Osho

Osho

Yazar
8.2/10
859 Kişi
·
2.559
Okunma
·
979
Beğeni
·
36.750
Gösterim
Adı:
Osho
Tam adı:
Bhagwan Shree Rajneesh
Unvan:
Hintli Ruhsal Öğretmen, Mistik, Yazar
Doğum:
Hindistan, 11 Aralık 1931
Ölüm:
Hindistan, 19 Ocak 1990
“ Asi Ruh” ya da “Provokatör Mistik” olarak da anılan Osho, 1931 yılında Hindistan’ın Madhya Pradesh eyaletindeki Kuchwada’da dünyaya gelmiştir. Daha çocukluk yıllarından itibaren, başkaları tarafından verilen bilgiler ve inançları edinmektense gerçekliği kendisi deneyimlemekte ısrarcı olan asi bir ruhu vardı. Bu durumu kendisi şöyle dile getirir:
“Çocukluğumdan hatırlayabildiğim kadarıyla yalnızca tek bir oyun sevdim: Tartışmayı, her şey hakkında tartışmayı... Pek az yetişkin bana tahammül edebiliyordu; beni anlamaları söz konusu bile değildi. Okula gitmek hiç ilgimi çekmiyordu. Orası olabilecek en kötü yerdi. Sonunda gitmeye zorlandım, ama elimden geldiğince direndim, çünkü orada yalnızca benim ilgilendiğim şeylerle ilgilenmeyen çocuklar vardı ve ben de onların ilgilendikleri şeylerle ilgilenmiyordum. Bu yüzden hep grup dışı kaldım.”
1990 yılına kadar süren yaşam yolculuğu süresince tüm dünyayı yerinden oynatacak söylemleri ve geliştirdiği meditasyonlar ile günümüzde hâlâ güncelliğini koruyan sıradışı bir şahsiyet olan ve Bhagwan Shree Rajneesh adıyla da bilinen Osho, din, felsefe, psikoloji, politika ve insanı ilgilendiren birçok alanda her türlü geleneği temelden sarsan yorumlarıyla büyük ilgi ve de tepki toplamıştır.
Yirmi bir yaşında üniversite öğrenimini tamamlayan Osho, Jabalpur Üniversitesinde yıllarca felsefe dersleri verdi. Aynı zamanda da tüm Hindistan’ı dolaşıp konuşmalar yaptı, halka açık tartışmalarda tutucu dini liderlere meydan okudu, geleneksel inanışları sorguladı ve hayatın tüm alanlarından insanlarla bir araya geldi.
1960’ların sonlarına doğru artık kendi dinamik meditasyonlarını geliştirmeye başlayan Osho, meditasyonun o rahat ve düşüncelerden arınmış durumunun keşfedilebilmesi için öncelikle geçmişin modası geçmiş yöntemlerinin ve günümüz modern hayatının getirdiği sıkıntıların ağırlığı altında ezilen çağdaş insanın çok derin bir ruhsal temizlenme sürecinden geçmesi gerektiğini ileri sürer.
1970’lerin başlarında ilk olarak bazı Batılılar Osho’dan haberdar olmaya başladılar. 1974’te Hindistan’ın Pune şehrinde onun çevresinde bir komün kuruldu ve başlangıçta Batı’dan tek tük gelen ziyaretçiler, sonradan gittikçe çoğaldı.1985 yılında göçmenlik yasalarını ihlal etmek suçlamasıyla gözaltında olduğu sırada yavaş yavaş zehirlendiği söylenir.
1975 yılı boyunca Osho, Doğulu meditasyon teknikleri ile Batılı terapi yöntemlerine devrim getiren programların ve atölyelerin genişlemesine rehberlik etti. Ağustos 1975'te ilk terapi grubu başladı. Grup süreçlerine günlük Dinamik ve Kundalini Meditasyonları, Osho'nun sabah söylevleri, gruptan önce veya sonra on günlük meditasyon kamplarına katılmak dahildi. Darşan'da, Osho yeni gelen gruplara önerilerde bulunuyor, grup liderlerine tavsiyeler veriyor, grubun katılımcıları ile görüşüyordu. 1977’nin sonunda elli farklı grup önerilebiliyordu ve Aşram[1], dünyadaki en büyük ve en yenilikçi büyüme merkezi olarak tanınıyordu.
