Carlos Fuentes

Carlos Fuentes

8.1/10
57 Kişi
·
122
Okunma
·
24
Beğeni
·
2.468
Gösterim
Adı:
Carlos Fuentes
Unvan:
Meksikalı Yazar
Doğum:
Panama City, Panama, 11 Kasım 1928
Ölüm:
15 Mayıs 2012
Carlos Fuentes Macías, (d. 11 Kasım 1928 - ö. 15 Mayıs 2012), Meksika'nın önde gelen yazarlarındandır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde Columbia, Harvard, Princeton ve başka üniversitelerde dersler verdi. Çok sayıda deneme ve senaryo yazdı. Bir süre Meksika'nın Paris Büyükelçiliğini yaptı.

Romanları arasında en önemlilerinden olan Terra Nostra Venezuela'da Romulo Gallegos Ödülü'nü kazandı. 1987 yılında, İspanyolca yazan yazarlara verilen en büyük ödül olan Cervantes Ödülü'ne değer bulundu. Octavio Paz ile birlikte Obregon Literature Collection'u yönetti.
Herkes teselliye muhtaçtır. Sokaktaki başıboş köpek bile kendisine yuva verip yıkayacak, kol kanat gerecek bir sahip arar. İnsan, başkasının hayırseverliğine muhtaç olunca başını sokacak bir yuvayla bir lokma yemek de kıymete biner. Kafesteki kuş verilen yem için minnettardır ama özgürce uçmak ister; kaçıp gidince de yemini özler.
"Erkeklerdeki mülkiyet duygusu, yeryüzünü ele geçirme tutkusu, onun avcı yanını geliştiredursun, kadın hep düş kurdu. Tarih boyunca erkek avcı, kadınsa düşçüydü."
Çünkü bu duyulmayan gürültüler,sessizlikten güçlüdür;çünkü hemen anımsanır bu sesler...
İyi niyetle başlanan işler insanların gamsızlığına, açgözlülüğüne, kibrine yenik düşüyor.
Hazırsın. Kitabın yazılış şekliyle incelemeyi yazmayı deneyeceksin: Taklit edeceksin. Yoğunluktan ve yorgunluktan bu aralar ince kitaplara zorunlu bir eğilimin var. Aura da bu eğilimin bir yansıması. Kitabın adını nerede duyduğunu gayet iyi biliyorsun. Bir kitaptan. Hatta asıl Aura'nın taaa 15 ya da 16. yüzyıllara uzanan tarihini de. Okumadan önce takip ettiğin kişilerden okumuş ya da okuyacak olan var mı diye bakıyorsun kitabın profilinden. Sadece 2 kişi var. Sayının azlığına dudak büküyorsun. Ama hiç kimsenin olmamasından iyidir diyerek kendini teselli ediyorsun. Kitap 68 sayfa. 68 sayfayı okuyorsun ara vermeden. Kitap buna müsait. Ürperten bir çekimle sonunu merak ettiriyor. Aura'yı okuduktan sonraki ilk düşüncelerin gerçekliğin gerçeküstü öğelerle beraber harmanlanmış olduğu garip bir aşk anlatısının keyfine vardığın oluyor. 'Senyora Consuelo adında bir kadın ölmüş kocasının anılarını düzenlemesi için bir kişi arıyor. Ama genç bir tarihçi olacak. Fransızca bilecek. Daha bir sürü şart. Sanki bu kriterler onun için özel hazırlanmış: Felipe Montero. İşe başlıyor. Kadının yanında baştan aşağı yeşillere bürünmüş bu uyumu yeşil gözleriyle de bozmak istemeyen o var. O, onulmaz aşkın karşı tarafı: Aura. Yaşlı kadınla arasındaki benzerlikler Montero'nun gözünden kaçmıyor...' diye devam ederek kitabı, Felipe Montero'nun, baştan ayağı yeşillere bürünmüş Auraya sevdalanışını anlatıyorsun. Ama yeter. Kitabı sonuna kadar anlatamazsın. Yazarın anlatış şekli seni etkilemiş. Hikâyenin şimdiye kadar okuduğun hikâyelerden farklı tarzda olması da. Kitabın kısa olduğunu biliyorsun, hakkında yazılacak çok şey olduğunu da. Ama daha fazla bahsetmen için gücün kalmadı. Listene daha önce Artemio Cruz'un Ölümü kitabıyla adını duyduğun ama yeni eklediğin bir yazar giriyor: Carlos Fuentes. Kendini diğer kitaplarına bırakmayı planlıyorsun, haklısın da.
"Cennetteki Adem" Carlos Fuentes'ten okuduğum ilk eser. "Doğmamış Christof" adlı romanını daha önce yarım bırakmıştım. Yazarın tarzı ve dili ile ilgili bilgi sahibi olmak açısından "Cennetteki Adem" güzel bir eser.

