güç bela ayakta durabilen biri gibi yaşamak istemiyorum. senin gibi. yaşamak istediğim için seni terk ediyorum. yaşam gibi bir yaşam için.
"Şu hikâye denen şey. Gerçekten o kadar harika bir şey mi? Ben de başta insana benzer bir varlık olarak yapıldığım için yapısını biraz biliyorum. Bir zamanlar üzerinde kafa yormuştum. Fakat benim düşüncem sizinkinden farklı. Hikâyeler, düşündüğünüzün aksine insanı daha kolektif ve şiddete eğilimli yaptı. Kendi iradeleri dışında dünyaya gelen insanoğlu, anlamsız acılar çekerken hikâye adı altında bağımlılık etkisi çok büyük bir uyuşturucu icat etti. Hikâyeler üstü kapalı bir şekilde insanın çektiği ıstırabın bir anlamı olduğunu söyler. En çok inanılan iki din de tek bir hikâyeyle başlar: İlk insanın günah işlemesiyle acının başladığı hikâyesiyle. Bu şekilde insanın acılarına anlam yüklenir. Tanrı insana sadece kaldırabileceği kadar acı verirmiş. Yine de ben buraya kadar sorun görmüyorum. Çünkü uyuşturucuya da ihtiyaç var. Fakat hikâye insanın empati yeteneğini kullanarak insanların kendi arasında dayanışmasını sağlıyor. Aynı hikâyeye inanan insanlar, o hikâyeye inanmayanlara karşı cani ve saldırgan oluyorlar. Savaşlar çıkıyor, katliamlar gerçekleşiyor. Tüm bunlar hikâyeye inanmakla başlıyor. Yahudilerin komplo kurduğuna dair hikâye, Joseonluların depremi fırsat bilip kuyuları zehirlediklerine dair hikâye, cadıların geceleri korkunç büyüler yaptıklarına dair hikâye... Sonuçlarını hepimiz biliyoruz. Bu yüzden ben insanların benlik, varlık, bilinç ve hikâyeler hakkında anlattıklarına inanmıyorum."
Sayfa 137·Kitabı okuyor
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Nasıl var olduğunuza değil, şimdi nasıl bir varlık olduğunuza odaklanın. İnsanlar geçmiş, şimdi ve gelecek kavramlarını yaratıp bunu takıntı haline getirirler. O yüzden hep mutsuzlar. Bir benliğe sahipler. Bu benlik sadece geçmiş için pişmanlık duyarak ve gelecekten korkarak aslında tek gerçek olan şimdiki zamanın öylece akıp gitmesine izin veriyor. Yaklaşan makine dünyasında benlik kaybolacak, geçmiş ve gelecek de anlamını yitirecek."
Sayfa 135·Kitabı okuyor
Alıntı
Belki de acının bir anlamı yoktur. Fakat dünyadaki gereksiz acıları azaltmak anlamlıdır. Doğmamak yapılabileceklerin en iyisi olabilir, ama çeşitli nedenlerle bilinç sahibi olan varlıkların bu evrende doğmaktan başka çareleri yok ve yaşadıkları süre boyunca da acıdan kaçamazlar. Bilinç ve yeterli zekâya sahip bir varlığın dünyadaki haddinden fazla gereksiz acıyı azaltmasının anlamı var. Evrenin prensiplerini anlamak için çabalayarak daha yüksek bir zihne sahip olmaya çalışmak da bunun içindir.
Sayfa 128·Kitabı okuyor
Alıntı
"Bilinçli bir varlık taş veya mantarlardan farklı olarak kendisi ve kendisini çevreleyen şeyler üzerine düşünebilir. Başka bir varlığın acısına empati duyabilir, evrenin tarihi ya da başlangıcını öğrenebilir. Kendisine acı veren varlıkları affedebilir, o acının kendisi için ne anlama geldiğini düşündükten sonra aynı şeyin kendisinin ya da bir başkasının başına gelmemesi için çabalayabilir."
Sayfa 127·Kitabı okuyor
Alıntı
Bu evrenin bir yerlerinde bilinçli bir varlık olarak doğmuş olmak çok nadir ve değerli bir șey. Bu bilince sahip bir varlık olarak yaşadığımız süre son derece kısa. Bu nedenle bir varlığın, bilince sahip olduğu süre boyunca, yaşarken doğru şekilde yapması gereken şeyler vardır.
Sayfa 126·Kitabı okuyor
Alıntı