Suç ve Ceza

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·716 syf.··
2021 4. kitabı
Uzun bir süre sonra Klasiklere başladım. Ağır bir kitap seçtim. Benim için yeri ayrı olan bir eser. Yeni başlayanlar ilk önce yazarın daha hafif kitaplarını okumasını tavsiye ederim. En son suç ve ceza okumalılar. Yorum: Belirli bir yolda ilerlemeye çalışan gencin hayat ile mücadelesi diyebiliriz. Hem acısı hem dostluğu. Ailesinin yanında olmaması onu kötü bir yola sürüklemiş. Bazen yoklukla sınanmış, bazen dostlukla. Ama pes etmemiş. İyilik yapmak isterken bazı insanların hayatına dokunmuş. Cinayet en korktuğu şey iken başına gelmiş. İyilik için çıktığı bu yolda kötüğe saplanmış. Kaçamak yaşamış, insanlardan korkmuş. Bir gün yakalanacağım diye hergün ölmüş. Okuduğu okuldan maddi durumları yüzünden ayrılmış. İşsiz kalmış bir genç. Hikaye o kadar gerçekçi ki okurken yaşıyorsunuz. Bazen ağlıyorsunuz, bazen sizde hayatınızda yaşadığınız gerçekleri görüyorsunuz. Muazzam ötesi bir eser. Severek okudum, bu sene DOSTOYEVSKİ yazarının eserlerini bitirmeyi düşünüyorum. Okuduğunuz en beğendiğiniz eseri hangisi?
Acı
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Maviçatı Yayınları · 2017194,4bin okunma
10/10
·716 syf.·
2017 9. kitabı
Okuyamam sanmakla yıllardır hata yapmıştım.Önceki yıllarda,bilmem kaçıncı kez başlayıp bıraktığım eserin, başladıktan kısa bir süre sonra beni içine alışı ve işler bitsin de devam edeyim hissi ilginç Öyleyse her şeyin bir sırası varmış.. Algı olgunluğu diye bir şey var mıydı?
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Maviçatı Yayınları · 2017194,4bin okunma
10/10
·716 syf.··
2020 2. kitabı
·
122 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2020 22:48
Uzun bir süre sonra Klasiklere başladım. Ağır bir kitap seçtim. Benim için yeri ayrı olan bir eser. Yeni başlayanlar ilk önce yazarın daha hafif kitaplarını okumasını tavsiye ederim. En son suç ve ceza okumalılar. Yorum: Belirli bir yolda ilerlemeye çalışan gencin hayat ile mücadelesi diyebiliriz. Hem acısı hem dostluğu. Ailesinin yanında olmaması onu kötü bir yola sürüklemiş. Bazen yoklukla sınanmış, bazen dostlukla. Ama pes etmemiş. İyilik yapmak isterken bazı insanların hayatına dokunmuş. Cinayet en korktuğu şey iken başına gelmiş. İyilik için çıktığı bu yolda kötüğe saplanmış. Kaçamak yaşamış, insanlardan korkmuş. Bir gün yakalanacağım diye hergün ölmüş. Okuduğu okuldan maddi durumları yüzünden ayrılmış. İşsiz kalmış bir genç. Hikaye o kadar gerçekçi ki okurken yaşıyorsunuz. Bazen ağlıyorsunuz, bazen sizde hayatınızda yaşadığınız gerçekleri görüyorsunuz. Muazzam ötesi bir eser. Severek okudum, bu sene DOSTOYEVSKİ yazarının eserlerini bitirmeyi düşünüyorum. Okuduğunuz en beğendiğiniz eseri hangisi?