#Adan Gorozpe adlı baş karakter Meksika'da zengin Kek kralı Don Celes'in kızı ile yaptığı evlilik sayesinde mevki,ün ve mülk sahibi olur. Ancak Priscila adlı bu kadınla yapılan evlilik oldukça can sıkıcı bir durum olduğundan, Adan (yani Adem) onu L. adlı gizemli bir kadın ile aldatmaktadır. Adan, hayatından memnundur. Sonra Adan Gongorra adlı eski polis yeni bakan aynı zamanda kendi adaşı olan adam ortaya çıkar ve yazarın tabiriyle cennet iki Adem'e dar gelmeye başlar. Karısı Priscila'yı da baştan çıkartan ve tehlikeli bir adam olan Gongorra, Adan Gorozpe için büyük tehdit oluşturmaya başlar. İkisi arasındaki gerilimli mücadele yer yer mizahi şekilde anlatılmış, ki bence bu her yazarın harcı değildir.

# Romanda dikkat çekilen farklı hususlar var elbette: sosyete, medya, siyaset, din ve bunlar arasındaki çürümüş ilişkiler yazarın farklı üslubuyla hicvediliyor. Ben okurken Meksika'yı bizim ülkemize benzettim.

# Yazar yeni bir suçlu sınıfından söz etmektedir: ne köylüdür, ne orta sınıftan diyor bunlar için... Sapıklar ve kana susamışlardan oluşmaktadır, tek dertleri iktidarı ele geçirmek ve bunu muhafaza etmek için yasayı çıkarlarına alet etmek, kanundışı yollarla kanunun bekçiliğini yapıyor gibi görünmektir. Aslında düşününce dünya ve ülkeler bu suçlular (kravatlı suçlular) ekseninde tarafından yönetilmektedir. Şu sıralar çok konuşulan "algı yönetimi" konusu da işlenmiş eserde. Bu yabancı olmadığımız bir konu. Yandaş basın ve yayın, halka ne düşünmeleri gerekiyorsa onu düşündürtmek için yayınlar yapmaktadır. Eserde yazarlığa soyunan genç Abelardo var. Bir süre sonra kendisini pembe dizi senaristliği yaparken görüyoruz. Dışarıda kıyamet koparken "rosalinda,maria mercedes, vs." izleyen bir halkın ne kadar bilinç sahibi olduğunu söyleyebiliriz?

# Eserde yeni bakan Adan Gongorra halkın gözünde adaletin sağlayıcısı gibi görünmek namına asıl suçlulara hiç dokunmadan, tutuklamalar gerçekleştiriyor. Ve devletin içinde kendisi bir mafyaya dönüşüyor, bütün kirli ilişkileri kontrol ediyor. Polis memurundan bakana herkes rüşvetle içiçedir. Ve televizyonlarda bu adamlar vatan millet sevgisinden, suçlulara bedel ödeteceklerinden, toplumu terörden, uyuşturucu kaçakçılarından, temizleyeceklerinden vs. bahsederler. (Tanıdık geldi mi?)
not: şu an bir sürü gencimiz Bonzai denen zehri kullanmakta. Her mahallede bunu satanlar herkes tarafından bilinmesine rağmen, neden bir şey yapılmıyor? Meksika'da en büyük sorunlardan biri uyuşturucu, ülkemizde farklı mı? Beyni ve kalbi uyuşmuş bir nesil yetişiyor. Farkında mıyız? Kitabı okurken bol bol bağlantı bulacağınıza eminim.

# Ben bu eserden sonra Fuentes'in diğer kitaplarını da okumaya karar verdim. Kara mizah yapabilen bir yazar her zaman baştacımdır. Ayrıca eserlerini okumak isteyenler önce Fuentes'in hayatına bir göz atsalar, daha faydalı olur diye düşünüyorum.

# "Demokrasi, halkın kendi kendini yönettiği yalanına inanmasıdır." diyor Oscar Wilde... Kitabı okuduktan sonra bunu daha net anlıyorsunuz.

Hepinize iyi okumalar dilerim.
Kitabı içinde bulunan " Aura " öyküsünden dolayı okudum. Ama yazar tarafından daha yazılmış olan beş adet daha öykü'nün kitapta bulunduğunu hatta bunlardan bir tanesi olan " Ne olursa olsun " adlı hikayenin yazar tarafından Gabriel Garcia Marquez' e ithaf edilerek yazar tarafından yazıldığını belirtmek isterim.

Kitapta bulunan altı öykü'nun bana göre ortak teması Aşk, Yazar bu konuyu kitapta bulunan kadın ve erkek kahramanlarının üzerinden biraz farklı bir şekilde kendilerinin ama tanımadıkları bir Aşkın yüzünü göstererek anlatıyor. Fuantes için kadın ve erkek yalnızca isteğin iki basit izdüşümü değildir; suç ortağı ve düşmanlarıdır.
İlk okuduğum Fuentes ama anlatım tarzına bayıldım. Hikayeler gerçeklere tutunurken nasıl birden fantastik boyutlara ulaşıyor, o dilin kıvraklığı ve zeka dolu betimlemeler... Gerçekten bu kitap için lezzetli diyebilirim.
Carlos Fuentes "Cennetteki Adem" ile kitabın kahramanı ve aynı zamanda anlatıcısı konumundaki Adan Gorozpe'nin başarılı ve hırslı bir avukat olarak kolay yoldan güç ve iktidar sahibi olarak ülkenin zengin kek kralı olan işadamının kızı ile yaptığı evlilik üzerinden kadın erkek ilişkisinde para ve gücün değersizliği, Meksika'da yaşadığı ülkeye dair önemli derecede çürümeye başlayan insan ilişkileri, din, siyaset, otorite, uyuşturucu, Amerika ile silah kaçakçılığı üzerinden rant elde eden ve kaybedilen hayatları, siyasetin tüm içler acısı adaletsizlikle işleyen buna rağmen bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesini karamizah şeklinde anlattığı başarılı bir eser.

Anlatılan konular o kadar tanıdık ki latin edebiyatı olması nedeni ile yaşadığımız coğrafya da bulunan bir çok benzerlik beni bir kez daha etkiledi.

Kendi ülkesindeki sorunları ve insanları kendine getirmek için karamizah şeklinde herkesi yaptıkları ve yapmadıklarından dolayı iflas edip ortadan kaybolmaması için, farkındalık yaratarak ortaya ustalığını ve üslubunu ortaya koyarak yarattığı muazzam bir eser.
Bu kitabı okuduktan sonra bana çok bir şey katmadığını düşündüm.Sadece “Diana” (Jean Seberg) hakkında biraz merak uyandırdı.Nasıl ve ne sebeplerden dolayı intihar etti gibi.Yazar yarı-otobiyografi tarzında yazmış. -Ki kendisi Diananın sevgilisi oluyor (2 ay gibi bir süre)- Çok fazla özel hayatlarını ve cinsel birlikteliklerini romana konu malzemesi yapmış.Bu kitap için zaman kaybı olduğunu düşünüp tavsiye etmiyorum.
Okuduğum eser 1986 basımı. Çağdaş Meksika edebiyatının öncülerinden Carlos Fuentes' bu eserinde 6 güzel hikayeye yer vermiş(Aura,İki elena,Kraliçe bebek,Ne olursa olsun,Eski haklar, Saf bir ruh). Hikayelerinde gerçeklik ve düşlemi ustalıkla birleştirmiştir.Eser zaten 170syfa,sımılmadan 1-2günde bitirilebilir. Tavsiye ederim
Evet sözün kısası yine bildiğimiz Fuentes 'ti. Fakat dilindeki oyunlar o kadar ağırdı ki başlarda bırakmak istedim ama yapmadım tabiki. İyi ki bırakmamışım. Ne kadar çok tarzı westernvari olsa da olumaktan keyif aldım . Sonlara doğru oturdu bişeyler. Bayanlar için sıkabilir ama yine de keyifliydi.
Temas edeni kirleten politikaya ilişkin, sahip olduğumuz tüm çirkin duyguları haklı çıkartacak, güzel kurgulanmış bir hikayeyi, şartlar öyle gerektirdiği için, mektuplar üzerinden, Meksika özelinde yaşıyoruz.
Hiç beğenmedim. Bir ton şey söyleyip hiçbir şey anlatamayan bir roman. Yazar yeni ve farklı bir iş yapmaya çalışmış ama tökezlemiş sanırım. Yazarın okuduğum ilk kitabı başka romanlarını da okumayı düşünüyordum ama ne yazık ki negatif bir önyargı oluştu bende...

Yazarın biyografisi

Adı:
Carlos Fuentes
Unvan:
Meksikalı Yazar
Doğum:
Panama City, Panama, 11 Kasım 1928
Ölüm:
15 Mayıs 2012
Carlos Fuentes Macías, (d. 11 Kasım 1928 - ö. 15 Mayıs 2012), Meksika'nın önde gelen yazarlarındandır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde Columbia, Harvard, Princeton ve başka üniversitelerde dersler verdi. Çok sayıda deneme ve senaryo yazdı. Bir süre Meksika'nın Paris Büyükelçiliğini yaptı.

Romanları arasında en önemlilerinden olan Terra Nostra Venezuela'da Romulo Gallegos Ödülü'nü kazandı. 1987 yılında, İspanyolca yazan yazarlara verilen en büyük ödül olan Cervantes Ödülü'ne değer bulundu. Octavio Paz ile birlikte Obregon Literature Collection'u yönetti.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 122 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 201 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.