• Kur'an, bütün âlemlerin Rabbi itibariyle Allah'ın kelâmıdır. Hem bütün mevcudatın İlahı unvanıyla Allah'ın fermanıdır. Hem bütün Semavat ve Arz'ın Hâlıkı namına bir hitabdır. Hem rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir. Hem saltanat-ı âmme-i Sübhaniye hesabına bir hutbe-i ezeliyedir. Hem rahmet-i vasia-i muhita nokta-i nazarında bir defter-i iltifatat-ı Rahmaniyedir. Hem uluhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazan şifre bulunan bir muhabere mecmuasıdır. Hem ism-i a'zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a'zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmetfeşan bir Kitab-ı Mukaddes'tir...
  • Vurgulanması gereken birinci nokta, kitlenin hiçbir zaman tatmin duygusu yaşamadığıdır.
    Elias Canetti
    Sayfa 21 - Ayrıntı Yayınları-7.Basım-2016-Çeviren:Gülşat Aygen
  • Mesele, varlık içinde istila yapmak değildir. Asıl ders ve ibret alınacak nokta yoksulluk içinde vatan savunmaktır.
    Ahmet Emre Ateş
    Sayfa 42 - Fransız Gazeteci Carrere
  • Bir Hogwarts macerasının daha, hatta bir Harry Potter’ın başını belaya sokup kurtulduğu bir romanın daha sonuna geldim. Güzel miydi? Evet çok güzeldi. Peki sıktı mı? Evet önceki 3 kitaba göre sayfa sayısının çokluğundan da olsa gerek daha çok sıktı. Nelerdi mesela sıktığı konular dersem 4 kitapta da olan, Hogwarts’daki her sene okula yeni gelen Karanlık Sanatlara Karşı Savunma hocasının altından her bir kitapta bir şeylerin çıkması bana gereksiz bir tekrarlar zinciri olarak geliyor. Bilemiyorum her kitapta bu durumun olması gerekiyor mu gerçekten ya da kalan kitaplarda da bu durum tekrar edecek mi ve J. K. Rowling yine kitabın sonlarında bu durumu bize beklenen ve sıkan bir sürpriz olacak sunacak mı merak ediyorum. Ateş Kadehi ise ilk üç kitaba göre sayfa sayısı olarak daha uzun dedim ama maalesef ki bu sayfa sayısının fazlalığı da Hogwarts içindeki gündelik olaylar üzerinden olmuş. Yanlış anlaşılma olmasın ama kitaba kötü kitap demiyorum, verdiğim puandan ve beğendiğim kitaplara eklememden de belli olacağı üzere kitabı çok sevdim, sadece bu saydıklarım kitabın ve serinin güzelliğine biraz gölge düşürüyor o kadar.

    İkinci kitaptan beri seride beklediğim bir şey var ki o da ev cinlerinin maruz kaldıkları durumlar ve bunların düzelip düzelmeyeceği. Bu kitapta ise sağ olsun Hermione bir şeyler yapmaya çalıştı ama sonuç? Yok işte sonuç. Sayfalarca okudum, sayfalarca hak verdim hatta rozetini zihnimde ben de taktım ama maalesef sonuçlanan bir şey olmadı, işin kötü tarafı ise her şey havada kaldı, birden kesildi yani bu konuyla ilgili yazılanlar. Umarım devam kitaplarında güzel bir sonuca ulaşır ve ev cinleri rahatlarlar en azından. Ve keşke de Dobby’e çoraplar gönderebilme imkânım olsa.

    Harry Potter kitaplarında sevdiğim bir nokta var ki o da kitapların bazı bölümlerinde gerçekten de keyifli ve kaliteli esprilerin olması. Tebessüm ettirebilmeyi ve güldürmeyi gerçekten de başarabiliyor. Mesela kitabın başındaki Harry’nin Dumbledore’un yaz tatillerini nasıl geçirdiği hakkında düşüncesi çok iyiydi, insan gerçekten de Harry’nin düşünecesini okuyunca Harry gibi gülebiliyor ve kitabın ortalarında kehanet dersi için Ron ve Harry’nin sallamasyon bir çalışması vardı ki mizahın kalitesinin gerçek manada konuşturulduğu kısımlardı ya da yine bir bu kadar kaliteli olan Ron’un muggle çözümleri diyebilirim, yani büyüde çözemediği olayları mugglelar gibi bir çözüm getiriyor ki hoşlanmamak elde değil. Ama bunların yanında Rita’nın yaptığı bir aşk haberi var ki maalesef bu güzel romanı ergen romanı havasına sokmuş.

    Rowling sanki bu sefer bu kitabında edebiyatçıların, romancıların sürekli kullandığı bir yöntemi kullanarak Doğu-Batı kıyaslamasına girmiş gibi geldi. Batı’nın uçan süpürgesi ile Doğu’nun uçan halısını sanki kıyaslamış gibi. Uçan süpürgelerin olduğu ve sihir dünyasının hâkim olduğu bir seride zaten uçan halıların olmaması, adının geçmemesi düşünülemezdi. Rownling de Ateş Kadehi’nde uçan halılara yer vererek ve karakter ismini de Ali Beşir yaparak istemsiz bir şekilde güzel bir sürpriz yapıyor. Ama halıların yasaklanmış sihirli bir nesne olarak gösterilmesi de uçan süpürgelere karşı uçan bir halıyı ezmek midir o da haklı olarak düşündürtüyor. Yanılmıyorsam uçan halı figürü ilk olarak edebiyatta Binbir Gece Masalları’nda kullanıldı, Yahudilik inancında da Süleyman’ın uçan halısının olduğu bilgisi geçiyor diye biliyorum. Uçan süpürge de bu tarihlerden eski midir bilemiyorum ama sanki halıya karşılık tarihte de uçan süpürge kullanılmaya başlanmış gibi geliyor. Zaten halıya karşılık süpürgenin de olması bana fazlasıyla da manidar geliyor, sonuçta süpürge ile o halı süpürülür ve halıya göre daha hızlanan ve daha çok manevra yeteneği olan eşyadır.

    Ateş Kadehi Harry Potter’ın esas konusuna biraz geç giriyor, bekletiyor fazlasıyla okuru ama mükemmel bir finalle de son buluyor. Bekliyorum devam kitaplarında artık daha fazla hareketlilik olacak gibi.
  • - Ne düşündüğümü söyleyeyim mi sana?
    - Söyle.
    - Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük.
    - Gören körler mi?
    - Gördüğü halde görmeyen körler.

    Hakikatin ırmağında yüzen ama, hakikatin farkında olmayan balıklar misaliyiz. Körüz. Hakikat körü de denebilir. Kendi bencil dünyamızın bencilce doğrularıyla kuşattığımız egomuzun kurbanı olan hakikat. Körlüklerimizin mağduru..
    Evet, neyin körüyüz hiç düşündünüz mü? Gerçek bir düşünme antremanı. Ben de körmüşüm, yüzlerce körlüğüm varmış. Kendi karanlıklarımda boğulup kaldığım ne kadar nokta varmış.
    Düşünün, kendi körlüğünde boğulanların yığın yığın yaşadığı bir dünya burası. Kimseye el uzatmayanların ahkam kestiği ve herşeyi gördüğünü sananların, aslında körlüğünü gizlediği bir riyakarlık alemi.
    Gözleri kör olmak değil de, gönüllerin bu kadar körleşmesi ne kadar acı. Düşmanlıklarla beslenen bir körler dünyasında yaşar hale geldik. Herkesi kendimize benzetmeye çalışmaktan başka bir şey yapmaz olduk.
    İşte bu kadar gözü ve gönlü körleşmiş olanların, gözlerinin kör olmasının bir anlamı olmadığını anlatıyor kitap bize. Asıl körlüğün düzene köle olma körlüğü olduğunu öğrenmek acı bir hakikat. Körlük bir engel değil, kör olsa da zalim yine zalim, ahlaksız yine ahlaksız. İnsan mayasında arıza varsa her zaman mayasının gereği olarak zarar vermeye devam ediyor.
    Hiç bir kahramanın adını kullanmadan, müthiş bir akıcılık ve bağlayıcılık içeren bir eser. Bazen The Walking Dead havasına girse de, kesinlikle okunması gereken bir yapıt. Körlüğünü merak eden herkes için bir cevap var
  • “Nokta.cümlenin başında olması neyi bitirir.başlamadığı anlamında mı.başlamamış olsa izi olmazdı.siyah bir deniz var."
    Şafak Çelik
    Şule Yayınları
  • “Gece de olsa kuşlar
    yitirmez yönünü
    her nokta yerinde
    biliyor eksilmiyor çizgi"
    Şafak Çelik
    Şule Yayınları