• Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim görevlisi olan Prof. DR. Muharrem KILIÇ hocanın öğrencileriyle paylaştığı kitap listesi:

    Sophokles, Antigone

    Aristophanes, Eşek Arıları

    Platon, Toplu Diyaloglar

    Platon, Sokrates’in Savunması

    Platon, Devlet

    Platon, Yasalar

    Aristoteles, Politika

    Aristoteles, Retorik

    Aristoteles, Nikomakhos’a Etik

    Aristoteles, Atinalıların Devleti

    Farabi, İdeal Devlet

    Farabi, Mutluluğun Kazanılması

    Nizamülmülk, Siyasetname

    İbn Hazm, Güvercin Gerdanlığı

    İbn Tufeyl, Hay Bin Yakzan

    Feridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr

    İbn Rüşd, Siyasete Dair Temel Bilgiler

    Thomas Aquinas, Varlık ve Öz

    Nasreddin Tusi, Ahlak-ı Nasıri

    İbn Haldun, Mukaddime

    Desiderius Erasmus, Deliliğe Övgü

    Thomas Moore, Ütopya

    Niccolo Machiavelli, Prens

    Kınalızade Ali Efendi, Ahlak-ı Alai

    Francis Bacon, Denemeler

    Tommaso Campanella, Güneş Ülkesi

    William Shakespeare, Venedik Taciri

    Hugo Grotius, Savaş ve Barış Hukuku

    Francis Bacon, Yeni Atlantis

    Rene Descartes, Metot Üzerine Konuşma

    Thomas Hobbes, Leviathan

    John Locke, Yönetim Üzerine İkinci İnceleme

    David Hume, İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme

    Montesquieu, Kanunların Ruhu Üzerine

    Jean Jacques Rousseau, İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı

    Jean Jacques Rousseau, Toplumsal Sözleşme

    Cesare Beccaria, Suçlar ve Cezalar Hakkında

    Jeremy Bentham, Yasamanın İlkeleri

    Heinrich von Kleist, Michael Kohlhaas

    Carl von Savigny, Çağımızın Yasama ve Hukuk Bilimi Konusundaki Görevi Üzerine

    Johann Wolfgang von Goethe, Faust

    Victor Hugo, Bir İdam Mahkûmunun Son Günü

    Auguste Comte, Pozitif Felsefe Dersleri ve Pozitif Anlayış Üzerine Konuşma

    Alexis Tocqueville, Amerika'da Demokrasi

    Karl Marx, Komünist Manifesto

    Henry D. Thoreau, Haksız Yönetime Karşı

    Alexis Tocqueville, Eski Rejim ve Devrim

    John Stuart Mill, Özgürlük Üzerine

    Victor Hugo, Sefiller

    John Austin, Hukukun Belirlenmiş Alanı

    Dostoyevski, Suç ve Ceza

    Rudolf von Jhering, Hukuk Uğrunda Savaş

    Paul Lafargue, Tembellik Hakkı

    Friedrich Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt

    Emile Durkheim, İntihar

    Emile Zola, Suçluyorum

    Max Weber, Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu

    Emile Durkheim, Dinsel Yaşamın İlk Biçimleri

    Franz Kafka, Dönüşüm

    Carl Schmitt, Siyasi İlahiyat

    Franz Kafka, Dava

    Jose Ortega Y Gasset, Üniversitenin Misyonu

    Hans Kelsen, Saf Hukuk Kuramı

    Jose Ortega Y Gasset, Sistem Olarak Tarih

    Louis Le Fur, Tabii Hukuk Nazariyesi ve Modern Doktrin

    Antoine de Saint-Exupéry, Küçük Prens

    Ernst Hirsch, Pratik Hukukta Metod

    Bertrand Russell, Batı Felsefesi Tarihi

    George Orwell, Hayvan Çiftliği

    Bertolt Brecht, Kafkas Tebeşir Dairesi

    Erich Fromm, Sevgi ve Şiddetin Kaynağı

    George Orwell, 1984

    Albert Camus, Doğrular

    Albert Camus, Başkaldıran İnsan

    Martin Heidegger, Düşünmek Ne Demektir?

    Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü

    Ernst H. Kantorowicz, Kralın İki Bedeni

    Takiyettin Mengüşoğlu, Felsefeye Giriş

    Harper Lee, Bülbülü Öldürmek

    Gustav Radbruch, Hukukta Bilgelik Dolu Özlü Sözler

    William Frankena, Etik

    H.L.A Hart, Özgürlük ve Ahlak

    L.L. Fuller, Hukukun Ahlakı

    Wilhelm Weischedel, Felsefenin Arka Merdiveni

    William McNeill, Dünya Tarihi

    Anthony Giddens, Kapitalizm ve Modern Sosyal Teori

    John Rawls, Bir Adalet Teorisi

    David Harvey, Sosyal Adalet ve Şehir

    Robert Nozick, Anarşi, Devlet ve Ütopya

    Michel Foucault, Hapishanenin Doğuşu

    Duncan Kennedy, Modern Hukukun Kaderi

    Michael E. Tigar, Kapitalizmin Yükselişi ve Hukuk

    Richard Sennett, Kamusal İnsanın Çöküşü

    Edward Said, Şarkiyatçılık

    Simon Roberts, Hukuk Antropolojisine Giriş

    Michel Villey, Roma Hukukunun Güncelliği

    Umberto Eco, Gülün Adı

    Ernst Hirsch, Anılarım

    Hugh Collins, Marksizm ve Hukuk

    Ronald Dworkin, Hakları Ciddiye Almak

    Ronald Dworkin, Hukukun Hükümranlığı

    Joseph Raz, Özgürlük Ahlakı

    Zygmunt Bauman, Yasa Koyucular ve Yorumcular

    J. Verges, Savunma Saldırıyor

    Roger Cotterel, Hukukbilimin Politikası

    Gianfranco Poggi, Devlet

    Costas Douzinas, Adalet ve İnsan Hakları

    Simon Clarke, Devlet Tartışmaları

    İlber Ortaylı, Osmanlı Devletinde Kadı

    Krishan Kumar, Sanayi Sonrası Toplumdan Post-Modern Topluma

    Andre Comte-Sponville, Büyük Erdemler Risalesi

    Cristopher Pierson, Modern Devlet

    Jared Diamond, Mikrop ve Çelik

    Jürgen Habermas, Kamusallığın Yapısal Dönüşümü

    Eveline T. Feteris, Hukuki Argümantasyonun Temelleri

    Cengiz İlhan, Mecelle: Hukukun Doksan Dokuz İlkesi

    Oral Sander, Siyasi Tarih

    Alaattin Şenel, İnsanlık Tarihi

    Antonio Negri, İmparatorluk

    Cemal Bali Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu

    Will Kymlicka, Çağdaş Siyaset Felsefesine Giriş

    Mehmet Ali Ağaoğulları, Kent Devletinden İmparatorluğa

    Mehmet Ali Ağaoğulları, Levent Köker, İmparatorluktan Tanrı Devletine

    Mehmet Ali Ağaoğulları, Tanrı Devletinden Kral Devlete

    Cemal Bâli Akal, Mehmet Ali Ağaoğulları, Levent Köker, Kral Devlet Ya Da Ölümlü Tanrı

    Mehmet Ali Ağaoğulları, Reyda Ergün, Filiz Çulha Zabcı, Kral-Devletten Ulus-Devlete

    Mehmet Ali Ağaoğulları, Ulus-Devlet ya da Halkın Egemenliği

    Raymond Wacks, Hukuk Kuramını Anlamak

    Luc Ferry, Gençler İçin Batı Felsefesi

    Halil İnalcık, Adalet Kitabı

    Ali Murat Özdemir, Sözün Mülkiyeti

    Jonah Lehrer, Karar Anı

    Michael Sandel, Adalet

    Peter Watson, Fikirler Tarihi

    Martin Loughlin, Kamu Hukukunun Temelleri

    Kenneth E. Himma, Hukukun Ahlaki Kriterleri

    Ahmet Cevizci, Uygulamalı Etik

    Sue Donaldson, Will Kymlicka, Zoopolis: Hayvan Haklarının Siyasal Kuramı

    Muharrem Kılıç, Hukuksal Aklın Sosyo-Politik Bağlamı
  • 248 aydın 'En İyi 100 Felsefe Metni'ni seçti:

    Notos 'En İyi 100 Felsefe Metni' soruşturmasının sonuçlarını açıkladı. İlk sırada 'Devlet' var.
    Her yıl farklı bir konuda yazar, akademisyen ve eleştirmenlere en önemli buldukları metinleri soran edebiyat dergisi Notos, bu yılki soruşturmasını ‘felsefe’ye ayırdı. Derginin ‘En İyi 100 Felsefe Metni’ soruşturmasına 248 aydın katıldı.

    Dergi bu yıl 12’ncisi yapılan soruşturmanın sonuçlarını bugün piyasaya çıkan 2018 Şubat-Mart sayısında açıkladı. 248 seçicinin ilk üç sıralamasında Platon’un ‘Devlet’i Immanuel Kant’ın ‘Saf Aklın Eleştirisi’ ve Friedrich Nietzsche’nin ‘Böyle Buyurdu Zerdüşt’ü yer alıyor.

    VARLIK VE HİÇLİK İLE KAPİTAL, İLK 10’DA

    100 kitaplık listenin ilk onuna girenler arasında, Jean-Paul Sartre’ın ‘Varlık ve Hiçlik’i ile Karl Marx’ın Kapital’i de yer alıyor.

    Notos Yayın Yönetmeni Semih Gümüş bu yıl soruşturma konusu neden felsefeyi seçtiklerini anlatırken, şunları söyledi: “Hayatın her alanına soyutlamalarla bakabilmek için nitelikli bir hayat deneyimi, birikim, insanın kendine özgü bir bakış açısı edinmesi elbette gerekir ama bunun yanında ve belki bunlardan daha önemlisi, bizim yapmaya çalıştığımızı çok üst düzeyde yapmış pek çok düşünce insanının, felsefecinin yazdıklarını okumak. Bu okumalar olmadan nitelikli bir düşünme biçimi edinmek olanaksız.”

    ‘OKULLARDAN FELSEFE DERSİNİN KALDIRILDIĞI BİR ÜLKEDE’

    Bu tercihlerinde, eğitim sisteminde yaşananların da etkisinin olduğunu belirten Gümüş, şöyle devam etti: “Okullardan felsefe derslerinin kaldırıldığı bir ülkede, edebiyat öğretiminde doğru dürüst metin okuma ve bütün bunlarla birlikte anlama ve yorumlama etkinliği yerine yalnızca ezbere ve dogmalara dayalı bir eğitim sistemi dayatılmış durumda. Bunun içinden bir gelecek çıkarmak olanaksız. Felsefenin olmadığı bir hayat yok. Varsa eğer, orada özgür bireylerin yaşama şansı yok demektir. Notos’un bu yılki büyük soruşturmasını, bunları düşünerek, felsefeyle ilgili yapmaya karar verdik. Hiç kuşku yok ki sonuç önemli, yararlı, anlamlı olacaktı. En azından elimizde en önemli felsefe kitaplarının sıralandığı bir kılavuz olacaktı.”

    Notos’un soruşturmasında ilk 20’ye giren metinler şöyle:

    Devlet, Platon

    Saf Aklın Eleştirisi, Immanuel Kant

    Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche

    Varlık ve Zaman, Martin Heidegger

    Ethica, Baruch Spinoza

    Tinin Fenomenolojisi, Georg Wihelm Friedrich Hegel

    Kapital, Karl Marx

    Tractatus Logico-Philosophicus, Ludwig Wittgenstein

    Metafizik, Aristoteles

    Varlık ve Hiçlik, Jean-Paul Sartre

    Sokrates’in Savunması, Platon

    Komünist Manifesto, Karl Marx-Friedrich Engels

    Toplum Sözleşmesi, Jean-Jacques Rousseau

    Poetika, Aristoteles

    Yöntem Üzerine Konuşma, René Descartes

    Nikomakhos’a Etik, Aristoteles

    Minima Moralia, Theodor W. Adorno

    Meditasyonlar/Metafizik Üzerine Düşünceler, René Descartes

    Leviathan, Thomas Hobbes

    Pratik Aklın Eleştirisi, Immanuel Kant


    Kaynak: https://www.gazeteduvar.com.tr/...ifesto-12nci-sirada/
  • 248 syf.
    ·Puan vermedi
    Judith Butler; feminist felsefe, queer kuramı, siyaset felsefesi ve etik dallarına katkı sağlamış Amerikalı postyapısalcı filozof. Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'de Retorik ve Karşılaştırmalı Edebiyat bölümlerinde profesör olmanın yanı sıra European Graduate School'da Hannah Arendt Felsefe Profesörü'dür.
     Etkilendiği kişiler ise Michel Foucault başta olmak üzere, Simone de Beauvoir, Sigmund Freud, Jacques Lacan'dır.

    Kitapta yazar "beden"i şöyle değerlendirmektedir; Beden statik bir fenomen değildir. Bir yönelmişlik hali, yöneltimiş bir güç ve bir arzu halidir. Beden tüm yaşamsal mücadelelerin çabaların yaşanılıp deneyimlendiği bağlamdır. Beauvoir 'kadın doğulmaz kadın olunur' derken, bu 'oluş' hali cisimsizleşmiş bir özgürlük durumundan kültürel bedensellik/cisimlilik haline bir geçiş olarak düşünülmemelidir der Butler. Bir kimse en başından beri bir kişinin bedenidir ve ancak bundan sonra birinin toplumsal cinsiyeti olabilir.Yaşantılanan ve deneyimlenen cinsiyetimiz de başından beri toplumsal cinsiyetlidir.
    Yani bilinç her zaman bedenli bir bilinçtir ve bu beden de en başından beri cinsiyetli bir bedendir. Ama başından beri cinsiyetli bir beden oluşumuz içsel veya 'doğal' addedilen bir özle dünyaya geldiğimiz anlamına gelmez. Bu 'öz'e sahip olduğumuz beklentisi dilsel ve tarihsel olarak kurulmuştur. Erkek ya da dişi olarak sınıflandırılırız ve toplum bu kategorilere göre bedenli varlığımızdan dolayı bizden bir takım beklentiler içerisine girer. Hangi kategoriye ait olduğumuza biz karar vermiyoruz belki ama toplumsal cinsiyet performansımızı bu beklentilere bağlı olarak oluşturmakta bedenli bilincimizin bir tercihi olacaktır. Fakat Butler'a göre sorgulanması gereken bu ikili 'cins' kategorisinin kendisi olmalıdır.

    Cinsiyet kategorilerinin üç farklı söylemsel bağlamda soykütüksel eleştirisini yapan Butler, bedensel kategorileri doğallıktan çıkarma ve yeniden imlemeye yönelik bir strateji olarak bir dizi parodik pratik betimliyor ve öneriyor; bu pratikleri, beden cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinsellik kategorilerini kesintiye uğratan ve bunların altüst edici bir biçimde yeniden imlenip ikili çerçevenin ötesinde çoğalmalarına vesile olan toplumsal cinsiyet edimlerine dair performatif bir kurama dayandırıyor.

    Butler diyor ki, çalışmasının bütününde, cinseliğin tek anlamlılığını, toplumsal cinsiyetin iç tutarlılığını ve hem cinsiyet hem toplumsal cinsiyet için geçerli olan ikili çerçeve, eril ve heteroseksist baskının çakışan iktidar rejimlerini, pekiştirip doğallaştıran düzenleyici kurgular olarak ele almıştır; bedeni ise imlenmeyi bekleyen hazır bir yüzey olarak değil, siyasi olarak imlenip sürdürülen bir dizi bireysel ve toplumsal sınır olarak değerlendirmektedir.

    Kitap üniversitelerde yüksek lisans ve doktora derslerinde okutulan bir kitap biçimsel olarak incelediğimizde ise dili ağır bunda çevirinin de etkisi yadsınamaz ve ihtiva ettiği alanla ilgili terimler çok fazla ve akademik dille yazılmış bir kitaptır okumaya başlamadan önce cinsiyetle ilgili yeterli okumanın yapılması, alanla ilgili terimlerin öğrenilmesi gerekmektedir. Bu alanla ilgili çalışma yapanların oldukça faydalanacağı bir kitap fakat akademik çalışma şeklinde olduğu icin roman okur gibi okunmuyor.Keyifli okumalar.
  • İlginizi çeker mi bilmiyorum ama, ben yine de paylaşacağım.

    Arkadaşlar işinize yarayabilir.

    Notos dergisinin düzenlediği ,248 aydının seçtiği en iyi 100 Felsefe Metni’ni seçti.

    1- devlet – platon

    2- saf aklın eleştirisi – immanuel kant

    3- böyle buyurdu zerdüşt – friedrich nietzsche

    4- varlık ve zaman – martin heidegger

    5- ethica – baruch spinoza

    6- tinin fenomenolojisi – georg wilhelm friedrich hegel

    7- kapital – karl marx

    8- tractatus logico – phillosophicus – ludwig wittgenstein

    9- metafizik – aristo

    10- varlık ve hiçlik – jean paul sartre

    11- sokrates’in savunması – platon

    12- komünist manifesto – karl marx-friedrich engels

    13- toplum sözleşmesi – jean jacques rousseau

    14- poetika – aristoteles

    15- yöntem üzerine konuşma – rene descartes

    16- nikomakhos’a etik – aristoteles

    17- minima moralia – theodor w. adorno

    18- meditasyonlar/metafizik üzerine düşünceler – rene descartes

    19- leviathan – thomas hobbes

    20- pratik aklın eleştirisi – immanuel kant

    21- ütopya – thomas more

    22- ikinci cins – simone de beauvoir

    23- deliliğe övgü – desiderius erasmus

    24- iyinin ve kötünün ötesinde – friedrich nietzsche

    25- pasajlar – walter benjamin

    26- prens/hükümdar – machiavelli

    27- denemeler – montaigne

    28- irade ve temsil olarak dünya – arthur schopenhauer

    29- korku ve titreme – soren kierkegaard

    30- kelimeler ve şeyler – michel foucault

    31- insanın anlama yetisi üzerine bir soruşturma – david hume

    32- aydınlanmanın diyalektiği – theodor w adorno-max horkheimer

    33- felsefi soruşturmalar – ludwig wittgenstein

    34- politika – aristoteles

    35- itiraflar – augustinus

    36- şölen – platon

    37- insan doğası üzerine bir inceleme – david hume

    38- varoluşçuluk – jean paul sartre

    39- gramatoloji – jacques derrida

    40- ecce homo – friedrich nietzsche

    41- deliliğin tarihi – michel foucault

    42- estetik – georg wilhelm friedrich hegel

    43- cinsiyet belası – judith butler

    44- insanın anlama yetisi üzerine bir deneme – john locke

    45- negatif diyalektik – theodor w. adorno

    46- fragmanlar – herakleitos

    47- bütün diyaloglar – platon

    48- konuşmalar – konfüçyüs

    49- alman ideolojisi – karl marx-friedrich engels

    50- ahlakın söykütüğü – friedrich nietzsche

    51- ahlak metafiziğinin temellendirmesi – immanuel kant

    52- 1844 elyazmaları – karl marx

    53- anti-ödipus – gilles deleuze-felix guattari

    54- cinselliğin tarihi – michel foucault

    55- düşünceler – marcus aurelius

    56- summa theologica – thomas aquinas

    57- yargı gücünün eleştirisi – immanuel kant

    58- tao te ching – lao tzu

    59- sisifos söyleni – albert camus

    60- felsefenin ilkeleri – rene descartes

    61- monadoloji – gottfried wilhelm leibniz

    62- özgürlük üstüne – john stuart mill

    63- saf bir fenomenolojiye ve fenomenolojik felsefeye ilişkin düşünceler – edmund husserl

    64- organon – aristoteles

    65- novum organum – francis bacon

    66- tarih felsefesi – georg wilhelm friedrich hegel

    67- enneadlar/dokuzluklar – plotinos

    68- mantık bilimi – georg wilhelm friedrich

    69- simülasyon ve simülakra – jean baudrillard

    70- michel foucault – bilginin arkeolojisi

    71- kitabu’ş şifa/şifa kitabı – ibn sina

    72- düşünceler – blaise pascal

    73- aşkın metafiziği – arthur schopenhauer

    74- bulantı – jean paul sartre

    75- kötülüğün sıradanlığı – hannah arendt

    76- başkaldıran insan – albert camus

    77- fususu’l hikem – ibn arabi

    78- grundrisse – karl marx

    79- teolojik politik inceleme – baruch spinoza

    80- ideoloji ve devletin ideolojik aygıtlar – louis althusser

    81- çürümenin kitabı – emil michel cioran

    82- bin yayla – gilles deleuze-felix guttari

    83- mukaddime – ibn haldun

    84- insanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı – jean jacques rousseau

