• Merhaba Değerli Kitapseverler 

    Taptaze bir yorumla tekrardan sizlerle

    beraberim 


    #abbassayar #yılkıatı #kitapyorumu #tavsiyekitap


    Çok değer verdiğim bir arkadaşımın önerisi üzerine temin edip okuduğum bu eseri çok beğendiğimi söyleyerek başlamak istiyorum yorumuma. Hikayemiz orta anadolu'da fakir bir ailenin başından geçenlerle başlıyor. Ailemizin babası zengin olma hayalleriyle yanıp tutuşan bir insan. Hikayemizin ana kahramanı olan atımız ailemizin zamanında rahatça yaşamasını sağlamıştır. Yarışlar kazanmış, gıpta ile bakılmış, büyük kazançlar sağlamıştır aileye. Yıllar yılları kovalamış yaşlanmış ve yük olmaktan başka bir şey yapamaz olmuş aileye. Ailenin babası atı kış gelirken yılkıya bırakıyor. (Kendi başının çaresine bakması için doğaya salıyor) Tam burada başlayan hikayemiz atın gözünden anlatılıyor. Atın yaşadıkları, hissettikleri, duygularını bize çok güzel yansıtıyor yazarımız. İnsan Neyle Yaşar kitabında bir adama gün doğumundan gün batımına kadar gezdiğin ve daire içine aldığın tüm yerler senindir deniyor ve o adamın hırsla olan mücalesini okuyorduk. O hikayeyi andıran bu kitabı kaçırmayın derim. Abbas Sayar zamanında çiftlik işiyle uğraşmış ve derin gözlemleri sayesinde mükemmel bir eser ortaya çıkarmış. Köy diyalogları, şiveli cümleler, sık kullanılmayan deyimler kitaba ayrı bir hava katmış.Kitabın bize vermek istediği ince mesajlar çok iyiydi. Taşra edebiyatı sevenler, Anadolu'ya, köy hayatına, atlara meraklı arkadaşlar mutlaka okumalı diyerek 1971 yılında TRT Roman Başarı Ödülü almış bu kitabı tüm kitapseverlere tavsiye ediyorum. 

    Yeni gönderilerde görüşmek üzere. Esenle kalın 🤗
  • İnsanları sadece Vikipedi'den bilgi ediniyor zanneden zavallı insanlar var burada. Zavallı diyorum çünkü sadece kendini bilgili zanneden bu zavallı insanların yan sekmesinde Vikipedi eksik olmaz. Kişi kendinden bilir işi hesabı, karşısındaki insanın bilgiyi sadece oradan edindiğini düşünür.

    Bu zavallı insanlar günlük hayattaki ezikliklerini burada roket, füze, güdüm, balistik raporu (hadi iyisin köftehor bu da benden) gibi kelimeler ile gidermeye çalışıyor. Madem bu konulara bu kadar meraklısın o zaman gidip savaş sanayiinde işe girseydin derler adama. Tabii zeka yetmeyince, sadece çene çalışıyor. Anlıyorum, gayet doğal bu tür hareketler. Asıl sorunu caps lock açıp bayat lafları çok büyük zeka ürünü gibi satmak olan bu vatandaşların çenesi ortalama bir su aygırından daha güçlü olur. Malum başka yerler işlemeyince iş sadece çeneye vurur ve bu türlerin en belirgin özelliği de şudur: "Ad hominem" yapmaları. Tabii bunu da normal karşılıyorum.

    İncelemelerinde sayı yuvarlıyorum falan filan gibi bir şeylerden bahsetmiş olan bu kişiler, çünkü bir kişi değil bunu yapan, birkaç kişi var, ama her nedense bir kişi üstüne alınmış çünkü yarası var gocunuyor, 70 bin olan bir sayıyı 200 bine yuvarlıyor. Bu da gerçekten büyük bir zeka işi. Gerçekten takdir ettim bu konuyu. Tarihi, kitaplardan değil de, incelemelerden ben sizlere öğretmeye çalışıyorum gibi bir tür acındırma edebiyatına girmek ise ayrıca komik. (Gerçi herhangi bir konu hakkında, herhangi bir bilginin otoritesi gibi davranıp, aslında hiçbir şeyi doğru düzgün bilmiyor olmaktan daha komik değil.) Demek ki bundan sonra, tarihi kitaplardan değil, bu vatandaşların incelemelerinden öğreneceğiz. Tabii kaynak isteyen yine sanayiye gidip münasip yerine kaynak yaptırabilir. Ama en güvenilir kaynak Turgut Özakman Kaynak Dükkanı'nda yapılıyor. Yani öyle bir kaynak ki, kralı gelse bir şey olmaz.

    Yine de bol keseden atmasyonla, kesin yaşanmıştır bu dedirten anılarla, çeyrek tarih bilgisi, birkaç da bayatlamış espriyle, ergen usulü random gülmelerle, caps lock açıp Nihat Doğan gibi "bakın buraya dikkat!" mesajı vererek ve tabii ki olmazsa olmaz üç beş zeka problemli yancıyla olan inceleme keyfini böldüğüm için herkesten özür dilerim.

    İncelemelerimi isterse tek kişi beğenmesin yine yazarım diyen birinin de, aynı incelemeyi mütemadiyen yeniden paylaşması da gerçekten hiç beğeni peşinde olmadığının bir göstergesi. Evet, zaten onun için beğen, paylaş, yorum yap tarzında yorumlar ve özel mesajlar hiçbir zaman da atılmaz zaten.

    Dur bir de bayat espri ben yapayım: Nasıl diyorlar Ankara'da? "SAÇMA SAPAN KONUŞMA LA!" (Dur not da bırakayım, çünkü okuyanlar bunun ironi olduğunu anlamaz, çünkü herkes aptal, en akıllı benim, evet!)

    Son sözüm de yancılara, gerçekten buradaki incelemelerden bir şeyler öğrendiğinizi sanıyorsanız ya gerçekten çok ama çok cahilsiniz ya da neyse devamını getirmeyeyim. Bu arada fazla oralet içip hesabı da şu işsiz vatandaşa kilitlemeyin. Yancılığın da adabı vardır.

    Kendime dipnot: Ya o değil de, dahi anlamındaki -de'yi ayırmayı bilmeyen adamlara yazı döşüyorsun ya, sana da ne desem bilemiyorum.

    Mecburi edit: Sana değil demedim, sadece sana değil dedim. Okuduğunu anlama problemli insanlar da ayrı sıkıntı oluyor. Şarkı güzelmiş sevdim telefon melodim yapacağım. Teşekkür ederim.
  • Ben bir şey sormak istiyorum , bu uygulamanın bir amacı var ve adı üstünde “kitap”.Kitaplar hakkında değil mi? Peki bu uygulama neden farklı bir amaçla kullanılıyor? Kız-erkek tavlamak için açılmış bir uygulama değil bu.Birçok kişi uygunsuz mesajlar atıyor.Bu amaçla kullanıyor.Bu hiç hoş bir şey değil.Lütfen bunu yapmayın bu uygulamayı da böyle kötü bir şekilde kullanmayın !
  • Gerçekten çok güzel politik bir eleştiriydi. George Orwell, bu romanda tarihsel bir gerçekliği başarılı bir şekilde yermiş. Söylendiğine göre yazarın eleştirdiği lider Stalin'miş. Her dönemden izler taşıyan, hayvanlar üzerinden insanların durumlarını gözler önüne seren, ince mesajlar içeren, kurgusu kusursuz güzel olan bu eseri herkes okumalı!
  • Bilinçaltın senin gerçek kimliğini ortaya çıkarma mücadelesi veriyor ve sana sürekli güçlü mesajlar veriyor Kenan. GERÇEKTE SEN KIMSIN KENAN
  • Kitabı elinize alır almaz kitap sizi sürüklüyor zaten. Fedailerin Kalesi Alamut adeta içnizi ürpetecek. Kendini peygamber gibi gören İbni Hasan Sabbah'ın kurmuş olduğu ve etrafındaki herkesi hayranlıklara ve şaşkınlıklara bıraktığı bu sistemde onlara canını vermeye hazır fedaileri ve birbirinden güzel kızları bulunduran cennet bahçeleri vardır.

    Sloven yazar Vlademir Bartol'ın en iyi eseri olarak kabul edilmekte Alamut. Bartol eseri yazarken etrafındaki olaylara da mesaj vermiştir aslında. Hasan Sabbah'ın Hitler gibi faşist ve diktatör olduğunu koymuştur esere esâsında.

    Günümüze ait mesajlar da çıkarabiliriz aslında. Esasında kurulan tüm tarikatların kendine inanları kandırdığı mesajı açıktır. İnsanları kendinelere itaatkar yapmak amacıyla tek yolun onların en safi duyguları olan din duygularıyla oynamaktan geçtiğini bilir liderler. Eğer Hasan Sabbah onlara cenneti müjdelemeseydi hiç biri ona itaat etmeyecekti.
  • Akan sudan ibret alınız... Karşısına kaya çıkınca, yolunu değiştirip ilerlemesine devam eder!