·
Okunma
·
Beğeni
·
2.765
Gösterim
Adı:
Yöntem Üzerine Konuşma
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055272395
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dissertatio De Methodo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
İlk kez Latinceden Türkçeye çevrilen Batı Felsefesinin ve 17. yüzyıl Rasyonalizminin temel kitaplarından Yöntem Üzerine Konuşma, Descartes’ın adeta fikir hayatının bir özetini sunmaktadır. Etrafına baktığında hiçbir şeyin kendisinde güven uyandırmadığını ve öğrendiği bilgilerde hep kuşkulu bir yan olduğunu gören Descartes, geçmiş yaşamının tümüyle çelişik bilgiler üzerine kurulduğunu anlar ve o güne dek öğrenip bildiği ne kadar şey varsa hepsinden şüphe etmesi gerektiğine karar verir. Sonuçta insan duyularla elde ettiği bilgilerin aldatıcılığına mahkûm olduğundan sürekli hatalar yapmakta ve yanılgılar içinde debelenip durmaktadır. Dolayısıyla yeni bir çıkış yolu, yeni bir dayanak noktası bulunmalıdır. Bu çıkış yolu da, Descartes’a göre,bütün bilimlerin içinden çıktığı felsefenin temel ilkelerini bulup çıkarmakla mümkündür. Başka deyişle hiç kimsenin zihninde en ufak bir kuşku uyandırmayacak bir felsefe kurulmalıdır. İşte bu düşünceyle zihin yolculuğuna başlar Descartes ve yol aldıkça sahip olduğu tek şeyin, zihnindeki derin kuşku olduğunu fark eder. Öyle bir doğru bulmalıdır ki, bu doğrunun içeriğinde hiç kuşku olmadığı gibi, kuşku duyulma imkânı bile bulunmamalıdır. Demek ki kuşku, onun felsefesinin biricik yöntemi olmalı ve bu yöntemle felsefesi için kuşkulanılması imkânsız ilkeler bulmalıdır. Ama kuşku duyabildiğine göre, düşünmekte olduğunu ve düşünmekte olduğuna göre var olduğunu da bu arada keşfeder. Böylece tek kuşku duyamayacağı şeyle karşılaşır, yani düşünen Ben’iyle.
Okurken her bir satırından, her bir cümlesinden keyif aldım. Bu kitap da; Descartes'in yöntem üzerine düşüncelerini aşama aşama saptadığını görüyoruz. Bunu yaparken de çıkış noktası şüphe oluyor. Descartes, 'Şüphe duymuyorsam, hiç bir şey üzerine düşünmüyorum diyerek, düşünce yapısındaki kuşkuculuğu açıkça ortaya koyuyor. Decartes bu düşünce yapısıyla modern düşünceyi skolastik felsefeden sıyırmaya çalışmış ve felsefeye yepyeni bir soluk getirmiştir. Bu açıdan bile yaptığı tespitler son derece değerlidir. Descartes felsefesini süzgeçten geçirdiğimizde karşımıza kesin olarak doğruluğunu bilmediğimiz herşeyden şüphe etmemiz gerektiği tezi ortaya çıkmaktadır.
Descartes'i ele alırken irdelememiz gereken bir diğer konu ise bilgi üzerine olan görüşüdür.Ona göre bir bilgiye ulaşmak için en kolay bilgiden başlamak gerekmektedir. Daha sonra kademeli olarak ve bir düzen içerisinde daha karmaşık bilgiye ulaşılmalıdır.
Descartes'e göre, felsefe için başlangıcı oluşturacak olan önermeler öncelikle sezgisel anlamda açık ve seçik olmalıdır. Ona göre açıklık, bir kavramın zihnimize doğrudan verilmesi, seçiklik ise kavramı zihnimizdeki diğer idelerden ayırt edebilmemiz ve sınırını çizebilmemizdir. Descartes bunun için de dört aşamalı bir yöntem öneriyor.
1) Doğruluğunu açık ve seçik olarak bilmediğimiz hiç bir şeyi kabul etmemek.
2) araştırdığımız sorunların her birini mümkün olduğunca küçük parçalara bölmek.
3) onları basitten karmaşığa doğru bir sırayla incelemek.
4)Sık sık geriye dönüp elde edilen verileri sınamak.
