Carlos Fuentes

Carlos Fuentes

Yazar
8.1/10
175 Kişi
·
488
Okunma
·
63
Beğeni
·
4.218
Gösterim
Adı:
Carlos Fuentes
Unvan:
Meksikalı Yazar
Doğum:
Panama City, Panama, 11 Kasım 1928
Ölüm:
15 Mayıs 2012
Carlos Fuentes Macías, (d. 11 Kasım 1928 - ö. 15 Mayıs 2012), Meksika'nın önde gelen yazarlarındandır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde Columbia, Harvard, Princeton ve başka üniversitelerde dersler verdi. Çok sayıda deneme ve senaryo yazdı. Bir süre Meksika'nın Paris Büyükelçiliğini yaptı.

Romanları arasında en önemlilerinden olan Terra Nostra Venezuela'da Romulo Gallegos Ödülü'nü kazandı. 1987 yılında, İspanyolca yazan yazarlara verilen en büyük ödül olan Cervantes Ödülü'ne değer bulundu. Octavio Paz ile birlikte Obregon Literature Collection'u yönetti.
Hepimiz arada bir aklımıza gelen, otuz saniyeden fazla düşünmediğimiz, çevremizde olup bitenlerin esiri olmadan yaşamaya devam etmemizi sağlayan kısa bir anının hem kurbanı hem de celladı olabiliriz.
1088 syf.
·10/10
Peki ya sen, senin olan bir devirde mi yaşıyorsun, yoksa başka bir zamandan gelen bir hayalet misin?

"Başka bir zamana mı aktarıldık, yoksa başka bir zaman mı zamanımızı işgal etti?” 

"Doğumumuz aslında ölüm mü, ya da ölümümüz doğmak mı?"

Terra Nostra'yı okuyunca ortasında kaldığım soru fırtınası...Bakın, bakın ne anlatacağım:)

Dünya edebiyatının farklı tatlılarını keşfetme yolculuğumda ki bu durağım İspanyol edebiyatı ve Latin Amerika Boom kuşağının önderlerinden Carlos Fuentes oldu.Ispanya tarihi hepimizin tanıdığı gibi tabi ki Cervantes’in Don Quijote ile ün kazanmıştır. Lakin Terra Nostra da dönüştürülmüş bir tarih sunuyor bize Carlos Fuentes.Bu dönüştürülen tarih düşleri ve masalları, efsaneleri ve hayal kırıklıklarını, tüm insani saçmalıkları ve kurmaca zaman algısını gerçek zaman algısıyla birlikte alaşağı ederek veriyor.

Terra Nostra, gerçek edebiyat okurunun tekrar tekrar okumadan geçemeyeceği, oldukça hacimli bir kitap(1080 syf).Kitaba ilk başladığında konular o kadar birbirinden kopuk gelir ki ilk 250- 300 sayfayı bitirmiş ama hala ne okuduğunu anlamamış olabilirsin ama sakın pes etme! Çünkü devam ettiğinde aslında okuduğun her şeyi anlamış olduğunu hatta okuduklarından çok daha fazlasının zihninde uçuştuğu farkedersin.

Muhtemelen birçok okur için Hristiyan Avrupa Tarihi, Meksika-Yeni Dünya ya da İnsanlık Tarihi alt yapısı Terra Nostra ile blooming time yaşayacak...

Bu noktada kitabın almış olduğu ödüllerden bahsetmemek olmaz tabii:)
Carlos Fuentes'in 1975 yılında kaleme aldığı, tarihi, kültürü insanlığı ve ataerkil yapıyı acımasızca eleştirdiği bu kitabı 1976 yılında, Xavier Villaurrutia ödülüne ve 1977 yılında, Romulo Gallegos ödülünü
sonuna kadar hakederek almıştır.

Terra Nostra âdeta bir insanlık tiyatrosu gibi. Sahne değiştikçe aynı kişiler başka kılıklarda yeniden karşımıza çıkar. İktidarı ellerinde bulunduranlar hep benzer özellikler taşır, zülme isyan edip bu kötü düzene dur demeye kalkışanlarda öyle yani roller asla degismiyor. Katliam yapanlar ya da katliam emrini verenlerle katledilenler ve özgür bir dünyayı hayal edenler tarih içinde hep kendi özelliklerini taşıyarak-aktararak sürekli bir sirkülasyon halindedirler. Onlar bir şekilde hep varolurlar. Terra Nostra tıpkı bir insanlık belleği gibi(kitapta da bol kullanılan bir tamlama; insanlık belleği). Ezen ve ezilen, katleden ve katledilen, çalan, elindekileri korumaya çalışırken dostlarını satmaktan geri kalmayan, düş kuran, deliren, La Señora bile olsan kadınsan eğer erkekler dünyasında ötelenmekten hor gürülüp hırpalanmaktan asla kurtulamayan...

