Osho

Osho

Yazar
8.1/10
2.157 Kişi
·
7.910
Okunma
·
1.708
Beğeni
·
71455
Gösterim
Adı:
Osho
Tam adı:
Bhagwan Shree Rajneesh
Unvan:
Hintli Ruhsal Öğretmen, Mistik, Yazar
Doğum:
Hindistan, 11 Aralık 1931
Ölüm:
Hindistan, 19 Ocak 1990
“ Asi Ruh” ya da “Provokatör Mistik” olarak da anılan Osho, 1931 yılında Hindistan’ın Madhya Pradesh eyaletindeki Kuchwada’da dünyaya gelmiştir. Daha çocukluk yıllarından itibaren, başkaları tarafından verilen bilgiler ve inançları edinmektense gerçekliği kendisi deneyimlemekte ısrarcı olan asi bir ruhu vardı. Bu durumu kendisi şöyle dile getirir:
“Çocukluğumdan hatırlayabildiğim kadarıyla yalnızca tek bir oyun sevdim: Tartışmayı, her şey hakkında tartışmayı... Pek az yetişkin bana tahammül edebiliyordu; beni anlamaları söz konusu bile değildi. Okula gitmek hiç ilgimi çekmiyordu. Orası olabilecek en kötü yerdi. Sonunda gitmeye zorlandım, ama elimden geldiğince direndim, çünkü orada yalnızca benim ilgilendiğim şeylerle ilgilenmeyen çocuklar vardı ve ben de onların ilgilendikleri şeylerle ilgilenmiyordum. Bu yüzden hep grup dışı kaldım.”
1990 yılına kadar süren yaşam yolculuğu süresince tüm dünyayı yerinden oynatacak söylemleri ve geliştirdiği meditasyonlar ile günümüzde hâlâ güncelliğini koruyan sıradışı bir şahsiyet olan ve Bhagwan Shree Rajneesh adıyla da bilinen Osho, din, felsefe, psikoloji, politika ve insanı ilgilendiren birçok alanda her türlü geleneği temelden sarsan yorumlarıyla büyük ilgi ve de tepki toplamıştır.
Yirmi bir yaşında üniversite öğrenimini tamamlayan Osho, Jabalpur Üniversitesinde yıllarca felsefe dersleri verdi. Aynı zamanda da tüm Hindistan’ı dolaşıp konuşmalar yaptı, halka açık tartışmalarda tutucu dini liderlere meydan okudu, geleneksel inanışları sorguladı ve hayatın tüm alanlarından insanlarla bir araya geldi.
1960’ların sonlarına doğru artık kendi dinamik meditasyonlarını geliştirmeye başlayan Osho, meditasyonun o rahat ve düşüncelerden arınmış durumunun keşfedilebilmesi için öncelikle geçmişin modası geçmiş yöntemlerinin ve günümüz modern hayatının getirdiği sıkıntıların ağırlığı altında ezilen çağdaş insanın çok derin bir ruhsal temizlenme sürecinden geçmesi gerektiğini ileri sürer.
1970’lerin başlarında ilk olarak bazı Batılılar Osho’dan haberdar olmaya başladılar. 1974’te Hindistan’ın Pune şehrinde onun çevresinde bir komün kuruldu ve başlangıçta Batı’dan tek tük gelen ziyaretçiler, sonradan gittikçe çoğaldı.1985 yılında göçmenlik yasalarını ihlal etmek suçlamasıyla gözaltında olduğu sırada yavaş yavaş zehirlendiği söylenir.
1975 yılı boyunca Osho, Doğulu meditasyon teknikleri ile Batılı terapi yöntemlerine devrim getiren programların ve atölyelerin genişlemesine rehberlik etti. Ağustos 1975'te ilk terapi grubu başladı. Grup süreçlerine günlük Dinamik ve Kundalini Meditasyonları, Osho'nun sabah söylevleri, gruptan önce veya sonra on günlük meditasyon kamplarına katılmak dahildi. Darşan'da, Osho yeni gelen gruplara önerilerde bulunuyor, grup liderlerine tavsiyeler veriyor, grubun katılımcıları ile görüşüyordu. 1977’nin sonunda elli farklı grup önerilebiliyordu ve Aşram[1], dünyadaki en büyük ve en yenilikçi büyüme merkezi olarak tanınıyordu.
Toplum, din, politika, felsefe, psikoloji ve daha birçok alanın, insanın benliği ve varoluşu ile ilişkisini ele alan Osho, bu konularda ileri sürdüğü oldukça cesur ve kalıpları kıran savları, söylemleri ve iddiaları ile birçok otoritenin tepkisini çekmiştir. Köhneleşmiş, kalıplaşmış sistemlerin güçlü bir şekilde etkisi altında kalarak kendini sürekli bastıran ve böylece sürekli bir gerilim halinde olan çağdaş insan için mutluluğun, gevşemenin, yaşama sevincinin hedef alındığı meditasyon yöntemlerini geliştirmekle birlikte, bazen dinin karşısında, bazen yanında olmuş, ama bugünkü anlamda kabul edilen din görüşünün içerisinde olmamıştır. Bununla birlikte Doğu kültüründen ve mistisizminden de tamamen uzak değildir.Örneklerinde Buda’dan, Tao’dan bahsettiği kadar, Mevlânâ’dan, Nasreddin Hoca’dan, Hallac-ı Mansur’dan da bahseder. Ancak insanın cinsel hayatı, tatmini ve mutluluğu üzerine cesur terapi yöntemleri geliştirip onun rahatlamasını sağlamak amacıyla meditasyonlar geliştirmesinden dolayı dini çevrelerce oldukça eleştirilmiş ve tepki görmüştür. Bunun yanında, toplumsal konular hakkında da derin araştırmalar yapıp kendi fikirlerini insanlara sunan Osho’dan, birtakım politika, güç, rant ve nüfuz çevreleri rahatsız olmuştur. Belki de bu yüzden 1981 yılından itibaren ABD’den başlayarak ülke ülke dolaşıp kendine yer edinmeye çalışmış ama birçok ülke onu barındırmak istememiştir. Böylelikle de birçok sıkıntı yaşayan Osho, 1985 yılında Amerika’da tutuklanarak 12 gün boyunca hapiste kalmış ve ardından sınırdışı edilmiştir. Bu süre içerisinde yavaş yavaş zehirlendiği iddia edilen Osho, 1990 yılında da zehirlenme belirtileriyle ölmüştür.
