·
Okunma
·
Beğeni
·
1.327
Gösterim
Adı:
Yöntem Üzerine Konuşma
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055272395
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dissertatio De Methodo
Çeviri:
Çiğdem Dürüşken
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı
Baskılar:
Yöntem Üzerine Konuşma
Yöntem Üzerine Konuşma
İlk kez Latinceden Türkçeye çevrilen Batı Felsefesinin ve 17. yüzyıl Rasyonalizminin temel kitaplarından Yöntem Üzerine Konuşma, Descartes’ın adeta fikir hayatının bir özetini sunmaktadır. Etrafına baktığında hiçbir şeyin kendisinde güven uyandırmadığını ve öğrendiği bilgilerde hep kuşkulu bir yan olduğunu gören Descartes, geçmiş yaşamının tümüyle çelişik bilgiler üzerine kurulduğunu anlar ve o güne dek öğrenip bildiği ne kadar şey varsa hepsinden şüphe etmesi gerektiğine karar verir. Sonuçta insan duyularla elde ettiği bilgilerin aldatıcılığına mahkûm olduğundan sürekli hatalar yapmakta ve yanılgılar içinde debelenip durmaktadır. Dolayısıyla yeni bir çıkış yolu, yeni bir dayanak noktası bulunmalıdır. Bu çıkış yolu da, Descartes’a göre,bütün bilimlerin içinden çıktığı felsefenin temel ilkelerini bulup çıkarmakla mümkündür. Başka deyişle hiç kimsenin zihninde en ufak bir kuşku uyandırmayacak bir felsefe kurulmalıdır. İşte bu düşünceyle zihin yolculuğuna başlar Descartes ve yol aldıkça sahip olduğu tek şeyin, zihnindeki derin kuşku olduğunu fark eder. Öyle bir doğru bulmalıdır ki, bu doğrunun içeriğinde hiç kuşku olmadığı gibi, kuşku duyulma imkânı bile bulunmamalıdır. Demek ki kuşku, onun felsefesinin biricik yöntemi olmalı ve bu yöntemle felsefesi için kuşkulanılması imkânsız ilkeler bulmalıdır. Ama kuşku duyabildiğine göre, düşünmekte olduğunu ve düşünmekte olduğuna göre var olduğunu da bu arada keşfeder. Böylece tek kuşku duyamayacağı şeyle karşılaşır, yani düşünen Ben’iyle.
Okurken her bir satırından, her bir cümlesinden keyif aldım. Bu kitap da; Descartes'in yöntem üzerine düşüncelerini aşama aşama saptadığını görüyoruz. Bunu yaparken de çıkış noktası şüphe oluyor. Descartes, 'Şüphe duymuyorsam, hiç bir şey üzerine düşünmüyorum diyerek, düşünce yapısındaki kuşkuculuğu açıkça ortaya koyuyor. Decartes bu düşünce yapısıyla modern düşünceyi skolastik felsefeden sıyırmaya çalışmış ve felsefeye yepyeni bir soluk getirmiştir. Bu açıdan bile yaptığı tespitler son derece değerlidir. Descartes felsefesini süzgeçten geçirdiğimizde karşımıza kesin olarak doğruluğunu bilmediğimiz herşeyden şüphe etmemiz gerektiği tezi ortaya çıkmaktadır.
Descartes'i ele alırken irdelememiz gereken bir diğer konu ise bilgi üzerine olan görüşüdür.Ona göre bir bilgiye ulaşmak için en kolay bilgiden başlamak gerekmektedir. Daha sonra kademeli olarak ve bir düzen içerisinde daha karmaşık bilgiye ulaşılmalıdır.
Descartes'e göre, felsefe için başlangıcı oluşturacak olan önermeler öncelikle sezgisel anlamda açık ve seçik olmalıdır. Ona göre açıklık, bir kavramın zihnimize doğrudan verilmesi, seçiklik ise kavramı zihnimizdeki diğer idelerden ayırt edebilmemiz ve sınırını çizebilmemizdir. Descartes bunun için de dört aşamalı bir yöntem öneriyor.
1) Doğruluğunu açık ve seçik olarak bilmediğimiz hiç bir şeyi kabul etmemek.
2) araştırdığımız sorunların her birini mümkün olduğunca küçük parçalara bölmek.
3) onları basitten karmaşığa doğru bir sırayla incelemek.
4)Sık sık geriye dönüp elde edilen verileri sınamak.
Descartes'a göre şüphe etmek düşünmektir. Düşünmek ise varolmaktır. Bu düşüncesinden ise ünlü sözü ortaya çıkmıştır.
"Düşünüyorum o halde varım."
Kesinlikle felsefeye ilgi duyan herkese tavsiye edeceğim bir kitap. Açık ve anlaşılır şekilde yazılması anlaşılmasını da kolaylaştırıyor.
René Descartes amca ile tanıştığım ilk kitap. Genel olarak dili ağır ve yavaş bir şekilde anlatıyor. Büyük bir görev üstlenmiş ama bence zincirlerini tam atarak göreve başlamamış. Belirli bir dala tutunarak ve belli değerleri baz alarak başlaması ve o kısımları yüzeysel sorgulayarak geçmesi bence biraz eksik bırakmış kitabı. Ama o zamana göre bence o zincirlerden kurtulması çok zordu. Erken yaşta ölmesi ise bitirememesine neden olmuş(Zenginin şımarık tavrı yüzünden hastalanarak ölmesi bende ayrı bir üzüntü oluşturdu.). Bence René Descartes amca ile bu kitapla tanışmanız(Kesinlikle kötü kitap değil. Sadece tam olmamış bir kitap ama gene size kesinlikle birşeyler katabilecek bir kitap.) zorunlu değil bence ama kesinlikle bu yüce ruhlu insanla tanışmanızı öneririm.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.191 Oy)8.499 beğeni27.244 okunma766 alıntı132.852 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.323 Oy)12.888 beğeni32.976 okunma3.099 alıntı138.586 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.846 Oy)8.790 beğeni24.088 okunma1.619 alıntı111.808 gösterim
  • Sokrates'in Savunması
    8.5/10 (1.199 Oy)1.104 beğeni4.271 okunma1.050 alıntı26.054 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.633 Oy)18.180 beğeni41.213 okunma2.654 alıntı173.407 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.102 Oy)7.670 beğeni21.565 okunma765 alıntı84.207 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.192 Oy)3.256 beğeni9.927 okunma4.728 alıntı90.097 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.530 Oy)8.480 beğeni25.034 okunma2.279 alıntı108.034 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.188 Oy)3.701 beğeni12.255 okunma1.110 alıntı50.271 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.245 Oy)7.586 beğeni20.504 okunma3.677 alıntı122.579 gösterim
En büyük ruhlar en büyük erdemlere olduğu kadar en büyük kötülük lere yatkındır lar.dunyada oynanan tüm komedilerde oyuncu olmaktan​çok izleyici olmaya çalışarak kuşku götürebilecek ve bizi yaniltabilecek her konu üzerinde özellikle düşünerek, zihnimden,ona daha önce sızmış olabilecek tüm yanlışları temizliyordum.
Avrupa bu kitapla aklını başına aldı. Daha önce önce skolastik düşünce ve dini hurafelerin baskısı altında bulunan bir yerdi rasyonel düşüncenin bir nevi başlama vuruşu kısa ve net
Rene Descartes, metafizik dünyasını üç aşamada kurdu. Kendisi dışında her şeyin yokluğunu düşleyebildiğini, ancak kendisinin yok olabilirliğini hayal edemediğini; düşünen özne olarak kendisinin şüphesiz var olduğunu gördü: 'Düşünüyorum, o halde varım" dedi.

İkinci aşamada, her şeyden şüphe edebilen öznesinin, eyleme geçip şüpheden daha iyi olan BİLMEK aşamasının mükemmellik olduğunu; bunu da nereden öğrendiğini sorup, kendinden daha mükemmel olan Tanrı'dan gelmiş olacağını buldu

Son aşamada; düşlerin düş, yanlışın yanlış, eksiğin eksik olduğunu geçerli kılmak; gerçeği gerçek, doğruyu doğru, mükemmeli mükemmel bilmek için, yani yanlışın ya da eksikliğin Tanrı'dan gelmesinde, hakikat ya da mükemmelliğin yokluktan gelmesine oranla daha az aykırılık bulunmadığını apaçık gördü.

İnsanın rüyada gördüğü gerçeklik ile uyanıkken nesnel ölçütlerinde yanılgısına AKIL - deneysel AKIL değerine yer veriyor. Geometricilerin soyut üçgenden yola çıkıp üç açısının iki dik açıya eşit oluşu prensibini bulmaları gibi; Descartes da fikir ve kavramlarımızın tam ve mükemmel olan Tanrı'dan bize hakikat temelinde vermesi prensibine ulaştı.

Onun Metafiziği ve felsefesinden öğrenecek çok şey var...
Okuduğum ilk kitabıdır, ilk olarak bu kitabından başlamamanızı öneririm. Ben yazdıklarına gıcık olarak bitirmiştim...
Diğer kitaplarını okumadığımdan şununla başlasanız daha iyi diyemeyeceğim.
Herkes Descartes olmayabilir fakat onun yöntemleri ile bilgiyi arayışına girebilir.En Descartes in en önemli hiçbirşeyi hemen kabul etmemesi ince ve sık dokuması.Düşünüyorum o halde varim,varlığım düşüne bilme yetisine sahip olmam.
Bir işi en küçük parçalara bölüp detaylarının ne olduğunu öğrenirseniz her şeyi başarabilirsiniz. Motivasyonuzu arttıracak güzel bir kitap.
Güzel kitapları okumanın geçmiş yüzyıllardaki erdemli insanlarla sohbet etmek gibi olduğunu biliyordum.
...akıllı olmak için iyi bir beyne sahip olmak yetmez, önemli olan onu iyi kullanmaktır. En büyük ruhlar en büyük erdemlere olduğu kadar en büyük kötülüklere de yatkındırlar; ancak çok yavaş yürüyenler her zaman doğru yolu izliyorlarsa koşanlardan ve doğru yoldan uzaklaşanlardan daha çok ilerleyebilirler.
René Descartes
Sayfa 7 - OLYMPİA yayınları
Bize çok garip ve gülünç gelen birçok şeyin genellikle öbür büyük halklarca benimsenmekten ve onaylanmaktan geri kalmadıklarını görerek, ancak örneklemeyle ve alışkıyla inandırılmış olduğum hiçbir şeye tam tamına inanmamayı öğreniyordum ve böylece doğal ışığımızı karartabilen ve bizi doğruyu anlamaya daha az yatkın kılabilen pek çok yanlıştan kendimi yavaş yavaş kurtarıyordum.
Onların gerçek görüşleri olduğunu bilmek için, söylediklerinden ziyade yaptıklarına dikkat etmeliydim.
...tüm insanların çeşitli eylemlerine ve girişimlerine filozof gözüyle baktığımda bana boş ve yararsız görünmeyen hemen hemen hiçbir şey görmedim; doğrunun araştırılmasında yapmış olduğumu düşündüğüm ilerlemeden son derece hoşnut olmaktan ve gelecek için bu gibi umutları beslemekten geri kalmıyorum, öyle ki insan adına layık insanların uğraşları arasında
tam tamına iyi ve önemli olanın benim seçtiğim şey olduğuna inanmaktan çekincem yoktur. Tüm bunlara rağmen yanılmış olabilirim, altın ve elmas diye aldığım belki de yalnızca biraz bakır ve süslü bir camdır.
René Descartes
Sayfa 8 - OLYMPİA yayınları
... dillere, hatta eski kitapları okumaya, onların tarihlerine ve masallarına yeterince zaman ayırmış olduğuma inanıyordum. Çünkü öbür yüzyılların yazarlarıyla konuşmak hemen hemen yolculuk yapmakla aynı şeydir.
Yavaş yürüyen insanlar, eğer daima doğru yolu izlerlerse, daha çok ilerleyebilirler, ki hızla koşup uzaklaşan insanlar bunu bilmezler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yöntem Üzerine Konuşma
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055272395
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dissertatio De Methodo
Çeviri:
Çiğdem Dürüşken
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı
Baskılar:
Yöntem Üzerine Konuşma
Yöntem Üzerine Konuşma
İlk kez Latinceden Türkçeye çevrilen Batı Felsefesinin ve 17. yüzyıl Rasyonalizminin temel kitaplarından Yöntem Üzerine Konuşma, Descartes’ın adeta fikir hayatının bir özetini sunmaktadır. Etrafına baktığında hiçbir şeyin kendisinde güven uyandırmadığını ve öğrendiği bilgilerde hep kuşkulu bir yan olduğunu gören Descartes, geçmiş yaşamının tümüyle çelişik bilgiler üzerine kurulduğunu anlar ve o güne dek öğrenip bildiği ne kadar şey varsa hepsinden şüphe etmesi gerektiğine karar verir. Sonuçta insan duyularla elde ettiği bilgilerin aldatıcılığına mahkûm olduğundan sürekli hatalar yapmakta ve yanılgılar içinde debelenip durmaktadır. Dolayısıyla yeni bir çıkış yolu, yeni bir dayanak noktası bulunmalıdır. Bu çıkış yolu da, Descartes’a göre,bütün bilimlerin içinden çıktığı felsefenin temel ilkelerini bulup çıkarmakla mümkündür. Başka deyişle hiç kimsenin zihninde en ufak bir kuşku uyandırmayacak bir felsefe kurulmalıdır. İşte bu düşünceyle zihin yolculuğuna başlar Descartes ve yol aldıkça sahip olduğu tek şeyin, zihnindeki derin kuşku olduğunu fark eder. Öyle bir doğru bulmalıdır ki, bu doğrunun içeriğinde hiç kuşku olmadığı gibi, kuşku duyulma imkânı bile bulunmamalıdır. Demek ki kuşku, onun felsefesinin biricik yöntemi olmalı ve bu yöntemle felsefesi için kuşkulanılması imkânsız ilkeler bulmalıdır. Ama kuşku duyabildiğine göre, düşünmekte olduğunu ve düşünmekte olduğuna göre var olduğunu da bu arada keşfeder. Böylece tek kuşku duyamayacağı şeyle karşılaşır, yani düşünen Ben’iyle.

Kitabı okuyanlar 137 okur

  • Şeyma
  • M.Burak SOLAK
  • Rumeysa Küçükyıldız
  • Mustafa

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0