Kitabın karakterlerinden biraz söz edelim fakat hepsini detayıyla ve hakkıyla incelemek namümkün...
Celestina düğününden kaçırılanve kızlığı kral El Senor tarafından bozulduğu için DELİREN köylü kızı ile kızlığı kocası El Senor tarafından bir türlü bozulmadığı için(sebep ise La Senora'nın kral eşi olduğu için kutsal olması ayrıca prens başka kadından ama annesi La Senora...) DELİREN La Senora hem eş hem anne sorumluluğunu üstlenmiş, umudu tanrısız bir dünyada arayan öğrenci Ludovico, Pedro, Inés, aşağılanmış, entrikacı avcıbaşı Guzmán, saray inşaatında çalışan topraklarından olmuş, köleleştirilmiş işçiler de, hem herkes hem de hiç kimse olan ve Batı medeniyetinin bireyselleşme çabasının kahramanlığını üstlenen Agrippa , yaşama karşı inancını kaybeden keşiş de, iktidarın karşısında çaresizdirler, acizdirler ve hayal kurmaya dahi hakları yoktur.

 Terra Nostra;1999 yılının Paris'inde, Ortodoks hacıların, Paris'in göbeğinde başlayan yürüyüşü ve yakarışlarıyla açılır, kıyamet günü yaşanmış ve dolayısıyla ortalık permeperişandır ve zaman tersine yani kıyametten- yaradılışa doğru akar.

Okuma deneyimi olarak en farklı bulduğum kitaplardan Tetra Nostra ve öyle herkese tavsiye edilebilirligin çok üstünde...bu nedenle kitap okurunu bulur ya da onu okuyacak kişi mutlaka arar bulur bu tarz kitapları...*ilge
Keyifli okumalar...
68 syf.
·2 günde·Beğendi
Hazırsın. Kitabın yazılış şekliyle incelemeyi yazmayı deneyeceksin: Taklit edeceksin. Yoğunluktan ve yorgunluktan bu aralar ince kitaplara zorunlu bir eğilimin var. Aura da bu eğilimin bir yansıması. Kitabın adını nerede duyduğunu gayet iyi biliyorsun. Bir kitaptan. Hatta asıl Aura'nın taaa 15 ya da 16. yüzyıllara uzanan tarihini de. Okumadan önce takip ettiğin kişilerden okumuş ya da okuyacak olan var mı diye bakıyorsun kitabın profilinden. Sadece 2 kişi var. Sayının azlığına dudak büküyorsun. Ama hiç kimsenin olmamasından iyidir diyerek kendini teselli ediyorsun. Kitap 68 sayfa. 68 sayfayı okuyorsun ara vermeden. Kitap buna müsait. Ürperten bir çekimle sonunu merak ettiriyor. Aura'yı okuduktan sonraki ilk düşüncelerin gerçekliğin gerçeküstü öğelerle beraber harmanlanmış olduğu garip bir aşk anlatısının keyfine vardığın oluyor. 'Senyora Consuelo adında bir kadın ölmüş kocasının anılarını düzenlemesi için bir kişi arıyor. Ama genç bir tarihçi olacak. Fransızca bilecek. Daha bir sürü şart. Sanki bu kriterler onun için özel hazırlanmış: Felipe Montero. İşe başlıyor. Kadının yanında baştan aşağı yeşillere bürünmüş bu uyumu yeşil gözleriyle de bozmak istemeyen o var. O, onulmaz aşkın karşı tarafı: Aura. Yaşlı kadınla arasındaki benzerlikler Montero'nun gözünden kaçmıyor...' diye devam ederek kitabı, Felipe Montero'nun, baştan ayağı yeşillere bürünmüş Auraya sevdalanışını anlatıyorsun. Ama yeter. Kitabı sonuna kadar anlatamazsın. Yazarın anlatış şekli seni etkilemiş. Hikâyenin şimdiye kadar okuduğun hikâyelerden farklı tarzda olması da. Kitabın kısa olduğunu biliyorsun, hakkında yazılacak çok şey olduğunu da. Ama daha fazla bahsetmen için gücün kalmadı. Listene daha önce Artemio Cruz'un Ölümü kitabıyla adını duyduğun ama yeni eklediğin bir yazar giriyor: Carlos Fuentes. Kendini diğer kitaplarına bırakmayı planlıyorsun, haklısın da.
1088 syf.
·38 günde·10/10
Bütün zamanların en güzel açılış cümlelerinden biriyle başlayan, kan ve gözyaşıyla yıkanmış sayfalardan oluşan gerçek anlamıyla büyüleyici bir kitap Terra Nostra. 31.12.1999 tarihinde kıyametin kopmasıyla başlayıp, 1492 yeni dünyanın keşfine ve daha gerilere doğru akordeon gibi esneyen bir zaman kapsamında okuyucusunu büyülüyor Fuentes.

Kral Senyor Felipe ve eşi İngiliz Isabel ( Elizabeth ) , kralın sağ kolu olan zalim Guzman, bilge adam Ludovico ve primae noctis hakkı olarak kızlığı Senyor'un tecavüzü ile alınan Celestina gibi bir çok karakterin etrafında zaman içerisinde atlamalar yaparak ve çoğu kez de öykü içinde öyküler anlatarak, okuyucusunu sürekli merakta tutan bir yapıya sahip kitap.

Fuentes'in batı kültürüne ve İspanyolların Latin Amerika'ya yaptıklarına karşı çok derin bir öfkesi var ve bunu, çoğu kez dalga geçerek ve içten içe derin bir tiksintiyle aktarıyor satırlarına. Özellikle altı parmaklı Mesihlerin olduğu her bölümde bu satirizm tavan yapıyor. Kadın ve çocukların tarih boyunca ezilmişliği ve erkek hegemonyasında çektikleri ızdıraplarını romanın her bölümünde bulmak mümkün.

Fuentes, orta çağdan beri gelen tanrı adına yapıldığı söylenen şeytanlıkları ve zalimliği çok açık ve direkt anlattığı için kitabın sert bir anlatımı var. Ama edebiyatın gerçekten ne kadar büyüleyici bir sanat olduğunu da inanın her satırda hissedeceksiniz.Ben okurken sık sık kitabı kapatıp yahu bu adam bunu nasıl yazmış dedim. Bu açıdan kitabın 1080 sayfa hacmi sizi korkutmasın.Aksine büyülü bir zamana ve mekana çıkacağınız bu yolculuk için çok şanslı olduğunuzu bilin.

Bu kadar muhteşem bir eseri anlatmaya çalışmak nafile bir çaba olur bu yüzden okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.Yapı olarak çok kolay okunan bir eser olmadığını kabul ediyorum ama sizi öyle bir sarmalıyor ve kendi dünyasına çekiyor ki ondan vazgeçemiyorsunuz.İleride bir gün mutlaka tekrar okuyacağınıza dair kendinize söz vermeniz garantidir.
1088 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Meksikalı bir yazar tarafından yazılmış, İspanya ve Latin Amerika tarihine meraklı kişilerin seveceği, muazzam bir kitap. Uzun ve kapsamlı kitaplar ile "challenge (meydan okuma)" sevenler için öneririm.

İspanya kralı II. Felipe'nin çalkantılı siyasî kariyerini ve özel hayatını, Mafra köyünde yaptırmak istediği ve büyük paralar döktüğü bir manastırın inşa öyküsü ile iç içe anlatan, gerçeküstücü öğelerle yer yer bilinç akışı yönteminin kullanıldığı bir şaheser.


O kadar çok şey öğreniyorsunuz ki... Latin Amerika'da İspanyol sömürgeciliğinin kanlı başlangıcını, denizlerde üstünlüğün İngilizlere nasıl kaptırıldığını, Felipe'nin bizim Kanuni'den bildiğimiz Şarlken'in oğlu, anne tarafındansa Endülüs tarihinden bildiğimiz Kastilya Kraliçesi Isabella ile Aragonya Kralı Ferdinand'ın torunu olduğunu falan öğrendiğinizde "taşlar" yerine oturuyor, bağlantılar kuruluyor. Bir yandan bize çok uzak bir bölgeyi anlatırken çok aşina olduğumuz kişi ve olayları anlatıyor. Bakın tarih seviyorsanız şiddetle öneriyorum, zaten kitapta da bol şiddet var :)
167 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Mito dokuz yaşında annesi tarafından babaannesinin yanindan kaçırılır. Annesi güçlü kişiliğe sahip Meksikanın en ünlü filim yıldızıdır. Ünlü ve yoğun olan anne Mitoya yeterli sevgiyi ve zamanı veremez onu yatılı okula göndermek zorunda kalır. Kitapta Mito hep annesinin gölgesinde kalmış kendini ifade edemeyen 29 yaşında bir gençtir. Gecmis zaman simdiki zaman hayaller ve gerçekler arasinda örülmüş hastalikli bir iliskiler yumağıdır. Annesinin güçlü kişiliği karşısında kendini var etmeye oluşturmaya görünür kılmaya çalışan zavallı Mito nün öyküsüdür. Kutsal Bölge de annesinin ona aldığı ve köpekleriyle yaşadığı evdir. Mitonun evi annesi ile yaşadığı hastalıklı karmaşık şevkat ve şehvet karmaşası arasında çıkmaza girdiği zamanlar kaçıp kendini bulmaya iyileşmeye çalıştığı kutsal yerdir. Carlos Fuentes okumak ve anlamak biraz zor olsa da mitoloji ve şiirsel anlatımıyla okunması gerekli bir yazar.
208 syf.
·Puan vermedi
Carlos Fuentes sevdiğim bir yazardır ama bu kitabı neden yazdığını, neden böyle bir kitap yazmaya gerek duyduğunu anlamadım.

Kitapta anlatılan hikaye gerçek bir hikaye. Carlos Fuentes ile Romain Gary’nin eşi Jean Seberg ile yaşadığı kısa süreli ama oldukça sarsıntılı aşkın öyküsünün anlatıldığı romanda isimler elbette değiştirilmiş ama bu hiçbir şeyi değiştirmemiş.

Romain Gary’nin çok büyük bir yazar olarak hakkı teslim edilmiş en azından ama yine de bana tuhaf geldi romanın yazılması.

Fuentes bir dönem çok aşık olmuş Jean Seberg’e ve karşılık da almış, sonra da olanlar olup herkes yoluna gitmiş, bize de bu tuhaflığın romanını okumak kalmış.
272 syf.
·Puan vermedi
Dünyada korku romanı deyince akla bir çırpıda birkaç isim gelir. Bunlardan Edgar Allen Poe’yu ilk sıraya yazabilirim, çağdaş dönemde ise elimizde Stephen King vardır ki bence onun da yeri Poe kadar tartışılmazdır. Büyülü gerçeklik dediğimiz zaman ise aklımıza Gabriel Garcia Marquez düşer ilk solukta ki bu da gayet doğaldır. Bu ikisinin bir birleşimi için ise Fuentes’in Kaygı Veren Dostluklar kitabındaki öykülere başvurabiliriz.

Fuentes Borges’e çok benziyor. Zaten sanırım Latin Amerika edebiyatında aydınlık gözlü Borges üstadıma benzemeyen yoktur. Herkes ucundan kıyısından bulaşmıştır Borges’e. Yine de Fuentes’in kendine has büyüleyici bir üslubu olduğunu söylemezsem de büyük haksızlık etmiş olurum.

Bu kitapta Latin Amerika’da geçen bir Kont Drakula öyküsüne rastlayacaksınız, Vlad’ın sömürü dolu sımsıcak Güney Amerika topraklarında boy göstermesine tanık olacaksınız. Kan içen iki ihtiyarın hikayesi de ilginizi çekecektir mutlaka. Ya da dünyaya gönüllü sürgün bir meleğin hikayesi. Peki hastasına dokununca onu canlandıran bir doktorun öyküsüne ne dersiniz? Hepsi Fuentes’in kaleminin ucundan damlıyor.

Hepimizin kaygı veren dostlukları var ve hepimiz büyülü bir gerçeklik içinde korkuyla yaşıyoruz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Carlos Fuentes
Unvan:
Meksikalı Yazar
Doğum:
Panama City, Panama, 11 Kasım 1928
Ölüm:
15 Mayıs 2012
Carlos Fuentes Macías, (d. 11 Kasım 1928 - ö. 15 Mayıs 2012), Meksika'nın önde gelen yazarlarındandır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde Columbia, Harvard, Princeton ve başka üniversitelerde dersler verdi. Çok sayıda deneme ve senaryo yazdı. Bir süre Meksika'nın Paris Büyükelçiliğini yaptı.

Romanları arasında en önemlilerinden olan Terra Nostra Venezuela'da Romulo Gallegos Ödülü'nü kazandı. 1987 yılında, İspanyolca yazan yazarlara verilen en büyük ödül olan Cervantes Ödülü'ne değer bulundu. Octavio Paz ile birlikte Obregon Literature Collection'u yönetti.

Yazar istatistikleri

  • 63 okur beğendi.
  • 488 okur okudu.
  • 19 okur okuyor.
  • 783 okur okuyacak.
  • 15 okur yarım bıraktı.