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Maviçatı Yayınları · 2017194,4bin okunma
8/10
·600 syf.··
Beğendi
·
2019 106. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2019 12:43
Suç ve Ceza  Dostoyevski’nin  dört büyük romanından biri olarak kabul edilmektedir.. • Romanın konusu ; Raskalnikov fakir bir üniversite öğrencisidir. Maddi imkansızlıklar yüzünden eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmış, kirasını bile ödeyemediği pis bir odada yaşamaya mecbur olmuştur. Maddi olarak çok sıkıştığı anlarda, para edebilecek eşyalarını rehin bıraktığı faizci yaşlı bir kadın vardır. Raskolnikov bu kadının toplum için  zararlı olduğunu ve bu kadının  yaşamayı hak etmediğini düşünmeye başlamıştır.Kadını öldürmeye karar verir. O anda kadınla birlikte yaşayan üvey kız kardeşi beklenmedik bir biçimde içeri girince Raskolnikov onu da öldürmek zorunda kalır... Bundan sonra Neler Olacak? Raskolnikov Ne yapacak?Suçunu İtiraf edecek mi? Bu sorularla sizi baş başa bırakıyorum. Keyifli okumalar
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Maviçatı Yayınları · 2017194,4bin okunma
Suç ve Ceza
Puan vermedi·716 syf.··
2021 25. kitabı
Dostoyevski'nin şaheserini bitirmenin büyük mutluluğu içindeyim, bu his herhangi bir kitabı değil bir baş yapıtı bitirmiş olmanın verdiği gurur ve mutluluk. Raskolnikov'un iç dünyasının, duygularının, işlediği suçun, bu suçu işleme nedeninin sonra kendi içinde yaşadığı muhakemenin, vicdan savaşının ve yaşadığı aşkın bu kadar detaylı ruhsal çözümlemelerle okuyucuya aktarılabiliyor olması kitabı bir baş yapıt haline getiriyor.
Dünya Klasikleri
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Maviçatı Yayınları · 2017194,4bin okunma
Uzun bir incelemeden merhabalar
10/10
·687 syf.·
2021 41. kitabı
KARAKTER REHBERİ: • Rodion Romanoviç Raskolnikov (Rodya): Başkarakter • Alyona İvanovna: Tefeci kadın • Lizaveta: Tefecinin kız kardeşi • Bay Marmeladov: Meyhanedeki sarhoş, Sonya'nın babası • Katerina İvanovna: Marmeladov'un eşi, Sonya'nın analığı • Lippevehzel: Katerina Ivanovna'nın ev sahibesi • Sonya: Fahişe, Rodya'nın sevdiği kadın • Amalya Feodorovna: Raskolnikov'un ev sahibesi • Nastasya: Hizmetçi • Pulheriya Aleksandrovna: Rodya'nın annesi • Avdotya Romanovna (Dunya, Duneçka): Rodya'nın kız kardeşi • Pyotr Petroviç Lujin: Dunya'nın nişanlısı • Andrey Semyoniç Lebezyatnikov: Petroviç'in ev arkadaşı • Razumihin: Rodya'nın üniversiteden arkadaşı • Nikodim Fomiç: Karakol komiseri •İlya Petroviç: Komiser yardımcısı • Zamyatov: Karakol sekreteri • Zosimov: Hekim • Arkadiy İvanoviç Svidrigaylov: Dunya'nın işvereni • Marfa Petrovna: Svidrigaylov'un karısı Rodion Romanoviç, annesi ve kız kardeşinden ayrı, başka bir şehirde tek başına yaşamakta olan bir hukuk fakültesi öğrencisidir. Düştüğü maddi sıkıntılar sebebiyle öğrenimine ara verir, annesinden gelecek paraya kavuşana kadar değerli eşyalarını rehin vererek hayatını idame ettirir. Cinayet işlemeye karar verdiği gün, eşyalarını rehin verdiği tefeci kadını öldürmesiyle birlikte hayatının dönüm noktasını yaşar ve hayatı bir daha hiç eskisi gibi olmaz... Kurgu, her ayrıntısı bizi başka bir sorgulamaya iten, üzerine düşünülmüş bir kurgudur. Örneğin başkarakterin hukuk öğrenimi görüyor olması, planlanan ve istenen bir cinayetin yanı sıra planlanmayan ve istenmeyen bir cinayetin daha gerçekleşmesi, tek tanık olan Svidrigaylov'un intihar etmesi, birinin çıkıp suçu üstlenmesi ve cinayetin onun üzerine kalması, çalınan değerli eşyaların bir yere gömülmesi ve bir daha yüzüne bakılmaması, Rodya'nın yoksulluk çektiği halde
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
Hakkım var mı?