Toplum, din, politika, felsefe, psikoloji ve daha birçok alanın, insanın benliği ve varoluşu ile ilişkisini ele alan Osho, bu konularda ileri sürdüğü oldukça cesur ve kalıpları kıran savları, söylemleri ve iddiaları ile birçok otoritenin tepkisini çekmiştir. Köhneleşmiş, kalıplaşmış sistemlerin güçlü bir şekilde etkisi altında kalarak kendini sürekli bastıran ve böylece sürekli bir gerilim halinde olan çağdaş insan için mutluluğun, gevşemenin, yaşama sevincinin hedef alındığı meditasyon yöntemlerini geliştirmekle birlikte, bazen dinin karşısında, bazen yanında olmuş, ama bugünkü anlamda kabul edilen din görüşünün içerisinde olmamıştır. Bununla birlikte Doğu kültüründen ve mistisizminden de tamamen uzak değildir.Örneklerinde Buda’dan, Tao’dan bahsettiği kadar, Mevlânâ’dan, Nasreddin Hoca’dan, Hallac-ı Mansur’dan da bahseder. Ancak insanın cinsel hayatı, tatmini ve mutluluğu üzerine cesur terapi yöntemleri geliştirip onun rahatlamasını sağlamak amacıyla meditasyonlar geliştirmesinden dolayı dini çevrelerce oldukça eleştirilmiş ve tepki görmüştür. Bunun yanında, toplumsal konular hakkında da derin araştırmalar yapıp kendi fikirlerini insanlara sunan Osho’dan, birtakım politika, güç, rant ve nüfuz çevreleri rahatsız olmuştur. Belki de bu yüzden 1981 yılından itibaren ABD’den başlayarak ülke ülke dolaşıp kendine yer edinmeye çalışmış ama birçok ülke onu barındırmak istememiştir. Böylelikle de birçok sıkıntı yaşayan Osho, 1985 yılında Amerika’da tutuklanarak 12 gün boyunca hapiste kalmış ve ardından sınırdışı edilmiştir. Bu süre içerisinde yavaş yavaş zehirlendiği iddia edilen Osho, 1990 yılında da zehirlenme belirtileriyle ölmüştür.
Bugün onu eleştirenler kadar onun yolunda gidenlerin kabul ettiği bir gerçek vardır : O da Osho’nun olağanüstü sıra dışı ve hiçbir kalıba ya da düzene boyun eğmeyen, suyuna gitmeyen ve tamamen bireysel özgürlüğü savunan bir kişilik olduğudur. O, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından sayıları gün geçtikçe artmakta olan ruhani buhran içerisine düşmüş insanlar için bir nevi alternatif bir inanç sistemi kurmak yolunda doğu felsefelerine hücumun yol göstericilerindendir.
Bireysel olduğu kadar toplumsal arayışlara da en derin detayına kadar inen Osho, kendisi kitap yazmamıştır. Bununla birlikte otuz beş yıl boyunca dünya çapında yapmış olduğu konuşmaları kayda alınarak sayılarca kitap haline getirilmiştir. O, hiçbir geleneğe ait olmadığını açıklamış ve “lütfen beni geçmiş ile bağlantılandırmayın, onu anımsamaya bile değmez” diyerek seslenmiştir insanlığa… Öğrencilerine ve dünyanın her yerinden kendisini dinlemeye gelenlere yaptığı konuşmalar 30'dan fazla dile çevrilmiş ve 600'den fazla ciltler halinde yayımlanmıştır.
Temmuz 1974'ten 1981'e kadar söylevler vermeye devam eden Osho, Tao, Zen, Hıristiyanlık, Hassidizm, Sufizm, Baullar, Hindu gizemciler, Tibet Budizmi, Tantra, v.b. pek çok spiritüel gelenekteki aydınlanmış gizemcilerin öğretileri üzerine yorumlar yaptı. Değişik günlerde kendisini izleyenler tarafından sorulan sorulara yanıt verdi. O kendisini “gerçek bir varoluşçu” olarak tanımlamıştır.
Beden ve zihnin birikmiş stresini atmak amacıyla kendine özgü olarak meditasyonlar geliştiren Osho , otobiyografisini de yazmamıştır . Yapmış olduğu çalışmalar ve konuşmalarından kendisinin tanınabileceğini söylemiştir.
Tanrı asla tekrar etmez. Fakat sana her zaman için başka birisi olman öğretildi. "Başka birisi ol; komşunun oğlu… Komşunun oğlu gibi ol. Bak ne kadar zeki. Bak... Şu kız ne kadar zarif şekilde yürüyor. Böyle ol!" sana her zaman başka birisi gibi olman öğretilmiştir. Hiç kimse sana kendin ol ve varlığına saygı duy, o Tanrı’nın bir armağanıdır dememiştir.
"Mutluluk yaratılacak bir şey değildir; mutluluk sadece görülebilecek bir şeydir..."
Osho
Sayfa 50
Ölmek basittir, uçurumdan atlarsın, kafana sıkarsın. En kolay ve en basiti ölmek...Ama yaşa, herşeye rağmen yaşa.Senden başka kimse seni düşünmez, sadece doyasıya YAŞA!
Fakat pek çok insan yalnızca yemek için yaşıyor; yaşamak için yiyen insan pek yok.
Osho
Sayfa 14
"Coşku~İçten Gelen Mutluluk"

