“Sana seni seviyorum diyemem belki ama kalabalık bir ortamda gülerken ilk senin gözlerine gülümserim ve eve giden kısa yolu seninle birkaç adım fazladan atabilmek için uzatırım. Bazen de bilerek adresi kaybederim. Bilmem ki anlaman için bazen elimi kaybeder, elinde ararım. Bazen de ezbere bildiğim şarkının nakaratında saçmalarım. En güzel kelimelerle kurduğum cümlenin devrilmesini seyrederim. Konuşurken aniden bir kekeme oluveririm. Bazen de yağmurlu havada şemsiyeyi başımız yerine yağmur ıslanmasın diye tutarım. Kaybolur ayaklarım, aniden topallayarak sana yaslarım omzumu, anla ama sana seni seviyorum diyemem, anla. Hadi elimi tut, gökyüzü bulutlardan düşüyor.”
Değinilecek çok fazla konunun olduğu oldukça uzun bir kitap yorumuyla karşınızdayım. Elimden geldiğince kategorilere ayırarak yorumlayacağım ve okumak isteyenlere faydalı olacağına inanıyorum.
Kitap boyunca beni en çok etkileyen konuyla başlamak istiyorum. SU!
Hani bazen kötü bir şey yaşarız ya da bir haber bekleriz ve bu durum bizim için kritiktir ve yerimizde duramaz, içimizde kötü bir his olur ve oldukça rahatsız hissederiz. 712 sayfalık bu kitabın her sayfasında bu hissi buram buram hissettim. Susuz kalabileceğimiz hissi beni o kadar rahatsız etti ki benim için kitabın olay örgüsünün önüne geçti diyebilirim. İnsanların kendi vücudundaki arıtılmış suyu içtiğini düşünün, asla soğuk olmayan ve o çöl sıcağında bizi asla tatmin etmeyen azlıkta. Ağlamak bile yasak! Yazar, gerçekten suyun önemini vurgulamak mı istemiş yoksa sadece o atmosferi daha iyi anlayabilelim diye mi bu kadar ayrıntısal vurgular yapmış bilmiyorum, bu konuyu araştırmadım fakat her halükârda bu kitabı okuduktan sonra suya asla önceki gibi bakmayacaksınız.
Kitabın diline gelecek olursak çok fazla terimsel ifadeler olmasına karşın kitapta anlatılanları anlamakta zorluk çekmiyor ve bu kelimeleri sanki günlük hayatımızda da kullanıyormuşuzcasına alışıyorsunuz. Kitabın sonunda bir sözlük bölümü var ben sayfaları karıştırmadığım için keşfetmedim fakat kitabı okurken yeni bir kelimeyle karşılaşırsanız sözlükten anlamına bakarak da kitabı zorlanmadan okuyabilirsiniz. Kitap oldukça akıcı bir dille yazılmış, çok yoğun betimlemelere sahip değil, kısa ve öz anlatımıyla atmosferin görüntüsünü zihninizde yakalayabiliyosunuz.
Bazı okuyucular, kitabı daha iyi anlamak için “Ekler” bölümünü daha önceden okumuş fakat kesinlikle tavsiye etmiyorum. Kitabın gidişatına dair oldukça fazla spoiler içermekte hatta özeti
DuneFrank Herbert · İthaki Yayınları · 202115,7bin okunma