaşındaki tek çocuklu bir dul olan Amerikalı Marilyn Mayfield ile evlendi. Altı ay sonra ayrıldılar. Boşanma davaları 1964'e kadar sürdü. Clarke evliliği hakkında "başından beri uyumsuz bir evlilikti" dedi. The Fountains of Paradise adlı romanını ithaf ettiği ve "yaşam boyunca mükemmel arkadaş" diye tarif ettiği Sri Lanka'lı Leslie Ekanayake ile yakın ilişkisi vardı Çocukluğunda yakalandığı bir hastalık nedeniyle yaklaşık 30 yıl tekerlekli sandalye kullanan Clarke, 50 yıldır yaşadığı Sri Lanka'da, ölümünden 4 gün önce hastaneye kaldırıldı ve 19 Mart 2008 günü, solunum yetmezliği sonucu hayatını kaybetti.