"ilki zevk; ikincisi mutluluk; üçüncüsü coşku; ve dördüncüsü de saadet'tir."
Ve Osho'a göre gerçek meditasyon insanın içindedir onu sadece kendin yaratabilirsin.Karanlığı dışarı atamazsın ozaman ışığı içeriye getir!

Buda inancına göre de ; ilki zevktir o mutluluğu da içerir. İkincisi saadettir; saadette "Nirvana"dır, o coşkuyu da içerir.
Coşku zevk değildir. Coşku mutluluk dahi değildir. Mutluluk her zaman için mutsuzlukla bağlıdır ve zevk de her zaman acıyla bağlıdır.

Kitapta küçük küçük çok güzel hikayelerden bahsediliyor.Bu hikayelerden ders çıkarmanız muhtemel.Gerçekten birşeyler kattığını düşünüyorum olaylara bakış açımı değiştirdi. Anlama, kabullenme gibi olguları en hiddetli anlarımda kullanabilmeyi aşıladı.Kesinlikle terapi kitabı.
 Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitapta hem çok mantıklı hem de çok tehlikeli cümleler var.
Tehlikeli bulduğum birkaç cümle şöyle:

" Ailenin psikolojik olarak modası geçmiştir. "
" Aile ortadan kalkmak ve yerini komüne bırakmak zorundadır. "
" Çocuklar komüne ait olacak, o nedenle bireysel miras meselesi olmayacaktır. "
" Toplumla hiç işin olmasın; bırak toplum olduğu gibi devam etsin."
" Birey sadece toplum ölürse var olabilir."
" Tanrı öldü ve insan özgür."
" Dinsiz ve tanrısız bir dindarlık yaratmak zorundayız."

 Mantıklı bulduğum cümleleri alıntı olarak paylaştım dileyen ordan okuyabilir.
 
 Osho'nun okuduğum ilk kitabı. İsmini çok sevdim ama içeriğini pek beğenmedim.

Osho modern zamanın sahte gurularinin en ünlülerinden biri. dogu mistisizmi ve özgür seks söylemi ile binlerce amerikali murid edinmis, bilim varken dine gerek olmadığını savunmuş ve dinsiz din anlayışını oluşturmuştur.
Hem  dunyevi zevklerden, hem de guatana buda'nin sessiz dinginliginden zevk alabilen bir insan..


 Kitaptaki komünist yaklaşım dikkatimi çekti. Bir mahkemeden söz ediliyor. Lao Tzu'nun yargıçlığını yaptığı bir davada hem hırsızlık yapan hem de malı çalınan kişi aynı cezayı alıyor. Ve bunun nedenini şöyle açıklıyor:

"Eğer çok fazla fakir insan ve sadece birkaç tane zengin insan olacaksa hırsızlığı durduramazsın, çalmayı durduramazsın."

Bu komünist bir yaklaşımdır. Toplumda eşitlik olmak zorunda değildir fakat adalet olmak zorunda. Bir ömür boyu çalışıp mal biriktiren kişi ile hiçbir şey yapmadan yan gelip yatan kişi aynı mala sahip olamaz bu hiç adil değil.

 Bu kitaba kötü diyemem her kitap mutlaka size birşeyler katar ama okurken eleştirel bir bakış açısı ile okuyun..
Osho, bana mı garip geliyorsun yoksa gerçekten garip bir adam mısın bilmiyorum ama çok sağlam bir bilge olduğun kesin..
Osho'nun farkındalık eseriden günümüz dünyasında ben dahil hemen hemen herkesin derin bir uykuda olduğunu öğrenmiş oldum. Çünkü farkındalık demek, an'ın bilincinde olmak demek. Ve anın bilincinde olan kimse yaptığı her eylemin farkındadir. Osho'ya göre işlenen tüm günahkar farkında olunmadan yapılmış eylemlerdir. Şayet eğer o eylemin asıl farkındalığına varmış olsak günaha girmemiz mümkün değil.
Genel olarak konuyla ilgili değişik hikayelere de yer veren Osho, uykunun ve meditasyonun arasındaki farka da güzelce değiniyor. Uykuda olan bilinci kapalıdır ve meditasyon yapan ise bilinci açıktır genelemesiyle bunun üzerinde duruyor. Kitap genel olarak bir de Budizmin yanlılarını aktarıyor.
Bu kitabı genel olarak bilinç, bilinçsizlik, farkındalık ve meditasyon ile ilgilidir. Okumanızı tavsiye ederim. Çünkü hayata gerçekten çok farklı pencerelerden baktığı kesin. Ve bu yüzden de sizlerin farklı bir bakış açısı kazanacağınızdan eminim.
Keyifli okumalar dilerim...
1000 kitapta yaklaşık bir yılı aşkın süre sonra 1000'ninci eser olarak bu kitabı okudum. onca kitaptan binlerce alıntı yaparken de şimdi de şunu anladım ki, her okuduğun eserde mutlaka kendini bulacak bir kaç cümle bulunuyor. her kitap bir yaşam, her yaşam bir kitap.
kadın dünyanın , evrenin çok kıymetli bir varlığıdır kadın geçmiştir. kadın gelecektir. en önemlisi kadın ANNE dir. ve Cennet annelerimizin ayakları altındadır...
Oshonun kitabını okumaya başladığınızda
*Kendi görüşlerinizden tamamen uzaklaşıyorsunuz.
Size bu zamana kadar dayatılan ve sizinde bu zamana kadar tecrübe ettiğiniz durumları bir kenara bıraktırıyor. Sizin tamamen düşünce dünyanızdan kopartıyor hayatı gerçekçi gözlerle sorgulamaya ve anlamlandırmaya başlatıyor.
*Bazı kesim için görüşlerine tamamen aykırı nitelikte ve diğer bir kesim için farklı bir bakış açısı kazandırabilecek birçok görüş var.
*Kitap bugünün toplumları için siyasi ve sosyal alanda birçok görüş barındırıyor.
*Bireysel olarak bireyin kendini anlamlandırması ve kendi elde ettiği tecrübelerinin geçerli olduğunu ve bunun önemini vurguluyor.
Osho'nun bu sözü kitabı özetler nitelikte
"Ben sıradan bir adamım, tıpkı herkes gibi. Aramızda herhangi bir fark varsa, o da nitelikle ilgili değil. Sadece bilmekle ilgili, ben kendimi biliyorum, siz ise bilmiyorsunuz. Varlığımız söz konusuysa eğer, ben de aynı varoluşa aitim, ben de aynı havayı soluyorum. Siz de aynı varoluşa aitsiniz ve siz de aynı havayı soluyorsunuz. Siz sadece henüz kendinizi bilmeye, tanımaya çalışmadınız. Kendinizi bildiğiniz anda, aramızda hiçbir fark kalmayacak."
"Evet, ben yeni bir şeyin başlangıcıyım, ama yeni bir dinin değil! Yeni bir dindarlık türünün başlangıcıyım ki, o hiçbir sıfat, hiçbir sınır tanımaz. Sadece ruhun özgürlüğünü bilir..."

Osho'ya defalarca, otobiyografisini niçin yazmadığı soruldu. O da her seferinde, "Zamansız hakikatler önemlidir." dedi. "Arayan biyografimi çalışmalarımda bulabilir. Dokunduğum insanların değişen yaşamlarında bulabilir. Toplayıp, 'tarih' adını vereceğimiz gazete kupürlerinde değil." Yine de, insan zihni zaman içinde olup biten olaylardan anlam çıkarmak ister. Olup biten "olay"ların anlamını bildiğimize kendimizi ikna edebileceğimiz bir bağlam yakalamak isteriz. Özellikle de bu olaylar çelişkili, ürkütücü, sıra dışı olduğunda. Bu kitap, Osho ve çalışmalarının anlaşılması için o bağlama sağlama zamanının geldiğinin fark edilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak, bu kitap "Osho kimdir?" sorusuna kesin bir karşılık vermekten çok, bir rehberdir. Çünkü Osho'nun da dediği gibi, bir başkasının kim olduğunu, ancak kendimizin kim olduğunu anladığımızda anlayabiliriz.
Bir toplumun, bir dinin, bir kültürün parçası olmanın perişan olmak, hapiste kalmak demek olduğunu fark ettiğin an, tam o zaman zincirlerinden kurtulmaya başlarsın. Olgunluk geliyor, masumiyetini yeniden kazanıyorsun.
Olduğundan değişik bi inceleme yapmak istedim

Kitapta güzel hikaye ve hayatı sevdiren örneklerler nasihatler söylemler barındırıyor.Sohbet havasında tek oturuşta bitirebileceginiz bir kitap. Her kitap okunmalidir bu kitabıda okuyun tavsiye ediyorum.Mantigim kabul etmediği için bir deney gözlem yapmak istedim :) sevgili oshoya birkaç şey söylemek istiyorum.

(kitap ta konular sorulan sorularla açılıyor bende öyle yapayım :)) -röportaj seklinde-
Ve her seferinde sevgili osho diye hitap ediliyor bende öyle yapayim:) osho soru sorayim hayatta geri dondugunde cevap yazacaktir. kimse onun yerine cevap yazmasin lütfen :) )

Burası
SEVGİLİ OSHO ya
bu sizin okuduğum ikinci kitabiniz digeri İnsan Kendinin Aynasıdır kitabiydi. Ona inceleme yazmadım. Özlü sözlerden oluşuyor hangi sözü ne için söylediğinizi kestiremedim.(neyse) Kafamdaki soru şu tabi mistik hocasısiniz işinizi yapıyorsunuz. Herseyi meditasyona nasıl bağliyorsunuz. Misal "
Çünkü Meditasyonda hiçbir şey ters gitmez.Meditasyon olmadan ise herşey zaten ters gidiyordur.Meditasyon olmadan hiçbir şey yolunda gidemez. Diyorsunuz
Aynı şekilde meditasyondan korkmadığınız zaman ölümden de korkmazsınız.Meditasyon sizi ölüme hazırlar.Meditasyon bir iş değildir.
Meditasyon saf mutluluktur.
Meditasyon zorlu, eziyet veren, insanı dünyevi zevklerden soyutlanmaya zorlayan bir ibadet biçimi değil aksine oldukça keyifli, müzik dolu, şiirsel ve gitgide daha çok saf bir neşeye dönüşen bir yöntemdir.
Meditasyon meditasyon meditasyon ....
Uff sıkıcı değil mi ulan yapacak o kadar iş var gözlerimi kapatıp öylece bekleyecem.

Şimdi asıl mevzuya geleyim.sizin inancinizda reenkarnasyon var.
"Ölüm yalnızca bedeninizi ve zihninizi alacak, sizi değil.Siz ebedi yaşama aitsiniz.""ölüm anında, ölüm gerçekleşmeden hemen önce, iki beden artık birbiriyle özdeşleşmemeye başlar. Artık ikisi ayrı yola gidecek, tensel beden fiziksel elementlere karışırken, tinsel beden yeni bir doğuma, yeni bir şekle, yeni bir rahme doğru kutsal bir yolculuğa çıkacaktır."
Yaşam her zaman sürmüştür ve her zaman da sürecektir.Varoluş süreklidir. "Diyorsunuz bati ise tam aksini idea ediyor . Bilinç altlarında biricik yasam sanslari var. Bu yüzden zaman için pek uğraş içerisinde değerli kullanma bir eğilimde değilsiniz . Batı aksine "Charles Darwin dediği gibi hayatin bir dakikasını boşa harcamaya cüret eden hayatın değerini anlamamıştir. diyor.Hatta onlar reenkarnasyonu geçtim cennet cehennmem vs bizim inancıninda dışında yok olma bilinciyle yasiyorlar yada bilinc altlarında bunu barindiriyorlar.bu inanç yasam şekillerini bicimlendiriyor. Haberin olsun millet berduş gibi ortalıkta gezerse sorumlusu sensin (aynı sekilde "bilinc"kavramı icin doğu gönül batı akılda diyor. biz yol ustundeki guzergahtayiz:) osho burasi seninle alakası yok ). Bide Hz Muhammed(sav) Hz musa(as) Hz isa(as) ' nin reenkarnasyondan haberdar olduğunu ve bu sefer bilerek insalara söylemediğini yaşamlarını daha faydalı gecirsinler diye farklı bir yöntem kullandığını ideaa ediyorsunuz, hatta İncil'de doğrudan olmasa da bunu işaret eden bir çok ipucu vardır. Birkaç gün önce İsa'dan şöyle bir alıntı İsa'dan şöyle bir alıntı yapmıştım: "Ben İbrahim'den çok önce vardım." Ve İsa der ki, "Geri geleceğim".Böyle bir tespitte bulunmussunuz(hayret) siz niye insanların hayatı biricik yaşamalarını sağlamıyor da soyluyorsunuz gene dünyaya geri geleceksiniz diye niye niye niye :) siz daha mı ileri goruslusunuz. Ölünün arkasindan konuşmak iyi değil derler . Şimdilik aklıma bunlar geldi. Doğduğunda ara beni bul numaram 05... :))

Yazarın biyografisi

Adı:
Osho
Tam adı:
Bhagwan Shree Rajneesh
Unvan:
Hintli Ruhsal Öğretmen, Mistik, Yazar
Doğum:
Hindistan, 11 Aralık 1931
Ölüm:
Hindistan, 19 Ocak 1990
“ Asi Ruh” ya da “Provokatör Mistik” olarak da anılan Osho, 1931 yılında Hindistan’ın Madhya Pradesh eyaletindeki Kuchwada’da dünyaya gelmiştir. Daha çocukluk yıllarından itibaren, başkaları tarafından verilen bilgiler ve inançları edinmektense gerçekliği kendisi deneyimlemekte ısrarcı olan asi bir ruhu vardı. Bu durumu kendisi şöyle dile getirir:
“Çocukluğumdan hatırlayabildiğim kadarıyla yalnızca tek bir oyun sevdim: Tartışmayı, her şey hakkında tartışmayı... Pek az yetişkin bana tahammül edebiliyordu; beni anlamaları söz konusu bile değildi. Okula gitmek hiç ilgimi çekmiyordu. Orası olabilecek en kötü yerdi. Sonunda gitmeye zorlandım, ama elimden geldiğince direndim, çünkü orada yalnızca benim ilgilendiğim şeylerle ilgilenmeyen çocuklar vardı ve ben de onların ilgilendikleri şeylerle ilgilenmiyordum. Bu yüzden hep grup dışı kaldım.”
1990 yılına kadar süren yaşam yolculuğu süresince tüm dünyayı yerinden oynatacak söylemleri ve geliştirdiği meditasyonlar ile günümüzde hâlâ güncelliğini koruyan sıradışı bir şahsiyet olan ve Bhagwan Shree Rajneesh adıyla da bilinen Osho, din, felsefe, psikoloji, politika ve insanı ilgilendiren birçok alanda her türlü geleneği temelden sarsan yorumlarıyla büyük ilgi ve de tepki toplamıştır.
Yirmi bir yaşında üniversite öğrenimini tamamlayan Osho, Jabalpur Üniversitesinde yıllarca felsefe dersleri verdi. Aynı zamanda da tüm Hindistan’ı dolaşıp konuşmalar yaptı, halka açık tartışmalarda tutucu dini liderlere meydan okudu, geleneksel inanışları sorguladı ve hayatın tüm alanlarından insanlarla bir araya geldi.
1960’ların sonlarına doğru artık kendi dinamik meditasyonlarını geliştirmeye başlayan Osho, meditasyonun o rahat ve düşüncelerden arınmış durumunun keşfedilebilmesi için öncelikle geçmişin modası geçmiş yöntemlerinin ve günümüz modern hayatının getirdiği sıkıntıların ağırlığı altında ezilen çağdaş insanın çok derin bir ruhsal temizlenme sürecinden geçmesi gerektiğini ileri sürer.
1970’lerin başlarında ilk olarak bazı Batılılar Osho’dan haberdar olmaya başladılar. 1974’te Hindistan’ın Pune şehrinde onun çevresinde bir komün kuruldu ve başlangıçta Batı’dan tek tük gelen ziyaretçiler, sonradan gittikçe çoğaldı.1985 yılında göçmenlik yasalarını ihlal etmek suçlamasıyla gözaltında olduğu sırada yavaş yavaş zehirlendiği söylenir.
1975 yılı boyunca Osho, Doğulu meditasyon teknikleri ile Batılı terapi yöntemlerine devrim getiren programların ve atölyelerin genişlemesine rehberlik etti. Ağustos 1975'te ilk terapi grubu başladı. Grup süreçlerine günlük Dinamik ve Kundalini Meditasyonları, Osho'nun sabah söylevleri, gruptan önce veya sonra on günlük meditasyon kamplarına katılmak dahildi. Darşan'da, Osho yeni gelen gruplara önerilerde bulunuyor, grup liderlerine tavsiyeler veriyor, grubun katılımcıları ile görüşüyordu. 1977’nin sonunda elli farklı grup önerilebiliyordu ve Aşram[1], dünyadaki en büyük ve en yenilikçi büyüme merkezi olarak tanınıyordu.
Toplum, din, politika, felsefe, psikoloji ve daha birçok alanın, insanın benliği ve varoluşu ile ilişkisini ele alan Osho, bu konularda ileri sürdüğü oldukça cesur ve kalıpları kıran savları, söylemleri ve iddiaları ile birçok otoritenin tepkisini çekmiştir. Köhneleşmiş, kalıplaşmış sistemlerin güçlü bir şekilde etkisi altında kalarak kendini sürekli bastıran ve böylece sürekli bir gerilim halinde olan çağdaş insan için mutluluğun, gevşemenin, yaşama sevincinin hedef alındığı meditasyon yöntemlerini geliştirmekle birlikte, bazen dinin karşısında, bazen yanında olmuş, ama bugünkü anlamda kabul edilen din görüşünün içerisinde olmamıştır. Bununla birlikte Doğu kültüründen ve mistisizminden de tamamen uzak değildir.Örneklerinde Buda’dan, Tao’dan bahsettiği kadar, Mevlânâ’dan, Nasreddin Hoca’dan, Hallac-ı Mansur’dan da bahseder. Ancak insanın cinsel hayatı, tatmini ve mutluluğu üzerine cesur terapi yöntemleri geliştirip onun rahatlamasını sağlamak amacıyla meditasyonlar geliştirmesinden dolayı dini çevrelerce oldukça eleştirilmiş ve tepki görmüştür. Bunun yanında, toplumsal konular hakkında da derin araştırmalar yapıp kendi fikirlerini insanlara sunan Osho’dan, birtakım politika, güç, rant ve nüfuz çevreleri rahatsız olmuştur. Belki de bu yüzden 1981 yılından itibaren ABD’den başlayarak ülke ülke dolaşıp kendine yer edinmeye çalışmış ama birçok ülke onu barındırmak istememiştir. Böylelikle de birçok sıkıntı yaşayan Osho, 1985 yılında Amerika’da tutuklanarak 12 gün boyunca hapiste kalmış ve ardından sınırdışı edilmiştir. Bu süre içerisinde yavaş yavaş zehirlendiği iddia edilen Osho, 1990 yılında da zehirlenme belirtileriyle ölmüştür.
Bugün onu eleştirenler kadar onun yolunda gidenlerin kabul ettiği bir gerçek vardır : O da Osho’nun olağanüstü sıra dışı ve hiçbir kalıba ya da düzene boyun eğmeyen, suyuna gitmeyen ve tamamen bireysel özgürlüğü savunan bir kişilik olduğudur. O, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından sayıları gün geçtikçe artmakta olan ruhani buhran içerisine düşmüş insanlar için bir nevi alternatif bir inanç sistemi kurmak yolunda doğu felsefelerine hücumun yol göstericilerindendir.
Bireysel olduğu kadar toplumsal arayışlara da en derin detayına kadar inen Osho, kendisi kitap yazmamıştır. Bununla birlikte otuz beş yıl boyunca dünya çapında yapmış olduğu konuşmaları kayda alınarak sayılarca kitap haline getirilmiştir. O, hiçbir geleneğe ait olmadığını açıklamış ve “lütfen beni geçmiş ile bağlantılandırmayın, onu anımsamaya bile değmez” diyerek seslenmiştir insanlığa… Öğrencilerine ve dünyanın her yerinden kendisini dinlemeye gelenlere yaptığı konuşmalar 30'dan fazla dile çevrilmiş ve 600'den fazla ciltler halinde yayımlanmıştır.
Temmuz 1974'ten 1981'e kadar söylevler vermeye devam eden Osho, Tao, Zen, Hıristiyanlık, Hassidizm, Sufizm, Baullar, Hindu gizemciler, Tibet Budizmi, Tantra, v.b. pek çok spiritüel gelenekteki aydınlanmış gizemcilerin öğretileri üzerine yorumlar yaptı. Değişik günlerde kendisini izleyenler tarafından sorulan sorulara yanıt verdi. O kendisini “gerçek bir varoluşçu” olarak tanımlamıştır.
Beden ve zihnin birikmiş stresini atmak amacıyla kendine özgü olarak meditasyonlar geliştiren Osho , otobiyografisini de yazmamıştır . Yapmış olduğu çalışmalar ve konuşmalarından kendisinin tanınabileceğini söylemiştir.

Yazar istatistikleri

  • 979 okur beğendi.
  • 2.559 okur okudu.
  • 170 okur okuyor.
  • 3.980 okur okuyacak.
  • 65 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları