Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 58 dk.
Sayfa Sayısı:
352
Basım Tarihi:
1982
İlk Yayın Tarihi:
1946
Yayınevi:
Can Yayınları
Orijinal Adı:
Yunanca: Βίος και πολιτεία του Αλέξη Ζορμπά
Orijinal Dil:
Yunanca
Orijinal Ülke:
Yunanistan
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
E-kitap
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Zorba - Hayatın Dansını Yapmayı Öğreten Kitap
8/10
·352 syf.··
2025 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2025 20:26
“Zorba, benim en büyük öğretmenim oldu. O, hayatın en iyi öğretmeni, en gerçek öğretmeni, hiçbir zaman pes etmeyen, her türlü koşula rağmen yaşayabilen bir adam.” Bu söz, Kazancakis’in Zorba’ya duyduğu derin saygıyı ve hayranlığı özetler. Zorba’nın dünyasında kaybolmak, sadece bir karakterin öyküsünü okumak değil, onun hayata dair sunduğu derslere kulak vermek demektir. Peki, Kazancakis için bu kadar önemli olan Zorba kimdir? Onun hayat felsefesi ve yaşama dair bakışı nedir? Bu soruların yanıtları, kitabın satırlarında ve Zorba’nın özgür ruhunda saklı. Nikos Kazancakis , modern Yunan edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak, Zorba’yı kaleme alırken adeta bir yaşam manifestosu yazmış. 1946’da yayımlanan bu eser, sadece bir bireyin serüvenini anlatmıyor; insan ruhunun derinliklerine iniyor, onu cesaretle açığa çıkarıyor. Kazancakis, aynı zamanda filozof, oyun yazarı ve aktivist olarak tanınan bir isim. Zorba’yla, aslında tüm insanlığa bir mesaj veriyor: Özgürlük, cesaret ve yaşama tutkusu her şeyin önündedir. “Her acı yüreğimi ikiye böler, patron. Ama o kırk yaralı yürek hemen kaynar ve yara görünmez.” [ s. 301 ] Zorba bu cümleyi söylerken, acıyı da neşeyi de birer yaşam dersi olarak kabul eder. Acıyı hissettiği anda, onu kucaklar ve derinlemesine yaşar, fakat bu acıdan daha fazlasını almaz. Onun için acı, yaşamın bir parçasıdır ama asla kalıcı değildir. Bir an gelir, neşe onu sarar ve Zorba, neşeyi de aynı samimiyetle yaşar. O, acı ve neşe arasında sürekli bir denge kurar; her iki duyguyu da içselleştirir ama onlara bağlanmaz. Zorba’nın hayat felsefesi, her anı, her duyguyu bütün olarak kabul etmek ve sonra bir sonraki adıma geçmektir. Zorba, okurken hem bir gülüş hem bir gözyaşı bırakacak kadar güçlü bir karakter. Zorba’yı tanımak, hayatı farklı bir gözle görmek
Edebiyat
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 198220,6bin okunma
Unutulmayacak kitaplardan biri daha...
9/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2024 20. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2024 22:14
"Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan." Bazı cümleler vardır, kitabı okumanıza sebeptir; bazı cümleler vardır, daha o kitabı okumadan ezberinizdedir. Siz kitaba elinizi uzatmadan o söz size kollarını açmıştır. Benim için Zorba kitabında geçen bu söz, henüz kitabı okumadan beni etkileyen, hafızamda bir köşeye oturup "Şurada zamanımı bekleyeyim" diyenlerdendi. #237051888 "Herkesin hatırlamak istediği ve hatırladığı bir kitabı vardı." Alıntısında @mhmmdcakmak 'ın önerisi olan bu kitabı daha fazla erteleyemedim. İyi ki ertelememişim, Zorba'yı tanımak için daha da geç kalmak istemezdim. Zorba, linyit işi için biraraya gelen iki farklı karakterin birbirleri ile kurdukları bağı konu ediniyor. "Aleksi Zorba" ve "Kağıt faresi" olarak geçen Patron diye seslendiği karakter arasında geçen konuşmalar, kişisel gelişim kitaplarını cebinden çıkarır. Zorba kağıt faresine yaşamayı öğretir. Yaşamak, kitaplardan öğrenerek değil; hissederek, an'da kalarak gerçekten yaşamak olur çünkü. Zorba ve kağıt faresi karakterleri bir yönden içimizde çekişen iki yönümüz gibidir. Biri "ne olursa olsun yaşa" der. Diğeri "kurallar, sınırlar" der. Biri içinden geldiği gibi hareket etmek ister, diğeri kalıplara göre. Kitaba da adını veren Zorba nasıl biridir, onu sözlerinden tanıyalım: Eğlenceli ve dobra -"Evlendin mi hiç?" -"İnsan değil miyim ben? İnsan kördür; benden öncekilerin düştüğü çukura ben de yüzükoyun düştüm. Evlendim." s:26 Keyif ehli "Neden? Neden?" dedi. "İnsan nedensiz bir şey yapamaz mı? Şöyle keyfi için!" s:23 Yaşam koçu Her insanın kendi deliliği vardır, bana da öyle geliyor ki, en büyük delilik, bir deliliğe sahip olmamaktır.
Edebiyat
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
Puan vermedi·348 syf.··
2022 14. kitabı
Yazar Nicos Kazancakis önemli bir felsefe, düşünce insanıdır. Hayatının bilinirliği açısından hak ettiği yerde olmadığını söyleyebileceğim, yaşama dair ciddiye alınması gereken düşünceleri olan bir yazarın kitabıyla muhatap olacağınızı kitabı okumadan önce bilmeniz gerekiyor. Osmanlı vatandaşı olarak doğup Yunan vatandaşı olarak ölmesi, yaşadığı dönem ve coğrafyaya dair bilgi ve izler görmek isteyenler için farklı kitaplarının da görünür olması gereken bir yazar olduğuna inanıyorum. PATRON! Kitabın zaman referansı 1930'larda dolanıyor. Yazarın Girit'e olan yolculuğu sırasında tanıştığı Aleksi Zorba adlı sosyal yorumları kafasına pek fazla takmayan kısacası "El alem ne der?" konusunu aşmış dışarıdan kaba saba görünen bir karakterin kendisiyle olan diyalog kurma çabasıyla başlıyor. Ana karakterin Zorba' nın kendisine olan ani samimiyeti hoşuna gidiyor ve kısa sürede kaynaşıp yolculuğa birlikte devam ediyorlar. İlk önce bir köye gidip köye sonradan yerleşmiş(köyün yabancısı) bir kadının evinde misafir olup daha sonra maden çıkaracakları yerin yakınına yerleşiyorlar. Zorba bize çalışmayı ve kadınları çok seven bir karakter olarak tanıtılıyor. İşe koyulduğu zaman etrafını görmeyen, duymayan bir karakter oluşu ve çok çalıştığı anlatılıyor. Kadınlara olan ilgisi öyle bir boyutta ki bir kadın yalnız uyuduğunda ona karşı günah işlendiğini düşünüyor. Kitap yazarın Zorba'nın hayat tarzını eleştirmesi ve Zorba'nın da tam tersi yazarın yaşam şeklini yanlış bulması üzerine devam ediyor. Birbirlerinin hayat felsefeleri üzerinde etkileri ve diyalogları, kitabın olay örgüsünden daha çok dikkat edilmesi gereken noktası çünkü olay örgüsünü basitleştirmek istemiyorum ama linyit kömürü çıkarma denemelerinin başarısızlığına giden bir yoldan ibaret. PATRON! Zorba'nın geçmişten kaçmak için
Edebiyat
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
7/10
·348 syf.·
2026 1. kitabı
Sevgili Festinalente sayesinde okuduğum bu eser, iki farklı kişinin yaşamını, insanı ve dünyayı algılama farkını sorguluyor. Kendi sorularına verdiği cevapların doğru olup olmadığı hakkında büyük şüpheleri olan ve çelişkilerinin cevabını, "köylü kurnazı" bir tipte arayan yazarın hikayesi... Zorbanın anlattıklarının çoğu klişe olmuş sözlerden, cahillikten ve sakillikten ibaret olsa da ilk anda çok değerliymiş gibi hissediliyor. Belki de bu iki kişinin bir orta yolu bulunmalı.
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
10/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2024 21:56
Bu dünya çarklar sayesinde dönüyor. Mekanik bir düzeni var; toprakla, suyla, dağlarla gizlenmiş. Büyüklü küçüklü çarklar sayesinde akıp gitmeye devam ediyor zaman, akrep ve yelkovan misali. En küçük çarklar en çok enerji sağlayanlarıdır. Bütün gücüyle daha büyük çarkların dönmesi için çabalayıp dururlar. Hepsinin ama hepsinin tek bir amacı vardır akreple yelkovanın zamanımızı çalıp tüketmesi. Patron diyor ki; bu düzen böyle gelmiş ama böyle gidemez. Birisinin bu çarkların içine çomak sokması gerek. Birileri artık uyanmalı, birileri elini taşın altına koymalı, birileri çıkıp bu düzene dur demeli. İnsanlara değer vermeli, onların ellerinden tutmalı, onların sesini duymalıyız. Anlatmalıyız onlara her şeyi. Zorba diyor ki; sus patron! Sus! Öyle kolay mı bu düzeni değiştirmek. Hadi yıktın diyelim bu düzeni, yerine neyi inşa edeceksin? Şimdikinden çok daha iyi olacağını nereden biliyorsun? Çarksız da dönmeye devam edecek mi bu dünya? Yeni bir dünya mı kuracaksın yoksa yıkıntılar içinde mi bırakacaksın bu dünyayı? Ezilen ve ezen... Bu kavram insanlıkla yaşıttır. Belki de doğanın bir kanunudur. Olması gereken de budur belki de. Evet ezenler acımasız, gaddar, her birinin içinde birer katil yatmakta. Evet ezilenler; direnmekte, sesini yükseltmekte, yeri geldimi savaşmakta haklılar. Fakat ezenler kötü, ezilenler iyiler tanımı yanlış. Evet ezilenler hep daha insancıl isteklerde bulunurlar. Eşitlik isterler, özgürlük isterler, barış isterler, insan gibi yaşamak isterler. Ezilenler "İYİ'ler" çünkü başka seçenekleri yok. Onlar sadece isterler çünkü zorla alabilecekleri güçleri yok. Patron; gerçeğe, sorulara, sebeplere, kitaplardan ulaşmaya çalışan. Bulduğu cevaplardan sonra içi içine sığmadığı halde eyleme dönüştüremeyen. Tüm hayalleriyle kendi içine hapis olan bir adam. Ta ki
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
Sonunda sevdim seni Aleksi :)
Puan vermedi·348 syf.·
2024 83. kitabı
Uzun süredir okumayı planladığım , 1000Kitap okurları sayesinde dikkatimi çeken bir kitaptı Zorba . Heyecanla başladım ama ilk tanıştığım günlerde kendisinden pek hoşlanmadığımı itiraf etmeliyim. Aslında muhtemelen tüm kadın okurlarla aynı şeyleri düşündüm başlarda , ancak okudukça onu daha yakından tanıdıkça fikirlerim, duygularım değişti . Zorba yı okurken pek çok duyguyu bir arada yaşadığımi söylemeliyim; bazen nefret ettim ondan , bazen gurur duydum , bazen aptalca buldum söylediklerini, bazen dahice... İnsan olduğunu unutmadım hiç (hatta kendini gerçekleştirmis insan ) biz egitimcilere göre evrensel ahlak düzeyine ulaşmış nadir insanlardan biri dedim sonunda. Kitabı degerlendirirken yazıldığı dönemi , kültürü göz ardı etmememiz gerektiğinin farkındayım degerlendirmemi bu şekilde yaptığımı bilin lütfen, gerçi günümüzden de pek çok iz taşıyor malesef, zamanla ahlaki açıdan pek de gelisememis görünüyoruz. Yine çok uzattığımın farkındayım :) değerli zamanınızı daha fazla almadan bitiriyorum . Yanı başımızdan bi hikaye Zorba onu muhakkak tanımalısınız. Keyifli okumalar diliyorum :)
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
10/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
#spoiler Her yeni doğan günü ilk kez yaşıyormuşçasına yaşamayı, hiçbir şeyden korkmamayı, her zaman her yaşta meraklı olmayı soru sormayı , hayatı ve insanları tüm olanca çirkinliğiyle kabullenip sevmeyi öğreniyoruz Zorba'dan. Bir yanda hayatını okumaya adamış (ona kazancakis diyelim) ve hayatı bu şekilde öğrenen kazancakis ile diğer tarafı okuduğu tek kitap Denizci Simbad olup hayatı doya doya yaşayan Zorba'nın bambaşka yaşamlar sürmelerine rağmen pek çok konuda hem fikir olmaları bizi şaşırtıyor. Onları birbirinden ayıran en önemli özellik ise Zorba'nın hayatın hazlarını doyasıya yaşamak gerektiğini savunurken Kazancakis'in bedensel tüm zevklerden uzaklaştıkça ruha yoğunlaşmayı amaç edinmesi. Bu iki insanın aylarca sürecek olan birlikte yaşamında aşktan , Tanrıya; hayatın anlamından kadının gizine kadar sayısız konu hakkında tartışmalarını okuyoruz. Kitabı uzun süredir okumayı planlıyordum. Kitapta hiç beklemediğim şekilde "kadın " teması çok fazla işleniyor. Zorba 'nın kadına olan düşkünlüğü her yerde kendini belli ediyor. Zorba benim yaşam felsefemin birkaç kat üstünde bir farkındalığa ve bunu uygulamaya sahip. Onu bir rehber gibi gördüm okudukça ve şimdi de benim için unutulmaz bir karakter olarak kalıcak. Her şeyiyle hayatı kabullenişi , altmış beşine gelmiş olmasına rağmen hala da bir karıncanın bile gizini öğrenmeye çalışması, küçük hazlarla mutlu olması ve dünya gerçek anlamıyla savaşta olsa dahi bunu umursamayıp yaşamaya devam etmesi onda en sevdiğim birkaç özellik. Kitapta dul bir kadının tüm köy tarafından vahşice öldürüldüğü kısımda midem bulandı. Ve bir kez daha insanların ne derece aptal olabileceğini ne derece aşağılık olabileceklerini anladım. Kitabın bitmesi dostlarımdan ayrılmama neden oldu. Nedense Zorba'nın ölümü beni hiç üzmedi sonuçta o
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
9/10
·285 syf.·
Beğendi
·
2017 85. kitabı
"İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en seçkin insanlarıyla sohbet etmek gibidir" Diyen Descartes'e ve Kazancakis'in ruhuyla oturup bir çay içmek isteyenlere selam olsun. Bizler yıllar boyunca çok okuyan mı bilir çok gezen mi geyiğiyle oyalanırken, gerçek bilgeliği bulanların hayatı özümseyerek yaşayanlar olduğunu Kazancakis yıllar önce Zorba'nın ağzından haykırmış. İşte kitap bunun bir örneğini -hem de mükemmel bir örneğini- bizim önümüze çarşaf gibi seriyor. İçi boşaltılmış ve okuyanı kişisel olarak purifize etmeye çalışan kişisel gelişim kitaplarına inat, Aleksi Zorba bize gerçeğin en içinden kopmuş bir kişisel gelişim örneği sunuyor. Ona göre kendimiz yarı şeytan olmadan şeytanın kendisinden kurtulamayız. İnsan, doğası gereği günaha meyillidir. Tanrı (eğer zat-ı alisinin varlığı mümkün mertebesindeyse) bizi günah işlemeyen melekler misali yaratmamıştır ve görünen köyün kılavuz istememesi gibi bizden istediği de kafamızı kazıtıp keşiş olmamız yada cüppe giyip 40 lokmayla mağaraya kapanmamız değildir. Adem-Havva kıssasında bahsedildiği gibi günahı işlediysek pişman olmamızdır. İnsanın başka bir niteliği ise doğayı zıtlıkların sentezinden doğan diyalektik anlayışla algılamasıdır. Bu yüzden kötülük olmadan iyiliği de göremeyiz. Şeytan olmadan içimizdeki iyiliği de bulamayız. Kısaca özetlemek gerekirse kitap Kazancakis'in saf, aydınlanmaya açık yanını temsil eden yan karakterimiz ve Aleksi Zorba denen hayatı iliklerine kadar yaşamış ve özümsemiş, insanın bilgelik ve canavarlığını aynı hamurda yoğurmuş, bir o kadar da çılgın ana karakter üzerinden kurgusunu buluyor. Bazen birkaç kelimelik öyle vurucu bir cümle kuruyor ki durup varoluşsal sancıların felsefi düzlemden hayat düzlemine yansımasına şahit olup bir dakikalık saygı duruşunda bulunmak istiyorsunuz. Ben bu
Edebiyat
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
"Hayat kısa. Kuşlar uçuyor, Zorba yaşıyor.."
10/10
·348 syf.··
2021 164. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2021 18:43
Çok sevdiğim, okurluğuna güvendiğim, kısmen milliyetçi bir kişiliğe sahip bir öğretmenimin "Müslümanım, Türkçü'yüm lakin kendimi bir Yunan'ın satırlarında buldum." dediği Nikos Kazancakis ile 21 yaşımda tanışmış olmam, kendime yaptığım birçok kötülükten belki de en önde olanıdır. Şu ana kadar neden Kazancakis'i okumadım bilmiyorum lakin belki 21 yaşıma varamadan ölebilirdim, o zaman hiç okumamış olurdum diyerek kendimi avuttum, avutuyorum, avutacağım. Kazancakis demişken, Kazancakis 1957 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü 1 oyla Albert Camus'a kaybetmiş, Albert Camus ise Kazancakis'i kastederek "Nobel benden çok onun hakkıydı." diyerek Kazancakis'in ne denli büyük bir kalem olduğunu biz okurlara işaret etmiştir. Zorba aslında bir isim, öncelikle benim gibi önceden bir lakap zannedenlere belirtmek isterim. Zorba yani Aleksi Zorba, Kazancakis'in hayatında çok önemli bir yere sahip olan bir işçidir. Hatta öyle ki Kazancakis'in mezar taşında yazan cümle, Aleksi Zorba'nın ağzından çıkmış bir cümle gibidir: "Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm." Aleksi Zorba; tabiri caizse ki bence caiz hayatla olan maçında Fatih Terim'in fark attığı maçtaki rahatlığıyla oynattığı futbol gibi oynayan; bundan mütevellit ne de olsa artık kaybedeceğim bir şey yok düşüncesiyle hayatı gelişigüzel yaşayan, çok farklı düşünen, çok farklı yaşayan, çapkın, bi o kadar da keyfine düşkün, iç sesini daima dinleyen, düşüncelerini çekinmeden ifade eden bir ruh kılavuzudur. Zorba aslında çoğu insanın olmak istediği ama bir türlü olamadığı bir kişiliktir. Geçmişe takılmayan, geleceği umursamayan birisidir. Yaşamla ilgili çok özgün tespitleriyle biz okurların ağzını okurken defalarca 30 saniye açık bıraktırmıştır. Özellikle de kadınlar konusunda... Burda biraz haksızlık etmiş olabilir,
Edebiyat
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
Bir dostluk hikayesi..
7/10
·352 syf.·
2026 39. kitabı
"Ruhunu sıkı tut dostum, Dağılmasın!" Bir insanın, beklenmedik bir anda hayatımıza girmesi, bizi ne derece etkileyebilir ki? İki farklı karakter, bambaşka bakış açıları... Bir tarafta okuyan ve hayatı sorgulayan Patron, diğer tarafta ise okuma yazma bilmeyen, hayatı tutku ve neşeyle yaşamayı seçen Zorba... Hayata çok farklı bir pencereden bakan, bazen kimsenin düşünemediği kadar incelikli düşünen, güçlü kuvvetli, söz konusu çalışmak olunca dişini tırnağına takan değişik bir adamdır Zorba. Kelimelerin yetersiz geldiği yerde devreye giren santuru ve danslarıyla, tasvirleri ve enerjik yapısıyla dikkat çekiyor. "Bir insan kederini nasıl giderebilir? Sözle mi? Püff!.." Zorba'nın kadınlar hakkındaki söylemleri yer yer kızdırdı. Sonra bir an geldi ki, kadınların narin olduğu ve onları incitmemek gerektiğini söyleyerek de gönül aldı. "Herkes kendi yolunu izler. İnsan bir ağaç gibidir. Neden kiraz vermiyor diye incir ağacını hiç azarladığın oldu mu?" Her insanın mizacının farklı oluşundan ve insanı üzenin beklenti olduğundan bahsederiz sürekli. İşte Zorba uzun uzun anlatmak yerine, böyle özetleyiveriyor mevzuyu :) Zorba'dan çok Patron'la bağ kurmam daha kolay oldu. Yine de onu hiç sevmedim değil, hayat felsefesinden çıkarılacak dersler var. Yazardan okuduğum ilk kitaptı, dili akıcı ve hikayesi dikkat çekici. Arada Albert Camus havası da hissetmedim değil. Kitap bitince arayı soğutmadan filmi de izledim. Anthony Quinn ve yine o şahane oyunculuk (◕‿◕) Hemen herkesin kendi içinde, zihninde zincirleri vardır, umarım o zincirleri bir an önce kırıp vakit kaybetmeden kendimizi keşfederiz. Herkese keyifli okumalar diliyorum..
1000Kitap
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,6bin okunma

Yazar Hakkında

Nikos KazancakisYazar · 15 kitap
Nikos Kazancakis (Yunanca: Νίκος Καζαντζάκης) (d. 18 Şubat 1883, Kandiye, Osmanlı İmparatorluğu - ö. 26 Ekim 1957, Freiburg, Almanya), Yunan yazar, şair, siyasetçi ve filozof. 20. yüzyılın en önemli Yunan felsefecisi olduğu ve eserleri yabancı dillere en çok çevrilmiş olan Yunan yazarlardan olduğu düşünülmektedir. Fakat şu anki şöhretine, 1964 yılında gösterime girmiş olan Michael Cacoyannis'in yönetmiş olduğu Zorba adlı sinema filmiyle kavuşmuştur. Bu film, aynı ismi taşıyan kendi kitabından uyarlanmıştır. 20. yüzyılın en önemli Yunan felsefecisi olduğu ve eserleri yabancı dillere en çok çevrilmiş olan Yunan yazarlardan olduğu düşünülmektedir. Fakat şu anki şöhretine, 1964 yılında gösterime girmiş olan Michael Cacoyannis'in yönetmiş olduğu Zorba the Greek adlı sinema filmiyle kavuşmuştur. Bu film, aynı ismi taşıyan kendi kitabından uyarlanmıştır. Girit'te, ada hala Osmanlı yönetimindeyken, Kandiye ilinde dünyaya geldi. Bu tarihlerde, Girit adasında Osmanlı İmparatorluğu'ndan bağımsızlık kazanma amacıyla ayaklanmalar yaşanıyordu. Kendisinin evvelki eğitim dönemi hakkında fazla bir bilgi olmamasına rağmen, 1902'de Atina Üniversitesi'nde hukuk okumaya başladığı bilinmektedir. Hukuk öğreniminden mezun olduktan sonra, 1907'de ise felsefe üstüne çalışmak için Paris'e gitti. Burada Henri Bergson'la çalışma imkânı buldu. 1911 yılında Galatea Alexiou ile evlendi. Balkan Savaşları patladıktan sonra ise orduya katıldı. Savaş bittikten sonra ülkesine geri döndü ve felsefe hakkındaki çalışmaları Yunancaya çevirme çalışmalarına başladı. 1914 yılında, sonraki 2 yıl boyunca beraberce Yunan Hristiyan kültürünün ortaya çıkıp geliştiği yerleri gezeceği Angelos Sikelianos ile tanıştı. Bu gezilerinde Sikelianos'un milliyetçiliğinden oldukça etkilenmiş olduğu belirtilmektedir. 1922'den ölümüne kadar birçok ülkeyi dolaşarak, gezi yazıları formatında eserler verdi. Gezdiği şehirler/ülkeler ve bu şehirler/ülkelerde bulunduğu tarihler şöyledir: Paris ve Berlin (1922 - 1924), İtalya ve Rusya (1925), İspanya (1932), ve sonrasında Kıbrıs Adası, Aegina ""(Egina)"", Mısır, Sina Dağı, Çekoslovakya, Nice, Çin ve Japonya. Ayrıca Fransa'nın Nice şehrinde bulunduğu vakitlerde, Antibes yakınlarında bir villa satın almıştır. 1926 yılında ilk eşinden boşandı ve 1945'te, vefatına kadar birlikte olacağı Eleni Samiou ile evlendi. Berlin'de bulunduğu sıralarda, komünizm ile tanıştı ve sağlam bir Lenin hayranı oldu. Hiçbir zaman tamamıyla komunizme bağımlı bir yoldaş olmasa da, Sovyetler Birliği'ni ziyaret ettiği vakitlerde, Sol Muhalefet yanlısı politikacı ve yazar olan Victor Serge'nin yanında kaldı. Sovyetler'de bulunduğu sıralarda, Josef Stalin'in önemli bir politik şahsiyet olarak yükselişine tanıklık etti ve Sovyet tipi komünizmden soğumaya başladı. Bundan sonra, öncesinde sahip olduğu ve milliyetçiliği ağır basan fikirleri değişmeye ve yerini daha evrensel ideolojilere bırakmaya başladı. 1945'te, Yunanistan'da komünist olmayan küçük bir sol partinin başkanı oldu ve Yunan hükümetinde bakan olarak görev aldı. 1 sene sonra ise bu görevinden istifa etti. 1946'da, Yunan Yazarlar Topluluğu tarafından Angelos Sikelianos ile birlikte Nobel Edebiyat Ödülü için kurula tavsiye edildi. 1957 yılında, bu ödülü 1 oy farkı ile Albert Camus'ya kaptırdı. Camus ödülü aldıktan sonra, Kazancakis'in bu ödülü kendisinden yüzlerce kez daha fazla hakettiğini söylemiştir. 1956 yılında Viyana'da Uluslararası Barış Ödülü'nü aldı. 1957'nin sonlarına doğru, lösemi hastalığına yakalanmış olmasına rağmen Çin ve Japonya'ya son bir gezi turuna çıktı. Dönüş yolunda ise iyice hastalanan Kazancakis, Almanya'nın Freiburg kentinde vefat etti. Ortodoks kilisesi mezarlıkta defnedilmesine izin vermediğinden, Kandiye'yi çevreleyen Venedik surlarının kale burçlarından birinin altına gömüldü. Girit'te bulunan havaalanlarından birine ismi verilmiştir.