• Öğrenim dönemimde epey üstünde durduğum lakin teknolojinin gereksede şartların bugünkü kadar elverişli olmamasından dolayı ulaşamadığım kitap isimlerini bi liste halinde hazırladım. En azından bu alana ilgi duyan okurlar ve öğrenciler için yol gösterici olacağını umuyorum.

    Kısa bir hatırlatma KPSS A ya yönelik bir liste değildir. Lakin analiz ve yorum konusunda çok şey kazandıracaktır okurlara.

    Mahfi Eğilmez - Kolay Ekonomi
    Tim Harford - Görünmeyen Ekonomist
    Tim Harford - Sevgili Görünmeyen Ekonomist
    Sadun Aren - 100 Soruda ekonomi El Kitabı
    Robert H. Frank - Doğal İktisat
    John Charles Pool, Ross Laroe - Bir Günde Nasıl Ekonomist Olunur?
    Faruk Türkoğlu - Ekonomiyle İlgili Her Şey
    Edmund Conway - 50 Ekonomi Fikri
    Richard Bronk - Romantik Ekonomist
    Case, Fair, Oster – Ekonominin İlkeleri
    Şevket Pamuk – Türkiye’nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi
    Erinç Yeldan – İktisadi Büyüme ve Bölüşüm Teorileri
    Adam Smith – Milletlerin Zenginliği
    Dana Rodrik – İktisadı Anlamak
    Daniel Kahneman – Hızlı Ve Yavaş Düşünme
    Elif Çepni – Ekonomik Ve Finansal Göstergeler
    Eric Hobsbawm – Devrim, Sanayi Ve İmparatorluk Çağı Üçlemeleri
    J. Rousseau – Toplum Sözleşmesi
    Jim Stanford – Herkes İçin İktisat
    John Steinbeck – Gazap Üzümleri (ABD’de 1929 Bunalımındaki yıllarını konu alır)
    Karl Marx – Kapital
    Klaus Schwab – Dördüncü Sanayi Devrimi
    Mahfi Eğilmez – Tüm Kitapları (Kolay Ekonomi, Mikro Ekonomi Vs.)
    Nizamül Mülk – Siyasetname
    Phil Thornton – Büyük Ekonomistler
    Platon – Devlet
    Robert L. Heilbroner – İktisat Düşünürleri
    Tahsin Yücel – Kumru İle Kumru ( Gösteriş tüketimini anlatır.)
    Thomas More – Ütopya
    Thomas Piketty Kapital
    Tolstoy – İnsan Neyle Yaşar?
    Türk Dil Kurumu – İktisadi Terimler Sözlüğü
    Veblen – Aylak Sınıfın Teorisi
    Steven D. Levitt & Stephen Dubner Görünmeyen Ekonomi – Dünya Gerçekte Nasıl İşliyor?
    Robert Heilbroner -İktisat Düşünürleri
    Fernand Braudel - Maddi Uygarlık, Cilt 2 – Mübadele Oyunları
    Leo Huberman - Feodal Toplumdan Yirminci Yüzyıla
    Albert O. Hirschman - Tutkular ve Çıkarlar
    Ayşe Buğra -İktisatçılar ve İnsanlar
    D. Edmonds ve J. Edinow - Wittgenstein’ın Maşası
    Ursula K. LeGuin - Mülksüzler
    Gülten Kazgan - İktisadi Düşünce veya Politik İktisadın Evrimi
    Alaeddin Şenel - İlkel Topluluktan Uygar Topluma
    Ted Walther - Dünya Ekonomisi
    Brian Snowdon, Howard R. Vane - Modern Makroekonomi
    Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi, Çeşitli Yazarlar - Ekonominin Güncel Sorunları
    Ümit Akçay ve Ali Rıza Güngen -Finansallaşma, Borç Krizi ve Çöküş, Küresel Kapitalizmin Geleceği
    Frederic Mishkin - Para, Bankacılık ve Finansal Piyasalar İktisadı
    İktisat Düşünürleri -Robert L. Heilbroner (Dost)
    İktisadi Düşünce Tarihi: Modern İktisadın İnşası - Mark Skousen (Adres)
    Fukaralığa Veda: Dünyanın Kısa İktisadi Tarihi — Gregory Clark (Bilgi Üniv. Yay.)
    Dünya Nüfusunun İktisat Tarihi — Carlo M. Cipolla (Ötüken)
    Büyük Güçlerin Yükseliş ve Düşüşleri — Paul Kennedy (İş Bankası Kültür Yay.)
    İktisat Tarihi — John Kenneth Galbraight (Dost)
    Kuşku Çağı: Ekonomik Gelişmeler Tarihi — John Kenneth Galbraight (Altın)
    İktisadi Düşünce veya Politik İktisadın Evrimi — Gülten Kazgan (Remzi)
    Modern Uluslararası İktisat Teorisinin Kökenleri — N. Emrah Aydınonat (Siyasal)
    Büyük Kriz 1929 — John Kenneth Galbraight (Pegasus)
    Büyük Düşünenler: Ekonomi Dehalarının — Sylvia Nasar (Altın)
    Cinnet Panik ve Çöküş: Mali Krizler Tarihi — Charles P. Kindleberger (Bilgi Üniv. Yay.)
    Bu Defa Farklı: Finansal Çılgınlığın 800 Yıllık Tarihi — Carmen M. Reinhart & Kenneth S. Rogoff (CNBC-E)
    Şeytan Sofrası: Finansal Spekülasyonlar Tarihi — Edvard Chancellor (Scala)
    Tanrılara Karşı: Riskin Olağanüstü Tarihi — Peter L: Bernstein (Scala)
    Paranın Yükselişi: Dünyanın Finansal Tarihi — Niall Ferguson (YKY)
    Altının Gücü: Bir Tutkunun Olağanüstü Tarihi — Peter L. Bernstein (Scala)
    Küresel finans piyasalarında belirsizlik arttığında fiyatı fırlayan ve buna dayalı olarak ekonomi haberlerinde çok konuşulan altını bu kitaptan başlayarak incelemekte yarar var.
    Olağanüstü Kitlesel Yanılgılar ve Kalabalıkların Çılgınlığı — Charles Mackay & Karışıklığın Karmaşası -Joseph De La Vega (Scala)
    Finansal krizler tarihine dair ilk kitaplardan. Birinci hamur kağıda basılı olması benim açımdan dezavantaj. Ama okuması çok uzun sürmüyor.
    Devrim Çağı — Eric J. Hobsbawn (Dost)
    Eric J. Hobwbawn’ın kitaplarından özellikle dördü: Devrim Çağı, Sermaye Çağı, İmparatorluk Çağı ve Aşırılıklar Çağı iktisatçılar için mutaka okunması gereken kitaplardır. Bu serinin ilk kitabı. Dikkatlice okunması gereken kitaplardan. Çok akıcı bir dil beklemeyin.
    Uzun Yirminci Yüzyıl: Para Güç ve Çağımızın Kökenleri — Giovanni Arrighi (İmge)
    Keynes’e Dönüş: Torunlarımızın Ekonomik Olanakları — Lorenzo Pecchi & Gustavo Piga (Bilgi Üniv. Yay.)
    Sermaye Muamması: Kapitalizmin Krizleri— David Harvey (Sel)
    Alternatif bakışlar derinliğinizi artırır. Bu kitaba vakit ayırmak gerek.
    Tüfek Mikrop Çelik — Jared Diamond (Tübitak)
    Beğenenler için Çöküş (Timaş Yay.) Diamond’ın bir başka değerli kitabı.
    Ölü İktisatçılardan Yeni Fikirler: Modern Ekonomik Düşünceye Giriş — Todd. G. Buchholz (Adres)

    Sosyal ve kültürel evrimi anlamak için:
    Alaeddin Şenel: İlkel Topluluktan Uygar Topluma. (4): Çok önemli bir kitap. Sosyal bilimle, hatta fizik bilimle ilgilenen herkes için temel kitaplardan birisi.
    Gordon Childe, Kendini Yaratan İnsan (4): Eski ama yine çok önemli bir kitap.

    Analitik düşünmeyi geliştirmek için:
    Arthur Conan Doyle, Dörtlerin İmzası (3): Analitik düşünmeyi geliştirmede Sherlock Holmes’in kullandığı tümdengelim yöntemi çok önemlidir. Bu roman Holmes’in bilimsel yöntemi en çok kullanarak çözüme ulaştığı öykülerinden birisidir. Analitik düşünmeye katkı sağlar.
    Agatha Christie, Doğu Ekspresinde Cinayet (3): Agatha Christie’nin bu romanı da insanı sürekli olaylar arasında bağ kurmaya, neden – sonuç ilişkilerini aramaya yöneltmesi bakımından analitik düşünmeye iten bir kitaptır.
    Ransom Riggs, Sherlock Holmes El Kitabı (2): Sherlock Holmes’in nasıl düşündüğünü, olayları nasıl çözdüğünü örneklerle analiz eden bir deneme. Çok önemli ama Holmes’in öykülerini de bilmeyi gerektirebilir.
    Maria Konnikova, Sherlock Holmes Gibi Düşünmek (4): Konnikova bu kitabında insanın beynini nasıl kullanması gerektiğini Holmes öykülerinde ünlü dedektifin kullandığı yöntemleri ele alarak açıklıyor. Yararlı bir deneme.

    Matematiksel ekonomik analiz bilgisini geliştirmek için
    Alpha C. Chiang, Matematiksel İktisadın Temel Yöntemleri (4): Matematik, ekonominin bir çeşit stenosu haline geldi. Matematiği ekonomiye en iyi uyarlamış kitaplardan birisi bu kitaptır. Benim gençliğimde bir numaraydı halen de oralardadır.

    Ekonomik analiz bilgisini geliştirmek için:
    Sadun Aren: İstihdam, Para ve İktisadi Politika (3): Eski ama Keynesyen ekonomiyi anlamak için hala geçerli, anlatımı çok açık bir kitap. Benim gençliğimde sınavların temel kitaplarından birisiydi. Yeni baskısını okudum ve hala çok iyi bir kitap olduğuna kanaat getirdim.
    Gülten Kazgan: İktisadi Düşünce Tarihi veya Politik İktisadın Evrimi (4): Bana sorarsanız ekonomik analizin olmazsa olmaz el kitaplarından birisi. Ekonomiye bakışımda analiz yeteneğimi en çok geliştiren kitaplardan birisi olduğunu düşünüyorum.
    Zeynel Dinler: Mikroekonomi (4): Mikroekonomiyi Türkçe’de en iyi anlatan kitaplardan birisi. Biraz ağır bir kitap olması nedeniyle mikroekonomi okumuş öğrencilere önereceğim bir kitap. Yani mikroekonomi bilginizi artırmak ve sınavlara hazırlanmak için bu kitabı okumalısınız.
    Brian Snowdon, Howard R. Wane, Modern Makroekonomi (4): Makroekonomi bilgisini ekonomik düşünce tarihiyle harmanlamış bir kitap. Çok iyi planlanmış, oldukça yeni bilgileri içeriyor.
    Pierre Delfaud: Keynes ve Keynesçilik (3): Keynesyen ekonominin esaslarını gözden geçirmek için iyi bir özet.
    Hyman P. Minsky, İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı (4): Ekonomide yaşanan yakın tarih gelişmelerini, krizleri analiz edebilmek için oldukça iyi bir kitap.
    Frederic Mishkin. Para Politikası Stratejisi (4): Para politikası ve uygulamalarını anlamak ve analiz edebilmek için yararlı bir kitap.
  • "Şimdi içim rahat. Çünkü benim bu acayip, belki biraz örselenmiş ama çok sevdiğim ve bir türlü vazgeçemediğim çocuğum, istediğim hâle geldi." diyen Livaneli, yirmi dokuz yıl gibi uzun bir zaman sonunda kitabı tamamlamıştır.

    Ana karakterin el yazıları ve yazarın anlatımıyla ikili bir şekilde
    ilerleyen kitapta konu ise; siyaset, mültecilik, doğu- batı karmaşası, kültür çatışması gibi bir çok olayın çevresinde gelişiyor.

    Kitaptan kısaca bahsedecek olursak:

    Sami 80 darbesi döneminde Türkiye'de yaşayan ne sağcı ne solcu kendi halinde yaşayan bir üniversite öğrencisidir.
    Nişanlısı Filiz'in bir asker tarafından öldürülmesi ve yaşadığı olaylar nedeniyle Türkiye'den uzaklaşmak zorunda kalmıştır.

    Sami yaşadığı ağır olaylar nedeniyle halüsinasyonlar görmeye başlar ve Stockholm' de bir hastaneye yatar. Orada hiç beklemediği biriyle karşılaşır. Bu kişi geçmişinin mahvolmasına neden olan eski bir bakandır.
    Sami'nin hastanede ki günleri bağışlama ve intikam alma ikilemi içinde geçecektir.

    Kitabın sonu ise bir yazarın dilinden,
    bir de baş kahramanımız olan Sami'nin dilinden iki farklı şekilde bitmektedir.

    "Yanardağlar taşları, ihtilaller de insanları fırlatır."
    Victor Hugo

    Kitabın giriş kısmında yer alan bu söz, yaşanan olayları bir çok yönden özetliyor.
  • Ücret : Bir hizmet veya bir emek karşılığında ödenen paradır.
    Bu ay ücretlerde kesinti yapılmış.
    Fiyat : Bir malın, metanın mali değeridir.
    Elbisenin fiyatını öğrenebilir miyim?
  • Bana adaletten söz edin. İnsanın insana olan adaletinden. Bana soracak olursanız tek kelime dahi edemem. Kendini lügatıma arz etmiş 'adalet' kelimesi yalnızca 'Yaratıcı' adıyla kabul buluyor zihnimde. İnsan insanın alacağı nefese müdahil olabiliyorsa adalet değil insanlık merhamet ölmüştür.
    Gelelim kitaba; Victor Hugo'nun bir idam karşıtı olarak kaleme aldığı bu kitap ,idam mahkumunun ruhunun bedeniyle olan izdivacı sona ermeden bu ayrılığa şahit olacak elleriyle, acıları hisseden yüreğiyle ve henüz zihninin bahçeleri kurumadan solmuş kağıtlara yazdığı acılarını kaleme almıştır. Yani kitap birinci tekil kişiyle yazılmıştır. Dünya edebiyatında 'ben' diliyle yazılan ilk kitap olarak geçiyor. Yani birinci anlatıcının yer aldığı ilk kitap. Yazar bir insanın 'yaşamak' kararını yalnızca Tanrı'nın verebileceğini, suçluların idam edilmek yerine doğru yola sevk edilmesi gerektiğini savunur. Öğretici bir yapıt özelliği taşıyan bu eser akıcı ve sade bir dil ile çevrilmiş. Mahkumun dilinden anlatılması kendi iç dünyasını yine kendinin yorumlaması okura yaşanılan hisseleri bir nebze de olsa daha iyi geçirebiliyor. Felsefik yönüyle de ele alınıp üzerinde yoğun şekilde düşünülebilinecek bir eser. Yer yer anlam karmaşasına daha doğrusu algı karmaşasına düştüğüm oldu. Bunu dönemin şartları, farklı kültür ve insan yapısı,ayrıca dönem olaylarının insan psikolojisine etkisini kavrayamamış olmama bağlıyorum. Lakin bu algı karmaşası oldukça azami düzeyde ve kitap akışını etkilemiyor.
    Şahsi görüşlerime değinmek istiyorum. Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Okumadan önce kitabın geçtiği dönem hakkında birkaç araştırma yapmak daha iyi olacaktır ben bunu okuduktan sonra yaptım ancak okumadan önce yapmanın daha yararlı olacağı kanısındayım.
  • Her kültürün güçlü ve zayıf yönleri vardır.Çeşitli kültürler birbirleriyle karşılaştırılıp ölçülemezler.Yapılabilecek tek mantıklı bir eleştiri var.Bir kaç kültürel karıştığı zaman her seferinde bu kültürlerin en kötü niteliklerinin karışımları çıkar.Bir kültürün ve bir insanın en kötü yanları,içinde gizli olan güçlü bir hayvandır.Aynı kültürün ve insanın iyi yanları ise,uygarlığın baskısıyla gelişen ve oluşan ince,hassas,kolay kırılabilen bir kılıftan ibarettir.
    Trevanian
    Sayfa 112
  • İnsanı "olduğu gibi" sunmak isteseydim eğer, öylesine şaşırtıcı bir çizgi karmaşası sunmak zorunda kalacaktım ki, saf öğesel anlatım imkansız olacaktı. Sonuç, kavramın ötesinde belirsizlik olacaktı.
  • Modern tarih, büyük ölçüde bir baskı ve tahakküm tarihidir. Modern tarih boyunca insan-insanlık, teknolojik ve ideolojik düzenin nesneleri haline getirildiler. Modern tarih, herkese tam olarak tanınmayan insanlığın, eksik insan sayılabilen insanların tarihidir. Filistinliler örneğinde takip edilebileceği üzere, kimi insanlar toplama kampı insanları olarak, mülksüzleştirilmiş insanlar/halklar olarak yaşamaya ve ölmeye mahkum edilmişlerdir. Modern tarih boyunca siyasal stratejiler, araçsal ve ideolojik aklın emperyalizmi tarafından belirlendi. Günümüzde de, ideolojik emperyalizm belirleyiciliğini sürdürüyor. Bu nedenle de, İslam toplumları-halkları, güç ilişkilerine maruz kalıyor. İdeolojik silah olarak kullanılan “insan hakları” gibi kavramlar, bütün toplumlara/insanlara uygulanmıyor. Liberal demokrasi ve insan hakları söylemi, sistematik bir şekilde eşitsizlik ve şiddet üreten yeni evanjelizmin maskesi olmaktan öte bir işlev taşımıyor. Adaletten bağımsız bir hukuk yaklaşımı sıradanlaştığı ve tayin edici olduğu için, insanlık acımasız ve ahlaksız bir tarihin baskısı altında tutuluyor.

