Yağmur K.

8/10
·516 syf.··
2021 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2021 23:05
Uzunca bir süre sonra ilk defa kitap incelemesi yapıyorum hem de Masumiyet Müzesi için.. Bu kitaba olan duygularımı uzun uzadıya kesinlikle anlatmam gerekiyor. Kitabı okuduğum sırada dinlediğim şarkılar artık hep Füsun ve Kemal'i hatırlatacak bana: The Moody Blues - Melancholy Man Oceanvs Orientalis - Tarlabasi Nu - Man O To Michelle Gurevich - Blue Eyes Unchanged Asaf Avidan - My Tunnels Are Long And Dark These Days İlk olarak Orhan Pamuk'la nihayet tanışabildim. Masumiyet müzesiyle tanışmam çok da güzel oldu, yazarın dilini rahatça kavrayabildim. Edebi yönden okuru zorlamadan, çoğu yerde akıcı devam ettirmişti. Kitabın ortalarında -okuyanlar hemen anlayacaktır- baygınlık geçirmemek için kendimi zor tutsam da baş kahramanlarımız Kemal ve Füsun için okumaya devam ettim, iyi ki de etmişim. Yarım kalan hiçbir hikayeden hoşnut alamıyorum -Evet, biraz Kemal'e benziyorum burada-. Hem hikayenin devamı hem de kafamda tam oturmayan yerlerin oturması için iyi ki de devam etmişim sonunu biraz tahmin etsem bile. Bundan sonrası tamamen spoiler içerecektir, uyarıyorum. En başından sonuna kadar Kemal'e ve onun aşkına (!) asla güvenmediğimi söylemeliyim. Kendimi Sibel'in yerine koyduğumda hissettiğim duygular çok daha kötüyken, Sibel'in Kemal'e olan tavrı inanılmazdı. Kitapta çokça vurgulanan "bekaret" in de bir katkısı elbette var ancak şunu kesinlikle anladım ki Sibel, Kemal'e aşıktı. Çoğu okur Sibel için de alışkanlık olduğunu söylese de buna kesinlikle katılmıyorum çünkü alışkanlık olsaydı ilk yanlışında direkt silerdi. Ancak o, Kemal'e ve duygularına fazlasıyla saygılıydı. Anılarına, yaşananlara saygısı sonsuzdu Kemal'in aksine. Buna rağmen Kemal'in bir türlü bunu görmemesi ve bunu kullanmaya çalışması aslında Sibel'i sevmediğini, "yalnızca düzgün bir hayatım olsun da"
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Reklam
9/10
·191 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
Son dönemlerde okumayı arka planlara attıysanız ve tekrar başlamak istiyorsanız tam size göre. Her gün okuyan birisi olarak 1 2 ay ara vermek zorunda kalmıştım. Agatha Christie ile yeniden başlangıç yapmak çok da zor olmadı. Gel gelelim kitaba. Kitap başında karakterlerin açıklanması, hrmen onları ezberlemeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Zaten bir müddet sonra kafanızda mekanı da karakterleri de hayat hikayelerini de canlandırabiliyorsunuz kolayca. Teorikte suçlu olmasanız bile bir suça sebebiyet olduğunuzda ömür boyu vicdanınız susmaz. Ancak kitaptaki katil, sadece vicdanlarıyla yalnız bırakmak istemedi onları. Genel olarak polisiye, suç kitap/dizi/film/belgesellerle ilgiliyseniz bu tarz kitaplarda az çok anlayacaksınız katilin kim olduğunu en başında. Herkes çok şaşırdım dese de ilk bölümlerin birinde güzel bir ipucu verilmişti, bu da "Biliyordum!" dememe sebep olmuştu. Ama olayların nasıl geliştiği ve nasıl anlamadıklarını çözememiştim. Onu da sağ olsun yazarımız, katilin ağzıyla mektupta açıklıyor. . . . "on küçük zenci yemeğe gitti, birisi kendisini boğdu ve kaldı dokuz. dokuz küçük zenci çok geç kalktı, biri uyuyakaldı, kaldı sekiz. sekiz küçük zenci devon'da geziye çıktı, biri kayboldu, kaldı yedi. yedi küçük zenci odun kırdı, biri kendisini kesti, kaldı altı. altı küçük zenci kovanla oynadı, bir balarısı, içlerinden birini soktu, kaldı beş. beş küçük zenci mahkemeye gitti, biri idam cezası aldı, kaldı dört. dört küçük zenci denize gitti, birini balık yuttu, kaldı üç. üç küçük zenci hayvanat bahçesine gitti, birine ayı sarıldı, kaldı iki. iki küçük zenci güneş altında oturdu, biri güneşte kızardı, kaldı bir. bir küçük kızılderili tek başına kaldı. gidip kendisini astı ve hiçbiri kalmadı."
