Yalnız Bir Avcıdır Yürek

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.484
Gösterim
Adı:
Yalnız Bir Avcıdır Yürek
Baskı tarihi:
1991
Sayfa sayısı:
407
Format:
Karton kapak
ISBN:
9751402182
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Yalnız Bir Avcıdır Yürek
Yalnız Bir Avcıdır Yürek
Yalnız Bir Avcıdır Yürek
The Heart Is a Lonely Hunter
Carson McCullers, Amerika''nın Güney''li yazarlarından. Yirmi üç yaşındayken yazdığı bu ilk romanı yayımlandığında, kendisi ''''harika çocuk'''', romanı da ''''Amerikan edebiyatında büyük bir olay'''' olarak nitelenmişti. Derin bir duyarlık, duru bir anlatım, yoğunlukla berraklığın ustaca dengelendiği arı bir üslup; küçük taşra kentlerinin boğucu atmosferinde aşkın, tutkunun sonsuz arayışına ilişkin inanılmaz incelikte gözlemler.
392 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Roman üç bölümden oluşuyor.Birinci bölümde beş kişinin bir araya gelme biçimlerini ayrı ayrı inceliyor. Ortak özelliği içsel yalnızlıkları olan bu beş kişi kendilerini ifade edebilmenin yollarını arıyor.İkinci bölümde kendilerini özgürce ifade edebilme özgürlüklerinin toplumsal gerçekliklerle çatışması anlatıyor. Üçüncü bölümde Her bir kahraman başlangıçta olduğu noktanın altında ve kapana kısılmış olarak bitiriyor.Yazar bizlere sadece varoluşsal sorunları değil köleliği, ırkçılığı , faşizmi , komünizm mi bizlere aktarmıştır. İnsanların sırf ten renginden dolayı ne kadar aşağılandıklarını da görüyoruz.
Irkçılık evrensel bir suçtur...
392 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Merhaba...
Uzun süredir bu kitap kapağıyla, adıyla hep bana bakıyordu raflarda. Kitabın arka sayfasında yazarının uzaklara bakan farklı ve hastalıklı çocuk bakışı (sonradan öğrendiğim bilgiyle çocuk felci geçirdiğinden dolayı kısa yaşamı hastalıklarla geçmiş) beni kendine bağladı.
Tom Waits'in, Bukowski'nin en sevdiği yazarlardan olduğunu da, Amerikanın güney eyaletlerinden olduğunu da (Faulkner gibi) hep sonradan öğrendim.
Eğer bir kitap sizi çağırıyorsa bekletmeyin.
Yazar bu ilk eserini 20'li yaşlarında yazmış ve Amerikan edebiyatı tarafından harika çocuk olarak nitelendirilmiş.
1968 yapımı filme de konu olmuş.
Amerika 'nın sıradan ve bir o kadar sıkıcı kasabasında geçen olaylar; kasabaya dışardan gelen işçi, kasabanın siyahi doktoru, lokanta sahibi, çocukluktan genç kızlığa adım adım yaklaşan kız ve bunları bir şekilde etrafında toplayan kuyumcuda çalışan dilsiz bir adam çevresinde geçer.
Hayatı anlamlandırma çabaları, varoluş sancıları, büyüme sancıları, ırkçılık...
Bu durağan kasabayı hüzün dolu inceden inceye duyulan bir müziğe dönüştürmüş Carson McCullers.
İyi okumalar diliyorum.
392 syf.
·13 günde·8/10 puan
durağan günlük yaşamla sıkıcı taşra yaşamından bir parça soluk alabilmeye çalışan yalnız insanların romanı. sıradan anların keskin dönüşlerle birbirine bağlandığı hikayenin unutulmaz karakterleri yaşamını "iç"ve "dış" şeklinde ikiye bölen genç kız, halkının yaşadıklarını ve dünyadaki haksızlıkları sineye çekemeyen zenci doktor, etrafındakileri gözlemleyen lokantacı, muhalif bir sarhoş işçi ve tüm bu karakterlerin yalnızlığını paylaştığı sağır ve dilsiz bir kuyumcudur. iletişim üzerine de düşündürücü gözlemler içeren bu carson mccullers romanı es geçilmemelidir.

"güçlülerin etini yiyeceksin ve de bu dünyadaki prenseslerin kanını içeceksin."
392 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ben bu kitaba bayıldım insan kendini o kadar kaptırıyor ki etrafta olan biteni hiç anlamıyorsun, kitabın bitmesini hiç istemedim ancak her şeyin bir sonu olduğu gibi bu kitapta bitti
Herkese okumasını tavsiye ederim ^^
392 syf.
·7 günde·4/10 puan
Sanırım ilk defa bu serinin bir kitabını okurken bu kadar sıkıldım. Normalde yalnızlık temalarını işleyen kitapları sevsem de bu kitap beni çok sıktı. Yazarın anlatımını sevemedim çok durağan bir anlatımı vardı, hal böyle olunca da kitap bitmek bilmedi gibi geldi.

Kitap kendi içinde yalnızlığa hapsolmuş beş karakteri ele alıyor. Bu beş karakterin yollarının kesişmesini, ırkçılığı, anlatıldığı dönemin sosyal ve ekonomik koşullarını okuyoruz kitapta. Kitabın seveni de çok fazla olduğu için beklentim yüksekti ama benim umduğumu bulamadığım bir kitap oldu maalesef.
392 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Yazar McCullers’ın henüz 23 yaşında yazdığı bu roman sağır ve dilsiz bir adam olan Singer’ın kendisi gibi sağır ve dilsiz, biraz da kıt akıllı ama kocaman yürekli arkadaşı Antonapaulos’u akıl hastanesine yatırdıktan sonra ondan arda kalan derin boşluğu doldurmak için birlikte yaşadıkları evden taşınıp kendine bir pansiyonda bir oda tutması ile başlıyor. Pansiyonun sahibinin kızı Mick içinde hissettiği derin müzik tutkusunu bir tek Bay Singer’ın anladığını düşünüyor. Kendini ırkının kurtuluşuna adamış olan zenci doktor Copeland, kendi halkı bile onu anlamazken Bay Singer’ın diğer beyazlardan farklı olduğuna inanıyor. Eşini kaydettikten sonra lokantasında kendini çok yalnız hisseden Biff ve genellikle üstü başı perişan gezen, ayyaş ama bir o kadar da okumuş, işçilerin kapitalist sistem karşısında durumlarının iyileştirilmesini savunan Jack Blount kendi yalnız dünyalarının içinde bir çıkmazdayken Bay Singer ile kendilerini çok daha iyi hissediyorlar. Peki ya Singer için durum ne?
Kitap karakterler üzerinde derin psikolojik tahlillerle sunulurken aynı zamanda 1930’ların küçük bir ABD kasabasının kültürel ve toplumsal olarak da ele alıp; ırçılık, gelir dağılımı adaletsizliği, toplumsal sorunlar ve sosyolojik yapının insanların yaşantısını nasıl etkilediğine değiniyor.
386 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Kurgu bir kitap ne kadar derinlikli, çok yönlü olabilirse o kadarı bu kitapta var. Toplum-birey ilişkisi, yalnızlık algısı, insanların oldukları kişilerle sandığımız kişiler arasındaki büyük fark...Farklı karakterleri sayesinde toplumun farklı kesimlerindeki insanların her birinin öyküsüne ayrı ayrı değinebilmesi kitaba ayrı bir değer katmış. Bu kitabı okurken bir tesadüf sonucu instagramda 'birvaize' isimli hesabındaki 'afro-amerikan tarihi' konulu bir saatlik bir semineri dinleme şansım oldu. Kitapta bahsedilen bir çok meseleyi idrak etmemi sağladı. Tavsiyem kitabı okumadan önce bir saatinizi ayırıp o videoyu izlemeniz-dinlemeniz^^
392 syf.
Kitap otobiyografik bir roman. Kitabın konusu ile ilgili şöyle diyordu: "Carson McCullers'ın otobiyografik ögeler taşıyan ilk romanıdır. ABD'nin küçük ve kasvetli bir güney kasabasında yaşayan insanların öykülerini karamsar bir varoluş düşüncesinin yansıdığı derin bir duyarlılıkla anlatır." Bu cümle benim bu kitabı okumaya teşvik etti çok etkileyici bir kitap olduğunu düşündüm ve hemen sipariş ettim. Ama ne yazık ki beklentilerim isabet etmedi. Kitabı okurken çok sıkıldım bir türlü akmadı Gerçi bu şaşırılacak bir şey değil yazarın bundan önce iki kitabını okumuştum onlar da nispeten öyleydi Ama bu kitabın Ben başka olduğunu düşünmüştüm ama düşündüğüm gibi olmadı Dediğim gibi eğer konuyu biraz daha geliştirseydi Bu kitap patlar giderdi Ama şunu söyleyebilirim biyografik/otobiyografik ögeler içeren kitapları seven kişilerin bu kitaptan çok etkileneceğini düşünüyorum ama onun dışında benim gibi okurken bir sıkıntı hissedebilirsiniz okuyacaklara İyi okumalar diliyorum
392 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitap Amerika’nın bir kasabasında geçmektedir. O dönemde yaşanan toplumsal sorunlar, ırkçılık, kültürel sorunlar yazar tarafından oldukça etkili şekilde yansıtılmıştır. Sadece karamsar bir varoluş düşüncesinin yansıdığı derin bir duyarlılığın romanı değil, yazıya geçirilmiş içli ve tedirgin bir müzik parçasıdır. 1930’lu yıllarda ABD’nin küçük ve kasvetli kasabasında yaşayan sağır bir kuyumcu,bir genç kız, siyahi bir doktor, bir lokantacı ve bir gezgin işçinin psikolojik tahlilleri romanı öylesine kusursuzlaştırmıştır ki. Yazarın da hastalıklarla boğuştuğu bir süreçte gencecik yaşında bu romanı yazması çok ilgi çekici.

“IRKÇILIK EVRENSEL BİR SUÇTUR.”

Günümüzde de hala aynı sorunlarla karşılaşıyoruz. Hala aynı şeyleri yaşıyoruz, aşamıyoruz. O zamandan bu yana hala bir şey yapılmamış, yapılamamış olması ne kadar da acı...
392 syf.
Amerika'nın güney kasabalarından birindeki beş yalnız insanı konu edinmiş yazar. Kitaptaki bu beş kişi birbirinden çok farklı yaşlara, mesleklere, konumlara sahip ama hepsinin de tek ortak noktası kalabalığın içindeki yalnızlıkları. Bu kişiler; bir doktor, kuyumcuda çalışan bir dilsiz, bir çocuk, kasabaya sonradan gelmiş bir işçi ve bir lokanta sahibi. Kitabın ilk başında iki dilsiz arkadaşla tanışıyoruz sonra birisi başka bir yere gidiyor biz bay Singer ile kalıyoruz, daha sonra lokanta sahibi ile tanışıyoruz ve onunla birlikte de işçi Jake'le sonra bir anda lokantaya giren erkek kıyafetleri giyen küçük bir kız olan Mick ile ve son tanıştığımız kişimiz ise 'siyahi' doktor Copeland ile. ⠀
Kitabın girişinde ilk olarak bu kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerini okuyoruz, nasıl tanıştıkları, hayatlarında nasıl bir yerleri olduğunu geri kalan kısmı ise yükselme ve daha da batma durumu diyebilirim. Çünkü son kısma geldiğimizde artık karakterlerimiz ilk hallerinden daha zor bir durumlar. ⠀
Yazar harika bir gözlem yeteneğine sahip bence. Çünkü kitapta karakterlerin yalnızlıklarından ziyade aslında her bir karakter bir şeye karşı olan bağırışlarını dile getiriyor. Kitap karakterlerin varoluş sancısını dile getiriyor ama birden çok konuya da değiniyor. Irkçılığa ise bence özellikle değiniyor, kendi görüşlerini Dr. Copeland ile basbas bağırıyor. Jake insanlara içinde bulundukları durumu fark ettirmeye çalışıyor, onlar da gülüyor ve Jake de “Gülün... başka ne işe yararsınız zaten!” diyerek kızıyor. Gayet de haklı ama at gözlüğü takmış insanlara geniş bir pencere sunsanız bile oradan bakmaya devam ediyorlar. ⠀
Kitap biraz yavaş ilerliyor ama yine de benim açımdan hızlı okunan bir kitap oldu. Kitabı tavsiye ederim. Herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm kitaplardan birisi.
392 syf.
·Puan vermedi
