Akıllarını unvanla bozmuşlardı, daha on altı yaşında yumuşak koltuklardan söz ediyorlardı. Hiç kuşkusuz bunların çoğu, çocukluk, yeniyetmelik dönemlerinde durmaksızın onları çevreleyen aptallıklardan, kötü örneklerden kaynaklanıyordu. Çirkinliğe vardıracak derecede ahlaksızlaşmışlardı. Elbette, burada olan daha çok bir gösteriş, yapmacık bir arsızlıktı; elbette, yaptıkları ahlaksızlıkların arasından gençlik, az da olsa saflık görünüp kayboluyordu; ancak onlardaki bu saflığın bile çekici bir yanı yoktu, soytarılık fışkırıyordu.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Satre, Fanon’un kitabının önsözünde Fransızlara sesleniyor.
“Bu kitabı okuma cesareti gösterin, en baş nedeniniz de sizi utandıracağı olmalı; utanç, Marx'ın dediği gibi, devrimci bir duygudur. (...) Biz Avrupalılar da, biz de sömürgesizleştiriliyoruz: Yani her birimizin içinde var olan sömürgeci kanlı bir operasyonla çıkartıyor. Cesaretimiz varsa kendimize iyice bir bakalım ve ne hâle geldiğimizi görelim. Öncelikle şu beklenmedik manzarayla bir yüzleşelim: Hümanizmamızın striptizi. İşte çırılçıplak, güzel değil. Yalancı bir ideolojiden başka bir şey değil, yağmanın ince aklanması; yapmacık tavırları ve sevgisi, saldırgan eylemlerimize kefil oluyor.”
‘’Bu kadar kitap okumak iyi değildir.’’ ‘’Çok okursan yalnızlaşırsın,bir süre sonra da insanlarla sohbet etmemeye başlarsın sonra da insanların ne kadar yapmacık davrandıklarını fark eder, yüzlerine taktıkları maskeleri görür onlardan daha da uzaklaşırsın.’’
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Çekingen olabildiği gibi, mahcup, imalı, temkinli, yapmacık, gönülsüz, asabi, şaşkın, kurnaz, ironik, sevinçli, hüzünlü, güven dolu, şefkatli, cilveli, çift anlamlı, entrikacı, anlayışlı, rıza gösterici, düşünceye dalmış, cesur, meydan okuyucu, kararlı, hakimane, mağrur, bilgiç, kaygılı, rahatlamış, ümitsiz, reddedici, küçümseyici, sinik, kınayıcı, rikkatli, iyi niyetli, neşeli, ışıl ışıl, muzaffer de olabilirdi bir gülümseme
Sayfa 44·Kitabı okudu
1000Kitap
Dostluk kavgacı olmadı mı, sağlam ve cömert de değildir. Nazlı, yapmacık bir hava, birini kırma korkusu dostluğa rahat nefes aldırmaz.
Sayfa 255·Kitabı okudu
Ben nasıl şimdi giyiniyor, evden çıkıp profesörü ziyaret ediyor, onunla az çok yapmacık nazik sözlerle konuşuyor ve bütün bunları doğrusu gönülsüz yapıyorsam, insanların çoğu da her gün, her saat kendilerini zorlayarak, bir gönülsüzlükle böyle davranıyor, böyle yaşıyor, onu bunu ziyaret ediyor, onunla bununla söyleşiyor, dairelerinde, bürolarında oturup mesai saatinin bitmesini bekliyordu; hepsi de zoraki, otomatik olarak, gönülsüz görülen işlerdi, makineler tarafından da pekâlâ yapılabilecek ya da yapılmadan kalabilecek işler. Ve ardı arkası kesilmeksizin sürüp giden mekanikliktir ki, onları benim gibi kendi yaşamlarını eleştirmekten, bu yaşamın aptallığını ve sığlığını, iğrenç şekilde sırıtan ne idüğü belirsizliğini, umarsız hüznünü ve kofluğunu görüp duyumsamaktan alıkoyuyordu. Ah, haklıydı, yerden göğe haklıydı bu insanlar öyle yaşamakta, yoldan çıkmış ben gibi iç karartıcı mekanikliğe karşı kendilerini savunacak ve gözlerini umarsızlıkla dikip boşluğa bakacakken, kendi küçük oyunlarını oynamakta ve kendi önemsedikleri şeylerin peşinden koşmakta. Bu sayfalarda insanları küçümsüyor, kendileriyle alay ediyorsam, kimse sanmasın ki olup bitenlerin suçunu üzerlerine yıkmak, onları suçlamak, dolayısıyla kişisel sefaletimden başkalarını sorumlu tutmak istiyorum. Ne var ki, bu yolda hayli ilerleyen ve yaşamın dipsiz bir karanlıkta sonlandığı sınıra gelip dayanan ben, söz konusu mekanikliğin kendim için de geçerliğini koruduğu, bitip tükenmeyen oyunun güler yüzlü çocuksu dünyasında kendimin de hâlâ bir yeri olduğu izlenimini gerek kendim, gerek başkaları üzerinde uyandırmaya çalışırsam, haksızlık etmiş, yalan söylemiş sayılırım.
Sayfa 72·Kitabı okudu