Edebiyat
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 200643,6bin okunma
10/10
·375 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2021 14:47
Nereden başlasam bilemiyorum. Bu kitabı ilk defa elime aldığımda hayatımın en kötü dönemlerini geçiriyordum. Bir insanın başına gelebilecek ne kadar kötü şey varsa başıma gelmişti ve ben bu kitaba sığınmıştım. O günlerden beri ilk defa kapağını açma cesaretinde bulundum. O zamanlardan beri değişmeyen tek şey son sayfasındaki gözyaşlarım... Belki de bu yüzden bir türlü kitabı bitiremedim, araya farklı kitaplar sığdırdım. Halbuki o günlerde bu kitapla yatıp kalkıyordum. Ölüm, yaşam, cinsel istismar, darbe, çocuk tecavüzü, savaş, kaybetmek, yalanlar, umut, aile, dostluk... Her şeyin iç içe olduğu bir kitap; tıpkı savaş ülkelerinde olduğu gibi. Kapalı kapılar ardında belki bu vahşetin çok daha beterleri yaşanıyor ve insanlık olarak görmezden gelmeye alışmışız. "Açlar, yazık." diyip başımızı çevirdiğimiz anda unutuluyor gidiyor. Bununla birlikte onların da bir hayatları olduğunu da unutuyoruz. İşte bu kitap, o "hayat" ların içini anlatıyor. Pişmanlığın ne demek olduğunu, umudun ne demek olduğunu gösteriyor. Bu kitaptan sonra yazarın bir diğer kitabı olan "Bin Muhteşem Güneş"i de okursanız muhtemelen birkaç hafta kendinize gelemeyeceksiniz. Tek önerim, bu kitapları okumanız.
Edebiyat
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,3bin okunma
10/10
·230 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2021 17:55
40 yıl Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın başyaverliğini yapan Salih Bozok anlatmış, İsmet Bozdağ kaleme almış. Akıcı bir dille sanki arkadaşınızla dertleşiyormuş gibi anlatılmış, bu da kısa sürede keyifle okumanızı sağlıyor. Zaman zaman kıkırdadığım, zaman zaman cık cıkladığım oldu. Zübeyde Hanım'ın karşı çıkmaları, Fikriye Hanım'ın içtenliği, Latife Hanım'ın değişen mizacıyla Atatürk'ün arada kalmaları... Kabaca gelişen olayları önceden bilsem de ayrıntılarıyla neler yaşandığını ilk defa okudum. Bundan sonrası benim kendi düşüncelerim: Fikriye Hanım'a nedense hayranlık duydum. Eğer Paşa, onunla evlenseydi muhtemelen çok daha mutlu olacaktı. Bu, annesi ve kız kardeşine ters olsa dahi büyük bir sevgi ve saygının bulunduğu nispeten daha uzun bir evlilik olacağını düşünüyorum. Çankaya'ya alınmadığındaki intiharı inanılmaz bir acı. Latife Hanım'ın aksine kiminle evli olduğunu bir an bile unutmaz ve ulusal önemini kaybetmezdi diye düşünüyorum. Elbette herkes gibi ilgi istemesi doğaldı Latife Hanım'ın. Ancak sıradan bir adamla değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa ile evlenmişti. Belki de bu ona ağır gelmişti, kaldıramayacağı bir yüktü. Belki de Zübeyde Hanım'ın dediği gibi "O sever Mustafa Kemal Paşa'yı. O sever Gazi Paşa'yı! O sevmez efendim, Mustafa Kemal Efendi'yi. O ister, Mustafa Kemal Paşa'nın karısı olsun! O ister, kurulsun Çankaya'da, buyursun ona buna! İster, olsun büyük Büyükhanımefendi! Sevemez o benim Mustafamı. Sever Mustafa Kemal Paşa'yı, Gazi Paşa'yı!.." Gerçekten de Mustafa olduğu için değil, Gazi Paşa olduğu için sevdiğini düşündüm yer yer. Her ne olursa olsun, Latife de Fikriye de Atatürk'ün kalbine girmiş iki güzel hanımefendidir. "Ordular yönettim, Meclisler yönettim, savaşlar yaptım, kazandım ama, bir kadını yönetemiyorum." demesiyle
Tarih
Latife ve Fikriyeİsmet Bozdağ · Truva Yayınları · 2012829 okunma
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 19:53
Zorla çocuk yaşta evlendirme, çocuk kaçırma, taciz, tecavüz, hür iradeden yoksun kılma, kısıtlama, ağır iş yükü, baskı, fiziksel & psikolojik şiddet, işkenceler, kadınların dâhi sünnet edilmesi, doğum sırasında sorun çıksa bile doktorun gelmemesi... Daha yazılacak tonlarca sorunu hepimiz biliyoruz aslında. Erkek egemenliği ve "İslamiyet" adı altında sömürülen kadınların, çocukların dünyasını okuyacaksınız. Bu tarzda okuduğum ilk kitap değildi ancak yaşayan kişinin birebir ağzından duymak, yaşanılanları okumak canımı oldukça sıktı. "Ay ben dayanamam" diyip okunmamasını asla anlamıyorum zaten. Siz bunu okumaya dayanamazken insanlar böyle yaşıyor. Gözünüzü kapatıp kulaklarınızı tıkadığınızda zannediyorsunuz ki yaşanmıyor. Bundan sonrası kitabı bitirenler ve bilgi bulamayanlar için ek bilgidir (spoiler içerir) : Zana bu kitabı 1992'de, Nadia'ya Sözüm Var kitabını ise 1996da yayınlamış. 2004'te (?) sonunda Nadia, Marcus vs. İngiltereye dönebilmişler ancak medyadan tamamen uzakta ve huzurla yaşıyorlar. Zaten kitabın sonlarında sizin bile içiniz sıkılmıştır. O karanlık dipsiz kuyuya benzer günlerini, aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmak can acıttığı için herhangi bir röportaj vermemişler. En azından yabancı kaynaklarda bulduğum bilgiler bunlardı.
Edebiyat
Annemi Bir Kez Daha GörebilsemZana Muhsen · Sonsuz Kitap · 20192,987 okunma
Reklam