Vadideki Zambak

·
Okunma
·
Beğeni
·
41.714
Gösterim
Adı:
Vadideki Zambak
Baskı tarihi:
Haziran 2009
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755172644
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yuva Yayınları
Balzac'ın olgunluk çağının en önemli eserlerinin başında gelir. Kocasıyla mutlu olmayan ama ona ihaneti de insana saygı saygı açısından kendine yakıştıramayan, Henriette ve çocuğunun bütün acılarını onu dizinde bir ana sevgisiyle karışık huzur içinde gideren, Felix çağlar boyunca insanî sevgilere ve fedakarlıklara örnek olacak karakterlidir. Romanın olayı 1801-2836 yılları arasında geçer. Eser köy hayatı sakinleri arasında yer alırsada kahramanları sadece birer köylü değildir....
(Arka Kapak)
328 syf.
·Puan vermedi
Roman yazmayı, ülkeleri fethetmeye benzeten Honoré de Balzac, Vadideki Zambağı bitirebilmek için yirmi yılını vermiş.

Vadideki Zambak, irade üzerinde durması ve bir Aşk üçgenini anlatması bakımından sürekli ilgi gören bir kitap olmuş. Sosyolojik açıdan, toplumu ivmelendiren kuvvetler ve toplumsal algı üzerinde durması; Psikolojik açıdan Bireysel bilinç ve bütün bunların Bireysel karar alma sürecine etkileri anlatması yönüyle Vadideki Zambak eşsiz bir eserdir.

Günümüzde Vadideki Zambağı okumak isteyen okurlar, Vadideki Zambağı sıkıcı bulmakta. Bunun ilk sebebi eserin klasik bir eser olması. Klasik eserler günümüz popüler kültürüne göreceli bir uzaklıkta yazılmış olması ve birde çeviri olması hasebiyle okurla bir bütünlük kurup, kitabın özüne ulaşmakta zorluk çekilmekte ve okurlar sıkılmaktadır. Bu etki birçok klasik eserde görülmektedir. Bütün bu etkilerden kurtulmanın yolu çok okuyup nitelikli bir okur olmaktan geçmektedir.

Yazarların işi sadece kelimeler değildir; yazarlar kelimeleri kullanarak, okuyucu üzerinde bir duygu yaratmaya çalışırlar. Kitapların özüne ulaşarak okunan bir eserde okuyucu o duyguyu yakalar ve çok büyük bir hazza ulaşır. Vadideki Zambak'ta derin bir öz vardır; anlaşılmadığında sıkıcı gelebilir. Klasikleri birkaç defa okumakta yarar görüyorum. Daha önce okumuş olduğum bu kitabı tekrar okudum ve aldığım keyfi anlatma isteği duyup bu incelemeyi yazıyorum.

Vadideki Zambak'ta bir bakıma Balzac’ın kendisi olan Felix, romanın asıl kahramanıdır. Soylu ama sevgi yoksunu bir aileden gelir. Geçmişten getirdiği ıstırabı ise oldukça derindir:
Alıntı:
“Çocukluğum bir hastalık gibi geçti.” der ve Aşk başlar..
328 syf.
·Beğendi·10/10
Aşk bedende değil ruhta yaşanmali ve aşk, geçici değil sonsuz olmali tüm benliğiyle. Ve de çokça ve de çocukça olmalı tüm saflığıyla....
Iste Balzac tamda boyle anlatıyor, asla birlikte yaşayamacakları iki sevgilinin hikayesini. Sürükleyici, bir solukta okumak isteyeceğiniz güzel bir yapıt olmuş..:)
  • İki Şehrin Hikâyesi
    8.6/10 (1.885 Oy)1.861 beğeni6.610 okunma1.684 alıntı53.976 gösterim
  • Yaprak Dökümü
    8.0/10 (1.034 Oy)917 beğeni6.490 okunma270 alıntı17.098 gösterim
  • Denemeler
    8.6/10 (1.959 Oy)2.006 beğeni7.682 okunma5.569 alıntı33.460 gösterim
  • Kaşağı
    8.1/10 (769 Oy)655 beğeni5.919 okunma97 alıntı17.616 gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.1/10 (1.512 Oy)1.388 beğeni5.588 okunma1.647 alıntı36.570 gösterim
  • Yaban
    8.2/10 (1.468 Oy)1.349 beğeni7.186 okunma687 alıntı20.589 gösterim
  • Beyaz Diş
    8.4/10 (2.570 Oy)2.430 beğeni10.334 okunma1.145 alıntı57.016 gösterim
  • Sergüzeşt
    7.7/10 (1.286 Oy)1.045 beğeni7.057 okunma795 alıntı19.909 gösterim
  • Ana
    8.7/10 (1.420 Oy)1.480 beğeni5.370 okunma2.166 alıntı28.750 gösterim
  • Şu Çılgın Türkler
    8.8/10 (1.776 Oy)1.628 beğeni6.345 okunma498 alıntı26.948 gösterim
224 syf.
Yine okuyup etkisinde kaldığım güzel klasiklerden birisi.Kitabımıza aile sevgisini göremeyip, mutluluktan bihaber olan karakterimiz Felix'in Natalie de Manerville'e yazdığı mektupla başlıyor. Kendi hayatını, hayatındaki zorlukları
ve evli olan Henriette'ye duyduğu o imkansız aşkı konu ediniyor.
Aslında Henriette de evliliğinden memnun değildir. İkisi de birbirini sevmektedir. Araya birde Leydi Dudley geldikten sonra romanın seyri değişmekte. Kitabın sonunda da yine Natalie'den gelen bir mektupla son buluyor. Yalnız Natalie yazdığı cevap da haklıda olsa bana göre biraz ağır gibi geldi. Aslında yazacak çok şey var ama ne kadar çok yazarsam o kadar spoiler vermiş olacağım. Okumanızı tavsiye edebileceğim kitaplardan. Şimdiden
okuyacaklara keyifli okumalar dilerim...
328 syf.
·Puan vermedi
Ben de bir sıkıntı var galiba okurken bu kadar mi sıkılır insan bir kitabı, dünya klasiği olmuş bu günlere kadar okuyucular severek okumus ama ben bir aydır iteleyerek okuyorum sonunda bugün bitirdim. Basladigimdan beri kaç kitap bitirdim ama bu kitap yok bitmedi.Betimlemeler içinde boğuldum koptum resmen icerikten, sonlara doğru diyaloglar arttı da akicilasti biraz.
Kitabin istediği sonsuz ve imkansiz ask ikilisini çok guzel yansitmis Balzac. Insanlarin icindeki gelgitleri, duygusal devinimlerini sonuna kadar hissettim okumalisiniz benden daha cok zevk alicaginiza eminim:(
327 syf.
·6 günde·10/10
Kitabın ön sözündeki Tahsin Yücel'in Vadideki Zambak'ı anlatışını çok beğendim. Bu kadar genel bir inceleme yapamayacağımı öngörerek olduğu gibi paylaşmak istiyorum. Benimde beğendiğim gibi çoğu kişiye okuma vesile olacağına inancım tamdır. Kitapta Balzac'ın "horgörü" tanımını çok defa denk geldim. Bu tanım Balzac'a hoşgörüyle bakmak için bir başlangıç olabilir. Nice "horgörü"süz günlere...

"Vadideki Zambak’ın ilk yayımlanışında (1836) daha çok olumsuz bir biçimde karşılanması, bunun sonucu olarak da ilk elden “iki bin” satmak yerine topu topu “bin üç yüz” satması Balzac’ı büyük bir düş kırıklığına uğratır. Ama Balzac bir an bile başarısızlığın suçunu kendi üzerine almak istemez: Ona göre kimi kiliseye gitmiyor, diye yermiştir romanını, kimi gazete yönetmeninin kişisel kini yüzünden, kimi bir başka nedenle; ama, eleştirmelerin gerekçelerine verdikleri görünüş ne olursa olsun, bu nedenlerin hiçbiri yazınsal değildir. Olamaz da, çünkü Balzac yapıtını tasarladığı sıralarda da, yazdığı sıralarda da, bitirdikten sonra da en büyük romanlarından birini yarattığı kanısındadır. Bu konuda söyledikleri bir yana, öteki yapıtlarından çok daha uzun bir süre, çok daha büyük bir özenle çalışır Vadideki Zambak üzerinde. Vadideki Zambak’ı gerek konusu, gerek kahramanları, gerekse biçimi açısından bir kusursuzluk örneği olarak görmekten hiçbir zaman vazgeçmez.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu roman, bir Goriot Baba’nın, bir Langeais Düşesi’nin sürükleyiciliğinden, bir Köylüler’in, bir Eugénie Grandet’nin gerçekçiliğinden, bir Altın Gözlü Kız’ın, bir Sarrasine’in büyülü havasından yoksun görünür; üstelik, belki de günahtan çok erdemin romanı olduğu için yer yer ağır, yer yer gereğinden fazla özenlidir. Bu yüzden olacak, kimileri Vadideki Zambak’ı Balzac’ın başyapıtı olarak nitelerken kimileri de sıradan romanlarından biri olduğunu söylemişlerdir. Ne olursa olsun, zaman Balzac’ı haklı çıkarır: Vadideki Zambak, Balzac’ın en çok okunan romanlarından biri olur, Balzac’ın en çok okunan romanlarından biri olmak da, belirtmek gerekir mi bilmem, dünyanın en çok okunan romanları arasında yer almak anlamına gelir. Ama, bugün bulunduğumuz noktadan bakılınca bu büyük ilgiyi açıklamak hiç de zor değildir.

Bir kez, Vadideki Zambak on dokuzuncu yüzyıl Fransız yazınının iki büyük yöneliminin, romantizmle gerçekçiliğin kavşak noktasında, aşk izleği çevresinde gelişir: Henriette de Mortsauf’un büyük tutkusuyla görev duygusu arasındaki çileli çırpınışları bu yapıtı, Genç Werther’in Acıları gibi, dünyanın en ünlü aşk romanlarından biri durumuna getirir. Üstelik Balzac, Henriette de Mortsauf’un arı aşkıyla yetinmez: Félix de Vandenesse’in, Lady Dudley’nin, Natalie de Manerville’in tutkuları aracılığıyla aynı duygunun başka biçimlerini de verir. Hepsine de kişilikler, bedenler, toplum ve doğa (özellikle de doğa) arasında içten bağlar kurarak derin bir gerçeklik kazandırır. Öte yandan, İnsanlık Komedyası’nın ünlü önsözünde, “Indre’in bir vadisinde, Madam de Mortsauf’la tutku arasında açılan bilinmedik savaş belki de bilinen savaşların en ünlüsü kadar büyüktür,” diyerek bireysel tutkuyu öne çıkarır görünmekle birlikte Balzac, Vadideki Zambak gibi bir aşk romanında bile, çağının toplumsal olgularını, toplumsal koşullarını yansıtmaya büyük özen gösterir. Böylece, romanda bir bencillik ve anlayışsızlık örneği olarak karşımıza çıkan Mösyö de Mortsauf, büyük devrim sırasında sürgüne gitmek zorunda kalmış, sonra topraklarına geri dönmüş soyluların durumunu somutlaştırır. Balzac gururla vurgular bunu: Mösyö de Mortsauf’un kişiliğinde “sürgün”ün heykelini yükselttiğini, toprağına dönmüş sürgünün bütün özelliklerini tek bir kişide topladığını söyler. Aynı biçimde, Félix de Vandenesse’in XVIII. Louis’yle ilişkileri, toplum içindeki baş döndürücü yükselişi, başardığı işlerse, bize Restorasyon döneminin belirgin özelliklerini, toplumsal törelerin geçirmekte olduğu derin değişimi sezdirir.

Bu arada, Vadideki Zambak’ın en egemen izleklerinden biri “yetişim” izleğidir: Henriette de Mortsauf’un yaşama atılmak üzere Paris’e giden genç sevgilisi Félix de Vandenesse’e verdiği uzun mektup bireyin benzerleriyle ilişkileri, toplum içinde yükselme koşulları konusunda başlı başına bir inceleme niteliği taşır. Félix de Vandenesse de onun gösterdiği yolu izlediği, onun belirttiği kurallara uyduğu ölçüde yükselir. Böylece, Félix de Vandenesse, çocukluğu ve ilkgençliği süresince, kendisini hep ezmiş, hep azarlamış, hep küçümsemiş, hep yanından uzak tutmaya çalışmış ana babasından çok, sevdiği kadının çocuğu, yani, bir bakıma, kendi aşkının ürünü olarak çıkar karşımıza. Bu da romanın belkemiğini oluşturan aşk izleğine bambaşka bir boyut kazandırır.

Baudelaire, “Balzac’ta herkesin bir dehası vardır,” diyordu; Vadideki Zambak, aşkın da yaratıcı bir dehası olduğunu gösterir."

|Tahsin Yücel|
328 syf.
·Beğendi·9/10
hayır ben kımseyı sevmedim yalnizca col ortasinda susadim

gonlum kartaldan daha yukseklere ucacak cunku beni orda hic aldatmayacak bir sevgi var
328 syf.
·5 günde·Beğendi·6/10
Umutsuz bir aşk hikayesini konu alıyor kitabımız. Felix adında bir çocuk ailesinde bulamadığı göremediği sıcaklığı gençliğinde yani 21 li yaşlarındayken, evli bir kadında buluyor ve ona aşık oluyor. Etik olarak doğru olmayan fakat iki tarafında karşılıklı hislerine engel olamadıkları bir hayat başlıyor böylece. Kavuşamıyorlar ama birbirlerini hep sevip aşklarını gönüllerinde yaşatıyorlar. Ta ki Felix in bir başka kadınla münasebeti başlayana kadar. Bu durum kıskançlıklara ve duygusal yıpranmalara neden oluyor. Felix in yasak aşkı Madam de Mortsauf bu olaylara daha fazla dayanamarak hasta olup hayatını kaybediyor. Felix in yaşadığı bu gelgitli hayat, imkansız bir aşkı zorlayıp bir hayatı yok etmesi ve tüm bunlar dahilinde hayattan ve kadınlardan elini ayağını çekmesi süreciyle pişmanlıklarıyla acılarıyla yüzleşmesiyle son buluyor kitap. Kitabın başlangıç olarak okuyucu çok içine hapsedebileceğini düşünmüyorum bazen fazla betimleye ve detaylara giriliyor konudan ziyade. Çok akıcı ve sürükleyici gelmedi bu yüzden bana. Ama ilerleyen sayfalarda konu ve duygu bakımından daha yoğun bir hal alıyor. Ayrıca karakterlerin duyguları güzel işlenmiş. Özellikle kitabın sonlarına doğru o duygularla okuyucuyu bütünleştirebiliyor. Genel anlamda beğendim ama kitabin sonunu zor getirdim diyebilirdim.
328 syf.
·8 günde·6/10
Önceki devirleri anlamak için klasikleri okumanın gerekli olduğunu söylerler. Bu kitapları bu kadar yücelten okurlar, klasiklerin her devrin eseri olacağını da eklerler. Vadideki Zambak yazıldığı devri tarihi olaylardan soyutlayarak çok iyi yansıtmakla birlikte bu devrin eseri değil. Benim düşünceme göre bugün hiçbir erkek Felix gibi sevemez. Henriette'nin ona ısrarla kardeş, dost gözüyle baktığını bilirken yine de taparcasına onu sevemez, durum bu kadar vahim, bu kadar umutsuzken başka kadınlara gönlünü kapatamaz. İşte bu yüzden Felix karakterini bir türlü bugünün, kendi dünyamın içine alamadım. Çok uzaklarda kalmış, bugüne göre haddinden fazla soylu, sahte bir karakter gibi geldi bana. Çocukları için yaşayan ve aşklarını içlerine gömen Henriette'ler ise sanırım hala yaşamakta.

Bu kitabı ilk olarak ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum ama gittiğim her kütüphanenin baş köşesine yerleşmiş kitaplardan biriydi. Açıkçası sadece merak ettiğim için okudum ve yeterince zevk almadım. Herkesin okumayacağı, okuyamayacağı ve okumak istemeyeceği kadar ağır bir kitap bu. Kitabı okurken bir betimlemeler okyanusunun içinde yüzüyorsunuz ve bu betimlemeler bulunulan ortamı tarif etmekten ziyade soyut nesneleri ve duyguları dışa vuruyor. Bu da haklı olarak okuyucuyu sıkıyor. Maalesef MEB'in 100 temel eseri arasına girmiş ve okulda okutulmaya başlanan ilk kitaplardan biri. Bizzat şahit olduğum için söylüyorum, okumaya bu kitapla başlayan bazı kişilerin kitap okuma macerası başlamadan bitiyor.

Kitapta dikkatimi çeken birkaç nokta oldu. İlki, ısrarla üzerinde durulan bir konu: sevgiliye hangi isimle hitap edileceği meselesi. Bayan de Mortsauf, Felix'e değer vermeye başladığında kendisine teyzesinin seslendiği isimle, Henriette diye hitap etmesini ister. Aynı durum Romeo ve Juliet'te de karşımıza çıkıyor. Sevgiliye özel tek bir ad olmasını istediklerinden kaynaklanıyor olsa gerek. Bahsetmek istediğim ikinci nokta ise şu: Roman Fransız Devrimi'nden sonraki zamanda geçiyor. Napoleon'un tahta bir inip bir çıktığı zamanlar. Elde anlatacak bu kadar zengin bir olaylar dizisi varken Balzac'ın sadece Felix'in Henriette'e duyduğu aşkı anlatması yazarın, kişinin aşık olduğunda bütün dünyayı görmediğini anlatmaya çalışmasından ileri geliyor. Zaten bu durum romanda da Felix tarafından sıklıkla belirtiliyor.

Kitapta karakter sayısı bir romana göre oldukça az ve olaylar çok durağan. Bu da zaten akıcı olmayan romanın okunmasını daha da zorlaştırıyor. Balzac bu kitapta çok saygıdeğer, bir ömre bedel bir aşkı anlatıyor ve ne olursa olsun karakterlerinin soyluluğunu korumayı başarıyor. Ne mutlu Henriette gibi sevilebilenlere!

Unutmadan söyleyeyim. Kitabı Oda Yayınları'ndan okudum. Bu yayın evinden okuduğum ikinci kitap ve şu kanıya vardım: Bu yayın evinden bir kitabı sakın almayın ve gördüğünüz yerde koşarak uzaklaşın. Çevirme ve basım o kadar özensiz ki kelimelerle ifade etmek mümkün değil. Kitapta üzüm üzüm üzülmek, çan sıkıntısı gibi ifadeler bulunuyordu. Ne demek istediğimi anladınız sanırım.

Kitaba karşı biraz acımasız bir eleştiri olduğunun farkındayım ama Vadideki Zambak bu basit sözlerden etkilenmeyecek kadar büyük bir eser. Keyifli okumalar...
328 syf.
·Beğendi·7/10
Okurken kendimi sürekli Felix'in yerinde olsaydım ne yapardım sorusuyla buluşturdum. Ruhsal aşk ve tensel aşk... Siz olsaydınız hangi yollarla başvururdunuz,kişisine göre değişir tabi. Bir tarafta umutsuz bir aşk, diğer tarafta şehvetli bir tutku ...
328 syf.
·7 günde·6/10
Honore de Balzac 'ın en bilinen eserlerinden Vadideki Zambak. Lisede ve üniversitede okumaya çalıştığım fakat bir türlü okuyamadığım kitaptır kendisi. Geçenlerde iki arkadaşımın elinde de gördükten sonra ve arkadaşlarımın ısrarla okutmaya çalışmasına dayanamayarak okumaya başladım. İlk defa bir kitabın hemen sonu gelsin istedim. Yanlış anlaşılmasın kitabın sonunu merak ettiğimden değil kitabın sıkıcılığındandı bu yakarışım. Okumaya başladıktan sonra yıllar önce bu kitabı neden sürekli yarıda bıraktığımı bir kez daha anladım. Uzun ve sıkıcı betimlemelerin boğuculuğu, konusunun sadece aşk üzerine kurulu olması beni kitaptan uzaklaştırıyordu. Bu yüzden 1 haftada zor bitirdim. Antik batı ve dünya klasiklerini sevmeme rağmen Vadideki Zambak asla favori kitaplarımdan olmayacak. Okumasanız hiçbir şey kaybetmezsiniz. Akıcı bir kitap okumak isteyenlere tavsiye etmiyorum. Büyük bir okucuyucu kitlesinden yüksek puan almış olsa da Vadideki Zambak için notum 6.
Kitabın genel özeti şöyle ( SPOILER IÇERIR) :
Aristokrat bir ailenin küçük oğLu Felix de Vandennesse, ailesinin sıcak sevgisinden ,ilgisinden yoksun, otoriter bir ortamda yetişmiş bir çocuktur. Tours’a gittikten sonra bir gün bir baloya katılır. Baloda bir genç kadın görür.Onun güzelliği karşısında büyülenir, ona karşı derin bir sevgi duyar.Bu genç kadını uzun süre unutamaz.

Bir gün, İndre nehrinin kıyısında Clochegourde satosunda bu genç kadınla karşıLaşır. Kadının adı Kontes Henriette de Mortsauf’tur. Felix kadının güzelliğinin vadinin adı ile özdeşleştiğini düşünür.Vadinin adı Zambak’tır.Henriette de tıpkı zambaklar gibi temizi saf ve güzeLdir.Felix ve Henriette tanışırlar.Henriette, Felix’e hayat hikayesini anlatır.Henriette, evlidir ve kocası asık suratlı, sert, soğuk bir insandır.Mutsuz bir hayatı vardır.Felix de ona ailesinden, çocukLuğundan bahseder. Karşılıklı dertleşmeler ikisini birbirine yakınlaştırır.Aralarında temiz fakat gizLi bir aşk başLar.

Felix paristeki hayatı sırasında, elit tabakadan Lady Dudley ile tanışır.Onun gösterişinden etkilenir ve bir süre sonra aşık oLduğunu zanneder.Bu olayı öğrenen Henriette hastaLanır, sonunda Felix' i affetse de bu hastaLık oun ölümüne neden olur.
384 syf.
◇ Bu aralar hep Fransız edebiyatı ağırlıklı kitaplar okuyorum.Daha önce okuduğum Tuna Kılavuzu da Fransız edebiyatına aitti. :))

◇ Yine klasikleşmiş,ses getiren,ellerden ve dillerden düşmeyen bir kitap ve yine ben.Sahi "Vadideki Zambak" adını işitmeyen kaldı mı? Romantik kitapların atalarından sayılıyor bu kitap.Arka kapak yazısında "Tutkunun ateşten çekiciyle dövülmüş büyük bir yapıttır," demiş yayın evi.Büyük bir yapıt olduğu bariz.Kuşaktan kuşağa aktarılan ve günümüzde bile getirdiği sesi devam ettiren,Fransız Edebiyatı'nın önemli romanlarındandır.Yazar Balzac'ın üzerinde en çok çalıştığı romanı,en kusursuz kitabı saydığı bir romandır ayrıca.

◇ Sizin hiç gün ışığım dediğiniz birisi oldu mu? Gününüzü güzelleştiren,kalbinize ışık veren,onun yanında kendinizi güvende hissettiğiniz biri.Felix için bu kişi Tours adında bir yerde yaşayan Henriette.Kitabımız Felix'in Kontes Natalie'ye yazdığı mektupla başlıyor.Bu mektup romanımızı oluşturuyor.

◇ İki karakterimiz var kitabı şekillendiren.Biri Felix.Ailesi tarafından serseriden başka bir kişi olamayacak,tembel,işe yaramaz,hayta gibi görülen Felix.Kalabalık çevresinde kendini yapayalnız hisseden,düşüncelerinin denizine dalıp giden bir Felix var kitapta.Sevgiden yoksun,tek başına.Değersiz.Çorak bir arazi gibi.Çiçek vermeyen,kuru ve varlığı yokluğu fark etmeyen bir araziydi Felix.Daha çocukluğunda bile terk edilmiş bu kalp,aşkı Indre bölgesindeki vadide bulacaktı.Hayatını değiştirecek aşkı.Istırapla dolu bir geçmişiniz olsaydı siz ne yapardınız?

◇ Bir diğer karakter ise Henriette.Nam-ı diğer Vadinin Zambağı...Felix'in gözbebeği,Mösyö Mortsauf'un eşi,Jacques ve Madeleine'in annesi.Vadiyi erdemiyle dolduran narin bir çiçek Madam Henriette.Felix'in gözüyle anlatılan bu kadına hayran olmamak imkansız.Aşk,hiç kimseyi "o"ndan güzel kılamıyor.Vadinin Zambağı Henriette,duyguları ve değerleri arasında seçim yapmaya mahkum.Beraber mutsuz olduğu eşi mi yoksa kalben bağlı olduğu Felix mi? Duygularına söz geçiremeyen ama yuvasına ihanet etmeyi düşünmeyen bu kadın ve çocukluğundan beri terk edilmeye mahkum Felix'in hikayesine bir göz atmak,seçimlerine ortak olmaya ne derdiniz? O zaman Madam de Mortsauf ile tutku arasında,Indre bölgesinin bir vadisinde patlak veren ve kimsenin bilmediği savaşın hikayesiyle tanışın.


◇ Bir kadın düşünün...Soylu bir kadın,nikahlı bir kadın ve çocuklu bir kadın.Ve ona umutsuzca bir aşk beslediğinizi düşünün.O kadın ruhunun aynası,yaşamının bir parçasıdır artık.Senin gözünde eşi benzeri bulunmaz bir kadındır.Çocuğu senin çocuğundur,evi senin evindir,eli senin elindir,acısı senin acındır.Diyor ki Felix : "Notaların bir flütün içinde ayrılması gibi,onun ruhunun nefesi de hecelere dağıtılıyordu."

◇ İçerdiği yoğun romantizm,ayrıntılı mekan betimlemeleri,güçlü anlatım ve özgün karakterlere sahip güzel bir roman.Kitabın ilk yarısını tebessüm ederek ve Felix'in karşılıksız aşkına tanıklık ederek okuyorsunuz.Orta yarılarda da Felix'in Paris'e gitmesini okuyoruz,Madam Mortsauf ile biraz daha samimi olmaların okuyoruz.Leydi Dudley de kitabın içine girince olaylar sarpa sarıyor ve gidişat değişiyor.

◇ Son kısmında da yüreğinizde bir acı hissediyorsunuz ve boşluktaymış gibi oluyorsunuz.Öfkeleniyorsunuz,karakterlere kızıyorsunuz ve burukluk hissediyorsunuz.Henriette'in son mektubunda yüreğim acıdı ve gözlerim doldu.Son kısımlarında yüreğimin burkulduğu ve "Keşke sonu farklı bitseydi," diye içimden geçirdiğim,etkileyici bir sondu.

◇ Vadideki Zambak,güçlü etkiler yaratacak bir aşk kitabı olmuş.Yazarın kitaba büyük bir emek sarf ettiği belli.Betimlemeler mekanı gözünüzün önünde canlandırmanıza yetecek kadar kuvvetli,her cümle ilmek ilmek işlenmiş ve özenle yazılmış.Altını çizeceğiniz pek çok anlamlı cümle var.Kitabın gidişatına kapılıyorsunuz.Sözcükler,cümlelere dönüşüyor.Cümleler,paragraflara.Paragraflar,sayfalara.Okunması zor,idrak edilmesi zor,uzun cümleleri anlamaya çalışmak zor,yoğun betimlemelerle dolu satırları okumak zordur biliyorum.Lakin...

◇ Saf bir aşkla donatılmış bu roman güçlü bir etki bırakıyor.Aşkı sorgulatıyor.Size 1800'lü dönemlerden pek çok esinti sunuyor.Kendinizi soylu bir ailenin bir dostu olarak vadide buluyorsunuz.Bir şatodasınız.Karakterlerle gülüp ağlıyorsunuz.İçinizi bunaltan gereksiz detaylar olsa da Vadideki Zambak,aşk duygusunun mükemmel etkisini bir kez daha vurguluyor.(Tabi Felix'in "Sana Tanrı'dan daha fazla tapıyorum." cümlesi yanlış.Bir kadına çok aşık olabilirsin ama bu cümle kurulamaz bence,abartı olmuş.)

◇ 19.yüzyıla yolculuk etmek ve kendinizi gösterişli şatonun vadisinde bulmak istiyorsanız,öfke,neşe,burukluk,heyecan gibi pek çok duyguyu duyumsamak istiyorsanız...En önemlisi aşkın anlamını bir kez daha sorgulamak istiyorsanız bu eseri tercih edebilirsiniz.1800'lü yıllardaki çalkantılı bir aşk hikayesinin ortasında bulunmak isteyenler için bu yapıt güzel bir seçim olacaktır.Herkese keyifli okumalar ve bol huzurlu günler.

KISA BİR DEĞERLENDİRME

~Konu ve kurgunun güzelliği :
Konu aslında yaratıcı sayılmaz.Pek çok insanın aklına gelebilecek bir konu.Ama Balzac,kendine özgü diliyle kitaba yön veriyor.İşleyiş yavaş olsa da kitap kendini merak ettiriyor.

~Akıcılık ve sürükleyicilik :
Henriette ve Felix'in arasında neler yaşanacağını merak ettiğim için hızlı okumaya çalıştım ama neticesinde çok betimleme ve anlamı güçlendirmek için kullanılan kelimeler okumayı yavaşlattı.Yıldırım hızıyla okunmasa da,aşırı sıkıcı bir kitap değil.


