Taxman
"Let me tell you how it will be
There's one for you, nineteen for me
'Cause I'm the taxman, yeah, I'm the taxman

Should five per cent appear too small
Be thankful I don't take it all
'Cause I'm the taxman, yeah I'm the taxman

If you drive a car, I'll tax the street,
If you try to sit, I'll tax your seat.
If you get too cold I'll tax the heat,
If you take a walk, I'll tax your feet.

Don't ask me what I want it for
If you don't want to pay some more
'Cause I'm the taxman, yeah, I'm the taxman

Now my advice for those who die
Declare the pennies on your eyes
'Cause I'm the taxman, yeah, I'm the taxman
And you're working for no one but me"

Take Five
Kimileri çok okur, kimileri az... Kimileri hızlıdır, kimisi yavaş... Moral bozar birileri, keyifle okur diğerleri... Hep okuyun, demeyin çok az, benden size gelsin güzel bir jazz ;) Take Five! Gününüz güzel geçsin! (İyi dinlemeler, iyi okumalar...) https://youtu.be/wJl0fpUc4U8

Mujurey, Eğlence Parkı'ı inceledi.
05 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 5/10 puan

Stephen King'in eski romanlarından sanmıştım. 2013 yılında basıldığını öğrenince şaşırdım biraz. Nedense o eski Stephen King havasındaydı. Sanırım olayların geçtiği zamandan kaynaklı.

Söylemek istediğim ilk şey ülkemizde basılmış versiyonun kapağı. Lunaparkta çalışan Hollywood kızlarından olduğunu anlayabiliyoruz ama keşke kitabı bir okusalarmış çizim yapmadan önce. Çünkü o kadar alakasız ki. Kitabı okurken ara sıra kapağa bakıp olay örgüsünü kafasında canlandıran biri olarak bunu sinir bozucu buldum. Olması gereken kapak da şudur: http://upload.wikimedia.org/.../en/b/b1/Joyland.jpg

Bu konudaki mızmızlanmamı bir kenara bırakırsak, kitabı başarısız bulmadım. Kendini kanıtlamış bir yazar olan Stephen King, bu romanı, bu şekilde kaleme almak amacındaydı zaten diye düşünüyorum. Konusu itibariyle, 21 yaşında, kalbi kırık bir oğlan çocuğunun yaz tatilinde bir lunaparkta çalışması diyebiliriz. İlk bakışta polisiye katılmış doğaüstü bir gerilim romanı olacağını düşünmüş olsam da yanılmışım. Stephen King'in gerginliği, ürkütücülüğü ya da gizemi yoktu bunda. Durgun bir anlatım, tahmin edilebilir olaylar....
Peki, neydi Stephen King'in amacı? Okuyucunun kafasında canlandırabileceği parlak detaylar, lunapark lisanı ve hayata kahramanımızın gözüyle bakabilmek. Genç ve kalbi kırık o oğlan çocuğunun hayatındaki önemli bir kesiti bize yaşlanmış haliyle anlatmasını dinlemek. Basit ama samimi. Belki vaat ettiği kadar etkileyici değil ama bir şeyler bu kitabı sevmemi sağladı.

"When you're twenty-one, life is a roadmap. It's only when you get to be twenty-five or so that you begin to suspect you've been looking at the map upside down, and not until you're forty are you entirely sure. By the time you're sixty, take it from me, you're fucking lost."