• DNA dört harf veya bazdan oluşur. Şimdi bilim insanları bu sisteme dört harf daha ekleyerek sekiz harfli hale getirdiler. Bu yapay DNA, evrendeki potansiyel yaşam formlarına ilişkin ipuçları içerdiği gibi Dünya üzerinde de dijital veri depolama kapasitesini büyük ölçüde artırabilir.

    Biyolojik bir tehlike yaratabilir
    Benner Hachimoji DNA'sının yaşamı destekleyebilir duruma gelmesi için başka bir koşulun daha yerine getirilmesi gerektiğini söylüyor. Bu da DNA'nın kendi kendine yetebilmesi ve kendi başına hayatta kalabilmesi demektir. Ancak bilim insanları bu aşamaya geçmeden araştırmayı sonlandırdılar. Korkuları şuydu: Molekül, biyolojik bir tehlike olarak bir gün Dünya üzerindeki diğer organizmaların genomlarına sızabilme riski barındırıyor.
  • Cadılık suçlamasıyla karşı karşıya kalanların ezici çoğunluğunu kadınlar oluşturuyordu. Bunlar çoğunlukla evlenmemiş ya da dul kalmış yaşlı kadınlardı. Yalnız yaşadıklarından başlarında bağımlı olacakları ve hizmet edecekleri bir erkek reis bulunmuyordu. Bu nedenle hem komşuları için potansiyel bir maddi sorumluluk hem de dini açıdan şüpheli kişiler olarak görülüyorlardı....Erkek yönetimindeki bir ailenin dışında yaşadıkları için bu kadınlar, diğer kadınların koca ve sevgilileri açısından cinsel bir tehlike yaratıyordu. (Günümüzde de ayrılmış ya da boşanmış kadınlar böyle görülür) O dönemde kadınların cinsel ihtiyaçlarının erkeklerinkinden daha fazla olduğuna inanılırdı. Bu yüzden bir bağıntısı bulunmayan kadınlar çok tehlikeli bulunuyordu. Dahası bekar ya da dul bir kadın gayrimeşru çocuk doğurduğunda topluluğun potansiyel maddi yükümlülüğü artmaktaydı.
  • "İç ve dış mihraklar, ellerindeki terör altarnatiflerini daima muhafaza edeceklerdir.
    Bunlardan birisi yıpranıp işlemez hale gelince, bir başkası öne sürülecektir. Şimdilerde PKK ve benzeri illegal örgütler de etnik grupları harekete gecirme çabasındalar. Yarının Türkiyesini bekleyen en korkunç terör vesilesi ise, MEZHEP duygusuna yenik düşünler benzer. Bu yeni TEHLIKE terör adına PKK `dan daha elli kat daha fazla bir POTANSIYEL GÜCE SAHİPTİR."
  • 112 syf.
    Ne olursa olsun seni terk etmeyeceğim. Neler yaşayacak olsam da , seni içimden atmayacağım.
    Hani şu simit aldığım fırıncı, süt aldığım market sahibi ve her sabah ekmeğimi kapımın önüne bırakan kapıcı var ya arada kaçamak bakışlarla tepeden tırnağa beni süzen, bakışlarını yakaladığımda, vücudum emrine amade evet diyecek miyim cevabını bekleyen adamları ve onların yalnız yaşayan kadının potansiyel tehlike zannının sahipleri karıları işte onları hiç umursamadan;
    Seni içimde büyütmenin , canımdan can olmanın sevincini kızgın , yargılayıcı gözlerle bakan hiç kimseye lütfen beni anlayın demeyeceğim.

    Binlerce insanın yaptığı o şeyi ben de yaptım. Sevdim , seviştim hamile kaldım evet. Sevişmenin meşruluğu , toplumun onayı olan imza atılmadan olduğu için sen gayri meşru çocuk adayı oldun bense o…..pu. Ya seviştiğim adam, seni istemediğini söyledi bana başının çaresine bak ben yokum dedi de, bu ilişki sonrası ona uygun görülen hiçbir kelime ile karşılığı verilemedi.

    Oysa kimseler bilmiyorlar ki ne kapanmak rahibe eder; ne de sevişmek fahişe. Hani benim kutsallığım? Annelik kutsal değil miydi? O da atılan imzaya şahit olanların şehadeti sonrası mı?

    Hangi yüzyılda yaşarsak yaşayalım , ‘’erkeksiz kadın eksik etek'' , ‘’maşa kadar kocası olan kadının paşa kadar sözü olur’’ hegemonyasının olduğu , erkeğe muhtaç kalındığına inanacak, evlenene değin bekaretini koruduğunun ispatı kırmızı kurdela bağlanmış gelinlikle birisinin karısı olmak için evinden uğurlanan , anne baba, kaynana kaynata eş, çocuk yetmezmiş gibi toplumun da tüm yüklerinin sırtlayarak yetiştirildiği kız çocuklarından biriyim ben de ama yüklerimi görmezden gelip seni doğuracağım.

    Anarşi yok belki, liyakat aranmaksızın iş bulabiliyoruz . Her ne kadar doğu batı ayrımı, kim ateist kim müslüman tartışması yapılsa da , solcuların sağcıların yerini cemaatler kapsa da , askerin eski gücünü kaybettiği, güvenlik güçlerinin varlığının sisteme göre belirlendiği, binlerce öğretmenin atanamadığı, okumayan kızların kocaya verildiği devrin bittiği, işi olmayan kızlara talebin olmadığı anların geldiği , kadın cinayetlerinin son sürat devam ettiği, çocuk gelinlerin popülerliğini yitirmediği şiddetin vazgeçilmez en yaygın davranış şekli olduğu bir zamanda namus iki bacak arasında ama cumhuriyet halen yönetim şekli şükür demeliyiz değil mi? İşte bu dünyaya gelmen için elimden geleni yapacağım.


    Anne olunca , baba olunca anlarsın, diyorlar. Sen de anlayacak mısın anlayabilecek misin ki beni?
    Ya sen de kız olarak doğarsan hem gayri meşru hem de kız!! ‘’Anasına bak kızını al’’ yaftası ile geçecek bir ömür. Belki annenin yolunu izleyeceğin , belki de yapıştırılan ünvanların sebebiyle uğrayacağın bir tecavüz sonucu anne olacağın bir geleceğin olacak .
    Erkek olarak doğacaksan güçlü olmak zorundasın, erkekliğin kuralı gereği, bunun işi, gücü geçimi var, eğitimi var , paran yoksa yenik başlayacağın hayata adım atman için çabalayacağım.

    Anlattığım tüm bunlara rağmen; kız ya da erkek hangi cinsiyette doğmak istersen evet ise cevabın, sakın vazgeçme sen de çocuğundan sakın ama doğacak çocuğuna "Sonsuza kadar evet" annenim , babanım senin demekten hatta defalarca kez , coşkulu bir sesle söylemekten.
    Çünkü ölümüm pahasına ben vazgeçmeyeceğim senden.
    Keyifli okumalar.
  • Bir psikiyatrın kimi zaman alması gereken en zor kararlardan biri hastasını kendi rızası dışında hastaneye yatırma kararıdır. Hastayı rızası olmadan hastaneye yatırmanın temelde üç nedeni vardır: Hastanın akut intihar, cinayet eğilimi vardır veya bir açıdan kendisine ya da başkalarına tehlike teşkil ettiği düşünülüyordur. Kendine zarar vermeye yönelik düşünce veya duyguların acil bir tehlike teşkil edip etmediği kararı genelde psikiyatristin değerlendirmesine kalmış bir karardır. Bazı insanlar kendilerini kronik olarak intihara meyilli hissedebilir ve durmaksızın bu hislerinden söz ediyor olabilirler ama hiçbir zaman harekete geçmezler. Bazıları keonik intihar eğilimli davranış sergileyerek, açlıkla, uyuşturucuyla, alkolle veya sigarayla kendilerini yavaş yavaş yok edebilirler. Ancak bu insanlar akut tehlikeli olarak algılanmazlar ve nadiren hastaneye yatırılırlar.
    Psikiyatri eğitiminin bir kısmı, hastanın söylediklerini, geçmişini ve halihazırdaki davranışını bir araya getirerek, bu kritik kararı almayı içerir. Hastaların sözünü ettikleri potansiyel kendine zarar verme yöntemleri doktorun kararını etkiler. Erkekler genelde kendilerini vurma eğilimi gösterirken, kadınlar daha çok aşırı doz hap almayı tercih ederler. Depresyonda ve yalnız bir kadın, evde uyku hapı zulası yaptığından bahsederse bu psikiyatristin endişesini arttırır.
  • 208 syf.
    ·4 günde·8/10
    "Kitap kağıdını tutuşup yanma sıcakligi"
    Bir kitap sever için nekadar ürpertici bir cümle öyle değilmi? Günümüzden 500 yıl sonrasını anlatan distopya da entellektüel kelimesinin küfür sayıldığı bir dünyadan bahsediliyor.iyi bir okur için rahatsızlık veren konusu kitabı sürükleyici kılmış.Kitaplarin yakıldıgi bir coğrafyada amaç herkesi eşit hale getirmek.cunku ozaman herkesin mutlu olabileceğine kendilerini kıyaslayacak herhangi bir durum söz konusu olmayacağına inaniliyor.kitapların dolu bir tabanca okurlarında potansiyel tehlike olarak görüldüğü bir yönetim anlayışına sahip bu coğrafyada ölüler bile insanlara mutsuzluk vermesin diye mavi duman Barosuna, yakmaya gotürülüyor.
    En önemli görevin tabikide itfaiyecilere düştüğü bu dünyada itfaiyeciler insanlarin iç huzurunu korumayı hedefleyen kutsal görevliler.insanlarin bir çok şey hakkında neden diye sormalarinin mutsuzluk getireceğini düşündükleri için bütün kitapları yakıp kitap okuyanlari da hapise gönderiyorlar.Yanmayan evler,mekanik tazılar ve Kapsülleriyle kitap ilk sayfalarından okuru içine alıyor.korkutucu ve düşündürücü oyle degilmi?