    85- hapishane defterleri – antonio gramsci

    86- ya/ya da – soren kierkegaard

    87- evrenin yapısı – lucretius

    88- kadın haklarının gerekçelendirilmesi – mary wollstonecraft

    89- tragedyanın doğuşu – friedrich nietzsche

    90- phaidon - platon

    91- rüyaların yorumu – sigmund freud

    92- doğa hakkında – parmenides

    93- walden – henry david thoreau

    94- söylevler – epiktetos

    95- ahlak mektupları – seneca

    96- madde ve bellek – henri bergson

    97- türlerin kökeni – charles darwin

    98- fark ve tekrar – gilles deleuze

    99- şarkiyatçılık – edward said

    100- bilimsel devrimlerin yapısı – thomas kuhn
  • İnsan hayvansal doğasını yok sayamaz veya redde-demez; onun yerine onu akıl (pratik akıl) yoluyla denetim altına alabilir ve almalıdır. O arzu, itki ve eğilimlerini bastırmak ve bir tarafa bırakmak yerine, bunları eğitip düzene sokmalıdır. Bunu başaramazsa insanlığından uzaklaşır.
  • Giderek arkadaşlığın neşe ve hayat veren sıcaklığına inanç kaybolmakta, derinlikli ilişkilerin yerini geçici, yüzeysel, kısa, sanal, niceliğe dayalı, gözden çıkarılabilir/silip üzerine yazılabilir ilişkiler almaktadır. Bugün en değerli an, sahip olma anıdır ve herşey parladığı hızla gözden düşmektedir. Canlı kalması gereken tek şey tarzdır; bu tarz ise görülmedik bir hızla aksesuarlara sahip olmayı gerektirir. İngiltere Ulusal İstatistik Bürosu, ortalama bir gencin cep telefonu, MP3 çalar, program yükleme, saç bakımı, giyim eşyaları gibi aksesurlara, 30 yıl önceki bir gencin 12 katına denk gelir şekilde, yılda 9000 sterlin harcandığını rapor etmiştir. çocuk ve gençlerin ticarileştirilmesi, TURBO TÜKETİM dünyamızın en önemli etmenlerinden biridir; "neyi satın alıyorsak o oluyoruz" şablonundan başka türlü davranamamaktadırlar.
    ''Cinsellik de benzer şekilde yaşanmakta ve artık pizza siparişine benzemektedir. Halbuki şeylerin değerleri, onları elde etmek için feda edilenlerin büyüklüğü ile ölçülür'' (G.Simmel).
    Daha fazla sayıda insanla cinsellik yaşanıyor olsa da bu artışa paralel olarak yalnız yaşayan, yalnızlıktan ve terk edilmenin dayanılmaz acısından kahrolan insanların sayısı da artmaktadır.
    Yalnızlıktan kaçarken, internet sayesinde insanlar "her zaman açık / göz önünde" hale gelmekte, salyangozun kabuğu gibi networkunu her yere taşımakta, asla tam anlamıyla ve sahiden yalnız kalamamaktadır. Bundan dolayı da, sadece insanın kendi kendisiyle kaldığında gerçekleştirebileceği keyif için kitap okumak, resim yapmak, yaratabilmek ve başka dünyaları hayal edebilmek çok zorlaşmakta, hiç tadılmadığı için de elden kaçırılmış şeyin ne olduğu hiç bilinmemektedir.
    Özel alan, yani mahremiyet, aslında insanın kendi krallığı, tek ve bölünmez egemenliğinin topraklarıdır; bu topraklar kamusal alanla muhalefet halindedir. Günümüzde ise tam tersine olarak, "özel alanın" sahibinin sonsuza dek kendi edip kendi bulmaya mahkum edildiği zindanlara dönülmesinden korkulmakta ve internet/televizyon aracılığıyla mahremiyet orduları kamusal alanı istila etmeye yönelmektedir. Görünür/ünlü olmak, gizliliğe ihtiyaç/hak duymamak, başarılı addedilen hayatın en makbul ve en popüler şeklidir.
    Mahremiyet aynı zamanda insanlar arası bağları kuvvetlendirmekte de bilinen en güçlü birliktelik aracıdır; sırlar, seçilmiş, az sayıda, "çok özel" birkaç kişiyle paylaşılarak "en iyi arkadaşlıklar" tesis edilir.
    İnsanın sürekli ihtiyaç duyduğu güvenlik ve özgürlük, pek çok evli çifte benzer şekilde, ne ayrı ne de beraberken huzurlu olan iki haldir. Özgürlük olmadan güvenlik köleliğe mahkumiyet, güvenlik olmadan özgürlük ise çaresiz ve sinir bozucu bir belirsizliktir. Bu ikilinin böylesi zıtlıklarının taşıdığı potansiyel enerjiyi kinetik enerjiye (değişim/yaratıcılık) en iyi dönüştüren modadır. Birey yeni modayı izlemesi (satın alması) sayesinde, hem kendini biricik hissedecek (özgürlük) , hem de aralarında olmak istediklerinin parçası (güvenlik) olabilecektir. Her iki arzunun birlikte var olması ve tatmin ihtiyacı, modanın sürekliliğinin dinamosudur.
    Bugünkü kültür/sanat normlardan değil sunumlardan ibaret olup, baştan çıkarıcılıkla ayakta kalmaktadır: Hizmetle, halkla, ilişkilerle değil, arzular üreterek. İçinde tüketicilerin barındığı dünya, "aradığınız her şey burada" mağazalarından birine dönüşmüştür ve kültür artık o mağazada bir reyona benzemektedir.
    Buna paralel olarak, Oxford akademisyenleri eski manasıyla kültürel elitin artık var olmadığını öne sürmüştür. Bir ısırık oradan, bir lokma şuradan tarzıyla koşturan seçkinler, popüler kültürü tüketen entellere doğru değişmektedirler; "şikayeti kesin, çok seçici olmayın, daha fazla tüketin" demek dışında da etraflarına iletecek mesajları kalmamıştır.
    Felaket tellallığı, artık hem gelişen Kontr-Terörizm imparatorluğunun hem de "sağlık ve güvenliğin" ekmeği suyudur. Üretilen ilaçlara yeni hastalıklar uydurmak ("Sosyal fobi" icadı ve Paxil ilacının milyonlarca satılması) ve her zamanki sayıda ölümle seyreden gripleri çok öldürücü diye abartmak (ülkelerin milyonlarca doz Tamiflu stoklaması) sık başvurulan tellallıklardır.
    Bilimsel çalışmalarla birçok kez kanıtlandığı üzere dünyada en yaygın ve en etkili ömür kısaltan ve psikoloji bozan faktör yoksulluk ve gelir eşitsizliğidir. Varolmayanlara tellallık yapan siyasetin/medyanın/bilimin, varolan bu ekonomik gerçeğe dair yaygın suskunluğu, son derece çarpıcı ve düşündürücüdür.
    Birikmiş bilgi yığını, düzensizlik ve kaosun çağdaş simgesi haline gelmiştir. Bilginin geleneksel tasnifinde kullanılan güncellik, önem sırası, ihtiyaçlar ve otoriteler aşamalı olarak ortadan kalkmaktadır. Bu yığının içindekilerin kullanıma/tüketime uygunlukları ancak nicelikleri ile değerlendirilebilmekte; önem sırasını belirleyen tek temel kural olarak ise geçici güncellik (anlık, ayaküstü, tek kullanımlık) öne çıkmaktadır.
    Dünyanın/evrenin sırlarını anlamaya ilişkin asimile edilemeyen özel galaksi ise sadece birkaç müptelaya kalmaktadır. Bilgiye doymuş bir dünyada yaşama sanatını ve akıllara durgunluk verecek kadar zor olsa da böyle bir hayata insanlara hazırlama sanatını öğrenmemiz gerekiyor.
    ''Kriz özellikle eskinin ölmesi ve yeninin doğamaması olgusundan kaynaklanır; ara dönemde ise çeşitli hastalıklı belirti ortaya çıkar''(Gramsci). Yönetenler eskisi gibi yönetemezlerken, yönetilenler de eskisi gibi yönetilmek istemezler. Gezegenin mevcut hali sürekli ara döneme işaret etmektedir ve egemenlik artık hiçbir yerde tam değildir.
    Hükümetler, hemen al sonra ödersin piyasasıyla öğrenci gençlerin bile borçlandırılmasına, finans sektörünün tura gelirse ben kazanırım, yazı gelirse sen kaybedersin oyunlarına göz yummaktadır. Devletler otoriterleşirken, kişiler militerleşmektedir.
    Alışkanlıklarımızın tersini yapmalı, merkezinde bireyin varolduğu düşünce tarzımızı, ilişki ve ortama ayrıcalık tanıyan etik ve estetik bir pratik çerçevesinde düzenleyen başka bir alternatife dönüştürmeliyiz.