    TAKLİT EDEREK VAROLUNAMAZ

    Hangi toplumda ve kültürde olursa olsun, mevcudu sırf mevcut olduğu için meşrulaştırmak, bütün kötülükleri, kirlilikleri, yozlaşma ve yabancılaşmaları meşrulaştırmakla sonuçlanır. Hayatta, dünyada, tarihte neler olup bittiğini anlamadan, anlamaya çalışmadan yaşamak, sürüklenerek, savrularak yaşamaktan farksızdır. Sürüklenerek, savrularak yaşayan toplumlarda büyük ölçekli bir gündem oluşturulamayacağı gibi, büyük ölçekli bir dönüşüm ve değişim de gerçekleştirilemez; meydan okuyucu düşünceler, fikirler üretilemez. Bu tür toplumlarda insanlar, düşünerek/üreterek varolmak yerine, bir otoriteyi taklit ederek ya da ideolojik bağlılıkları seçerek varolma yolunu seçerler. Taklit eden insan, kendisinin farkında olmadığı için taklit eder.

    İslam dünyası toplumları, sınırsız bir duygusallık ve kendine hayranlık gibi kimi zaaflarla malûl bulunduğu için, temel-yapısal-hayati sorunları görmekte-anlamakta zorlanıyor, eleştirel bir dikkate sahip olamıyor. Müslümanlar olarak geçmişin tarihini hikaye etmek çok hoşumuza gidiyor, ancak tarihin eleştirel yorumundan her nedense hiç hoşlanmıyoruz. Müslümanların zaaflarını İslam’ın zaafları olarak görmemek gerekiyor. Kur’an-ı Kerim, bilgi üzerinde yoğunlaşmamızı isterken, bugün toplumlarımızda zihnî çabaları tahfif eden bir gelenek ısrarla sürdürülebiliyor. İslam, Müslümanları düşünme ve aklını kullanma sorumluluğuna davet ederken, düşünme ve aklını kullanma sorumluluğu bütünüyle terk edilebiliyor.

    ALGI KRİZİ YAŞIYORUZ

    Günümüzde, İslam toplumlarında politik söylemler dışında, alimlerin, ariflerin, düşünürlerin, filozofların sesi, soluğu, mücadelesi, muhalefeti duyulmaz, işitilmez hale gelmiştir. İslam dünyası toplumlarında İslami bütünlük algısının, bilincinin çözülmesi, dağılmasıyla birlikte, hayatlarımız, kişiliklerimiz, kimliklerimiz de büyük ölçüde parçalanmıştır. Bu parçalanma sebebiyle, bugün dünya Müslümanları olarak, büyük bir algı krizi/karmaşası içerisinde yaşıyoruz. İslam’ın nasıl temsil ve tecrübe edilebileceğini, insanlığın dikkatine nasıl kazandırılabileceğini, bugünün gerçekliği karşısında nasıl bir tavır/tarz/duruş/çözümleme geliştirilebileceğini bilmiyoruz. Toplumlarımız ve kültür dünyamız, bir yanda geçmişin baskısı, bir diğer yanda da liberal-seküler dünya görüşünün baskıları sebebiyle özgün/bağımsız üretime cesaret edemiyor. İslami bünye, içerisinde yaşadığı algı krizi sebebiyle, bir türlü kültürel özne olma liyakatini kazanamıyor. Kültürel özne olma liyakatine sahip olamadığımız için, barbarca önyargılara katlanıyoruz. İslami ideallere yönelik yoğunluklar ve bilinç, milliyetçi dayatmalar sebebiyle her geçen gün daha bulanık/etkisiz hale geliyor. Müslüman halklar, ulus-devlet ve milliyet sınırlarına kapatıldığı için, ümmet çapında, insanlık çapında yankısı olabilecek, bütün insanlığa ait eserler üretemiyor, bilginler ve bilgeler yetiştiremiyor.

    Bugünün dünyasında Müslümanlar olarak, bir yanda dışarıdan ideolojik manipülasyonların, içeriden de milliyetçi manipülasyonların yoğun saldırıları ile karşı karşıya bulunuyoruz. Pratik gerçeklerle ahlaki hakikatler arasında sıkışıp kalmış bir ruh/zihin hali sergiliyoruz. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, Ortadoğu’da aile/kabile/aşiret monarşileri, yeni evanjelizme kölece hizmet edebilmek için yarış halindeler. Bütün insanlıkla konuşma, iletişim kurma yeteneğini-liyakatini taşıyan kadrolara sahip olmak bir yana, bugün, İslami bütünü, İslami bütünün taşıdığı idealleri en güzel şekilde ifade edebilecek bir dile, düşünceye, kültüre de sahip değiliz.

    İSLAMİ İDEALLARİN İÇİ BOŞALTILIYOR

    İslami bünye içinde yaşanmakta olan algı krizi, algı karmaşası, algı parçalanması; Müslümanların kültürel nesnelere dönüşmesi; İslam’ın ontolojik bağımsızlığını, meşruiyetini, otoritesini ve iktidarını kaybederek itibarsızlaştırılması; İslami meşruiyetin, otorite ve iktidarın sömürgeci dil ve söylem tarafından sorgulanabilir/değersizleştirilebilir hale getirilmesiyle birlikte başladı. Yaşadığımız algı krizi/karmaşası sebebiyle, hakikatlerin yanılsamalara, yanılsamaların hakikate dönüştüğünü farketmiyoruz. İlkesel ve ahlaki zeminde bir çözüme kavuşturulması mümkün olmayan çelişkiler biriktiriyoruz. İslami ideallerin içi bütünüyle boşaltılıyor.

    Bugün, hepimizi doğrudan ilgilendirdiği halde, üzerinde belki hiç durmadığımız, düşünmediğimiz, konuşmadığımız, tartışmadığımız, varoluşsal bir sorunumuz var: Farkına varmadığımız bu sorun, bugünün dünyasının, tarihinin, dünya sisteminin bize dayattığı düşünsel, kültürel, felsefi, ideolojik sınırlar içerisinde yaşamaya mahkûm olmak, bu sınırlar içerisinde kalarak tanımlanmayı, konumlandırılmayı kabul etmektir. Hakim kültür dünyasının, yapılarının, endüstrilerinin hepimiz için icat-imal ettiği kategorileri aşamadığımız takdirde, düşünsel-felsefi bağımsızlıktan söz edemeyeceğimiz gibi, maruz kaldığımız İslami algı karmaşasından da kurtulamayacağız.

    https://www.yenisafak.com/hayat/algi-krizi-3192165