Yol ve Erdem’i okumak, bazen bir kitap okumaktan çok, kendi iç dünyanla karşılaşmak gibi. Sf25’te yazdığı gibi: “Ermiş kişi kendini sona koysa da başta bulur.” Bu cümle bana çok şey söyledi. Kendini önemsememek, kendi çıkarlarına odaklanmamak… ama hayat yine yolunda olmak. İşte Tao’nun özünde yatan bu: Ne zaman bir şeyi çok umursamazsan, iş daha sorunsuz ilerliyor.
Kitapta kaligraflar, boşluklar, sayfalarca sessizlik… İlk bakışta belki bir şey hissettirmiyor. Ben de başta “hiç anlamadım” dedim. Ama sonra fark ettim ki, her kitap herkese göre değil. Bazıları iz bırakır, bazıları sadece rafta yerini alır ve sana bir şey öğretir: ne aradığını. Tao Te Ching bana bunu öğretti: Ben boşluk değil, yoğunluk isteyen bir okurum.
Tabii, bu kitapla bağ kurmak biraz sabır istiyor. Zorlamaya gerek yok. Okudukça değil, yaşadıkça açılıyor. Ve işin güzel yanı, her satırı, her boşluğu, her kaligrafi kırıntısı, aslında küçük bir felsefi ders gibi. Kendini, hayatı, akışı fark ettiriyor.
Kısacası: Okuyun, okuyun, okuyun… Kim bilir, belki siz de bir gün bir cümlede kendinizi bulursunuz. Ya da sadece Tao, size sizin ne aradığınızı gösterir. Ama kesin olan bir şey var: bu kitap boşuna okunmaz, her sayfası bir yerlere dokunur, dokunduğu yer bazen hemen görünmese de. Biraz daha incelemeyi uzatırsam mini bi felsefe içeriği de benden gelecek. O halde sağlıcakla kalın.