Yürümek

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,5bin
Gösterim
Adı:
Yürümek
Baskı tarihi:
1974
Sayfa sayısı:
186
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Baskılar:
Yürümek
Yürümek
152 syf.
Çünkü yazmak bir hesaplaşma, bir iç yolculuktur aynı zamanda.

1971 yılıdır. Ankara Basın Toplu Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen bir davadır. Yazar ''Yürümek'' adlı bir roman yazmıştır. Roman TRT Roman Ödülü'nü kazanmıştır. Ancak romanın içeriği ahlakistan olarak bilinen ülkede infial yaratmıştır. Okuyanların ahlakı bozulmuş, olmayanlar olmuş gibi gösterilmiştir. Neyse ki adalet parmağı kesmek üzere harekete geçmiş sanık kıskıvrak yakalanarak başkan ve üyelerinin karşısına geçirilmiştir. Davada sanıktan sorulur:

BAŞKAN: Neden böyle müstehcen bir yazıyı kaleme aldın? Üstelik yetinmedin TRT Roman Ödülüne başvurdun?

YAZAR: Efendim burada yazılanlar Türkiye gerçeğidir. Karakter üzerinden yapılan bir anlatıdır. Dünya edebiyatında birçok örneği mevcuttur.

BAŞKAN: Her gerçek her yerde söylenmez. Dünya edebiyatından bize ne? Burası Ahlakistan! Ayrıca bir kadın olarak kendine yakıştırıyor musun bu tür ifadeleri?

YAZAR: Olayın kimin ağzından çıktığının ne önemi var efendim? Konumuz kimliğim mi yoksa yazılanlar mı? Ona göre kendimi savunacağım.

BAŞKAN: Laflarımı saptırma! Başka diyeceğin var mı?

YAZAR: Mümkün müdür bilmiyorum beraatimi talep ediyorum. Suçsuzum.

Böyle olmasa da buna benzer bir yargılamayla hüküm giyer Sevgi Soysal. Beraatini gerçekten istemiş midir bilmiyorum ancak suçsuz olduğunun hükmünü roman bitince verebildim. Her gerçek her yerde söylenmez de ne yapılır, üstü mü örtülür? Olmamış gibi mi davranılır? Tüm lanetler, felaketler bundan ileri gelir. İnsanoğlu küresel bir suç organizasyonudur. Bu organizasyon sakat bir adalet sisteminin inisiyatifine bırakılmıştır. Bunları biliyorsunuz, geçelim bunları.

İsyankâr bir ruh, romantik bir varoluşçu, tutkulu bir yazar... Böyle niteliyorlar onu. Sevgi Soysal, kişilerin hayatları arasında sık sık gelgitler yaparken doğadan, hayvanlardan, çiçeklerden merhabasını eksik etmiyor. Kendine has anlatımıyla betimliyor doğayı. Gözümüzde canlanıp canlanmaması pek mühim değil. Azıcık hayal gücü canım, çok şey değil!

Romanın girişinde yer alan şu kısım kitabı ve anlatım tarzını anlamak adına rehber niteliğinde. Robbe Grillet’in ifadesiyle “klasik romanda yazar doğru bir dil, tatlı, renkli, coşkulu bir anlatım kullanmışsa övülür. Nasıl anlattığıysa bir arac, basit bir tercihtir sadece. Romanın özü, varoluş sebebi, içindeki şeyler hep anlatılan hikayeye indirgenir... İyi anlatmak demek, yazılan şeyi insanların alıştığı -önceden kurulmuş- şemalara benzetmek, yani hayattan edindikleri genelgeçer düşüncelere uydurmak demektir”... Sevgi Soysal’ın yazdığı yıllarda edebiyatımızda rağbet gören anlatım tarzı tam da böyledir...

İlk kez okuyorum Sevgi Soysal'ı. O sebeple söyleyeceklerim tek atımlık kurşunun getirileri. Ne anlatıyor Soysal? İki ana karakter varmış gibi ancak bir ağaç düşünün ve onun kolları gibi uzanan dallar. Bu kitabın da bir çok uzanan dalı var ancak kökleşen iki madde: Memet ve Ela. Büyümüşlükleri, acıları, sevinçleri de zaman geçişlerinin sertliğiyle kaynıyor hafızamızda. Hangi ara buraya geldik sızlanmalarını bir kenara bırakıyoruz 50. sayfalarda. Çünkü yazarı ''anladım seni, sen busun, bilmeliydim'' şeklinde bir kaynaşmayla kabulleniyoruz. Ankara'nın semtleriyle başlayıp, Giresun'lara, Adalar'a, İstanbul'lara uzanan hikayeler dönüyor.

Kitabın getirdiği birtakım esintiler

Memet ucuz ayakkabılarını attı önüne, usulca giydi. Kapıyı çarptı, maskesiz olduğu aklına geldi. Olsun dedi, gencim. Apartmanın kapısını ayağıyla açtı, tedbir önemliydi. Çile dolduranların arasına karıştı hızla. Kendisi gibi maskesizleri görüp, huzur doldu. Temiz havayı içine doldurdu kayıtsızca. İleride polis arabasını gördü bir şey unutmuşçasına geri döndü, etraftaki insanların kayıtsızlığıyla, o da döndü yönünü onlara, artık legaldi bu aymazlık, mutasyona uğruyordu herhalde ağzına tükürdüğümün virüsü. Nece konuşur bu virüs, anlamaz mı insanlıktan, ah diyordu tatil çekiyor canım, gitsem, yüzsem. Hep aynı yüzlere rastlamışlığın verdiği üzüntüyle sarsıldı içi. Neyse ki maskeler perdeliyordu da bir değişiklik peydah olmuştu ötelerden. Ya virüs kaparsam, sonra rahat adımlarla ilerleyerek ''erkek adama işler mi la virüs'' dedi. Angara bebesiyiz. Yokuşu hızlı adımlarla çıkacakken nefesi kesilir gibi oldu, Ankara'nın yokuşlarına, suyuna, toprağına giydirdi istemsiz. Sonra baktı yukarı affet Allahım.

Allah affeder miydi, tüm günahlar işlerlik kazanıyordu kendi merkezli mekanizmasında. Olsun la dedi, bir kere geldik dünyaya. Sonra otobüse bindi, kıç kıça, ağız ağıza pastırma makinasına konan hazır etler gibiydiler. Yaz da gelmişti, beklenmedik bir çabuklukta gelen bugün kadar hazırlıksızdı bu mevsime.

Bu eseriyle tanış olduk Sevgi hanımla. Beklemediğim bir tesir yarattı kalemi. Camus, Sartre, Simone de Beauvoir gibi varoluşçu yazarların eserlerinden ışıkla kendi özgürlüğünün peşinde koştuğunu okudum röportajında. Bu da ayrı bir kıstas benim için. İyi okumalar.
152 syf.
Geriye bakmadan,kimseye aldırış etmeden,hayatın bütün zorluklarına ve engellerine direnerek, kararlı ve emin adımlarla ileriye yürümek, yeniden başlamak için yürümek, sevgiyle yürümek...

Yürümek, yürümek,yürümek...

"Yürümek, dönüp bakmamak arkaya. Arkada ne var? Yan yana asılı duran resimlerin korkutucu düşlerle yüklü can sıkıcı renklerinden başka. Susmak, tanımak, sevmek.."(s.152)

Sevgi Soysal'ın 1970 yılında yazmış olduğu Yürümek, Türk edebiyatı için o döneme kadar benzeri olmayan özgün bir kitap niteliğinde.Cinsel kimlik karmaşası ve cinsellik kavramını gözü pek bir şekilde işlemesi ,cinsiyet ve sınıf ayrımı,geleneksel toplum düzeni eleştirisi, ataerkil bir toplumdan farklı olarak kadını bir birey olarak merkeze koyması..

Sevgi Soysal Yürümek kitabı ile, 1970 “TRT Roman Ödülleri Yarışması”nda Fakir Baykurt, Tarık Buğra, Abbas Sayar ve Oğuz Atay ile birlikte "Başarı Ödülü”nü kazanıyor. Ödülle başlayan kitabın macerası ne yazık ki bir "müstehcenlik"(Ne alakaysa!) şikayetinden dolayı kötü bir dönem geçiriyor olay yargıya intikal ediyor. Sevgi Soysal belirli bir dönem tutuklu kalıyor ve kitap toplatılarak yasaklanıyor yaklaşık 4 yıl süren bu dönem sonucunda 1974 yılında TBMM tarafından oluşturulan komite kitabı inceliyor ve bilirkişi raporu ile dava düşüyor.
Kitabın İletişim yayınları baskısında ilk sayfalarında dava ve bilirkişi raporunu görmek de mümkün.

Hayata bakış açıları aynı olan,toplumun değer sistemlerini yargılayan, geleneksel düzene karşı olan, neredeyse birbirlerine ruh ikizi kadar benziyor diyebileceğimiz Ela ve Mehmet karakterleri üzerine kurgulanmış yürümek.

Ela ve Mehmet Cumhuriyet Ankarası'nın farklı yerlerinde yaşayan iki insan.

İçe kapanık, iletişim kuramayan, bilincinin farkına varamayan
Mehmet,
çocukluktan itibaren hep yasaklarla karşılaşmış ve hep
toplumsal değerlerle çatışmış Ela.

Çocukluk dönemlerinde ki sorunları geleneksel toplum tarafından bastırılmış,cinsel gelişimleri ayıp ile örtbas edilerek sorunları çözümlenmemiş mutsuz iki insan.

"Aynaya, göğüslerinin nice büyüdüğünü anlamak için bakarken yakalanmak, doktorculuk oynarken yakalanmak, bütün çocuklar için aynı önemde suçlardır sanıyordu. Bütün çocukların aynı suçlardan korktuklarını,
bütün çocukların aynı büyüklerden, aynı şeyleri önemseyen
büyüklerden korktuklarını."(s.37)

Tanıştıktan sonra mutluluğu birlikte arayan, sevginin peşinden koşan iki insan..

"..mutluluğu her şeyden soyutlamak, bir an için de olsa yalnızca mutlu olmak, niçin mümkün olmasın?(s.135)
"...mutluluk düşü kurmak mümkün mü?
"İnanmak, bir şeyler yapmak, birlikte daha iyisini, daha güzelini yapmak, bunun için sevmek; çünkü bunlar sevgisiz olmaz."

Çocukluklarından başlayıp,yetişkinliğe ve tanışmalarına kadar olan süreci,onların hayatlarını doğrusal bir zaman çizgisinde farklı farklı kareler üzerinden okuyoruz.
Yazar-Anlatıcı tekniğinin kullanıldığı, bilinç akışı ve iç monolog tekniklerine, geriye(flashback) dönüşlere de yer verilen kitapta ayrıca karakterler arasındaki geçişte şiirsel bir anlatım ile doğa olayına yer veriliyor. Çocukluk ve gençlik dönemlerinde "bahar" ön plana çıkarken, yetişkinlik dönemlerinde ise "hayvan "üzerinden doğa olayı aktarılıyor.
Yazarın Ankara'yı betimlemesi ile de okuduğum 3 gün süre boyunca kendimi Ankara'nın sokaklarında yürürken hissettiğimi söyleyebilirim.

Kitap, konusal olarak bir aşk romanı gibi görünse de ben kesinlikle öyle olduğunu düşünmüyorum.
Mehmet ve Ela'nın çocukluk dönemlerinde yaşadığı cinsel karmaşa, toplum tarafından cinsel duygularının teşhir edilmesi, sınıfsal farklılıklar, kadın sorunun toplumun en önemli önceliğinin olması kadını bir birey olarak merkeze alması, geleneksel düzene olan eleştiri, alt metinlerde vermiş olduğu mesaj ve daha birçok olgudan dolayı,kitabın topluma ve düzene yönelik eleştiriye öncülük ettiğini ,bireyin ve toplumun sosyo-kültürel değişimini çözümler nitelikte bir zihniyet romanı olduğunu düşünüyorum.

Yazıldığı dönem itibari ile cesaret gerektiren bir kitap olmasından dolayı Sevgi Soysal'a olan hayranlığım daha da çok arttı. Edebi anlamda ise beklentimi olabildiğince karşıladı kitap.

Ne yazık ki 12 Mart döneminden dolayı değeri anlaşılamayan,kaybolan yazarlarımızdan Sevgi Soysal.. Sitede de okunma sayısı oldukça düşük,bu eksikliği gidermek amacıyla Sevgi Soysal okumaları yapan sevgili Şerife Karakaya'nın yapmış olduğu Tante Rosa(#35449353) ve Tutkulu Perçem (#36690703)incelemelerini de paylaşmak istiyorum. Sevgi Soysal'a ve kitaplarına hak ettiği değerlerin verilmesi umuduyla..

Sevgi Soysal okuyup, Sevgi dolu günler geçirmeniz dileğiyle...
Keyifli okumalar..
152 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Yürümek, işin erbabı pek çok eleştirmen tarafından Sevgi Soysal'ın yazarlık çizgisinde bir eşik olarak nitelendirilir. Yani bir olgunluk eseri olarak görülür. Peki, gerçekten öyle midir? Kesinlikle!
Ela ve Memet'in hayatta kesişmelerini ve ayrışmalarını anlatan bu romanında Sevgi Soysal, toplumca belirlenen erkeklik, kadınlık sınırlarını ve sınıf değerlerini bireyin gözünden sorgular. Bir Ege adasında bireyselliğin dar çemberinden çıkıp, insanca duyarlılıklarına sahip çıkan Ela, 12 Mart'ın ayak seslerinin duyulduğu Ankara sokaklarına yürüyüp gidecek Sevgi Soysal'ın iç sesi olarak da okunabilir. Çok Keyif verici, dönemine ışık tutan güzel bir Soysal eseri.
Not: Ne hikmetse müstehcenlik gerekçesiyle toplatılan Yürümek, 1970 TRT Roman Başarı Ödülü'nü kazanmıştır. Ama en azından içinde TRT'nin geçtiği bir ödül alabilmiş sonradan da olsa. Şu anda Sevgi Soysal isminin geçebilme ihtimali bir köpek balığı saldırısıyla ölme ihtimalinden bile az. Eh, bir insanın ineklerden dolayı ölme ihtimalinin bile daha fazla olduğu göz önüne alınırsa!
152 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Sevgi Soysal'ın Tante Rosa kitabından sonra okuduğum ikinci romanı.Tante Rosa'da kadının onun için önceden belirlenmiş kalıplara uymamasını,kendi için yaşamasını anlatmıştı.Yürümek'te ise kadın ve erkeğin cinselliğinin katı ahlak yasalarıyla bastırılmasını anlatıyor.
TRT roman başarı ödülü alan bu roman müstechenlik gerekçesiyle toplatılıp,yasaklanmış yetmişlerde.
Yeterli şekilde,hatta hiç cinsel eğitim almayan toplumda yaşanan sorunlar dar açıdan bile olsa gösteriyor roman.Orta sınıfın katı ahlak öğretisini küçük yaşta öğrenen Ela,annesinin koyduğu yasakları dünyanın,tanrının yasakları olduğuna inanmış.Ela,romanın sonuna kadar hatalarını hep suçluluk duygusuyla yapacak ve bir türlü barışamayacaktır cinselliğiyle.Yaz tatillerinde gittikleri Ada'da babasını yitirdiğinde,ölümünün Aleko ile öpüşmesinin bir cezası olduğunu düşünecektir...
Erkekteki büyüme sorunlarını ise Memet karakteriyle görüyoruz.Onun içinde konulan belli yasaklar
,zorlamalar(geneleve gitmenin zorunluluk olduğu anlayışı vb.) olsa da Ela'ya konulanlar kadar acımasız ve dışlayıcı değil.Memet için işi kitabına uydurmak bir çözümdür kimi zaman,ancak Ela'nın cinselliğini uyduracağı hiçbir kitap medeni hukuktan daha geniş özgürlükler vaat etmiyor.
Roman bir Ela'nın bir Memet'in hayatını anlatıyor.Bu geçişlerde doğaya dair anlatımlarla kesiliyor.İnsanın gelişimiyle diğer canlılar arasında doğma,büyüme,beslenme,üreme ve ölüm üzerinden kuruluyor.
Sonlara doğru Ela ve Memet'in hayatları kesişiyor.Ela,Memet ile doyumlu bir cinselliğe kavuştuktan sonra bile kurtulamaz zihnini meşgul eden sorulardan...Ela, kendisini tamamlayacak parçanın bir başkası olmadığını anladığı an ''yürüyecektir.''
152 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Böyle kudretli yazarlara "Batı" Nobel veriyor biz ise gerici, yobaz kafalarımızla yargılıyor mahkum ediyoruz.

Kısacık ömrüne sığdırabildiklerini okudukça gördüğü muamele nedeniyle bu ülkede yaşamaktan utanıyorum.

Bu mesaj bu kadar...
186 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Gerek duruşu, gerek yazışı ile gönlümde eşsiz yere sahip bir yazardır Sevgi Soysal.

Malumunuz 1960 lı yıllar sonrası, ülkemizde hızlı ve şiddetli bir sosyokültürel değişim başgöstermişti. Bu değişimlerde yoğun olarak kentleşme, makineleşme, bireysel sorunlar ve iç hesaplaşmalar şeklinde gün yüzüne çıkmıştı. Sevgi Soysal da bu değişimlere paralel olarak seyreden cinsiyet karmaşası, sınıf ayrımı, cinsel kimlik bunalımı gibi konuları Yürümek adlı bu eserinde ince ince işleyerek, hayatın ana merkezine kadın olgusunu yerleştirmiş ve kadının gücü üzerinden olayları ele almış.

Eserin ilk baskısı 1970 yılında, yazarın Başar Sabuncu ile evli olduğu dönemde Sevgi Sabuncu imzasıyla yayımlanır. Aynı sene TRT Roman Ödülleri Yarışması'nda Başarı Ödülü ne layık görülür. Ve hemen akabinde "müstehcen " olduğu gerekçesiyle yargı sürecine tabii kalır. Çıkan karar üzerine dava düşer ve roman yayımlanmaya devam eder.

Eserde iki ana karakterimiz Ela ve Mehmet'in çocuklukları, gençlikleri ve evlilikleri; Ankara, İstanbul ve Adalar üçgeninde okuyucuya aktarılmış.
Ela..."Karanlıktan korkan çocuklar gibi başını örterdi cümlelerle".. .

İçerikte belirtilmemiş ancak Soysal röportajlarına bakarak anlıyoruz ki bahsi geçen Ela, ünlü yazarımız Reşat Nuri Güntekin'in biricik kızı, Sevgi Soysal'İn TRT'den mesai arkadaşı Ela Güntekin, Mehmet ise dönemin ünlü tiyatro ve sinema oyuncusu Mehmet Keskinoğlu'dur.

Sonuç olarak eşsiz lezzette bir Soysal kitabıydı , dili, üslubu, kurgusu, anlatımı, tasvirleri, hepsi birden dört dörtlük...

Temizlik yaptığı sırada bir hamam böceği gören ve onu ezerek öldüren Ela bakın diyor :
"Kaynanaların öpülen elleri, kabul günleri, uysal gelin bakışları, gülücükler, titiz bir ev kadını görünme çabaları, yuvayı yapan dişi kuştur numaraları, ovulan lavabolar, tencere karaları, bir hamamböceği gibi kolayca ezilebilir mi?"

SEVGİ'yle kalın....
152 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yürümek... Hiç ardına bakmadan geleceğe yürümek.
Çünkü geçmişi hep olduramadıklarımızı hatırlamakla, keşkeleri söylemekle geçiriyoruz.
Geçmişte verilen ya da verilemeyen kararların peşinden gitsek neler getireceğini merak ediyoruz.
Belki geçmişi hatırlamaktan korkuyoruz.
Ama yürümek ne olursa olsun geleceğe mutlu, umutlu yürümek lazım...
152 syf.
·Puan vermedi
Sevgi Soysal'ın "Yürümek" romanını pek severek bitirdim. Oldukça zengin gözlemlere yaslanan mekan tasvirleri ile başlıyor kitap. Cümle mahlukatın gözünden anlatıyor derdini. İnsanlar cinsel rollerinin altında ezilip dururken bir romancı gözünden hazırlanmış, bir fareyi, bir yılanı anlatan bir kartpostal gibi romanı arada bir kesen bölümler çok hoşuma gitti. Erkeğin cinsellikle tanışması, genelev, bir eşeğe edilen tecavüzün bir şaka nesnesi haline gelmesi, eşeğe edilen tecavüze kâh kah gülmeler; öte taraftan babasının ölümünü Aleko'yla öpüşmesine bağlayan bir kızın üstünden kadının cinsel kimliği, türlü dayatmalar, "eve atmalar", evlenmeler. Karakterleri konuşturmakta, düşündürmekte, hatta bana bilinç akışı gibi görünen sahneleri yaratmakta da oldukça mahir. 12 Mart Darbesi'nin gaddarlığını en çok çeken yazarlardan biri Sevgi Soysal. Bu kitap "müstehcen" olduğu gerekçesiyle toplatılmış bir dönem, sonra aklanmış elbette. Güzel bir roman. #sevgisoysal #yürümek #iletişimyayınları #roman #bookstagram #instagram #neokusam #neokudum #kitaplık #türkiyeedebiyatı #kadın #erkek
152 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Yürümek, Sevgi Soysal’ın yazarlık çizgisinde bir eşik olarak nitelendirilir. Elâ ve Memet’in hayatta kesişmelerini ve ayrışmalarını anlatan bu romanında Sevgi Soysal, toplumca çizilen erkeklik, kadınlık sınırlarını ve sınıf değerlerini bireyin gözünden sorgular. Bir Ege adasında bireyselliğin dar çemberinden çıkıp, insanca duyarlılıklarına sahip çıkan Elâ, 12 Mart’ın ayak seslerinin duyulduğu Ankara sokaklarına yürüyüp gidecek Sevgi Soysal’ın iç sesi olarak da okunabilir...
Müstehcenlik gerekçesiyle toplatılan Yürümek, 1970 TRT Roman Başarı Ödülü’nü kazanmıştır.
(Tanıtım Metninden)
152 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bireyin gözünden toplumda kadın ve erkek olmanın, duyguların, kişiliklerin , iç sorgulamaların güçlü bir kalemle dile gelmiş olması çok etkileyici .Kitaptaki tüm konular geçen onca zamana rağmen hala güncel maalesef. Okuduğum ikinci Sevgi Sosyal kitabı. Daha önce okumamış olduğuma hayıflandım .Keşke daha uzun bir roman olsaydı.Yazarla yürümek çok iyi geldi.
152 syf.
·299 günde·7/10 puan
Ela ve Memet'in yolları kesiştiğinde hayat ikisine de çoktan başka yollar öğretmiş kendisiyle başa çıkmaları için. Yaraları aynı olsa da biri Ankara'nın kurak ikliminde diğeri Büyükada'nın sıcaklığında büyümüş iki farklı karakter.
Yazının devamı için: https://kitapmagarasi.blogspot.com/...ek-sevgi-soysal.html
152 syf.
·5 günde·Puan vermedi
152 sayfa boyunca her cumlesinde çığlıklarin, isyanın, artık yorulmuslugun hissedildigi kitap. Sanki, altıni cizdigi, gordukce yuregini delen tum insani tutumların toplamindan oluşmus. Yer yer altıni cizsem de genel olarak altıni cizebilecegim cumleler.Yıllar once yazılmıs olsa da kitaptaki olaylarin, durumlarin hic degismedigini acıyla bir kez daha farkettim.Bir dönem kitabin toplatilmasina sebep olan esekli bolum hakkinda ne dusunuyorum? Okurken icim cok acıdi o yuzden bu kadar detay keske olmasaydi diye gecti icimden.
Genel olarak, insanlarin her davranıslarinda olumsuzu bulan bir yani var kitabin. Karakterlerimiz birbirine karsı iyi niyeti kaybetmis gibiler. Bense hala insanlarda iyi yanlarin gorulebilecegi ya da gorulmesi gerektigi taraftariyim. Pozitif psikoloji ya da henuz yorulmadim belki de
Elindeki kitabı da okumuş sayılmazdı. Kolay değildi o kitabı okumak, hele anlamak. Bu kitabı ancak evde, büyük bir sabır ve ısrarla, dikkatle okursa anlayabileceğini biliyor, ama yapmıyordu bunu. Koltuğunun altında gezdiriyordu öyle, öyle anlamadan ve okumaya fırsat bulamadan. Anlamsız ve yararsız.
Sevgi Soysal
Sayfa 73 - İletişim Yayınları
Kapadı kitabı. Okumak istemiyorum ki. Asıl öğrenmem gerekenin şu kitapta olmadığını biliyorum. Okumak. Doldurmak boşlukları. Ama boşluklar rastgele açılmış asfalt delikleri değil ki. Rastgele zift dökerek kapayasın. Şimdi, kendi yalanlarımı, dar sokaklarımı, korkaklığımı, tembelliğimi, bereketli bir patlamadan çok düzelmeyecek bir kambura doğru gelişen sıkıntımı, yalnızlığımı, beceriksizliğimi tanımadan, tanıyıp da üstüne üstüne gitmeden, bu kitabı okumamın yararı var mı?
Sevgi Soysal
Sayfa 90 - İletişim Yayınları — Muhteşem...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yürümek
Baskı tarihi:
1974
Sayfa sayısı:
186
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Baskılar:
Yürümek
Yürümek

Kitabı okuyanlar 531 okur

  • Ada
  • Derya
  • Yağmur
  • tavanarasındakidelikadın
  • rüya atamer
  • Bayram Yüce
  • Zeynep
  • Derya Demirkıran
  • Lorin Çelik
  • FundaB

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.9 (3)
9
%2.5 (4)
8
%3.1 (5)
7
%2.5 (4)
6
%0
5
%0
4
%0.6 (1)
3
%0
2
%0
1
%0