~Karakterler :
Henriette'in zarafetini çok sevdim,naifliğini ve kişiliğini de öyle.Çocukları uğruna sevmediği bir adamın çilesini çekmeyi göze almış bir karakter.Felix'i de çok sevdim ama Henriette'e ettiği ihanet kabul edilemezdi.Leydi Dudley'den ilik ilik nefret ettim.Ama genel olarak sevilesi karakterler vardı.Ve Aşk ve Gurur'da olduğu gibi karakter kalabalığı yoktu.

~Çeviri :
Çevirmen Meriç Selvi,kitabı günümüz diline uygun olarak çevirmiş.Bilmediğim bir kelimeye neredeyse rastlamadım.Çeviri yeterince anlaşılır.

~Baskı :
Martı Yayınları'nın baskılarına bayıldığım gibi bu kitabın baskısı da çok özenliydi.Üstelik böyle bir baskıyı dört liraya almak da ayrı bir mutluluk oldu benim için.Tam metin olması da çok güzel.Sadece gözüme bazı yazım yanlışları çarptı.

~Kapak tasarımı :
Kapak görseli olsun,süslemeleri olsun çok güzel.Kapaktaki kadın tam zihnimdeki Henriette'i yansıtmış.Kırmızı renk,kitaba çok yakışmış.Ben kapağı çok sevdim.

~Orijinal İsim :
Kitabın Fransızca adı Le Lys Dans la Valleé.İngilizce adı da The Lily of The Valley.Her iki isim de Vadideki Zambak'ı karşılıyor.Yani isim de orijinaline uygun.

~Son :
Sonunu Henriette'in yazdığı ve Natalie'nin yazdığı mektuplar dışında pek beğenmedim.Kitaba yaraşan son kesinlikle böyle değildi.


~Genel Düşüncem : Bayılarak olmasa da severek okuduğum bir roman oldu.
384 syf.
·5 günde·6/10
"Aşk sözcüğünü kullanmayarak beni kenarda bıraktınız. Ama hiç bilmediğim ve bana yasak olan bir duygudan söz ettiniz..."

Konusu yasak aşk gibi gözükse de içinde çok daha derin acıları barındıran bir hikaye var karşımızda.

Acı dedim ya hani, bu kişiye göre değişir belki ama hikayede anlatılan acı bence hepimizin aynı derecede hissedeceği türden. Yalnızlık, terk edilmişlik, sevgisizlik ve değersiz hissetme. Tüm bunları çocukluğundan itibaren yaşayan biri olmak, hayata dair acı çekme kavramına farklı bir boyut katıyor onun için. Öyle ki bulduğu en ufak bir sevgi kırıntısına bile mutlu oluyor, onu kaybetmemek için fazlasıyla çaba sarf ediyor... En kötüsü de kendisinde eksik olan bu sevgi kırıntısı onun için imkansız ve Felix'de benim gibi imkansızlara meyilli...

İçine düştüğü bu aşk öyküsünü ilahi boyuta taşıyan Felix, sevgiye olan açlığını bir anne şefkatinde bulur. Yeterli gelmez belki ama yine de bağlılık yemini eder. Tabi zaman ona çok farklı yollar çizecektir ve bir şeyler kontrolünden çıkacaktır. Öyle ki iki aşk arasında sıkışıp kalacak ve yine bir kalp kırılacaktır...

Tüm bunlardan ziyade bir de, kitap içinde; toplum yapısı, topluma dair beklentiler ve davranışlar üzerine uzun uzun ders niteliğinde tavsiyeler yer almış.

İlk defa bir kitabı okumak bu kadar uzun sürdü. Yine de klasikler arasında beğendiklerimden biri oldu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vadideki Zambak
Baskı tarihi:
Haziran 2009
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755172644
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yuva Yayınları
Balzac'ın olgunluk çağının en önemli eserlerinin başında gelir. Kocasıyla mutlu olmayan ama ona ihaneti de insana saygı saygı açısından kendine yakıştıramayan, Henriette ve çocuğunun bütün acılarını onu dizinde bir ana sevgisiyle karışık huzur içinde gideren, Felix çağlar boyunca insanî sevgilere ve fedakarlıklara örnek olacak karakterlidir. Romanın olayı 1801-2836 yılları arasında geçer. Eser köy hayatı sakinleri arasında yer alırsada kahramanları sadece birer köylü değildir....
(Arka Kapak)

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 3 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları