“Beyaz Adam” eleştirisi, eşya-insan ilişkisi, doyumsuzluk, kapitalizm, beyaz adamın tanrısı, inancı, yeri geldiğinde de iki yüzlülüğü... Kısacası; Beyaz Adam Hegemonyası, Yalancı Yaşamlar Mekanı... Düşünmenin ve sorgulamanın önemi ne kadar büyük bilirsiniz, bir düşüncesizlik kırıntısı dahi sizi inancınızdan edeceği gibi topraklarınızı elinizden alabilir. Hep deriz ya, Afrika’ya tırlarla yemek götüren Avrupa, nedense İncil ve mürşitlerini de yolluyor. Kemikleri sayılan insanlara Hristiyanlık dersi veriyor. Genelleme yapmak yanlış olsa da, büyük bir halkanın başka inançlara ve yaşam tarzına saygısı yok, hatta tahammülü yok. Herkes iyi bir Hristiyan olmak zorunda. Önce vaaz, sonra ekmek. Ekmeğin içinde bir anlaşma gizli: topraklarına geleyim, istediğimi alayım, sen de karnını doyur...