Puan vermedi·687 syf.··
2023 51. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2023 22:54
Öncelikle buraya bir inceleme yazmadan önce ne kadar düşündüğümü bilemezsiniz. Öylesine bir kitap okudum ve kafamda öylesine sesler belirdi ki anlatamam. Kitabın her detayını anlayabilecek bilgiye sahip olduğumu maalesef düşünemiyorum, bir inceleme yazmaya da hakkım var mı emin de değilim açıkçası. Ancak kitaptan öylesine etkilenmiş bir haldeyim ki fikirlerimi yazarak hiç değilse biraz somutlaştırmam gerektiğini fark ettim. Şunu belirtmeliyim ki bu inceleme okuduğum başka bir inceleme ve kitap üstünden gidecek. Bir kaç sayfalık fikir alma araştırmamda okuduğum en iyi inceleme buydu. sizlerin de mutlaka okuması gerek diye düşündüğüm için ve bazı fikirlerimin kaynağını belirtmek adına buraya bağlantısını bırakıyorum : hukukpolitik.com.tr/2016/11/01/dost... Raskolnikov babasının ölümünden sonra fakir kalmış annesinin arqada gönderdiği parayla okumaya çalışan bir üniversite öğrencisi aslında. Ancak yoksulluk ona büyük bir utanç vermeye başlıyor, bu durumdan dolayı okulunu dondurmak zorunda kalması bir yana, tanıdığı insanlara gözükmek bile istemiyor. Bir gün bir kadının rehin eşya aldığını ve karşılığında para verdiğini öğrenince babasından kalma bilezik kardeşinden kalma bir yüzüğü götürüyor. Ancak bu kadının insanları kullandığını, ederinden az para verdiğini zamanında para getirilmezse eşyayı hiç vermediğini, fark edince aslında bu kadından hem iğreniyor hem de nefret ediyor. Bu kadını düşünürken gittiği meyhanede iki gencin konuşmasına şahit oluyor ve aralarından birinin "Ben bu kocakarıyı kolayca öldürebilirim..." dediğine şahit olunca irkiliyor. Ancak genç bunun söylemesinde kendinde nasıl bir haklılık payı olduğuyla devam edince aslında Raskolnikov'un da ilgisini çekiyor ve eve giderek işleyeceği cinayeti
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
10/10
·705 syf.·
2015 5. kitabı
Suç ve Ceza, ciddi anlamda okuma alışkanlığı kazandığım kitap. Ne zaman okuduğun en iyi kitap ne ya da kitap tavsiyesi istense aklıma ilk gelen kitap. Ayrıca 10 puan verdiğim tek kitap(tı, Kayıp Zamanın İzinde yi okuyana kadar). Romanın kahramanı Rodion Romanovich Raskolnikov 'un psikolojik buhranlarına, topluma bir türlü uyum sağlamak istemeyişine, sivri diline ve parlak zekasına tanık oluyorsunuz. Dostoyevski, kahramanımızın hayata bakış açısını, teorilerini, toplumsal ahlakı sorgulanmasını, ailesini ve aile ilişkilerini, dostlarını, düşmanlarını, tüm bunlarla olan ilişkilerini inceliyor ve muhteşem betimlemelerle sizlere de yaşatıyor. Dostoyevski öyle bir karakter yaratmış ki adamın katil olmasına rağmen sempati duymayan yoktur sanırım Raskolnikov' a. Suç olgusuna farklı bir perspektiften bakabilmeyi mümkün kılıyor bu da. Hikayedeki anlatım o kadar ayrıntılı ve gerçekçi ki sanki Dostoyevski kendisi yaşayıp da yazmış. Hatta bununla ilgili bir de doğruluğundan emin olamadığımız mevzu var. Kitap yayınladıktan sonra savcı, Dostoyevski hakkında dava açmış. Gerekçesi ise: " Bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır. " olmuştur. Kitap okuyorum, diyen herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir klasik. Albert Camus gibi büyük bir yazarın da takdirini almış ve ;" Suç ve Ceza'yı okuduktan sonra, ilk kez yeteneğim hakkında bir kuşku duydum. Ciddi olarak, bu işten vazgeçme ihtimalimi ölçüp tarttım " dedirtmiş bir şaheser.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
SUÇ VE CEZA - Dikkat Spoiler içerir!
