Ahmet Murat

Ahmet Murat

Yazar
8.5/10
210 Kişi
·
562
Okunma
·
91
Beğeni
·
3.870
Gösterim
Adı:
Ahmet Murat
Tam adı:
Ahmet Murat ÖZEL
Unvan:
Türk şair ve yazar.
Doğum:
Karaman, 1971
Karamanlı 'dır. 2014 Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Şairi Ödülü 'nü "Kalbin Kararı" adlı kitabıyla kazanmıştır.Halen İstanbul 'da yaşamaktadır.
Bir insandaki bir nitelik hakkındaki hassasiyetimiz, o niteliğe yönelik bir dikkat keskinleşmesinin sonucudur. O niteliği fark etmek, ancak o niteliğe yönelik bir hassasiyetle mümkün. Bu hassasiyet olmasaydı, o niteliğin farkına varmayacak ya da varsak bile biz de o nitelik kanamaya yol açmayacaktı.
"Sen günahı gözünde büyüttükçe o Hak katında küçülür; sen ibadetini gözünde küçüldükçe o Hak katında büyür."
Gi ( ölümüne dürüstlük )
Yu ( ölümüne cesaret )
Jin ( pamuk gibi bir kalbin duyacağı bir merhamet )
Rei ( bir centilmene yakışır bir kibarlık ve zarafet )
Makato ( sözü senet olmak )
Meiyo ( onuruna düşkünlük )
Çu ( işine sadakat )
48 syf.
·5 günde·8/10
"ekmek sıcak, Allah güzel, sen iyi"*

Bundan yıllar önce Ramazan ayındayız, vakit ikindi. İnternette dolanırken bir sayfada karşılaşmıştım bu dizeyle. Bir fotoğrafın altına yazmışlardı, hiç unutmuyorum; yemyeşil bir arazi, gök pırıl pırıl. Küçük bir kız çocuğu elinde uçurtmasını uçurarak koşuyordu, Alp Dağlarının eteklerindeki çıplak ayaklı Heidi misali çimenlerin üzerinde. Ne sevmiştim bu dizeyi ama. Tekrarlamıştım içimden “ekmek sıcak, Allah güzel, sen iyi.” Hemen Google a yazıp araştırmıştım. Ramazan ayı, ikindi vakti, orucum. Hop, ilk sayfada beliriyor mavi mavi “İlk Oruç Şiiri – Ahmet Murat*”. Şiiri çok severim hele tevafukla birleşirse daha bir çok… İşte ben böyle tanıdım Ahmet Murat’ı, kendimce bir tevafukla. O zamandır takip ettiğim şairler içine girmişti.

Kalbin Kararı da uzun zamandır almak isteyip de sahaflarda bulamadığım nadir kitaplardandı. Şükür ki birkaç ay önce Batman’daki kitap fuarında ulaşabildim kendisine. Kitap kapaklarına çok fazla önem vermem ama kapağına bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Tüm kapağı muhteşem kuyruğunun güzelliğiyle saran tavus kuşu, içinde gizlediği şiirleri özetler gibi. Heybetli fakat hoş bir güzellik.

Yazar şiirlerini İlahiler ve Neşideler olarak iki kısma ayırmış. İlahiler kısmı şairin daha çok Allah’a duyduğu sevgi ve muhabbeti içeren, tefekkür zeminli şiirler. Neşideler ise daha çok manzum tarza yazılmış, şiirin içinde şairin kendisini görebildiğimiz şiirlerden oluşuyor.

Kitap ilk olarak ismini de aldığı Kalbin Kararı şiiriyle başlıyor. Bu şiirle başlamakla şair çok doğru bir seçim mi yapmış yoksa… Bilemedim. Keza şu dizeleri okuduktan sonra ben birkaç ay diğer sayfayı çeviremedim.

"Önce sola, sonra sağa, yine sola
Bakan akıldır, kalp uzatmaz
Akıl iki kere ikiyi iyice bilir
Kalp ikiyi inkar edecektir.

İnsan uykudadır, ölünce uyanır
Günün adamıdır ve karşılanır
Can uyanır ve karar anıdır kalp için
Allah sürprizdir, Rabbül âlemin

Kalbin kararını akıl tartar
Bu şuna benzer: akıl esnaftır
Şuna da: akıl yaralanır
Kalp yaralanmaz çünkü yaradır" (Kalbin Kararı, sf.11)

Öyle etkiledi ki bu şiir beni, kitabı her elime aldığımda şu dizeleri sindirip bir şiir daha öteye gidemedim. Akıl, yara, esnaf, ikikereiki, kalp… Günlerce dolandı zihnimde bu imgeler. Aklıma Yeraltındaki Notlar'da Yeraltı Amcamızın iki kere iki üzerine yaptığı beyin yakan diyalogları geldi, yeraltı adamımızın da işin içinden çıkamayışları...

Şair kalp ve akıl arasındaki gelgitlerimizi, olaylar karşısında kalp ve aklın tutumunu öyle iyi anlatmış ki kelimeleriyle. Bu şiirle anladım ben; şöyle dışarıdan bakınca görünüşüyle tavuktan farksız bir tavus kuşunun, kuyruğunu açınca içinde gizlediği muhteşem güzelliği. Evet Ahmet Murat şiirinde tam olarak bunu görürsünüz. Kitaptaki her şiir bir kere olağan bir akışla okunduğu zaman gösterişsiz, dertsiz görünür size. Gayret eder içini açarsanız, derinindeki o tavus kuşu heybetine varırsınız. Gözleriniz kısılır ve kalbiniz kamaşır.

İlk bölümde Kalbin Kararı, Yol, Kendi, Bugün Dışarda, Son Hutbe şiirlerini çok sevdim. Şair bu bölüme, içinize naif dokunuşlarla işlediği dizelerini, size inceden bir dokunmasıyla dahi yaranızın dikişlerini patlatıveren iki eleştiri şiiriyle son vermiş.

"cemaat! yürüyen merdivenli minber dubai’de
yapsınlar ve cennet simülatörü- hazırlık niyetine
din dilini yenileyin dediydi diyanet, işte yenisi
lâ havle ve lâ kuvvete, lâ havle ve lâ kuvvete" (Son Hutbe şiirinden, sf. 23)

“hep yoksulların çocukları ölüyor azizim,
oysa israf haramdır.” (Le Charme Discret de la Bourgeoisie şiirinden, sf.24)

İkinci kısımdaki şiirler ise daha manzum yapılı. Sanki şair içinde ne varsa uzun uzun anlatmak istemiş. Ben ikinci kısımdaki daha çıplak gördüm. Hani şair içinde ne varsa başta acziyeti olmak üzere kızdığı, kırdığı, kırıldığı, ümit ettiği ne varsa sanki şair yükünü sırtından atıp, bir benî âdem olarak safça sıralamış dizelerini. Özellikle Muhayyer Münacat şiiri, bu bölümdeki en sevdiğim şiir oldu.

Allahım biraz konuşabilir miyim bağışla
Konuşuyorsun sen, duymuyorum ben ah bağışla
Ben de konuştum çok, çoğu boş, boşlukları doldurdum
Yarım kalmış bir çay gibi soğuttum kendimi,
İçime şeker attın, tatlanmadım yine
Seni anlayamadım, tişört yazıları, sokak isimleri,
Plaka harfleri, medet umdum tümünden, bir tıkız idrakle tıkandım,
Yağmurları anlamadım, karlarda üşüdüm, bilirsin
Şemsiyeseverim, o uçarı, o gizemli şiirseverler aksine
Lodosta başım ağrır, malum sinüzit, alerjim de var yağmura iyi mi
Benden şair yaptın ya, bu senin kudretin, memnun musun desem
Sana seslenmeye yarıyor, memnunum bense. (Muhayyer Münacat, sf.31)

Yazar yine bu bölümü de sağlam gözlemli bol hicivli bir şiirle kapatmış. “Ikea” şiiri. Hani bildiğimiz ikea, şu evimizin her şeyi olan, rahat bir ev hayatımız olması için her şeyi düşünen ikea.

“Şöyle demişsin bir yerde: “Hafızalı süngerden
üst katman vucudunuzu sarıyor”
Bunu hakikaten dedin mi? İnanılmazsın biliyorsun değil mi?
Sonra şu: ‘Vatkalı kolçaklar ise herkesi
tembelliğe davet ediyor.’ Sen Ikea, ah sen…” (Ikea, sf. 46)

Şiirin altındaki dipnottan anladığım kadarıyla şair, bu şiiri ekşi sözlükteki bir sözlük yazarının ikea için girdiği bir açıklama üzerine yazmış. Bize bizi öyle güzel anlatmış ki bu şiirde, öyle ince yerleri yakalamış ki ben şapka çıkardım karşısında. Sabır gösterip mutlaka bir okuyun derim.

"Ikea sana maruz kalmak istiyoruz, bu çok normal.
Sömürgeci çizgilerin yok. Stilin yalın, kuzeyli, ölçülü.
Ataların Vikingler miydi lan doğru söyle şimdi
Patates seven, sosis kemiren, bir daha patates seven,
Sosyal bir devletsin etliye sütlüye destek veren." (Ikea, sf. 47)

Ve yine şunu anladım, şiirin güzelliği burada yatıyor aslında; sen sokağa çık, istediğin kadar bağır çağır, sosyal medyadan istediğin kadar klavye savaşçılığı yap, duyar kas. Yok kardeşim, bunlar değmiyor kalbe. İnanın değmiyor. Batıyor insanın gözüne, samimi gelmiyor. Bağırdığın değil, içine samimiyetini koyduğun, derdiyle dertlenerek ortaya çıkardığın ürün; ister şiir olsun ister bir şarkı fark etmez, bu gerçekten muhatabını buluyor. Ben buna inanıyorum.

Hasıl kelam Ahmet Murat her bir dizeyi nakış gibi işlemiş. Bize sunmuş. Keyifle okudum, keyifle düşündüm; keyifle dertlendim, keyifle duruldum.

Okuyunuz efendim, kalbinizde pamuk dokunuşlar yer bulsun…

Bu da bonus olsun nacizane; kalp yaradır, demiştik ya. Yaranıza gülümseyin her sabah, yaranızı önemseyin. Gerisini ben bilmem artık Kalben söylemiş, dinleyiverin. :)

https://youtu.be/ePHisc6xsrE
*Ilk Oruç şiiri yazarın Bir Şair Bisikletle kitabında yer almaktadır.
168 syf.
·3 günde·10/10
kuşlarla sohbetin şartları, dünyanın ve insanın yoruculuğuna karşı kalbimizi onaran, nefes aldıran, içimizin dünya telaşıyla açılmış çatlaklarından içeri bir manevi huzur sızdıran denemelerinden oluşuyor.

“her abartı, her süsleme, her cila, manevi olanın sinsi bir sömürüsüne yol açıyor.” diyen ahmet murat sadeliğin en latif halini bu kitapta lisânı ile bizlere sunmuş.

hız ve haz çağında bizlere biraz durmayı, nefes almayı ve etrafımıza bakmayı ölçülü davranmayı talim ediyor ahmet murat.

sufilik, dervişlik, şeyh, dergâh gibi kavramlara sıkça rastlanılsa da ahmet murat’ın yazıları geçmişe özlem değil, gidişata esaslı bir itirazdır. insan kumaşımıza kendi elimizle verdiğimiz zararı dert edinir ahmet murat.

“insan cinsi gitmek zorundadır. bu dünyadan gider, bir duyuştan diğerine, bir hâlden ötekine, bir anlamdan berikine gider. gitmeyi bıraktığı anda, gurbet fikrini kaybetmiş olur” der ve ekler “insanın hakiki seyehati iç dünyasındaki seyehattir“ bu kitabı okuduğunuzda içinizin derinliklerine seyehat edeceksiniz.
168 syf.
·7 günde·10/10
Özlemişiz böyle naif kitaplar okumayı.
Bu devirde derviş olabilmek mümkün müdür? Dervişlik nedir? Her şeyin gösteriş ve maddiyat üzerine bina edildiği bir ortamda insanlara niyetin değerini nasıl anlatabiliriz?
Uzatabilirim ama kısa kesmeyi tercih ediyorum.
Kategorize edersem; tadı damakta kalan kitaplardan.
176 syf.
·Beğendi·10/10
Bir sonraki kitabımız Ahmet Murat'ın çok beğenerek okuduğum deneme kitabı.
İçinde düşündüren, ufuk açan, kalbe saplanan ve okkalı cümleler barındıran, hayatın içinden belki de yapmaktan veya görmekten alıştığımız yüreği titreten yazılar mevcut.
Kitap bitince Belki de üzülmeliyiz demiyorsunuz, evet, üzülmeliyiz.. Hem de çok.
Dertlenmekle başlar ya her şey zaten. Bu kitap o babta bir kapı aralıyor size.
Hepsi için diyemeyeceğim ama ben şairlerin deneme kitaplarını çok seviyorum. Ahmet Murat'a onlardan biri.
Sanki ne bileyim dünyaya daha bir farklı bakıyor şairler. O yüzden okuyalım.
Ayrıca Belki de üzülmeliyiz üzülmek için bir başlangıç olabilir.
176 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Toplumumuzun sahip olduğu değerleri nasıl kaybettiğini çok yumuşak bir dille anlatmış yazarımız. Kitabı okurken evet böyleydi ,ne güzel günlerdi dediğim de oldu, ya öyle miymiş hiç bilmiyorum keşke ben de görseydim dediğim de oldu. Kaybettiğimiz sosyal medya ve daha bir çok etmenle kaybetmekte olduğumuz değerlerimiz için belki de gerçekten üzülmeliyiz.
Dili çok güzel yer yer çarpıcı ama daha çok düşündürücü bir kitap
168 syf.
·Beğendi·8/10
Kitap kısa ve öz denemeleriyle bu dünya keşmekeşinde kaybolmaya meyyal olan
bizlere bir güzergâh çiziyor.Her deneme ile yeni bir kapı aralayarak ufkumuzun genişlemesine vesile oluyor. 'Büyüsü bozulan bu dünyada' neleri yitirdiğimizi gözler önüne serip farkındalığımızı artırıyor, bizlere hayati dersler de sunuyor.Satırlarıyla ruhumuza sirayet edip iyileştiren bir tesir bırakıyor zira bize güzellikleri ,ahlâki olanı salık veriyor.
Tasavvufi konulara ağırlık verilen kitapta özellikle ölümün aşikâr olduğu , ölüme itibar etmemiz gerektiği buna mukabil bu dünyalık iş olmadığı kıyamet kopsa dahi elimizdeki fidanı dikmemizi öğütleyen Peygamber efendimiz(sas) hatırlatılarak yaşadığımız anı değerlendirmemiz gerektiği talim ediliyor.
Ahmet Murat "İçlerimiz değişince dışlarımız da değişecek" diyerek bizleri hakiki bir muhakeme ve tefekküre davet ediyor.Kitabı bitirdikten sonra tekrar okumak istediğiniz çok bölüm olacağını düşünüyorum iyi okumalar :)
176 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Deneme yazılarının bende ayrı bir yeri var. Çünkü deneme okurken yazar sanki sizinle konuşuyor gibi. Bu yönünü çok seviyorum. Birde Profil Kitap Yayınları. Bu yayın evinin yazar, şair ve kitap konusu bakımından çok seçici ve kaliteli olduklarını düşünüyorum. Şimdiye kadar okuduğum bütün kitaplarından memnun oldum.
Ahmet Murat 'ın bu eseri güzel olmuş. Emeğine sağlık. Maziyi ve günümüze dair konulardan bahsetmiş ve çok eğitici konuları işlemiş. Öğrenmemiz ve ders almamız gereken çok şey var. Bir alıntıyla incelememe son vereyim.
"Kudüs' ün yüzük taşı Mescid-i Aksa'dır. Mescid-i Aksa'nın yüzük taşıysa saftaki o mümindir." (Sayfa 150)
165 syf.
·Beğendi
Ahmet Murat Özel çok farklı bir yazardır. Kendi soyismi gibi özel bir şairdir, özel bir insandır. Kuşlarla Sohbetin Şartları kitabında, Ahmet Murat Özel, farklı ve karmaşık görünen konuları en titiz şekilde işleyip gayet güzel şekilde açıklamaktadır. Tasavvuf ile modern hayatın ilişkisi günümüzde kimi zaman ihmal edilmiştir. Modern hayattan baktığımızda tasavvufun yeri acaba nedir? Bazı insanlara göre buzdolabında doldurulmuş ve unutulmuş yemekler gibidir tasavvuf.. Bu insanlar tasavvufu severler, insanların onunla iç içe olması gerektiğini düşünürler fakat ne hikmetse kendileri düşündüğü gibi yaşamaktan yoksundur. Diğer insanlara göre ise tasavvuf çöpe atılması gereken bir unsurdur. Eğer öyle değilse bile ruhundan yoksun kalarak sadece sembolik olarak kullanılması gereken bir imgedir. Bu insanlar, batılılaşarak, batılılaşmayı savunarak kendi ülkesine ihanet ettiğinin farkında olmayanlardır. Bütün bunlar benim düşüncem. Kitap bize modern hayatla, tasavvufun nasıl iç içe yaşanabilirliği hakkında düşünce yazılarından oluşuyor. Ve günümüzden tasavvufun nasıl göründüğünü irdeliyor. Bir takım yanlış bakışları gün yüzüne çıkartarak bir medeniyet telakkisi sunuyor. Tavsiye edebilirim. Belki başucu kitabınız bile olabilir.
168 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Her başlığı ayrı bir farkındalık oluşturan, deneme türünde yazılmış bir kitaptır. Bazı başlıklarında sizi şaşırtabilir de yazar. Bakmayın öyle ince durduğuna, okurken o kadar da ince gelmez size. Nitelikli bir okuma ile uzun bile sürebilir. Bunlar benim görüşüm tabi. Neticede herkes farklı bakabilir. İçeriğe gelecek olursam, genel olarak tasavvuf eksenlidir yazılanlar. İnancımızın aldığı şekil sorgulanmıştır, kuvvetli bir şekilde. Geçmişe duyulan özlemin kokusunu alırsınız sayfalarda. Sahi biz ne ara bu kadar kaydık, binbir çile ile çizilen çizgiden? Nasıl toparlanacağız?

“İnsan insanın aynasıdır. Hangi kusuru görüyorsak bizde muğlak ve biçimsiz olarak bulunan ama içten içe bizim huzursuzluğumuzda kaynağını oluşturduğunuz şeyi görmüşüzdür.”

“... Batılı modern insanın zenginliği yalınlık ve minimalizm içine gizleme başarısıyla ilgili. Batının zengin sporu olan golfü ele alın: Ne kadar gösterişsiz, sessiz ve sıkıcıdır. Batılı modern zengin , sıradan halktan kendisini yalıtan muhiti içinde, kendisinin sahip olduklarına sahip olan insanlarla birliktedir ve farkını göstererek değil,gizleyerek yaratacağını bilir.” (Daha fazlası için kitaba müracat ediniz)

Bazı yazılarında Kudüs sokaklarında gezmeye çıkar, daha önce muhtemel hiç duymadığınız tarikatları tanır ve bilgi alırsınız. Bir yazısında ise Şuayb Ebu Medyen hazretlerini tanır ona hayranlık duyarsınız. Kimisinde ise bir hadisi irdeler, edebi tanımlar, Kandil gecesi geçirir, ramazanı yorumlarsınız. Kısacası hayata dair. bir anlamlandırma çabasındasınızdır yazarla birlikte. Zaten okumakta bunun için değil midir?

Bence denemeye değer .
168 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Bu Ahmet Murat'ın ilk okuduğum kitabıydı. İsmine vurularak almıştım "işte bu" diyerek okudum. Kısa ve yormayan denemeleri, şeyh, derviş, tekke gibi meseleleri çağımıza ve düşünce yapımıza uygun anlatışı ve neredeyse her cümlesinden anlaşılan o doluluk ve bilgili olma hali bana çok şey kattı. Deneme kitabı okuyoruz aynı zamanda birçok bilgiyi de hazineye atıyoruz. Bu da yazarın bize kıyağı bence.
O sürekli kaçtığımız, nefsimize ağır gelen şeyleri bize yedirip içiriyor. Yeni tanıştım ve bırakmayı da düşünmüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Murat
Tam adı:
Ahmet Murat ÖZEL
Unvan:
Türk şair ve yazar.
Doğum:
Karaman, 1971
Karamanlı 'dır. 2014 Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Şairi Ödülü 'nü "Kalbin Kararı" adlı kitabıyla kazanmıştır.Halen İstanbul 'da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 91 okur beğendi.
  • 562 okur okudu.
  • 29 okur okuyor.
  • 322 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları