Tutik

Tutik
@tutikderler
sadece insan
Hayatın Mucizeleri
5/10
·80 syf.··
2020 53. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2020 18:36
Zweig eserlerindeki psikolojik dalgalanmalara alışık bir okur olarak okuduğum en ruh sıkıcı ikinci eserdi. Bir diğer ruh daraltan eseri, Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor adlı eseriydi. Ben Zweig’e ateşli ruhsal olayları yakıştırıyorum. Tıpkı Korku, Clarissa, Kızıl, Mecburiyet, Amok Koşucusu vb. eserlerindeki gibi. Sürekli tanrı kisvesi altında ilahi mucizatlarla örülü mistik bir arayış bana gerçek Zweig kalemi gibi gelmiyor. Yabancılaşıyorum. Eserdeki olayların giriftliği tarihi perdeyi sunmak için ideal olsa da boşlukları fazlalaştırmaktan başka bir şeye yaramadı. Burada dünyadan bir haberi olmayan, kafası bomboş, yetştirilmemiş, kendi yaşadığı dünyada musevi-hristiyan çatışmasından başka anımsadığı bir şey olmayan genç bir kadın söz konusu. Daha doğrusu ergenliğe giren genç bir hanım. Amaçsız ve boş geçen yılların tehlikeli takıntıya dönüştürdüğü bir bebek imgesi ile kızın ruhi dalgalanmaları anlatılırken, keşke bu bilince daha fazla inilseydi dedim. Zira eserdeki en güzel yapı ne boşluklarla sunulan Hollanda-İspanya meselesi ne de yaratma arayışıyla yanan ressamın çırpınışlarıydı; sadece Esther’in zihni ve dünyası çekiciydi. İlginç, son sayfayı mutlu kapatmadığım nadir eserlerdendi.
Edebiyat
Hayatın MucizeleriStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 202219,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Göğü Delen Adam
9/10
·112 syf.··
2019 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2019 21:27
“Beyaz Adam” eleştirisi, eşya-insan ilişkisi, doyumsuzluk, kapitalizm, beyaz adamın tanrısı, inancı, yeri geldiğinde de iki yüzlülüğü... Kısacası; Beyaz Adam Hegemonyası, Yalancı Yaşamlar Mekanı... Düşünmenin ve sorgulamanın önemi ne kadar büyük bilirsiniz, bir düşüncesizlik kırıntısı dahi sizi inancınızdan edeceği gibi topraklarınızı elinizden alabilir. Hep deriz ya, Afrika’ya tırlarla yemek götüren Avrupa, nedense İncil ve mürşitlerini de yolluyor. Kemikleri sayılan insanlara Hristiyanlık dersi veriyor. Genelleme yapmak yanlış olsa da, büyük bir halkanın başka inançlara ve yaşam tarzına saygısı yok, hatta tahammülü yok. Herkes iyi bir Hristiyan olmak zorunda. Önce vaaz, sonra ekmek. Ekmeğin içinde bir anlaşma gizli: topraklarına geleyim, istediğimi alayım, sen de karnını doyur...
Edebiyat
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
Denizin Çağırışı
9/10
·140 syf.··
2019 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2019 21:23
Kemal Bilbaşar’ın romanı Denizin Çağırışı, Albert Camus’nün Yabancı’sından bir yıl önce yazılmış, Türk edebiyatında “yabancılaşma” konusunu ilk işleyen eser olarak muhtemelen anlaşılmadığı için önemi fark edilmemiş bir eserdir. Her ne kadar kitabın ortalarında, sonunun ne/nasıl olacağını hissettirse de benim için edebiyatımızın erken dönem şaheserlerinden biridir. Genelde köy romanı/köy teması yazan Bilbaşar’dan ilk varoluşçu-yabancılaşma eserini okumak, farklı ve güzel bir deneyim. Üstelik Camus gibi yoğun anlam ve sürükleyiciliğe sahip. İşlediği biliçaltı kavramlar da bir hayli önemli. Bu kavramlardan önce, çok fazla (yeni çağın dediği) spoiler vermeden kitaptan bahsetmek istiyorum. Öncelikle şunu söylemek gerekir ki eser, varoluş ve yabancılaşma meselesi üzerine kuruluyken küçük piskoz durumlarıyla kendi sonunu gerçekleştiren bir kahraman üzerinden ilerler. Bu kahramanın adı yok. Ne bir isim ne de bir harf ile adlandırılmamış. Bu, bize yabancılaşmanın ilk belirtisini göstermiş oluyor. Eserin bir bölümünde Rousseau’nun Soylu Vahşi’sinin sinyallerini de görüyoruz. Bunu köy romancılığına da verebiliriz tabii. Ama mesele okur merkezli inceleme ise ben buna, kesinlikle, Rousseau’nun kuramından yararlanma derim. Bu ara bilgiden sonra devam etmek gerekirse Ahmet Haşim şiirlerinden sonraki ilk en büyük “yalnızlık” eseri olabilir. Daha önce bahsettiğim anti-kahraman, burada da başkarakterdir. Öğretmen olan karakter, yaşadığı ve mesleğini sürdürdüğü kasabadan İzmir’e bir arkadaşının yanına geldiği gibi yalnızlık ve sözde dostlukların ve toplumun eleştirisi başlar. Gazetecilerin, polislerin, memurların vs. eleştirisidir. Anti-kahramanımızın tutunacak dal arayışı, eser boyunca devam eder. Zira kendisi yalnızdır; baba ve annesini kaybetmiş, hiçbir kadınla ilişkisi olmamış bir
Edebiyat
Denizin ÇağırışıKemal Bilbaşar · Can Yayınları · 2003538 okunma
En Mavi Göz
10/10
·224 syf.··
2017 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2017 21:10
Siyahilerin onurlarının fazlasıyla kırıldığı, çnce bedenlerinin sonra ruhlarının köleleştirildiği, kritik yıllar. Abd’nin 2. Dünya Savaşı’na katıldığı, siyasi ortamın sır perdesi altında kaldığı yıllar. 60’ların sözüne inanılmamış nice mağdur kız çocuğu, güzelliğin film afişlerinden öğrenilmesi ve öykünmek onlara, kadınların hisleri, yazarın dili, cinsel arzuların bile beyazlar tarafından bir gece mahvedilmesi... Fazla dolu, fazla sorgulatıcı bir eser. Dokunaklı, çok dokunaklı. Bu yazarın korkusu, dokunaklı eserinin insanları üzüp etkisinin hemen geçmesi, insanların kendini sorgulamaması... Hiçbir zaman anlayamadım, neden bu dışlanma?
Edebiyat
En Mavi GözToni Morrison · Sel Yayınları · 20182,770 okunma
Murphy
10/10
·192 syf.··
2020 50. kitabı
“Büyük dünyanın bataklığında güçlükle ilerleyen biri için küçük dünyada geriye dönüşsüz gerçekleşmiş görünen bir yaşam örneğinden daha coşku verici ne olabilir?” . Murphy’e ikinci bir Meursault daha diyebilirim sanırım. Camus’den sonra Adlandırılamayan’ı da devreye koymak gerekir. Ama bilinci daha sessiz ve karanlık olan Murphy’dir. Mrs. Dalloway ve Zebercet’i de çağırırsam tamamdır. Hepsini harmanlayıp, Murphy’nin her bir özelliğini bu kişilerde yakalayabilirim. Beden ve us. Uyumsuzluk. Dengesiz anormal davranışlar. İçe kapanıklık. Kaçış. İntihar. Delilik. Şizofreni. İsterseniz Selim Işık ve Olric’i de davet edebiliriz. Hiç sıkıntı yok. Bunların hepsi aynı semtin çocukları. Aynı yıkık semtin, fiziken ve ruhen iğdiş edilmiş, kelimeleri sessizlik olan kişileri. Bu cümlelerle yeterince açıklama yaptığımı düşünüyorum. Zira anlayanlar, okudukları roman kişileriyle Murphy’i bir araya getirerek, “aynı semtin çocukları mıdır,” diye düşünüyorlar şu an.
Edebiyat
MurphySamuel Beckett · Ayrıntı Yayınları · 2015677 okunma