Küçük bir Amerika kasabasın da yaşayan iki güzel yürekli dostun hikayesi. Sağır ve dilsiz olan Singer ve Antonapaulos birbirinin yoldaşıdır. Ta ki Antonapaulos akıl hastanesine yatana kadar. Bundan sonra Singer artık yalnızdır ve boşluğa düşmüştür. Ama onu ziyaret etmeyi hiç ihmal etmez. Singer yalnızdır ama kasabada yaşayanlar için bulunmaz bir dost olmuştur. Kitaptaki karakterler üzerinden psikolojik tahliller yapılmış. Tutkuları, deneyimleri, hayalleri, mücadeleleri... Psikolojik tahliller yanında 1930 'lu yılların Amerika'sının  sosyal ve kültürel yapısıda irdelenip, gözler önüne seriliyor. Bir döneme  tanıklık etmek istiyorsanız okuyabileceğiniz bir kitap.
Bazı kısımları bana biraz durağan geldi. Kitap sinemaya da uyarlanmış. Filmini de yakın zamanda izlemek istiyorum.
392 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Yazar hep yüreğime dokunuyor.
Herkes sevmez yalnızlığı ki oda yalnız değildi aslında. Kendi gibi olan arkadaşından ayrı düşmüştü. İki sağır ve dilsiz arkadaşın yolları ayrılınca başına gelenleri okuyoruz bu kitapta.
Bay Singer ve onun etrafında ki dört insanın hayatının kesişmesi. Hepsi anlatıyor anlatıyor anlatıyor. Ama hiç kimse sormuyor. Bay Singer kimin hayatına girse ilginç bir şekilde herkesin odağı oluyor. Yoldan geçenler bile çok seviyor onu. Böyle yaşadığı günlerin hikayesi bu kitap.
Arkadaşa duyulan şefkat var çokça. Beyazların zencilere yaptığı zulümler var. Müziğe duyulan bir aşk var. Mevcut düzeni değiştirmeye çalışanlar var. Ve hayatının amaçını arayanlar var bu kitapta.
Okuyunca yüreğinize dokunacak.
Şimdiden keyifli okumalar.
Küçük çocuklara düşkünümdür oldum olası," dedi Portia. "Büyüklerden çok daha dikkat edersin onlara, öyle değil mi?"
"Bir çocukta daha çok umut vardır da ondan," dedi Doktor Copeland.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yalnız Bir Avcıdır Yürek
Baskı tarihi:
1991
Sayfa sayısı:
407
Format:
Karton kapak
ISBN:
9751402182
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Yalnız Bir Avcıdır Yürek
Yalnız Bir Avcıdır Yürek
Yalnız Bir Avcıdır Yürek
The Heart Is a Lonely Hunter
Carson McCullers, Amerika''nın Güney''li yazarlarından. Yirmi üç yaşındayken yazdığı bu ilk romanı yayımlandığında, kendisi ''''harika çocuk'''', romanı da ''''Amerikan edebiyatında büyük bir olay'''' olarak nitelenmişti. Derin bir duyarlık, duru bir anlatım, yoğunlukla berraklığın ustaca dengelendiği arı bir üslup; küçük taşra kentlerinin boğucu atmosferinde aşkın, tutkunun sonsuz arayışına ilişkin inanılmaz incelikte gözlemler.

Kitabı okuyanlar 321 okur

  • Kagemusha34
  • piktobet
  • Kadından Kentler

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0