Descartes'a göre şüphe etmek düşünmektir. Düşünmek ise varolmaktır. Bu düşüncesinden ise ünlü sözü ortaya çıkmıştır.
"Düşünüyorum o halde varım."
Kesinlikle felsefeye ilgi duyan herkese tavsiye edeceğim bir kitap. Açık ve anlaşılır şekilde yazılması anlaşılmasını da kolaylaştırıyor.
Felsefe en sevdiğim konulardan birisidir çünkü sorgulamayı seviyorum ve inanıyorum ki insan doğruya sorgulayarak ulaşır mesela dinimizi ele alalım acaba ailemiz müslüman olduğu için mi müslümanız eğer öyleyse bi sorun var çünkü kutsal kitabımız Kuran-ı Kerimde Bakara süresinde "Allahın indirdiğine uyun denildiği zaman onlar: Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulunduğumuz şey'e uyarız derler. Ya ataları birşey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?" diye aslında sorgulamamız gerektiği de anlatılmıştır yani hristiyan bir ülkede hristiyan bir anne babadan dünyaya gelsek hristiyan olarak mı yaşayacaktık yoksa doğruyu mu arayacaktık peki şimdi dinimizde bazı hocaların dediği gibi sorgulamak doğru değilse ve insanı inançsız yaparsa ve dediğim gibi hristiyan olarak dünyaya gelsek ve papazlar da deseki sorgulamayın aforoz edilirsiniz o zaman yine de ailemize, çevremizdeki herkese karşı çıkarak , doğruyu arayabilecekmiydik? Zaten bir çok kanıtla ve içinde eksik bulunmaması yönüyle ve Allah-u Tealanın Kuran-ı Kerimi koruyacağı sözünü ve değiştirilemez olduğunu doğruyu sorgulayan herkes kabul edecektir buna rağmen bizim insanlarımızın sorgulamayı neden yalan birşey varda saklamak istiyor gibi hallere bürünüp sevmediğini anlayamıyorum. Biraz uzun bir yazı oldu, okuyan arkadaşlar vaktinizi aldığım için kusura bakmayın konu felsefe olunca dilim biraz fazla açılıyor sanırım. Kitap felsefenin en önemli filozoflarından Descartes'in kendi kaleminden kendi düşüncelerine yer verdiği "düşünüyorum öyleyse varım" felsefesini ne manada söylediği gibi çeşitli düşüncelerini konu alan otobiyografisi. Felsefeyle ilgilenen arkadaşların kesinlikle okuması gereken kitaplardan dili biraz ağır olsada okunmaya değer.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.922 Oy)9.196 beğeni30.171 okunma922 alıntı146.354 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.937 Oy)19.869 beğeni45.512 okunma3.508 alıntı192.300 gösterim
  • Sokrates'in Savunması
    8.5/10 (1.319 Oy)1.240 beğeni4.789 okunma1.258 alıntı30.728 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.717 Oy)9.676 beğeni27.172 okunma2.007 alıntı125.781 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.109 Oy)13.929 beğeni36.092 okunma3.759 alıntı153.352 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.724 Oy)8.185 beğeni22.275 okunma4.463 alıntı136.655 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.764 Oy)8.377 beğeni23.960 okunma954 alıntı95.504 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.610 Oy)4.097 beğeni13.629 okunma1.529 alıntı56.304 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.531 Oy)3.664 beğeni11.112 okunma6.062 alıntı101.513 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.235 Oy)9.225 beğeni27.541 okunma2.928 alıntı121.390 gösterim
Rene Descartes, kendisi dışında her şeyin yokluğunu düşleyebildiğini, ancak kendisinin yok olabilirliğini hayal edemediğini; düşünen özne olarak kendisinin şüphesiz var olduğunu gördü: 'Düşünüyorum, o halde varım" dedi.

Metodik şüpheciliğin fikir babası olan Descartes, varlıkları tek tek ele alıp yeniden incelemesi ile kendinden öncekilerin aktardığı bilgileri elekten geçirdi. Bence Descartes, bu metot ile filozof, bize şunu demek istiyor;
“Peşinden gittiğimiz, koşulsuz kabul ettiğimiz ve hayatımızda uyguladığımız bilgiler, ya gerçek değil ise?”

BU ÇAĞDA BİZE EN ÇOK LAZIM OLAN ŞEY DE BU!
* Toplumu, inançlarımızı, değerlerimizi… ve hayatı, kendi emeklerimizle elde ettiğimizle değil, liderimizin bize sunduklarını kabul ediyor ve hayatımıza onun verdiği ‘şablon formlar’ ile biçimlendiriyoruz.
* Müslümanız ama dinimizi asıl kaynağından (Kur’an’dan) değil, eski insanlardan, camii imamından, mahalledeki …abiden, belki inanmazsınız ama bazen kiliseden ve gerekli gereksiz her yerden öğreniyoruz.
* Marxist'iz ama Marx’ı Marx’tan değil, Marxçılardan öğreniyoruz.
* Olayları, yerinde değil, birinin ağzından öğreniyoruz…

BİZİM HAYATIMIZA, METODİK ŞÜPHECİLİK ŞART! Herşeyden şüphe edip inandığımız şeyler ile ilgili yeniden düşünmeli ve ana kaynağını yeniden incelmeliyiz. Aksi halde, gerçeklerden hep uzak kalacağız.
Bu kitabı, felsefeyi yetersiz bir şekilde bilseniz bile okumalısınız.
SAYGILAR…
René Descartes amca ile tanıştığım ilk kitap. Genel olarak dili ağır ve yavaş bir şekilde anlatıyor. Büyük bir görev üstlenmiş ama bence zincirlerini tam atarak göreve başlamamış. Belirli bir dala tutunarak ve belli değerleri baz alarak başlaması ve o kısımları yüzeysel sorgulayarak geçmesi bence biraz eksik bırakmış kitabı. Ama o zamana göre bence o zincirlerden kurtulması çok zordu. Erken yaşta ölmesi ise bitirememesine neden olmuş(Zenginin şımarık tavrı yüzünden hastalanarak ölmesi bende ayrı bir üzüntü oluşturdu.). Bence René Descartes amca ile bu kitapla tanışmanız(Kesinlikle kötü kitap değil. Sadece tam olmamış bir kitap ama gene size kesinlikle birşeyler katabilecek bir kitap.) zorunlu değil bence ama kesinlikle bu yüce ruhlu insanla tanışmanızı öneririm.
En büyük ruhlar en büyük erdemlere olduğu kadar en büyük kötülük lere yatkındır lar.dunyada oynanan tüm komedilerde oyuncu olmaktan​çok izleyici olmaya çalışarak kuşku götürebilecek ve bizi yaniltabilecek her konu üzerinde özellikle düşünerek, zihnimden,ona daha önce sızmış olabilecek tüm yanlışları temizliyordum.
Avrupa bu kitapla aklını başına aldı. Daha önce önce skolastik düşünce ve dini hurafelerin baskısı altında bulunan bir yerdi rasyonel düşüncenin bir nevi başlama vuruşu kısa ve net
Rene Descartes, metafizik dünyasını üç aşamada kurdu. Kendisi dışında her şeyin yokluğunu düşleyebildiğini, ancak kendisinin yok olabilirliğini hayal edemediğini; düşünen özne olarak kendisinin şüphesiz var olduğunu gördü: 'Düşünüyorum, o halde varım" dedi.

İkinci aşamada, her şeyden şüphe edebilen öznesinin, eyleme geçip şüpheden daha iyi olan BİLMEK aşamasının mükemmellik olduğunu; bunu da nereden öğrendiğini sorup, kendinden daha mükemmel olan Tanrı'dan gelmiş olacağını buldu

Son aşamada; düşlerin düş, yanlışın yanlış, eksiğin eksik olduğunu geçerli kılmak; gerçeği gerçek, doğruyu doğru, mükemmeli mükemmel bilmek için, yani yanlışın ya da eksikliğin Tanrı'dan gelmesinde, hakikat ya da mükemmelliğin yokluktan gelmesine oranla daha az aykırılık bulunmadığını apaçık gördü.

İnsanın rüyada gördüğü gerçeklik ile uyanıkken nesnel ölçütlerinde yanılgısına AKIL - deneysel AKIL değerine yer veriyor. Geometricilerin soyut üçgenden yola çıkıp üç açısının iki dik açıya eşit oluşu prensibini bulmaları gibi; Descartes da fikir ve kavramlarımızın tam ve mükemmel olan Tanrı'dan bize hakikat temelinde vermesi prensibine ulaştı.

Onun Metafiziği ve felsefesinden öğrenecek çok şey var...
Okuduğum ilk kitabıdır, ilk olarak bu kitabından başlamamanızı öneririm. Ben yazdıklarına gıcık olarak bitirmiştim...
Diğer kitaplarını okumadığımdan şununla başlasanız daha iyi diyemeyeceğim.
metodik şüphesi, ruh ile madde ayrımı, Tanrı'nın mevcudiyetine dair ispatları ve metodunun kuralları yanında; geçici ahlak düsturları, düşünce ile dil arasındaki ilişkiye yaklaşımı, kan dolaşımı ve benzeri fizyolojik gözlemleriyle bir arada sunulmaktadır.
Herkes Descartes olmayabilir fakat onun yöntemleri ile bilgiyi arayışına girebilir.En Descartes in en önemli hiçbirşeyi hemen kabul etmemesi ince ve sık dokuması.Düşünüyorum o halde varim,varlığım düşüne bilme yetisine sahip olmam.
İki tam bir kezde bölüm bölüm okudum, açık söylemek gerekirse biraz ağır bazı bölümleri notlar bölümüne sık sık başvurmak gerekiyor. Aksi takdirde özümsemek için çok sağlam bir alt yapı gerekiyor. İlk kez Descartes okudum, okurken yorucu ama bir şeyler kaparak çıkınca da bir o kadar lezzetli.
Bir işi en küçük parçalara bölüp detaylarının ne olduğunu öğrenirseniz her şeyi başarabilirsiniz. Motivasyonuzu arttıracak güzel bir kitap.
Güzel kitapları okumanın geçmiş yüzyıllardaki erdemli insanlarla sohbet etmek gibi olduğunu biliyordum.
...akıllı olmak için iyi bir beyne sahip olmak yetmez, önemli olan onu iyi kullanmaktır. En büyük ruhlar en büyük erdemlere olduğu kadar en büyük kötülüklere de yatkındırlar; ancak çok yavaş yürüyenler her zaman doğru yolu izliyorlarsa koşanlardan ve doğru yoldan uzaklaşanlardan daha çok ilerleyebilirler.
René Descartes
Sayfa 7 - OLYMPİA yayınları
Bize çok garip ve gülünç gelen birçok şeyin genellikle öbür büyük halklarca benimsenmekten ve onaylanmaktan geri kalmadıklarını görerek, ancak örneklemeyle ve alışkıyla inandırılmış olduğum hiçbir şeye tam tamına inanmamayı öğreniyordum ve böylece doğal ışığımızı karartabilen ve bizi doğruyu anlamaya daha az yatkın kılabilen pek çok yanlıştan kendimi yavaş yavaş kurtarıyordum.
Onların gerçek görüşleri olduğunu bilmek için, söylediklerinden ziyade yaptıklarına dikkat etmeliydim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yöntem Üzerine Konuşma
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055272395
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dissertatio De Methodo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
İlk kez Latinceden Türkçeye çevrilen Batı Felsefesinin ve 17. yüzyıl Rasyonalizminin temel kitaplarından Yöntem Üzerine Konuşma, Descartes’ın adeta fikir hayatının bir özetini sunmaktadır. Etrafına baktığında hiçbir şeyin kendisinde güven uyandırmadığını ve öğrendiği bilgilerde hep kuşkulu bir yan olduğunu gören Descartes, geçmiş yaşamının tümüyle çelişik bilgiler üzerine kurulduğunu anlar ve o güne dek öğrenip bildiği ne kadar şey varsa hepsinden şüphe etmesi gerektiğine karar verir. Sonuçta insan duyularla elde ettiği bilgilerin aldatıcılığına mahkûm olduğundan sürekli hatalar yapmakta ve yanılgılar içinde debelenip durmaktadır. Dolayısıyla yeni bir çıkış yolu, yeni bir dayanak noktası bulunmalıdır. Bu çıkış yolu da, Descartes’a göre,bütün bilimlerin içinden çıktığı felsefenin temel ilkelerini bulup çıkarmakla mümkündür. Başka deyişle hiç kimsenin zihninde en ufak bir kuşku uyandırmayacak bir felsefe kurulmalıdır. İşte bu düşünceyle zihin yolculuğuna başlar Descartes ve yol aldıkça sahip olduğu tek şeyin, zihnindeki derin kuşku olduğunu fark eder. Öyle bir doğru bulmalıdır ki, bu doğrunun içeriğinde hiç kuşku olmadığı gibi, kuşku duyulma imkânı bile bulunmamalıdır. Demek ki kuşku, onun felsefesinin biricik yöntemi olmalı ve bu yöntemle felsefesi için kuşkulanılması imkânsız ilkeler bulmalıdır. Ama kuşku duyabildiğine göre, düşünmekte olduğunu ve düşünmekte olduğuna göre var olduğunu da bu arada keşfeder. Böylece tek kuşku duyamayacağı şeyle karşılaşır, yani düşünen Ben’iyle.

Kitabı okuyanlar 240 okur

  • Amine
  • Baran Terzi
  • Esma
  • Şeyma
  • M.Burak SOLAK
  • Sertap
  • Rumeysa Küçükyıldız
  • Mustafa

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0