10/10
·704 syf.··
2020 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2020 14:39
Suç ve Ceza, bireyin vicdanı ile kanun arasında kalışını, ahlakın ve inancın insan üzerindeki etkilerini çok derin şekilde işler. Karakterlerin psikolojik çözümlemeleri oldukça başarılıdır. Raskolnikov’un içsel dönüşümü, kitabın asıl teması olan “suçun yalnızca mahkemede değil, insanın içinde de cezalandırıldığı” fikrini gösterir. Bu kitap yalnızca bir cinayet romanı değildir; aynı zamanda bireyin ruhsal çöküşünü, iç hesaplaşmasını ve arınma sürecini derinlemesine anlatan bir psikolojik yolculuktur. Romanın başkahramanı Raskolnikov, yoksulluk içinde yaşayan bir üniversite öğrencisidir. Zekidir, fakat aynı zamanda gururlu, içe kapanık ve karamsardır. Toplumun adaletsizliğine karşı geliştirdiği felsefesi onu, insanların yararına bazı “önemsiz” kişilerin ortadan kaldırılabileceğine inandırır. Bu düşünceyle yaşlı bir tefeci kadını öldürür. Ancak cinayet, onu özgürleştirmek yerine, ruhsal çöküşe sürükler. Kitap boyunca Raskolnikov’un iç dünyası büyük bir ustalıkla işlenir. Cinayetten sonra vicdanı susmaz, çevresindekilere karşı paranoya, öfke ve korku karışımı bir ruh haliyle davranır. Özellikle Sonya ile olan ilişkisi, romanın en önemli dönüm noktalarındandır. Sonya, fahişelik yapmak zorunda kalan ama inancını ve merhametini kaybetmemiş bir genç kızdır. Raskolnikov’un vicdanıyla yüzleşmesinde ona rehberlik eder. Raskolnikov’un cinayeti işlemesinin ardından gelen sorgu süreci, hem dışsal (polis müfettişi Porfiry ile olan görüşmeler) hem de içsel sorgulamaları içerir. Porfiry, onu suçunu itiraf etmeye zorlamaz; sabırla bekler ve psikolojik baskı uygular. Bu yöntem, Raskolnikov’un suçluluk duygusunu derinleştirir. Romanın sonunda Raskolnikov suçunu itiraf eder. Sibirya’da cezasını çekerken Sonya da onunla birlikte gider. Kitap, Raskolnikov’un manevi anlamda kurtuluşa
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
Kan döktün sen!!
10/10
·660 syf.·
2026 56. kitabı
"Kan mı dedin? Dünyanın her köşesinde çağlayanlar gibi akmış, günümüzde de akan kandan mı söz ediyorsun sen? Şampanya gibi akıtılan, insanların döktükleri karşılığında Capitol'de taçla ödüllendirildikleri, sonra da insanlığın kurtarıcısı diye yücelttikleri kandan mı söz ediyorsun?.. Biraz daha yakından, biraz daha dikkatli bak sen olaya Dunya! İnsanlara iyilik etmek istedim ben. Bu aptallığıma karşılık (aslında aptallık falan da değildi bu, düpedüz küçük bir yanlışlıktı; bu düşünce şimdi, başarısızlığa uğradıktan sonra, göründüğü gibi hiç de aptalca bir şey değildi... Aslında başarısızlığa uğrayan her iş aptalca görünür ya...) evet, bu aptallığıma karşılık binlerce iyi şey yapacaktım. Bu aptallığımla önce ilk adımımı atacak, bağımsızlığımı kazanacak, birtakım olanaklar edinecek, sonra bu aptallığımı bağışlatmak için sayısız yararlı işler yapacaktım... Gelgelelim daha ilk adımda, ilk adımda yelkenleri suya indirdim... Bir alçaktım ben çünkü! Bütün sorun bu işte! Ama ne olursa olsun, sizin bakış açınızdan gene de bakmayacağım olaya. Başarsaydım taçla ödüllendireceklerdi beni, oysa şimdi içeri atacaklar..." ​ Evet bu dizelerin bulunduğu romanın serüven yolculuğuna çıkıp, Dostoyevski’nin hangi duraklarda, hangi karakterleri, hangi ruh halleriyle, ördüğünü görebilmek için şimdi biraz geriye, o ilk adımların atıldığı zamana gidelim... Takvimler 1866 yılının Ocak ayını gösterdiğinde, Petersburg sokaklarında henüz kimsenin tanımadığı bir karakterin, Raskolnikov’un ilk ayak sesleri Ruski Vestnik dergisinin sayfalarında duyulmaya başladı. Ancak edebiyat tarihinin en tekinsiz tesadüfü tam da o tefrika günlerinde yaşandı; Dostoyevski, bu tefrikaları kaleme aldığı dönemde borç batağındaydı; kaldığı otelde yemek bile verilmeyecek kadar zor durumdaydı ama
İnceleme
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 2019194,4bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.