Bugün onu eleştirenler kadar onun yolunda gidenlerin kabul ettiği bir gerçek vardır : O da Osho’nun olağanüstü sıra dışı ve hiçbir kalıba ya da düzene boyun eğmeyen, suyuna gitmeyen ve tamamen bireysel özgürlüğü savunan bir kişilik olduğudur. O, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından sayıları gün geçtikçe artmakta olan ruhani buhran içerisine düşmüş insanlar için bir nevi alternatif bir inanç sistemi kurmak yolunda doğu felsefelerine hücumun yol göstericilerindendir.
Bireysel olduğu kadar toplumsal arayışlara da en derin detayına kadar inen Osho, kendisi kitap yazmamıştır. Bununla birlikte otuz beş yıl boyunca dünya çapında yapmış olduğu konuşmaları kayda alınarak sayılarca kitap haline getirilmiştir. O, hiçbir geleneğe ait olmadığını açıklamış ve “lütfen beni geçmiş ile bağlantılandırmayın, onu anımsamaya bile değmez” diyerek seslenmiştir insanlığa… Öğrencilerine ve dünyanın her yerinden kendisini dinlemeye gelenlere yaptığı konuşmalar 30'dan fazla dile çevrilmiş ve 600'den fazla ciltler halinde yayımlanmıştır.
Temmuz 1974'ten 1981'e kadar söylevler vermeye devam eden Osho, Tao, Zen, Hıristiyanlık, Hassidizm, Sufizm, Baullar, Hindu gizemciler, Tibet Budizmi, Tantra, v.b. pek çok spiritüel gelenekteki aydınlanmış gizemcilerin öğretileri üzerine yorumlar yaptı. Değişik günlerde kendisini izleyenler tarafından sorulan sorulara yanıt verdi. O kendisini “gerçek bir varoluşçu” olarak tanımlamıştır.
Beden ve zihnin birikmiş stresini atmak amacıyla kendine özgü olarak meditasyonlar geliştiren Osho , otobiyografisini de yazmamıştır . Yapmış olduğu çalışmalar ve konuşmalarından kendisinin tanınabileceğini söylemiştir.
Tanrı asla tekrar etmez. Fakat sana her zaman için başka birisi olman öğretildi. "Başka birisi ol; komşunun oğlu… Komşunun oğlu gibi ol. Bak ne kadar zeki. Bak... Şu kız ne kadar zarif şekilde yürüyor. Böyle ol!" sana her zaman başka birisi gibi olman öğretilmiştir. Hiç kimse sana kendin ol ve varlığına saygı duy, o Tanrı’nın bir armağanıdır dememiştir.
mümkünse bir açıklığa çıkıp, ağaçların arasında dur bir ağaca dönüş ve rüzgarın senin içinden geçip gitmesine izin ver
Dünya senin dışında değildir; dünya sensin. Bu yüzden nereye gidersen git beraberinde dünyanı da götürürsün.
272 syf.
·Beğendi·10/10
Kim olduğumu tamamen unuttuğum bir an da başladı hikayem.
Para , kariyer , sportif bir vücut ,sosyal çevre = EGO
Mutsuz ,tatmin olmayan bir RUH.
Standartlara takılı kalmış bir RUH.
Sonra insanları gözlemlemeye başladım. Acaba dedim bir tek ben mi böyle hissediyorum ?
Baktım ki herkes mutsuz…
Derken 4 sene önce aldığım “TANRILAR OKULU” kitabı gözüme çarptı bir akşam evde otururken. Vaktiyle bir arkadaşım çok ısrar etmişti oku diye tabi ben sallamamıştım. Her şeyin bir zamanı varmış. O gece sabaha kadar okudum. Sonraki günlerde hiç başından kalkmadım (: Tekrar tekrar dönüp altını çizdiğim yer çok oldu. Okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır.
Ve dönüşüm başladı ben de…
Kişiler ve kitaplar çıkmaya başladı yoluma (: Her okuduğum bir üst basamağa çıkmam için yardımcı oluyordu.
“Aşk , özgürlük , tek başınalık” kitabı da yoluma çıkanlardan oldu. Hatta ilk sefer çok direndim okumaya. Daha önce almış , okumuş , arkadaşıma vermiştim sevmedim diyerek (: Ego tavandı çünkü.
Sonra o direncimi kırıp okudum. Osho ‘nun bakış açısına hayran kaldım. Kısır döngüde olan hayatlarımıza yaptığı muhteşem göndermeleri ile “kişisel gelişim” konusunda okunması gereken nadir kişilerden olduğunu fark ettim. Çünkü bilirsiniz çoğu kişisel gelişim kitabı sizi bilgiyle sınırlar harekete geçemezsiniz. Doğal olarak harekete geçemeyince de “kişisel gelişim” kitaplarının bir halta yaramadığını düşünürsünüz. Şahsen ben böyle düşünüyordum. Kütüphanem den çoğunu çıkardım ayrıca (:
Gautama Buda der ki ; “Ustanın görevi sana kim olduğunu hatırlatmaktır.”
Sen bu sıkıcı dünyanın bir parçası değilsin ; sen unutkanlığının içinde kaybolmuşsun. Asla içeri bakmıyorsun. Herkes dışarı baktığı için sen de dışarı bakıp duruyorsun.
Zeki olan insan dışarıda yolculuğa çıkmadan önce ilk olarak kendi benliğini arar. Kendi içine bak ! Aradığın orada !..
sevgiler
jessy (:
323 syf.
·Beğendi·10/10
Pretty Woman-lara (:

Romantik delikanlı yatağında uzanmış sorar :
“Beraber olduğun ilk adam ben miyim ?”
Kadın telaşla cevaplar :
1.cevap
“Şey daha öncede olmuştu ama bu kadar ileri gitmemiştik.”
2.cevap
“Evet,sensin.” :)))
Jessy’nin cevabı :
“Sen önce adam kime denir öğren de gel.”

Biz kadınlar KİMİZ ?
Bize biçilen rollerin dışına ne zaman çıkacağız ?

Öncelikle belirtmeliyim ki Osho muhteşem anlatmış bu kitabında kadınları. Her kadının mutlaka okuması gerekli diye düşünüyorum. Osho’nun kitaplarının çoğunda vurgulanan Kendini sev-dir. Çünkü bir insan kendini sevebilirse önce kadın, sonra eş ve anne olur.
Ama toplumumuzda kendini seven kadın pek yok (: Buna ben de dahilim tabi canım. Size bok atıp kendimi tenzih edecek değilim. 30 yaşımla beraber sevmeye başladım(biraz erken oldu ama :)))))
Çok şey değişti hayatımda. İnsan kendini sevince herşey bambaşka gözüküyor gözüne. Her şeyden ayrı keyif alıyorsun.
20-30 yaş arası tam bir kaostu. Her terslikte anne-babamı, arkadaşlarımı, karşı cinsi vs suçlar dururdum. Hatta komik birşey söyleyim İbrahim Kutluay Demet Akalın’ı bıraktı diye yıllarca adamdan nefret etmişliğim bile vardır. Çünkü ben de terk edildim :))) 3 yıllık dolu dizgin ilişkiden sonra bide aldatılarak terk edildim. Neden ? Çünkü ben hep bi bıdı bıdı mutsuz hiç bişeyi beğenmeyen vs bir tiptim. Adam beni napsın :)))
“Kadın” kitabı da “Haz” kitabı da benzer bir şeyden bahsediyor. Kadının İlahi Aşk-a daha yakın olması.
Bu da üremenin, anneliğin vs. sadece kadına has olmasından kaynaklı.
Kadın dişi olabilmeli.Çoğumuz bundan yoksunuz.Bunun da temeli yine aileler ve topluma dayalı. Daha önceki incelemelerimden az çok biliyorsunuzdur. Tabular, klişeler vs.
Herkes önce dişil enerji nedir araştırsın çünkü gerçekten önemli bir konu. Kadın ne kadar dişil olursa erkekte o kadar erilleşiyor. Günümüz kadınlarında tam tersi. Erkek dişi, kadın eril enerjide. Direk çatışma sebebi.
Dişi enerji yaymaktan kastım topuklu ayakkabı, mini etek, badanalı surat değil :)) İç dünyasında bunu beceremeyen kadınlar yapıyor genelde bu duruşu.
Hal ve hareketlerde naif olmaktan, daha çok sevgi enerjisi yaymaktan bahsediyorum. Böylelikle ilahi olana daha çok yaklaşıp karşı cinside ona yaklaştırabiliriz.Kadın, ilişkiye kalbini de katar, erkek gibi yüzeysel değildir yaklaşımı.Kadın gerçekten dişi olduğunda ilahi olana yaklaştığında erkeği de ilahi aşka çekecektir.Sürekli karşı cinse yüklenmeyi bırakıp dengeye gelmeliyiz.
Mesela içinize dönün, kendinizi yeniden keşfedin, kendinize bakın, şımartın, en sevdiğiniz şeyleri yapın. Kendi merkezinizde kalın ve kendinizi çok sevin kabul edin herşeyinizle.
Sonra bakın herşey nasıl değişiyor ve güzelleşiyor.
Kitapta kadın üstün varlık derken bunlar kastediliyor.Bazı arkadaşlar pek kavrayamamış yine bok atmış kitaba :)
Kadınlıktan yoksun olan anlamaz tabi :)
Bide neymiş Osho-nun yaşam tarzıyla savundukları farklıymışmış. Eeee?
Senin yaşam tarzınla savundukların ne kadar paralel acaba ????? :)
Bahane bunların hepsi.Pis ego-nun oyunları düşme :)

Sevgiler
Jessy
374 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bu suale bakalım Osho ne cevap vermiş:
“Evet, EGO insanın hastalığıdır. Çünkü, menfaat grupları senin hasta olarak kalmanı ister. Onlar senin sağlıklı ve sağlam olmanı istemez. Senin sağlıklı ve sağlam olman menfaat grupları için bir tehlikedir. Bu yüzden hiç kimse basit olmak istemez, hiç kimse bir şey olmamak istemez. Ve benim tüm yaklaşımım senin kendinle barışık olman, varlığını kabul etmendir.
Bir şey haline gelmek hastalıktır, olmak sağlıktır. Ancak sen basitliği, bütünlüğü, sağlıklı olmayı, mutluluğu tatmadın. Senin toplumun sana tek bir an dahi izin vermedi. Bu yüzden sen sadece tek bir yol biliyorsun: EGOnun yolu…”

Şimdi, bu direkt alıntılı girizgahtan sonra meselenin özünü daha iyi idrak edebilmek adına şöyle bir ekleme yapmak isterim:
İnsanların bir öz benlikleri vardır, bir de toplumsal benlikleri…
Öz benlik, bizim doğuştan gelen özelliklerimiz ile taşıdığımız potansiyel ve yeteneklerimizin mahsulüdür. Öz benliğimize uygun şeyler yaptığımızda bu dünyaya geliş amacımızı gerçekleştirmiş oluyoruz. Toplumsal benlik ise dış dünyanın geri bildirimleri ile diğerlerine daha hoş görünmek, toplum tarafından kabul görmek için, başkalarının hoşlanacağı gibi olmaya çalışan tarafımızı temsil eder. Ve tam da bu bağlamda, Osho’nun belirttiği özellikle şu “üç şey” sizi aslında başkalarının kölesi yapar: “Sevilme isteği, beğenilme isteği, takdir edilme isteği…”
Yani, bu toplumsal benlik olarak tabir ettiğimiz, bizim etrafımızdaki insanların değer verdiği şeylere önem vermeyi öğrenen parçamız aslında Osho ’nun hastalık olarak adlandırdığı EGOnun ta kendisi…

İnsanın EGOsu, illüzyon bir benlik yaratarak öz benliğinin farkına varmasını engeller. İllüzyon benlik, EGOnun kendini pek çok yolla tanımlaması nedeniyle oluşur ve ailemizin, içine doğduğumuz toplumun inançları, değer yargıları, dini, politik eğilimleri ile şekillenir.
İnsanın öz benliği ile illüzyon benliği sürekli çatışma halindedir. Çünkü, öz benlik varoluş amacına uygun adımlar atmak ister, illüzyon benlik ise olmak istediği bir imaja uygun davranışlar sergilemek ister. Öz benliğin temel amacı kendini gerçekleştirmektir. İllüzyon benliğin temel amacı ise imajını gerçekleştirmek, tatmin olmak ve toplum tarafından kabul görmektir. Ancak tatmin hiçbir zaman gerçekleşmez. Çünkü, illüzyon benlik dipsiz bir kuyu gibidir. Ne elde ederse etsin, daha fazlasını ister, çünkü her an yarattığı imajın zayıflayacağından korkar. İmajın zayıflaması benliğin yok olmasıdır, ona göre. Bu nedenle, onu yaşatmak için kıyasıya savaşır. İllüzyon benlik için hiçbir şey yeterli değildir. Altında kocaman bir delik olan bir kabı sürekli doldurmaya çalışır. Ancak kap asla dolmaz ve kişi hiçbir zaman tatmin olmaz, Osho da EGOnun yansıması olarak kastettiği bu illüzyon benlik ile ilintili olarak şöyle diyor :
“EGO senin gerçek özünün tam tersidir. EGO sen değilsin. EGO toplumun yaratmış olduğu ve senin bu sayede oyuncakla oynamaya devam edebildiğin ve asla gerçek şeyi sormadığın bir kandırmacadır. Bu yüzden ben EGOnu bırakmadığın sürece asla kendini bilemeyeceğin konusunda ısrar ediyorum.”

Osho toplumun bireylere dayattığı normlara göre de EGOyu şöyle tanımlar:
“Sizin iki merkeziniz vardır:
Birisi varoluşun size vermiş olduğu, gerçek öz benliğiniz ve diğeri toplum tarafından yaratılmış olan merkez, yani EGOdur.
O sahte bir şeydir ve çok büyük bir kandırmacadır. EGO aracılığıyla toplum sizi kontrol etmektedir. Siz belli bir şekilde davranmak zorundasınızdır; çünkü sadece o zaman toplum sizi takdir eder. Belli bir tarzda yürümek, belli bir şekilde kahkaha atmak; belli bir tarzı, ahlakı, formülü takip etmek zorundasınızdır. Ancak o zaman toplum sizi takdir hatta taltif eder ve etmezse de EGOnuz sarsılır.
EGOnuz sarsıldığında, kim olduğunuzu, nerede olduğunuzu bilmezsiniz. Çünkü, başkaları size fikri vermiştir ve bu fikir EGOnun ta kendisidir. Onu mümkün olduğunca derinden anlamaya çalışın, çünkü ondan kurtulmak durumundasınız ve şayet ondan kurtulamazsanız hiçbir zaman öz benliğinize ulaşamazsınız…”

Osho’nun ABD’nin Oregon eyaletinde bağımsız bir komün kurma girişimi hakkında izlediğim “Wild Wild Country” belgeselinden sonra, Ego bu “Hintli mistik guru“nun okuduğum ilk kitabıydı; aslında Osho kendi adına basılı olan kitapların hiçbirisini kaleme alıp yazmakla uğraşmamış, hayatı boyunca yaptığı konuşmaların kayıtları başkaları tarafından derlenerek bir nevi külliyat haline getirilmiş. Belki de, bu yüzden üstünkörü yapılmış bir derleme olduğundan olsa gerek, sık sık yapılan gereksiz tekrarlar, son derece dağınık, düzensiz ve özensiz metinler okuru gereğinden fazla sıkabiliyor, bu kitapta oldukça yerinde ve sağlam tespitler olmasına karşın, zaman zaman çelişkilere varan ifadeler ve bazı uydurmasyon hikâyeler de (Osho’nun söylemleri ve eylemleri arasındaki bariz farklar gibi) kafaları karıştırabiliyor.
Osho’nun gerçek adı ‘Chandra Mohan Jain’dir; 1960'lardan itibaren ‘Acharya Rajneesh’, 1970’lerde ve 1980'lerde Bhagwan Shree Rajneesh ve 1989'dan sonra Japoncada ‘usta’ anlamında kullanılan bir sözcük olan Osho namıyla tüm dünyada tanınmaya başlamıştır.
Chandra Mohan Jain adıyla felsefe alanında yüksek lisans eğitimini 1957 yılında onur ödülüyle tamamlayıp, daha sonra bir süre okutmanlık yapmış, 1960 yılında da profesör ünvanı kazanmıştır. Okutmanlığı sırasında öğretmen Rajneesh adı altında Hindistan'ı diyar diyar dolaşıp seyahati sırasında Gandi‘yi ve sosyalizmi eleştiren konuşmalar yapmıştır. 1968 yılında cinsellik alanında daha büyük kabul edilebilirlik çağrısında bulunmasıyla birlikte, Hint basını tarafından "seks gurusu" olarak adlandırılmıştır.
Osho 1981 yılına kadar Pune’daki Shree Rajneesh Ashram’da öğretilerine devam etmiştir. Burası her gün 30,000’i bulan büyük çoğunluğu Avrupalı ve Amerikalılardan oluşan ziyaretçi akınına uğramıştır.
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3ggw8.jpg

Günden güne gücü ve müritleri artan Osho’dan rahatsız olan gelenekçi Hintliler ve hükümet baskısı onu başka bir ülkeye göçe zorlar.
Uzun araştırmalar sonrası ABD’ye yerleşmeye karar veren Osho Oregon eyaletindeki Antelope kasabasının yakınlarında yaklaşık 32 bin hektarlık (260 kilometrekare, neredeyse Manhattan büyüklüğündeki) “Big Muddy Çiftliği”ni satın alır. Burası sarp, kayalıklı, dik yamaçlardan oluşan devasa bir arazidir. Vahşi ve engebeli… Prefabrik evlerle bir şehir inşasına girişirler…
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3mgBG.jpg
Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde 50 bin nüfuslu bir şehir kurmak… Daha doğrusu dış dünyadan bağımsız bir komün…
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3zpTc.jpg

Osho’nun amacı hiçbir dine ve milliyete tabi olmayan “yeni insanı” yaratmaktır, yani “uyanan insanı”…
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3MWQv.jpg
Osho’ya göre Doğu sözde spiritüellik nedeniyle aksak kalmış, teknoloji ve bilimsellikten uzaktır; Batı ise materyalizmi seçmiştir. Ama insan boşluk ve anlamsızlık içindedir. Adeta kendini kurtarıcı gibi gösteren Osho’ya göre Doğu insanı ve Batı insanı yarımdır. Ve Osho sözde bütün insanı yaratmayı hedeflemektedir.
https://i.imgyukle.com/2020/04/26/rkYL2n.jpg

O zamanki FBI Görev Gücü Başkanı Lynn Enyart, Amerikan tarihindeki en büyük zehirlenme olayını, en büyük telekulak davasını ve Amerika’da meydana gelen en büyük göç yolsuzluğunu araştıracağından henüz habersizdir.

Osho’nun özel sekreteri, sözcüsü ve sağ kolu olan Ma Anand Sheela, Rajneesh Vakfı’nı ve ona ait milyonlarca doları kontrol etmektedir. “Hedefe giden yolda her şey mübahtır” mantığıyla hareket eden Sheela, dünyanın dört bir tarafından toplayıp örgütlediği binlerce Sannyasinle birlikte adeta Oregon halkına ve ABD hükümetine kafa tutar…
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3MM0h.jpg

Amerikan hükümeti Jonestown’daki gibi bir hadisenin gerçekleşme ihtimalinden korkmaktadır. (917 kişinin toplu intiharıyla gerçekleşen olay)
https://www.youtube.com/watch?v=SIUCaubZ2zw
Zira, Sannyasinlerin özgür iradelerini Bhagwan’a teslim etmeleri ve o ne derse yapacakları, işin “öl de ölelim”e kadar varacağı da varsayılmaktadır. Hatta, Jonestown katliamının sorumlusu Jim Jones’un kızı Shannon bile Osho’nun müritleri arasına katılmıştır.
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3wXOo.jpg
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q30XMP.jpg

Yerel halka göre cinsellikte sınır tanımayan sapkınlarıyla ve ahlaksız tavırlarıyla Şehvetiye Tarikatı mensupları olan Sannyasinlerden ne olursa olsun kurtulmak lazımdır.
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3ZMRt.jpg
ABD hükümeti Osho ve binlerce müridi hakkında soruşturma açıp kahrolası federalleri devreye sokunca işler daha da karışır…
Bundan sonra neler olduğunu merak ediyorsanız şayet, size 6 bölümden oluşan “Wild Wild Counrty” belgeselini izlemenizi öneririm…
http://www.watchill.org/show/wild-wild-country

Osho’nun öğretileri bir yana kendisi materyalist bir spiritüalist olarak her daim lükse düşkün biri olmuş, milyon dolarlık saat takmış, her şeyin en iyisini ve pahalısını koleksiyonuna katmıştır.
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q8rRro.jpg
“EGOnun açlığı sahtedir, doyurulamaz…” diyen Osho 93 tane Rolls-Royce’la bile yetinmemiş, zira nihai hedefi 365’i tutturup yılın her gününe farklı bir ahenk getirmekmiş…
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3bSFo.jpg
Bu husustaki beyanatına gelince:
“Amerikalılar kendilerini dünyanın en zengin halkı sanıyorlar ama ben 93 Rolls-Royce ile basit bir şaka yaptım ve tüm kibirleri yok oldu. Benim 93 Rolls-Royce'a ihtiyacım yok. Bu bir eşek şakasıydı... Bazıları Rolls-Royce'ların spiritüelliğe uymadığını düşünüyor. Ben bir çelişki göremiyorum. Bir Rolls-Royce'un içinde otururken aynı ölçüde meditasyon yapabilirim... Aslında, bir öküz arabasında otururken de bu güç olur; yine de spiritüel büyüme için Rolls-Royce en iyisidir."

Ve son olarak, neden EGOyu hep büyük harfle yazdım, dersiniz:
“Çünkü, hiçbir EGO kendi gerçeğiyle baş edecek kadar küçük değildir…”
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q37hbI.jpg
374 syf.
·Puan vermedi
Hey ! Sen ! Bilader (:
İn bakalım artık Kaf Dağı’ndan…
Gerçeklere dönme vaktı :)

Kaf Dağı ile ilgili kısa bir bilgi sana ;

Kaf dağı, genellikle masallarda yer alan, dünyayı çevrelediğine inanılan, arkasında cinlerin, perilerin bulunduğu varsayılan, zümrütten yapılmış bir yerdir. Fars mitolojisine ait Zümrüd-ü Anka kuşunun bu dağda yaşadığı düşünüldüğünde Kaf dağının aynı kültüre ait bir efsane dağ olduğu anlaşılabilir. Vikipedi

Neymiş demek ki efsaneymiş… Yalan dolan yani (:
Gelelim konumuza.
Ama önce şu burnunu bi alalım Kaf Dağı-ndan.
Bilirsin şu meşhur lafı Burnu Kaf Dağı-nda olmak …
Kaf Dağı = EGO
Az önce Kaf Dağı-nın yalan dolan olduğunu öğrendiğimize göre EGO - DA tırı-vırı yani :D

Öyleyse napıyoruz ? Tırı-vırıyı bırakıyoruz.

Geliyoruz şimdiki an-a …
Geldiysen öncelikle Hoş-geldin…Beş-gittin
Yeter bu kadar geyik (:

Ulan -osho-yu sevin diye bu kadarda şebeklik yaptırılmaz ki insana ayıptır :))

Seni de anacağım deli kız Gamze (: Gamze Ö.
EGO-NU LEGO YAP iyi slogan :))

Öncelikle kitap beni de sıktı.
Eğer ilk bu kitapla başlasaydım -osho- okumaya ,bende lanetler yağdırırdım. Daha önceden birkaç kitabını okuduğum için osho-nun ne kadar iyi olduğunu biliyorum.Bu kitabın derlemesi sıkıcı yapılmış.İçindeki bilgiler aslında çok değerli ve gereksiz uzatılmış ve sıkıcı tekrara girmişler.
Eee diyeceksiniz neden inceleme yazıyosun ? Yazıyorum çünkü -osho-nun yanlış tanıtılması beni deli ediyor. Dediğim gibi kıymetli bilgiler var kitaplarında. Ama seçici olmak lazım.
Sizin için okuyup beğendiklerimi sırasıyla yazıyorum.
Sıralamaya göre okursanız bu adamı gerçekten anlarsınız.
*Aşk-özgürlük-tek başınalık
*Sevgi
*Beden ile zihni dengelemek
*Kadın
*Erkek
*Martıları Seven Adam
*Yaşam-sevgi-kahkaha

Gelelim -ego- konusuna.
Dört yıldır kişisel gelişimle ilgili çok şey okudum.Son bir yıldır kendi içime döndüm.Yoluma çıkan gerek insanlar gerekse kitaplar bana çok şey kattılar katmaya da devam ediyorlar.
Ben de -ego-ları çok yüksek biriydim ki hala da törpülemeye çalışıyorum.Hiç bir zaman oldum dememeli insan.
Çok şımarık büyütüldüm yalan yok (: Doğal olarak evin prensesi olunca -ego-lar tavan oluyor :))
Ama kendi çocuğumu asla böyle büyütmem.Neyse çok uzatıp sizi sıkmak istemem.
Hayat çok kısa.Bunu hepimiz biliyoruz. Kitaptan da yaptığım bazı alıntıları okuduysanız farketmişsinizdir bu lanet ego insana zarardan başka bişey vermiyor. Sürekli en iyi olma hırsı zamanınızdan çalıyor.Kimi vaktinde uyanıyor ve düzeltmek için çabalıyor kimi uyandığında herşeye geç kalmış oluyor. Gönül ister ki herkes vaktinde uyansın. Şimdi çok pişmanım mesela.Vaktinde çok insan çıktı yoluma beni uyandırmaya çalıştılar tabi ben uyanamadım. Uyanmaktan kastım şu kendinin ve yaşadığın hayatın farkına varmak.
Ben son bir yıldır herşeyin farkındayım açıkçası.
Bir yıl öncesine baktığımda Jessy hakkaten sen mal-mışsın diyorum.:)) Boşa geçen onca zaman…
Ne içindi ? Para kazanma hırsım,iyi giyinme,iyi gözükme,iyi yerlerde takılma,karşı cinse kendini beğendirme çabaları vs bir sürü tırı vırı işte. Örnekleri siz çoğaltın. Robot gibi yaşıyormuşum.Tıpkı herkesin yaşadığı gibi.Yaşadığını zannettiği gibi…
Sonra bigün hatta bu spor salonunda oldu.Bir an herşey durdu.Garip bir boşluğa girdi herşey.Hani filmlerde karekter yerinde durur etrafı ağır ağır ilerler karekter bi balonun içinde gibidir vs çok hatırlayamıcam şimdi :) zaten çalışmışım akşama kadar yorgunluktan geberiyorum sırf birileri okusun hayatını değiştirsin iyi olsun diye bu cümleleri kurmaya çalışıyorum yaaa :)
Ne diyodum hee durdu herşey. Aklıma ilk şu soru geldi lan dedim benim burda ne işim var ? Kas-mas yapıyosun eee ? Ne için ? Kim için ? Mutlu musun ? Hayır. Başlarım dedim böyle hayata :) vsvs ve başladı bende değişim.
Sonra herşeyi herkesi gözlemlemeye başladım.İnsanların telaşla hergün ordan oraya koşturduklarına şahit oldum.Herkes mutsuz kurulmuş robot misali.
Kimse yaşadığı an-ın farkında değildi.
Carpe-diem diye bir slogan var.Herkesin yanlış tasvir ettiği.Gelsin biri gitsin biri ye iç gez hayat boş eğlen coş misali :)))))
Aslında öyle değil işte.An var ya o kadar kıymetli ve güzel ki sen yaşamak iste yeterki :)
Lan içtiğim kahve bile artık bir başka güzel valla bak :D
Ki ben agresif suratsızın önde gideniydim.
Sabah annemler beni erken uyandırırlarsa burunlarından getirirdim. Sonra babam bi hastalandı gördüm ebemi tabiri caizse :) Çok şükür ki sağlıklı şuan (şimdi sorarsınız diye parantez açtım). :))
Yaa benim hikayem çok uzun… Konu dan çok sapmak istemiyorum.Ben garantici bir tipimdir.Çıktığım bu yolda denklemlerin çok sağlamasını yaptım ve hep tuttu.
O sebeple okuyun şu adamı vallah hayatınıza bakış açınız değişecek.Bakış açınızı değiştirmekte zamanla hayatınızı değiştirecek.
Bırak ego-nu… Sen sen ol ve kendini sev,kendinle mutlu ol..
Ali çok zenginmiş-veli doktormuş-bilmem kim çok yakışıklı biriyle evlenmiş-diğeri jeep almış….bıdı bıdı hepsi…
Uyan…
Hayat bunlardan ibaret değil…
Hayat yediğin güzel yemekler,içtiğin su,kahve,kokladığın bir çiçek,keyifle okuduğun bir kitap,izlediğin film…vsvs…
Tamam yaşamak için para da önemli ama buraya dikkat amaç değil araç yapabilirseniz parayı mutlu olursunuz!!!
Hırslarını bırak,ego-nu bırak….kalp kırma…sev daima sev…
Ama en çok kendini sev...
Sen değerlisin,unutma ;)
Öyle işte buda böyle bir inceleme olsun :)))

Vallah olduğu gibi paylaşıcam.Bir kişinin bile hayatı değişse kar kar-dır :)))

Sevgilerrr :)))
Jessy
344 syf.
·Puan vermedi
1000 kitapta yaklaşık bir yılı aşkın süre sonra 1000'ninci eser olarak bu kitabı okudum. onca kitaptan binlerce alıntı yaparken de şimdi de şunu anladım ki, her okuduğun eserde mutlaka kendini bulacak bir kaç cümle bulunuyor. her kitap bir yaşam, her yaşam bir kitap.
195 syf.
·10/10
Yayati adında büyük bir kral tam yüz yaşına kadar dopdolu yaşamış ve yaşamın sunabileceği her türlü keyfi tatmıştı. Ölüm bir gün Yayati'nin kapısını çalıp, "Hazırlan," dedi. "Vaktin geldi ve seni almaya geldim."

Yayati ölümü görünce, birçok savaşta bulunmuş kahraman bir savaşçı olmasına karşın titremeye başlayıp şöyle dedi, "Ama henüz çok erken."

Ölüm, "Çok mu erken?"diye yanıt verdi. "Yüz senedir hayattasın. Çocukların bile yaşlandı. En büyük oğlun seksen yaşında. Daha ne istiyorsun?"

Yayati'nin yüz tane karısı olduğu için, yüz tane de oğlu vardı. Ölüme sordu, "Bana bir iyilik yapabilir misin? Birini almak için geldiğinin farkındayım. Oğullarımdan birini ikna edebilirsem, onun canını alıp beni yüz yıl daha rahat bırakır mısın?

Ölüm şöyle yanıt verdi: "Senden başkası kendini hazır hissediyorsa onu almakta hiçbir sakınca görmüyorum. Ama sanmıyorum- sen babaları olduğun, hepsinden uzun yaşayıp her şeyin keyfine vardığın halde kendini hazır hissetmiyorsan, oğullarından biri nasıl hissedebilir?"

Yayati yüz oğlunu çağırdı. Daha yaşlı olanları sessiz kaldılar. Ortada büyük bir sessizlik vardı, kimse bir şey söylemiyordu. Yalnızca henüz onaltı yaşında olan en genç oğlu ayağa kalkıp şöyle dedi, "Ben hazırım." Ölüm bile bu genç çocuk için üzülüp, "Belki de sen fazla safsın. Baksana, diğer doksandokuz kardeşin tamamen sessiz kalıyor. Bazısı seksen, bazısı yetmişbeş, bazısı yetmişsekiz, bazısı yetmiş, bazısı altmış yaşına kadar yaşamış ve daha da yaşamak istiyorlar. Sen henüz hiçbir şey yaşamadın. Ben bile senin için üzülüyorum. Tekrar düşünmelisin." diye uyarıda bulundu.

Oğlan, "Hayır!" dedi. "Onların bu halini görünce kararımdan iyice emin oldum. Benim için üzülme; mutlak bir farkındalıkla gidiyorum. Babam bile yüz yaşında hala tatmin olamamışsa, burada olmanın ne anlamı var? Ben nasıl tatmin olabilirim? Doksandokuz ağabeyimin de tatmin olamadıklarını görüyorum. O zaman neden vakit harcayayım? En azından babama bu iyiliği yapabilirim. Bu yaşlı haliyle, bırakalım yüz yıl daha keyif sürsün. Ama benim için bitti. Kimsenin tatmin olamadığını görünce, yüz yıl bile yaşasam yine de doyamayacağımı kesinlikle anladım. Bu yüzden bugün gitmemle, doksan sene sonra gitmem arasında hiçbir fark yok. Lütfen beni al."

Ölüm genç oğlanı aldı. Ve yüzyıl sonra geri geldi. Yayati yine aynı durumdaydı. "Bu yüz yıl çok hızlı geçti."dedi. "Yaşlı oğullarımın hepsi öldü. Ama bir önerim daha var. Sana başka bir oğul verebilirim. Lütfen bana acı."

Bu böyle devam etti, hikaye bin sene böylece sürüp gitti. Ölüm on kez Yayati'yi ziyaret edip, dokuzunda oğullarını aldı, Yayati de yüz yıl daha yaşadı. Onuncu kez geldiğinde Yayati şöyle dedi: "Hala beni almaya ilk kez geldiğin zamanki kadar tatmin olmamış durumdayım. Ama bu sefer istemeye istemeye, gönülsüzce de olsa geleceğim çünkü senden bana bir iyilik daha yapmanı isteyemem. Bu çok fazla olur. Hem bir şey kafamda kesinleşti ki, bin senede tatmin olamadıysam, onbin senede bile olamam."

Bu bağlanmaktır. Yaşamaya devam edebilirsiniz ama ölüm düşüncesi aklınıza geldikçe titremeye başlarsınız.
176 syf.
·20 günde·6/10
100 mektuptan oluşan kişisel gelişim kitabıdır. Osho'nun daha önce insan kendisinin aynasıdır kitabını okumuştum. Onunla kıyasladığımda bu kitabı biraz daha sönük kaldı. (incelemem: #40613025 ) Genel olarak iç dünyamızdan bahsediyor ve her mektupta bir öykü-olay var. Kimisini daha önce duymuş olsam da hoş bir kitaptı. Osho'nun en sevdiğim yanı tek bir dine bağlı kalmayıp, her din hakkında konuşması sanırım. Keyifli okumalar.
223 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
"Coşku~İçten Gelen Mutluluk"

"ilki zevk; ikincisi mutluluk; üçüncüsü coşku; ve dördüncüsü de saadet'tir."
Ve Osho'a göre gerçek meditasyon insanın içindedir onu sadece kendin yaratabilirsin.Karanlığı dışarı atamazsın ozaman ışığı içeriye getir!

Buda inancına göre de ; ilki zevktir o mutluluğu da içerir. İkincisi saadettir; saadette "Nirvana"dır, o coşkuyu da içerir.
Coşku zevk değildir. Coşku mutluluk dahi değildir. Mutluluk her zaman için mutsuzlukla bağlıdır ve zevk de her zaman acıyla bağlıdır.

Kitapta küçük küçük çok güzel hikayelerden bahsediliyor.Bu hikayelerden ders çıkarmanız muhtemel.Gerçekten birşeyler kattığını düşünüyorum olaylara bakış açımı değiştirdi. Anlama, kabullenme gibi olguları en hiddetli anlarımda kullanabilmeyi aşıladı.Kesinlikle terapi kitabı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Osho
Tam adı:
Bhagwan Shree Rajneesh
Unvan:
Hintli Ruhsal Öğretmen, Mistik, Yazar
Doğum:
Hindistan, 11 Aralık 1931
Ölüm:
Hindistan, 19 Ocak 1990
“ Asi Ruh” ya da “Provokatör Mistik” olarak da anılan Osho, 1931 yılında Hindistan’ın Madhya Pradesh eyaletindeki Kuchwada’da dünyaya gelmiştir. Daha çocukluk yıllarından itibaren, başkaları tarafından verilen bilgiler ve inançları edinmektense gerçekliği kendisi deneyimlemekte ısrarcı olan asi bir ruhu vardı. Bu durumu kendisi şöyle dile getirir:
“Çocukluğumdan hatırlayabildiğim kadarıyla yalnızca tek bir oyun sevdim: Tartışmayı, her şey hakkında tartışmayı... Pek az yetişkin bana tahammül edebiliyordu; beni anlamaları söz konusu bile değildi. Okula gitmek hiç ilgimi çekmiyordu. Orası olabilecek en kötü yerdi. Sonunda gitmeye zorlandım, ama elimden geldiğince direndim, çünkü orada yalnızca benim ilgilendiğim şeylerle ilgilenmeyen çocuklar vardı ve ben de onların ilgilendikleri şeylerle ilgilenmiyordum. Bu yüzden hep grup dışı kaldım.”
1990 yılına kadar süren yaşam yolculuğu süresince tüm dünyayı yerinden oynatacak söylemleri ve geliştirdiği meditasyonlar ile günümüzde hâlâ güncelliğini koruyan sıradışı bir şahsiyet olan ve Bhagwan Shree Rajneesh adıyla da bilinen Osho, din, felsefe, psikoloji, politika ve insanı ilgilendiren birçok alanda her türlü geleneği temelden sarsan yorumlarıyla büyük ilgi ve de tepki toplamıştır.
Yirmi bir yaşında üniversite öğrenimini tamamlayan Osho, Jabalpur Üniversitesinde yıllarca felsefe dersleri verdi. Aynı zamanda da tüm Hindistan’ı dolaşıp konuşmalar yaptı, halka açık tartışmalarda tutucu dini liderlere meydan okudu, geleneksel inanışları sorguladı ve hayatın tüm alanlarından insanlarla bir araya geldi.
1960’ların sonlarına doğru artık kendi dinamik meditasyonlarını geliştirmeye başlayan Osho, meditasyonun o rahat ve düşüncelerden arınmış durumunun keşfedilebilmesi için öncelikle geçmişin modası geçmiş yöntemlerinin ve günümüz modern hayatının getirdiği sıkıntıların ağırlığı altında ezilen çağdaş insanın çok derin bir ruhsal temizlenme sürecinden geçmesi gerektiğini ileri sürer.
1970’lerin başlarında ilk olarak bazı Batılılar Osho’dan haberdar olmaya başladılar. 1974’te Hindistan’ın Pune şehrinde onun çevresinde bir komün kuruldu ve başlangıçta Batı’dan tek tük gelen ziyaretçiler, sonradan gittikçe çoğaldı.1985 yılında göçmenlik yasalarını ihlal etmek suçlamasıyla gözaltında olduğu sırada yavaş yavaş zehirlendiği söylenir.
1975 yılı boyunca Osho, Doğulu meditasyon teknikleri ile Batılı terapi yöntemlerine devrim getiren programların ve atölyelerin genişlemesine rehberlik etti. Ağustos 1975'te ilk terapi grubu başladı. Grup süreçlerine günlük Dinamik ve Kundalini Meditasyonları, Osho'nun sabah söylevleri, gruptan önce veya sonra on günlük meditasyon kamplarına katılmak dahildi. Darşan'da, Osho yeni gelen gruplara önerilerde bulunuyor, grup liderlerine tavsiyeler veriyor, grubun katılımcıları ile görüşüyordu. 1977’nin sonunda elli farklı grup önerilebiliyordu ve Aşram[1], dünyadaki en büyük ve en yenilikçi büyüme merkezi olarak tanınıyordu.
Toplum, din, politika, felsefe, psikoloji ve daha birçok alanın, insanın benliği ve varoluşu ile ilişkisini ele alan Osho, bu konularda ileri sürdüğü oldukça cesur ve kalıpları kıran savları, söylemleri ve iddiaları ile birçok otoritenin tepkisini çekmiştir. Köhneleşmiş, kalıplaşmış sistemlerin güçlü bir şekilde etkisi altında kalarak kendini sürekli bastıran ve böylece sürekli bir gerilim halinde olan çağdaş insan için mutluluğun, gevşemenin, yaşama sevincinin hedef alındığı meditasyon yöntemlerini geliştirmekle birlikte, bazen dinin karşısında, bazen yanında olmuş, ama bugünkü anlamda kabul edilen din görüşünün içerisinde olmamıştır. Bununla birlikte Doğu kültüründen ve mistisizminden de tamamen uzak değildir.Örneklerinde Buda’dan, Tao’dan bahsettiği kadar, Mevlânâ’dan, Nasreddin Hoca’dan, Hallac-ı Mansur’dan da bahseder. Ancak insanın cinsel hayatı, tatmini ve mutluluğu üzerine cesur terapi yöntemleri geliştirip onun rahatlamasını sağlamak amacıyla meditasyonlar geliştirmesinden dolayı dini çevrelerce oldukça eleştirilmiş ve tepki görmüştür. Bunun yanında, toplumsal konular hakkında da derin araştırmalar yapıp kendi fikirlerini insanlara sunan Osho’dan, birtakım politika, güç, rant ve nüfuz çevreleri rahatsız olmuştur. Belki de bu yüzden 1981 yılından itibaren ABD’den başlayarak ülke ülke dolaşıp kendine yer edinmeye çalışmış ama birçok ülke onu barındırmak istememiştir. Böylelikle de birçok sıkıntı yaşayan Osho, 1985 yılında Amerika’da tutuklanarak 12 gün boyunca hapiste kalmış ve ardından sınırdışı edilmiştir. Bu süre içerisinde yavaş yavaş zehirlendiği iddia edilen Osho, 1990 yılında da zehirlenme belirtileriyle ölmüştür.
Bugün onu eleştirenler kadar onun yolunda gidenlerin kabul ettiği bir gerçek vardır : O da Osho’nun olağanüstü sıra dışı ve hiçbir kalıba ya da düzene boyun eğmeyen, suyuna gitmeyen ve tamamen bireysel özgürlüğü savunan bir kişilik olduğudur. O, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından sayıları gün geçtikçe artmakta olan ruhani buhran içerisine düşmüş insanlar için bir nevi alternatif bir inanç sistemi kurmak yolunda doğu felsefelerine hücumun yol göstericilerindendir.
Bireysel olduğu kadar toplumsal arayışlara da en derin detayına kadar inen Osho, kendisi kitap yazmamıştır. Bununla birlikte otuz beş yıl boyunca dünya çapında yapmış olduğu konuşmaları kayda alınarak sayılarca kitap haline getirilmiştir. O, hiçbir geleneğe ait olmadığını açıklamış ve “lütfen beni geçmiş ile bağlantılandırmayın, onu anımsamaya bile değmez” diyerek seslenmiştir insanlığa… Öğrencilerine ve dünyanın her yerinden kendisini dinlemeye gelenlere yaptığı konuşmalar 30'dan fazla dile çevrilmiş ve 600'den fazla ciltler halinde yayımlanmıştır.
Temmuz 1974'ten 1981'e kadar söylevler vermeye devam eden Osho, Tao, Zen, Hıristiyanlık, Hassidizm, Sufizm, Baullar, Hindu gizemciler, Tibet Budizmi, Tantra, v.b. pek çok spiritüel gelenekteki aydınlanmış gizemcilerin öğretileri üzerine yorumlar yaptı. Değişik günlerde kendisini izleyenler tarafından sorulan sorulara yanıt verdi. O kendisini “gerçek bir varoluşçu” olarak tanımlamıştır.
Beden ve zihnin birikmiş stresini atmak amacıyla kendine özgü olarak meditasyonlar geliştiren Osho , otobiyografisini de yazmamıştır . Yapmış olduğu çalışmalar ve konuşmalarından kendisinin tanınabileceğini söylemiştir.

Yazar istatistikleri

  • 1.708 okur beğendi.
  • 7.910 okur okudu.
  • 530 okur okuyor.
  • 9.231 okur okuyacak.
  • 219 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları