Antony Beevor

Antony Beevor

Yazar
8.5/10
13 Kişi
·
23
Okunma
·
10
Beğeni
·
907
Gösterim
Adı:
Antony Beevor
Unvan:
İngiliz Tarihçi ve Yazar
Doğum:
İngiltere, 14 Aralık 1946
Winchester Üniversitesi ve Sandhurst Kraliyet Askerî Akademisi’nde modern askerî tarih öğrenimi yaptıktan sonra 5 yıl İngiltere ve Almanya’da 11.Süvari Birliği’nde görev yaptı. Annesi, büyükannesi, büyük ninesi de yazar olan Beevor, askerlikten ayrılınca bir süre bir reklam şirketinde finans müdürü olarak çalıştıktan sonra yazarlık alanına geçti
"Rus ,sen ne yedin?
_yanıt
"Inan bana Rus bende tereyağı, yumurta yedim ama bu gün değil ..bu gün hiçbirşey yemedim ...
_
"Rus su almaya gidiyorum ,kafama ateş etme ,ayağıma et ..Çocuklarım var ,annem var "
"Bir çok asker bir kağıt parçasına yazılı "Beni Bekle" şiirini sol göğüs cebinde taşımakta ve saldırıya geçme öncesindeki anlarda bir dua gibi okumaktaydı "
Antony Beevor
Sayfa 235 - Yapı kredi yayınları..
"Tarihte daha önce diplomaside ve politikada yalan böylesine güçlü bir silah olmamıştı hiç. Biz Almanlar iktidara el koyan bir adam tarafından kurnazlıkla aldatıldık.."
"Tanrı bize Hitleri gönderecek kadar neden kızdı Almanya ya !
"Alman halkı bu kadar cahil mi ?böyle bir cezayı hak etti mi ?.."
Antony Beevor
Sayfa 99 - Yapı kredi yayınları..
"Artık Hitler için ,nasyonal sosyalizm ya da üçüncü reich için ,hatta bombalarla harabeye çevrilen şehirlerde kıstırılmış nişanlılarımız, annelerimiz ya da ailelerimiz için dövüsmuyorduk. .basbayagı korkudan dövüşüyorduk ....kendimiz için, çamur ve karla dolu deliklerde ölmemek için dövüşüyorduk ; fareler gibi dövüşüyorduk. ."
Antony Beevor
Sayfa 45 - Yapı kredi yayınları..
"Hayatı cok seviyorum,daha doyasıya yasamadim.Yaşım on dokuz .Sıkça önümde ölümü görüyorum ve onunla boğusuyorum .."
Antony Beevor
Sayfa 115 - Yapı kredi yayınları..
Goebbels son bir kaç ayda Hitler'in halka hiç görünmemesinden endişeye düşmüştü. Nihayet onu esas olarak haber filmi kameralarınca çekilmek üzere Oder cephesine bir teftişte bulunmaya ikna etti..

Karşılarında ,çökmüş haldeki Führer 'i görünce şaşırdılar. .Subaylardan biri "yüzü tebeşir gibi bembeyazdı "ve "ışıltılı gözleri bana bir yılanın gözlerini hatırlattı "diye yazacaktı. ..

Konuşmak için harcadığı çaba herhalde Hitler'i tüketmiş olmalıydı. .Berline dönüş yolculuğunda, ağzından tek bir kelime çıkmadı. Şoförüne göre "düşüncelere dalmış olarak"öylece oturdu ...bu son yolculuguydu .Reich Şansolyeligi'nden bir daha sağ çıkmayacaktı. ..
Antony Beevor
Sayfa 161 - Yapı kredi yayınları..
#STALINGRAD MASSENGRAB !
#SPOILER
# https://youtu.be/u15JkdnWupg

Beevor severim ..hatta abartılı severim
Hiç yormadan anlatır savaşları...detaycıdır ama aklınızı karıştırmaz. .aksine keyifle okursunuz hiç bitmesin dersiniz ..Ben okuduğum üç kitabına da kefilim. ..

Anthony Beevor tam bir araştırmacı yazardır .. Hem Vasili Grossman adına yazdığı biyografik kitapta hem Berlinin düşüşünde fazlasıyla memnun bırakmıştır okuyucusunu ..
Umarım hep yazar ..

STALINGRAD 'a gelirsek ..

"Ikinci dünya savaşının dönüm noktası denir mi ? "Evet" denir .. Bu savunma sayesinde HITLERIN durdurulabilecegi umudu tüm cephelere yayılmıştır .. "

STALINGRAD ..
sadece Sovyet kahramanlığının sembolü olması açısından değil ,aynı zamanda savaşın psikolojik dönüm noktasıdır ..
"Insanların..
Nazilerin asla kazanamayacağına olan inancının tazelenmesidir "

Sonrasında Kızıl Ordu Berline girecek ..Rus askerleri Reicstag duvarına Kiril alfabesiyle "STALINGRAD _Berlin " yazacaktır .. (yazı bu gün bile görülebilir )

Dünyanın nefesini tuttuğu anlarda ..

Hitler tam iki kez yanlış karar vermiş ve Moskova ya yürüyüşü ertelemistir ..karşı durulamaz kibri sayesinde verdiği bu yanlış kararlar Alman ordusunun Rus batağına gömülmesine yeter de artar bile ..

Kitap yüzlerce isim binlerce muhteşem kelime içerdiği için anlatmak yeterli olmayacak :) ben okuyun derim .

Ancak bahsetmeden geçemeyeceğim ünlü Pavlov evi' ni bu konunun meraklıları bilmektedir ..Çavuş Jakob Pavlov un 58 gün boyunca savunduğu .. bu efsane evin son halini de buraya bıraktım :)


https://i.hizliresim.com/ODOP8Q.jpg

Bunun dışında en sevdiğim yazarlardan Vasili Grossman STALINGRAD da bulunmuştur .. Ilya Ehrenburg ,Konstantin Simonov yine bu cehennemden geçmiş yazarlardır. .

Ve tabiiki "keskin nişancı " ZAYÇEV ve ANATOLİ Cekov (62.ordu) ...

https://youtu.be/E13kxDQmIgs

Kısacası ..
Kimi kaynaklarda 164 kimilerinde ise 199 gün süren stalingrad savaşı tarihin en büyük bombardımanlarindan biri ile başladı ..
23 Ağustos 1941 ..
1600 sorti yapan Alman uçakları 1000 ton bomba bıraktı ..600 bin kişilik STALINGRAD da 40 bin kişi bu ilk bombardıman haftasında öldü. .

Fakat yaz geçecek ..Rus mevsimi gelecekti ..

Rus kışı ..
keskin rüzgarı ve eksi yirmilerin altına inen soğuğuyla kabus gibi çökmüş. .muhteşem ve gurur verici Alman tank motorları kaskatı donmuş. .
Hava eksi kırk derecelere düşerken Hitler in neredeyse batıl inaançla güvendiği askerlerine kış giysisi bile dağıtmaması sebebiyle tam bir "kapan" a dönüşmüştür"

2 Şubat 1942 de nihai sonuç alınmış ..
Ünlü Alman 6.ordusu tamamen yok edilmişti ..
91 bin tutsağın varlığına hiç deginilmedi .
Onlar Almanyanın yaşaması için öldü ..dediler
Dosya kapandı ...

Hikayenin devamı yine bu kitapta :)
Okuyun :)

Dip not :)
Vasili Grossman 'ın not defterinden ..
Yarı Tolstoy tarzında :)
"Savaşta Rus ınsanı ruhuna bir beyaz mintan giydirir. .
"Günahkâr olarak yaşar
"Ama bir aziz olarak ölür " ...

En sevdiğim STALINGRAD filmini de buraya bıraktım ..benden bu kadar gerisi siz de....

https://youtu.be/XWLNsrbrEiw

Barışla kal dünya ..


.
#spoiler#
"Öncelikle tarihi sıkılmadan okumak isteyenler için biçilmiş kaftan gibi bir yazar "Antony Beevor" rusların ve aynı anda amerikan askerlerinin adeta bayrak yarışı yaparcasına Berlin'i ele geçirmeye çalışmasını bir solukta okuyacaksınız. .çok titiz ve özenle hazırlanmış bir belge niteliğindeki kitap ..biyografik tanıtımları, dokümanları, entrikaları anlatmakta bizlere ..öyle bir fotoğraf var ki kitapta (berlin düştükten sonra ağlayan bir alman çocuk asker) iste o fotoğraf bile savaşın nasıl saçma bir olgu olduğunu ispata yeter ..savaşı gerçekten hiç kimse kazanmamistir sayısız oluleriyle Almanlar kaybetmiştir Ruslar kaybetmiştir ..aslında dünya insanlığını 2.kez kaybetmiştir
Yazarın diğer.kitaplarinida keyifle okuyacağım diyerek iyi geceler diliyorum ..lütfen barışla kalın ..
Bu gün günlerden Vasili. .

SPOILER #

Bir Antony BEEVOR ve Lyuba Vinogradova ortak çalışması "Savaşta bir yazar " nerdeyse GROSSMAN 'ın biyografisi niteliğindedir ..her ne kadar 1941 _1945 tarihleri verilse de Grossman 'ı tanımak adına yazılmış en "şık" kitaptır ..

BEEVOR bizde malesef yayınlanmamış özellikle ıkinci dünya savaşı hakkında yazdığı bir çok kitabı bulunmakta ..ki bu beni çok mutsuz etmektedir ..
Ispanya iç savaşını ya da Normandiya çıkartmasını BEEVOR 'un kaleminden okumak bizede kısmet olur inşallah diyor ..kitaba geçiyorum .

Efendim bu günümü GROSSMAN günü ilan ettim ..çünkü hem insan olarak kendisini hemde yaşadığı dönemi seviyorum .. yazdıklarını samimi ve yalansıź buluyorum. .genel olarak savaş muhabirlerinin yazdığı guncelere ve notlara değer veririm .. bunu en son "Tuna Nehri Akmam Diyor " u gazeteciler gözünden okuduktan sonra daha da bir pekiştirdim. . (O da mutlaka okunmalı )

GROSSMAN ın derlenip toparlanan savaş defterleri ,cephede geçirilen bin gün ...üç yıllık bir tecrübe ile yazılarak. .keskin gözlem yeteneği ve anlayışındaki insani yan ile paha biçilmez bir ders niteliği kazanıyor ..

Savaşa genel okuma olarak alışık olmama ramen "yaşam ve yazgıda" karşıma çıkan "anne." (Içi dolu dolu bir hikayedir bu )

GROSSMAN annesini savaştan kurtaramamis tehlikenin ne kadar büyük olduğunu anladığında ise ..iş işten geçmiştir ...
Grossman trene atlayıp annesini yanına getirmediği için bir ömür boyu kendini suçlayacak ve vicdan azabı çekecektir ..

Ölümünden
Yirmi yıl sonra bile annesine mektuplar yazacak
"Canımın içi " diye seslenecektir ..
"Seni seviyorum ..
Hayatımın her günü seni hatırlıyorum ..
Ve acım Yirmi yil boyunca hiç azalmadı
(Ender ağladığım yazımlardan biridir bu mektup ) ... _yaşam ve yazıyı okuduğu için hemen Nur'göndermek istemistirm görür görmez__ .. o beni anlar ben onu "iyiki var "

Grossman bir cephe adamı ..

22 haziran 1941 Sovyet işgali Hitlerin canavar düdükleri ile başladığında Grossman 36 yaşında kilolu gözlüklü "amca" diye hitap edilen bir adamdı .. :)

Ağustos _Eylül 1941 de geri çekiliş faciasını kareli defterine notlar alarak anlatıyordu ..
"Askerler zaman zaman savaştan kaçmak için safça bir çabayla ellerini kurşunluyorlar" diyordu ...

Eylül 1941 Bryansk cephesi ..
Eşine mektuplar yazıyor ..annesi ve kız kardeşi Katya nın hayatından endise ediyor ..onların Piyoner kampına gönderildiğini henüz bilmiyordu ..

Oryol 1941 ..
Moskova 1941..

Yılı tamamlıyor ..

1942 de STALINGRAD adı hayatından hiç unutulmayacak bir şarkı gibi name name
Kalbinde çalıyordu ...

bir yandan "ölümsüz Halk " romanını üzerinde çalışıyor bir yandan acil yolculuğuna rağmen Yasnaya Polyana ya giderek TOLSTOY 'un mezarını ziyaret ediyordu .. savaşta "savaş ve barış " okuyan bir adam .. (nasıl sevmeyeyim) :)

Grossman hedefe vardığında .. Stalingrad yandı. .yazacak çok şey var ..Stalingrad yandı ..öldü. .insanlar mahsenlerde ..
Her şey kül oldu ..diyordu ...

1942 STALINGRAD

Burada 62.Ordu ile birlikte ..
Zaytsev , Batyuk ,Rodimsev ve "sokak çarpışmaları " akademisinin ne demek olduğunu öğreniyor :))

Bunları okuyun .. ev _ev,oda _oda bir savaş .. mükemmel anlatımlar ,anılar , duygular havada çarpışıyor. ..

"Almanlar gramofon çalıyor , bizimkiler yere bir delik açıp alev makinasını çalıştırıyor " ışte kavga dediğin böyle olur :) yoldaşlar :))

Kasım 1942 .. hava dönüyor ..savaş yön değiştiriyor ..
Ordu ilerliyor ..
"Eh artık Kiev'e kadar gideriz :) bir başkası eh ben Berline kadar giderim :)

Ve gidiyorlar :)

Grossman bu zafer gününde Reichstag da Hitlerin çekmecesine açıyor ve içinde son kalan mühürlerden birini hatıra olarak alıyor ...
"Führer onayladı "

Bana göre "Hitler Kaputt" yani :))

Dip not ..
Kitapta sizi ve bunca savaş kitabı okumama rağmen hâlâ etkileyen bölüm
"Treblinka 1944 olacaktır ..profosyonel nazi katillerinin çalışma sistemleri bizi dehşete uğratmaya devam edecektir ..
Varşova ve Lodz gettosu yine dudak uçuklatacak .. insanların sadece "rakam" olarak var oluş_yok oluşlarına tanıklık edeceksiniz ...

Iyi okumalar ..
Yazarın, bir süre önce kısa bir incelemesini yaptığım Stalingrad isimli kitabında olduğu gibi ( #33881723 ) muhtemelen çevirmenden kaynaklanan anlama zorlukları yaşadığım kitabı, "bu kadar kusur kadı kızında da olur," diyerek nefes nefese okudum. Tarihin gördüğü en kanlı iki celladın önce Stalingrad, sonra Berlin'deki kavgasını, hayatını, uzuvlarını, onurlarını, şereflerini, ülkelerini ve geleceklerini kaybetmiş milyonlarca insanoğlu ile beraber sanki onlarla beraber hayata tutunmaya çalışırcasına bir gayretle okudum.
Kitabı okurken, özellikle sonlarına doğru bu savaş Stalingrad'da bitseydi ve Hitler kazansaydı 8 Mayıs sabahı -ya da savaşın kazanıldığı günün sabahında diyelim- insanlık nasıl bir dünyaya uyanır ve yaşadığımız dünya bugün nasıl olurdu diye kendi kendime sürekli sordum. Muhtemelen çok bir şey değişmeyeceğini sanıyorum. Sadece bir taraf kazanmış bir taraf kaybetmiş olacaktı.
Daha önce okuduğum Philip K. Dick'in "Yüksek Şatodaki Adam" ve Katharine Burdekin'in "Swastika Geceleri" isimli romanları bu tez üzerine yazılmış distopik romanlar. Hatta bunlara belki "Cesur Yeni Dünya" da eklenebilir.
Her şeye rağmen savaşın kazananı yoktur ve kaybeden hep kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere insanlık olmuştur. Kitabı okurken zaman zaman insan olmaktan utandığım sahnelerde "orada onların yerinde ben de olsaydım aynı onlar gibi olur muydum?" diye kendi kendime hep sordum.
Kitabı ister bir roman, ister bir tarih kitabı gibi okuyun. Benim yaptığım gibi yazarın iki arka arkaya okuyun ama özellikle II. Dünya Savaşı dönemine meraklıysanız mutlaka okuyun.
Savaşın, tüm kötülüklerini, bütün gerçekliğiyle, sanki bir romanmış gibi anlatan muhteşem bir tarihi belgesel kitap. Yazar olayları o kadar güzel bir kurguyla anlatıyor ki, aynı anda her iki tarafta yaşananları, neredeyse zaman mefhumu olmadan, sanki maç anlatan bir spiker gibi bize an be an aktarıyor.

Konu,1944 yılı noeli yani yılın son günlerinde, Almanya ana topraklarına Sovyet ordusunun henüz girmemiş haliyle başlıyor. Yazar, 1945 yılının ilk günlerinde, Sovyet ordularının, Almanya ana topraklarına girip,1945 yılı Mayıs ayının ilk günlerinde Berlin'i tamamen ele geçirinceye kadar ki sürede yaşanan olayları gerek askeri açıdan,gerek siyasi açıdan,gerek ekonomik açıdan ve gerekse sosyal açıdan tüm vahşetiyle çok ayrıntılı olarak bize anlatıyor. Tabiiki sadece Sovyet cephesi değil,zaman zaman Amerikan, Fransız ve İngilizlerin saldırdığı cephelerdeki olan savaşlardan da bizi bilgilendiriyor. Tüm bu bilgiler haritalarla ve o günlerden kalan dramatik resimlerle de destekleniyor.

Vahşet ki ne vahşet,Bir yanda SS ve Nazi inzibatları,diğer taraftan daha önce kendi topraklarında yapılan vahşetin kat kat fazlasını bu defa Almanlara yapmak için gelen Sovyet askerleri ve NKVD (Almanların SS nin Ruslardaki karşıtı) mensupları. Her zamanki gibi arada kalan ve vahşetin en acımasızını yaşayan sivil halk. Böyle bir savaş ortamından,ölmeden,yaralanmadan,tecavüze uğramadan veya esir edilip yıllarca köle olarak ağır koşullarda çalıstırılmadan kurtulmak hemen hemen imkansız gibi bir şey.

Naziler Almanya'da iktidara yüzde otuzluk bir oy oranıyla gelip, ülkeyi tamamen tek adam hegamonyası altına almışlardı. Oysa iktidarlarının sonuna geldiklerinde Alman halkının sadece yüzde otuzu değil, yüzde yüzü de tükenmişti. Tek bir kişinin megalomanlığı, çevresindeki en yakın insanlar da dahil olmak üzere, başta üzerine titrer gibi gözüktüğü kendi ülkesinde, Avrupada ve dünyada milyonlarca ölü,yaralı,yerlerinden yurtların edilen,açlık ve perişanlıktan dolayı her türlü onursuzluğu yapmak zorunda kalan,esir kamplarında ömür tüketen ve yıllarca tutsak köleler olarak çalıştırılan hayatlara sebep olmuştur.

Bütün bu olanların özetini, Rus askerlerine teslim olan bir Alman, yapılan sorgusunda kullandığı şu cümleyle bize ve bütün dünyaya anlatıyor sanırım.
''Hitler'in tuttuğu yegane söz, iktidara gelmeden önce verdiği sözdür: BANA ON YIL VERİN ALMANYA'YI TANIYAMACAKSINIZ.''

Gerçekten de verdiği sözü tutmuştu. Çünkü ne Almanya kalmıştı ne de Alman halkı.

Peki bütün bunlardan insanlar ders çıkarabildi mi? bence hayır. Çünkü o tarihten bu yana insanlığa ve kendi ülkelerine büyük zararlar veren kaç diktatör geldi geçti ? Bundan sonra da daha kaç tanesi gelip geçecek. Sonuçta ise zararı hiç bir günahı olmayan insanlar çekecek.

Kitap hakkında söylenecek çok söz var ama daha fazlasını yazmak , kitabı yazana,yayınlayanlara ve verilen emeğe saygısızlık olur. Onun için burada bitirmek en doğrusu.

Ben mutlaka kitabı okumanızı öneririm. O insanların o günlerde yaşadıklarını mutlaka hissetmelisiniz. Yaşananların bir benzerinin yakın zamandaki örneği hemen yanı başımızdaki Suriye. Dünyanın ne olacağını hiç kimse tahmin edemez.
Dilerim hiç kimse bir daha benzer şeyler yaşamak zorunda kalmaz.
Çevirmenden mi kaynaklı ya da bazı cümlelerin orijinal dilden Türkçe'ye çevrilmesinde anlam farklılıkları oluşturmasından mı bilemeyeceğim, bazı cümleleri hatta paragrafları başa dönerek tekrar okumak zorunda kaldım.
Kitabı yavaş ve sindirerek okumama yarayan kendimce teknik bir sorun olarak gördüğüm bu olumsuzluğu bir kenara bırakacak olursak çok etkileyici ve savaş tarihine meraklı okur kesiminin başucu kitabı olacak güzellikte bir eser olduğunu özellikle belirtmek isterim. Savaş sahnelerinin anlatımı insanı bir film izliyormuş gibi içine çekiyor.
"Anlatılmaz, okunur" diyerek bu türün meraklılarına kesinlikle tavsiye ediyorum.
Beklediğimin ötesinde belgesel tadında bir kitap.2.Dünya Savaşının BARBAROSSA HAREKATI(Stalingrad) ve URANÜS HAREKATI konu alınmış. Her iki taraf için yaşanan onca sivil kayıp yanında milyonlarca askerinde açlıktan, hastalıktan, kötü muamele yüzünden öldüğünü okumak ve bunların gerçek olması insanın içini acıtıyor. Şimdiye kadar okumadığım için kendimi hayıflıyorum. 2.Dünya savaşı meraklılarının ilk okuması gereken kitaplardan biri.

Yazarın biyografisi

Adı:
Antony Beevor
Unvan:
İngiliz Tarihçi ve Yazar
Doğum:
İngiltere, 14 Aralık 1946
Winchester Üniversitesi ve Sandhurst Kraliyet Askerî Akademisi’nde modern askerî tarih öğrenimi yaptıktan sonra 5 yıl İngiltere ve Almanya’da 11.Süvari Birliği’nde görev yaptı. Annesi, büyükannesi, büyük ninesi de yazar olan Beevor, askerlikten ayrılınca bir süre bir reklam şirketinde finans müdürü olarak çalıştıktan sonra yazarlık alanına geçti

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 23 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 90 okur okuyacak.