Osho

Osho

Yazar
8.0/10
3.164 Kişi
·
12,4bin
Okunma
·
2.134
Beğeni
·
84,8bin
Gösterim
Adı:
Osho
Tam adı:
Bhagwan Shree Rajneesh
Unvan:
Hintli Ruhsal Öğretmen, Mistik, Yazar
Doğum:
Hindistan, 11 Aralık 1931
Ölüm:
Hindistan, 19 Ocak 1990
“ Asi Ruh” ya da “Provokatör Mistik” olarak da anılan Osho, 1931 yılında Hindistan’ın Madhya Pradesh eyaletindeki Kuchwada’da dünyaya gelmiştir. Daha çocukluk yıllarından itibaren, başkaları tarafından verilen bilgiler ve inançları edinmektense gerçekliği kendisi deneyimlemekte ısrarcı olan asi bir ruhu vardı. Bu durumu kendisi şöyle dile getirir:
“Çocukluğumdan hatırlayabildiğim kadarıyla yalnızca tek bir oyun sevdim: Tartışmayı, her şey hakkında tartışmayı... Pek az yetişkin bana tahammül edebiliyordu; beni anlamaları söz konusu bile değildi. Okula gitmek hiç ilgimi çekmiyordu. Orası olabilecek en kötü yerdi. Sonunda gitmeye zorlandım, ama elimden geldiğince direndim, çünkü orada yalnızca benim ilgilendiğim şeylerle ilgilenmeyen çocuklar vardı ve ben de onların ilgilendikleri şeylerle ilgilenmiyordum. Bu yüzden hep grup dışı kaldım.”
1990 yılına kadar süren yaşam yolculuğu süresince tüm dünyayı yerinden oynatacak söylemleri ve geliştirdiği meditasyonlar ile günümüzde hâlâ güncelliğini koruyan sıradışı bir şahsiyet olan ve Bhagwan Shree Rajneesh adıyla da bilinen Osho, din, felsefe, psikoloji, politika ve insanı ilgilendiren birçok alanda her türlü geleneği temelden sarsan yorumlarıyla büyük ilgi ve de tepki toplamıştır.
Yirmi bir yaşında üniversite öğrenimini tamamlayan Osho, Jabalpur Üniversitesinde yıllarca felsefe dersleri verdi. Aynı zamanda da tüm Hindistan’ı dolaşıp konuşmalar yaptı, halka açık tartışmalarda tutucu dini liderlere meydan okudu, geleneksel inanışları sorguladı ve hayatın tüm alanlarından insanlarla bir araya geldi.
1960’ların sonlarına doğru artık kendi dinamik meditasyonlarını geliştirmeye başlayan Osho, meditasyonun o rahat ve düşüncelerden arınmış durumunun keşfedilebilmesi için öncelikle geçmişin modası geçmiş yöntemlerinin ve günümüz modern hayatının getirdiği sıkıntıların ağırlığı altında ezilen çağdaş insanın çok derin bir ruhsal temizlenme sürecinden geçmesi gerektiğini ileri sürer.
1970’lerin başlarında ilk olarak bazı Batılılar Osho’dan haberdar olmaya başladılar. 1974’te Hindistan’ın Pune şehrinde onun çevresinde bir komün kuruldu ve başlangıçta Batı’dan tek tük gelen ziyaretçiler, sonradan gittikçe çoğaldı.1985 yılında göçmenlik yasalarını ihlal etmek suçlamasıyla gözaltında olduğu sırada yavaş yavaş zehirlendiği söylenir.
1975 yılı boyunca Osho, Doğulu meditasyon teknikleri ile Batılı terapi yöntemlerine devrim getiren programların ve atölyelerin genişlemesine rehberlik etti. Ağustos 1975'te ilk terapi grubu başladı. Grup süreçlerine günlük Dinamik ve Kundalini Meditasyonları, Osho'nun sabah söylevleri, gruptan önce veya sonra on günlük meditasyon kamplarına katılmak dahildi. Darşan'da, Osho yeni gelen gruplara önerilerde bulunuyor, grup liderlerine tavsiyeler veriyor, grubun katılımcıları ile görüşüyordu. 1977’nin sonunda elli farklı grup önerilebiliyordu ve Aşram[1], dünyadaki en büyük ve en yenilikçi büyüme merkezi olarak tanınıyordu.
Toplum, din, politika, felsefe, psikoloji ve daha birçok alanın, insanın benliği ve varoluşu ile ilişkisini ele alan Osho, bu konularda ileri sürdüğü oldukça cesur ve kalıpları kıran savları, söylemleri ve iddiaları ile birçok otoritenin tepkisini çekmiştir. Köhneleşmiş, kalıplaşmış sistemlerin güçlü bir şekilde etkisi altında kalarak kendini sürekli bastıran ve böylece sürekli bir gerilim halinde olan çağdaş insan için mutluluğun, gevşemenin, yaşama sevincinin hedef alındığı meditasyon yöntemlerini geliştirmekle birlikte, bazen dinin karşısında, bazen yanında olmuş, ama bugünkü anlamda kabul edilen din görüşünün içerisinde olmamıştır. Bununla birlikte Doğu kültüründen ve mistisizminden de tamamen uzak değildir.Örneklerinde Buda’dan, Tao’dan bahsettiği kadar, Mevlânâ’dan, Nasreddin Hoca’dan, Hallac-ı Mansur’dan da bahseder. Ancak insanın cinsel hayatı, tatmini ve mutluluğu üzerine cesur terapi yöntemleri geliştirip onun rahatlamasını sağlamak amacıyla meditasyonlar geliştirmesinden dolayı dini çevrelerce oldukça eleştirilmiş ve tepki görmüştür. Bunun yanında, toplumsal konular hakkında da derin araştırmalar yapıp kendi fikirlerini insanlara sunan Osho’dan, birtakım politika, güç, rant ve nüfuz çevreleri rahatsız olmuştur. Belki de bu yüzden 1981 yılından itibaren ABD’den başlayarak ülke ülke dolaşıp kendine yer edinmeye çalışmış ama birçok ülke onu barındırmak istememiştir. Böylelikle de birçok sıkıntı yaşayan Osho, 1985 yılında Amerika’da tutuklanarak 12 gün boyunca hapiste kalmış ve ardından sınırdışı edilmiştir. Bu süre içerisinde yavaş yavaş zehirlendiği iddia edilen Osho, 1990 yılında da zehirlenme belirtileriyle ölmüştür.
Bugün onu eleştirenler kadar onun yolunda gidenlerin kabul ettiği bir gerçek vardır : O da Osho’nun olağanüstü sıra dışı ve hiçbir kalıba ya da düzene boyun eğmeyen, suyuna gitmeyen ve tamamen bireysel özgürlüğü savunan bir kişilik olduğudur. O, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından sayıları gün geçtikçe artmakta olan ruhani buhran içerisine düşmüş insanlar için bir nevi alternatif bir inanç sistemi kurmak yolunda doğu felsefelerine hücumun yol göstericilerindendir.
Bireysel olduğu kadar toplumsal arayışlara da en derin detayına kadar inen Osho, kendisi kitap yazmamıştır. Bununla birlikte otuz beş yıl boyunca dünya çapında yapmış olduğu konuşmaları kayda alınarak sayılarca kitap haline getirilmiştir. O, hiçbir geleneğe ait olmadığını açıklamış ve “lütfen beni geçmiş ile bağlantılandırmayın, onu anımsamaya bile değmez” diyerek seslenmiştir insanlığa… Öğrencilerine ve dünyanın her yerinden kendisini dinlemeye gelenlere yaptığı konuşmalar 30'dan fazla dile çevrilmiş ve 600'den fazla ciltler halinde yayımlanmıştır.
Temmuz 1974'ten 1981'e kadar söylevler vermeye devam eden Osho, Tao, Zen, Hıristiyanlık, Hassidizm, Sufizm, Baullar, Hindu gizemciler, Tibet Budizmi, Tantra, v.b. pek çok spiritüel gelenekteki aydınlanmış gizemcilerin öğretileri üzerine yorumlar yaptı. Değişik günlerde kendisini izleyenler tarafından sorulan sorulara yanıt verdi. O kendisini “gerçek bir varoluşçu” olarak tanımlamıştır.
Beden ve zihnin birikmiş stresini atmak amacıyla kendine özgü olarak meditasyonlar geliştiren Osho , otobiyografisini de yazmamıştır . Yapmış olduğu çalışmalar ve konuşmalarından kendisinin tanınabileceğini söylemiştir.
Tanrı asla tekrar etmez. Fakat sana her zaman için başka birisi olman öğretildi. "Başka birisi ol; komşunun oğlu… Komşunun oğlu gibi ol. Bak ne kadar zeki. Bak... Şu kız ne kadar zarif şekilde yürüyor. Böyle ol!" sana her zaman başka birisi gibi olman öğretilmiştir. Hiç kimse sana kendin ol ve varlığına saygı duy, o Tanrı’nın bir armağanıdır dememiştir.
O yüzden kadınların gözleri daha güzeldir, çünkü onlar hâlâ ağlayabiliyor. Erkeklerin gözleri güzelliğini kaybetti çünkü erkekler ağlamaz diye yanlış bir fikir var.
374 syf.
Osho Ego adlı eserinde, ego ve onun oyunlarının insan üzerindeki etkisi ve psikolojisini ele almaktadır. Insan hayatında çeşitli dönüm noktaları vardır. Mesela evlilik, onun oyunudur, para onun oyunudur, iktidar onun oyunudur. İnsanı cezbeden bazı durumların egonun bir oyunu olduğunu iddia etmektedir. Bu yanılsamaya düşmemeyi konu edinmiştir. Dili fazla akıcı bulmadım ama yine de anlaşılır cümlelerle konuyu anlatmış. Biraz sıkıcı gelebilir ama okuyunca kendinizi sorguluyorsunuz acaba gerçekten ben de de oluyor mu diye. Sonuna kadar sabırla okumanızı tavsiye ederim. Iyi okumalar :)
190 syf.
Kitabın adından da anlaşılacağı üzere yine bir Osho klasiği. Genelde bir başkaldırı havası içinde anlatılsa da başkadırılan özgürlüğün kendisi değil özgürlüğe ihtiyaç duyulan alanların varlığıdır. Mesela devlete karşı değil devlete duyulan ihtiyaca karşı, mahkemelere değil mahkemelere duyulan ihtiyaca karşı olması gibi. İnsanın anlam bulma çabasına yönelen, sorgulayan, hiçbir oluşumu olduğu gibi değil de, sorgulayarak kabul etmeye çalışan bir durumu anlatıyor. Osho bu kitabında dinlerin, devletin, toplumun ve belirli kurallar içeren kalıba sokulmuş bütün oluşumların, insanların gerçek iradesini, özgür düşüncesini ortaya çıkaramadığını anlatmaktadır. Özgür doğuyoruz ama ipler başkalarının elinde diyerek özgürlüğün olması gerektiği şekilde olmadığını ele alıyor. Genel olarak mantıklı cümlelerle yalın bir anlatım ve eleştiri cümleleri ile kitap kendini okutuyor. İyi okumalar.
374 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bu suale bakalım Osho ne cevap vermiş:
“Evet, EGO insanın hastalığıdır. Çünkü, menfaat grupları senin hasta olarak kalmanı ister. Onlar senin sağlıklı ve sağlam olmanı istemez. Senin sağlıklı ve sağlam olman menfaat grupları için bir tehlikedir. Bu yüzden hiç kimse basit olmak istemez, hiç kimse bir şey olmamak istemez. Ve benim tüm yaklaşımım senin kendinle barışık olman, varlığını kabul etmendir.
Bir şey haline gelmek hastalıktır, olmak sağlıktır. Ancak sen basitliği, bütünlüğü, sağlıklı olmayı, mutluluğu tatmadın. Senin toplumun sana tek bir an dahi izin vermedi. Bu yüzden sen sadece tek bir yol biliyorsun: EGOnun yolu…”

Şimdi, bu direkt alıntılı girizgahtan sonra meselenin özünü daha iyi idrak edebilmek adına şöyle bir ekleme yapmak isterim:
İnsanların bir öz benlikleri vardır, bir de toplumsal benlikleri…
Öz benlik, bizim doğuştan gelen özelliklerimiz ile taşıdığımız potansiyel ve yeteneklerimizin mahsulüdür. Öz benliğimize uygun şeyler yaptığımızda bu dünyaya geliş amacımızı gerçekleştirmiş oluyoruz. Toplumsal benlik ise dış dünyanın geri bildirimleri ile diğerlerine daha hoş görünmek, toplum tarafından kabul görmek için, başkalarının hoşlanacağı gibi olmaya çalışan tarafımızı temsil eder. Ve tam da bu bağlamda, Osho’nun belirttiği özellikle şu “üç şey” sizi aslında başkalarının kölesi yapar: “Sevilme isteği, beğenilme isteği, takdir edilme isteği…”
Yani, bu toplumsal benlik olarak tabir ettiğimiz, bizim etrafımızdaki insanların değer verdiği şeylere önem vermeyi öğrenen parçamız aslında Osho ’nun hastalık olarak adlandırdığı EGOnun ta kendisi…

İnsanın EGOsu, illüzyon bir benlik yaratarak öz benliğinin farkına varmasını engeller. İllüzyon benlik, EGOnun kendini pek çok yolla tanımlaması nedeniyle oluşur ve ailemizin, içine doğduğumuz toplumun inançları, değer yargıları, dini, politik eğilimleri ile şekillenir.
İnsanın öz benliği ile illüzyon benliği sürekli çatışma halindedir. Çünkü, öz benlik varoluş amacına uygun adımlar atmak ister, illüzyon benlik ise olmak istediği bir imaja uygun davranışlar sergilemek ister. Öz benliğin temel amacı kendini gerçekleştirmektir. İllüzyon benliğin temel amacı ise imajını gerçekleştirmek, tatmin olmak ve toplum tarafından kabul görmektir. Ancak tatmin hiçbir zaman gerçekleşmez. Çünkü, illüzyon benlik dipsiz bir kuyu gibidir. Ne elde ederse etsin, daha fazlasını ister, çünkü her an yarattığı imajın zayıflayacağından korkar. İmajın zayıflaması benliğin yok olmasıdır, ona göre. Bu nedenle, onu yaşatmak için kıyasıya savaşır. İllüzyon benlik için hiçbir şey yeterli değildir. Altında kocaman bir delik olan bir kabı sürekli doldurmaya çalışır. Ancak kap asla dolmaz ve kişi hiçbir zaman tatmin olmaz, Osho da EGOnun yansıması olarak kastettiği bu illüzyon benlik ile ilintili olarak şöyle diyor :
“EGO senin gerçek özünün tam tersidir. EGO sen değilsin. EGO toplumun yaratmış olduğu ve senin bu sayede oyuncakla oynamaya devam edebildiğin ve asla gerçek şeyi sormadığın bir kandırmacadır. Bu yüzden ben EGOnu bırakmadığın sürece asla kendini bilemeyeceğin konusunda ısrar ediyorum.”

Osho toplumun bireylere dayattığı normlara göre de EGOyu şöyle tanımlar:
“Sizin iki merkeziniz vardır:
Birisi varoluşun size vermiş olduğu, gerçek öz benliğiniz ve diğeri toplum tarafından yaratılmış olan merkez, yani EGOdur.
O sahte bir şeydir ve çok büyük bir kandırmacadır. EGO aracılığıyla toplum sizi kontrol etmektedir. Siz belli bir şekilde davranmak zorundasınızdır; çünkü sadece o zaman toplum sizi takdir eder. Belli bir tarzda yürümek, belli bir şekilde kahkaha atmak; belli bir tarzı, ahlakı, formülü takip etmek zorundasınızdır. Ancak o zaman toplum sizi takdir hatta taltif eder ve etmezse de EGOnuz sarsılır.
EGOnuz sarsıldığında, kim olduğunuzu, nerede olduğunuzu bilmezsiniz. Çünkü, başkaları size fikri vermiştir ve bu fikir EGOnun ta kendisidir. Onu mümkün olduğunca derinden anlamaya çalışın, çünkü ondan kurtulmak durumundasınız ve şayet ondan kurtulamazsanız hiçbir zaman öz benliğinize ulaşamazsınız…”

Osho’nun ABD’nin Oregon eyaletinde bağımsız bir komün kurma girişimi hakkında izlediğim “Wild Wild Country” belgeselinden sonra, Ego bu “Hintli mistik guru“nun okuduğum ilk kitabıydı; aslında Osho kendi adına basılı olan kitapların hiçbirisini kaleme alıp yazmakla uğraşmamış, hayatı boyunca yaptığı konuşmaların kayıtları başkaları tarafından derlenerek bir nevi külliyat haline getirilmiş. Belki de, bu yüzden üstünkörü yapılmış bir derleme olduğundan olsa gerek, sık sık yapılan gereksiz tekrarlar, son derece dağınık, düzensiz ve özensiz metinler okuru gereğinden fazla sıkabiliyor, bu kitapta oldukça yerinde ve sağlam tespitler olmasına karşın, zaman zaman çelişkilere varan ifadeler ve bazı uydurmasyon hikâyeler de (Osho’nun söylemleri ve eylemleri arasındaki bariz farklar gibi) kafaları karıştırabiliyor.
Osho’nun gerçek adı ‘Chandra Mohan Jain’dir; 1960'lardan itibaren ‘Acharya Rajneesh’, 1970’lerde ve 1980'lerde Bhagwan Shree Rajneesh ve 1989'dan sonra Japoncada ‘usta’ anlamında kullanılan bir sözcük olan Osho namıyla tüm dünyada tanınmaya başlamıştır.
Chandra Mohan Jain adıyla felsefe alanında yüksek lisans eğitimini 1957 yılında onur ödülüyle tamamlayıp, daha sonra bir süre okutmanlık yapmış, 1960 yılında da profesör ünvanı kazanmıştır. Okutmanlığı sırasında öğretmen Rajneesh adı altında Hindistan'ı diyar diyar dolaşıp seyahati sırasında Gandi‘yi ve sosyalizmi eleştiren konuşmalar yapmıştır. 1968 yılında cinsellik alanında daha büyük kabul edilebilirlik çağrısında bulunmasıyla birlikte, Hint basını tarafından "seks gurusu" olarak adlandırılmıştır.
Osho 1981 yılına kadar Pune’daki Shree Rajneesh Ashram’da öğretilerine devam etmiştir. Burası her gün 30,000’i bulan büyük çoğunluğu Avrupalı ve Amerikalılardan oluşan ziyaretçi akınına uğramıştır.
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3ggw8.jpg

Günden güne gücü ve müritleri artan Osho’dan rahatsız olan gelenekçi Hintliler ve hükümet baskısı onu başka bir ülkeye göçe zorlar.
Uzun araştırmalar sonrası ABD’ye yerleşmeye karar veren Osho Oregon eyaletindeki Antelope kasabasının yakınlarında yaklaşık 32 bin hektarlık (260 kilometrekare, neredeyse Manhattan büyüklüğündeki) “Big Muddy Çiftliği”ni satın alır. Burası sarp, kayalıklı, dik yamaçlardan oluşan devasa bir arazidir. Vahşi ve engebeli… Prefabrik evlerle bir şehir inşasına girişirler…
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3mgBG.jpg
Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde 50 bin nüfuslu bir şehir kurmak… Daha doğrusu dış dünyadan bağımsız bir komün…
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3zpTc.jpg

Osho’nun amacı hiçbir dine ve milliyete tabi olmayan “yeni insanı” yaratmaktır, yani “uyanan insanı”…
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3MWQv.jpg
Osho’ya göre Doğu sözde spiritüellik nedeniyle aksak kalmış, teknoloji ve bilimsellikten uzaktır; Batı ise materyalizmi seçmiştir. Ama insan boşluk ve anlamsızlık içindedir. Adeta kendini kurtarıcı gibi gösteren Osho’ya göre Doğu insanı ve Batı insanı yarımdır. Ve Osho sözde bütün insanı yaratmayı hedeflemektedir.
https://i.imgyukle.com/2020/04/26/rkYL2n.jpg

O zamanki FBI Görev Gücü Başkanı Lynn Enyart, Amerikan tarihindeki en büyük zehirlenme olayını, en büyük telekulak davasını ve Amerika’da meydana gelen en büyük göç yolsuzluğunu araştıracağından henüz habersizdir.

Osho’nun özel sekreteri, sözcüsü ve sağ kolu olan Ma Anand Sheela, Rajneesh Vakfı’nı ve ona ait milyonlarca doları kontrol etmektedir. “Hedefe giden yolda her şey mübahtır” mantığıyla hareket eden Sheela, dünyanın dört bir tarafından toplayıp örgütlediği binlerce Sannyasinle birlikte adeta Oregon halkına ve ABD hükümetine kafa tutar…
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3MM0h.jpg

Amerikan hükümeti Jonestown’daki gibi bir hadisenin gerçekleşme ihtimalinden korkmaktadır. (917 kişinin toplu intiharıyla gerçekleşen olay)
https://www.youtube.com/watch?v=SIUCaubZ2zw
Zira, Sannyasinlerin özgür iradelerini Bhagwan’a teslim etmeleri ve o ne derse yapacakları, işin “öl de ölelim”e kadar varacağı da varsayılmaktadır. Hatta, Jonestown katliamının sorumlusu Jim Jones’un kızı Shannon bile Osho’nun müritleri arasına katılmıştır.
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3wXOo.jpg
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q30XMP.jpg

Yerel halka göre cinsellikte sınır tanımayan sapkınlarıyla ve ahlaksız tavırlarıyla Şehvetiye Tarikatı mensupları olan Sannyasinlerden ne olursa olsun kurtulmak lazımdır.
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3ZMRt.jpg
ABD hükümeti Osho ve binlerce müridi hakkında soruşturma açıp kahrolası federalleri devreye sokunca işler daha da karışır…
Bundan sonra neler olduğunu merak ediyorsanız şayet, size 6 bölümden oluşan “Wild Wild Counrty” belgeselini izlemenizi öneririm…
http://www.watchill.org/show/wild-wild-country

Osho’nun öğretileri bir yana kendisi materyalist bir spiritüalist olarak her daim lükse düşkün biri olmuş, milyon dolarlık saat takmış, her şeyin en iyisini ve pahalısını koleksiyonuna katmıştır.
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q8rRro.jpg
“EGOnun açlığı sahtedir, doyurulamaz…” diyen Osho 93 tane Rolls-Royce’la bile yetinmemiş, zira nihai hedefi 365’i tutturup yılın her gününe farklı bir ahenk getirmekmiş…
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q3bSFo.jpg
Bu husustaki beyanatına gelince:
“Amerikalılar kendilerini dünyanın en zengin halkı sanıyorlar ama ben 93 Rolls-Royce ile basit bir şaka yaptım ve tüm kibirleri yok oldu. Benim 93 Rolls-Royce'a ihtiyacım yok. Bu bir eşek şakasıydı... Bazıları Rolls-Royce'ların spiritüelliğe uymadığını düşünüyor. Ben bir çelişki göremiyorum. Bir Rolls-Royce'un içinde otururken aynı ölçüde meditasyon yapabilirim... Aslında, bir öküz arabasında otururken de bu güç olur; yine de spiritüel büyüme için Rolls-Royce en iyisidir."

Ve son olarak, neden EGOyu hep büyük harfle yazdım, dersiniz:
“Çünkü, hiçbir EGO kendi gerçeğiyle baş edecek kadar küçük değildir…”
https://i.imgyukle.com/2020/04/21/Q37hbI.jpg
208 syf.
Osho değişik bir adam çünkü kendi kelimeleri ve kendi cümleleriyle kişinin her zaman kendisi olması gerektiğini bir çok eserinde vurgulamaktadır. Sevgi kitabında yine aynı şekilde. Sevgiyi aşkın birikimi olarak gören ve insanın başına ne gelirse sevgisizlikten gelir diyen bir düşünceyle yazılmış bir kitap. Sevgiyi diğer duygusal ögelerle karşılaştıran ve her zaman sevginin anlaşılması gerekir diyen ve her zaman sevgiyi üstün kılan özellikleriyle ele alan Osho, sadece sevgiyi hisseden değil onun eyleme geçmesi gerektiğini savunmuştur. Güzel kitap tavsiye ederim. Iyi okumalar :)
272 syf.
Sıradışılığı ile tanınan ve her şeyi olduğu gibi kabul etmeye, itaat etmeye ve sorgulamadan bağlı kalmaya karşı çıkan Hintli yazar Osho bu eseriyle de yine adından söz ettirebilmiştir. Birbirinizi sevin ama aşktan bağlar üretmeyin. Aşk bir armağan olmalı, ama bedeli olmamalı diyen Osho aşk bir köle aracı olmamalı diyor. Aşk bağlılığa dönüştüğü anda ilişki haline gelir. Aşk taleplerde bulunduğu anda hapishaneye benzer. Özgürlüğünü elinden alır diyor. Okurken duygularını harekete geçiren bir eser. Tavsiye ederim. İyi okumalar :)
195 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
bana farklı bir bakış açısı kazandıran ve okumaktan kesinlikle tad aldığım kitaplardan biri oldu.bazılarınız bu kitabı okuduğunda''ne kadar saçma bi kitap bu böyle!''diyebilirsiniz muhtemelen ve zaten bu kitap öylesine okunacak değil anlaşılacak,anlaşılmak ve kendinize farklı değerler katmak için okunacak bi kitap.yani gözleriyle okuyan için ''saçma'' gelebilir ama beynini kullanarak okuyacak kişi için ''mantıklı'' bir kitap olarak kalacaktır muhtemelen:)...kitabın içeriği tamamen başlığıyla bir zaten, bi şey anlatmak yersiz olur bu konuda.okuyacaklar için şimdiden iyi okumalar:)
296 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İlk önce kitapta geçenlerden söz edeyim :
Zihin yok , gerçek yok . Zihini içsel hastalık olarak görür.
Ego'nun kişiyi bilinçsiz hale getirip uyuşturduğunu , sevginin daha yüksek biliş olduğunu ve mülkiyeti eleştiren biri.
Okuyunca sevgi kelebeği gibi görünebilir.
Bu adam ego'yu eleştirirken egonun vücut bulmuş hali resmen.
Kendine bir çiftlik kuruyor ,tarım yapıyor , kendi elektiriğini üretiyor.Ardından tepki çekiyor.Çiftliğin çevresindeki evleri satın almaya başlıyor.Tarikata bağlı nüfusu artırarak yönetimi ele almak için ABD'nin dört bir yanından evsizleri çiftliğe ve şehrin muhtelif yerlerine topluyorlar.
Tarikat bir süre sonra silahlanıyor.kendilerine ters düşen Oregonlu hukukçu ve politikacılara suikast girişimlerinde bile bulunuyorlar.1985 yılında Dallas'ta eyalet seçimlerini etkilemek ve kendileri aleyhine çıkacak kararları engellemek için biyolojik silah kullanıyorlar. Dallas'ta bir restoranın salata barında tespit ediliyor ve salata tüketen tam yediyüz kişi zehirleniyor.
Osho herşeyin boşluktan ibaret olduğunu söylüyor ama 90 tane Rolls Royce arabası var.
Sadece bunlarlada sınırlı değil.Merak edenlerin internetten araştırmaları tavsiye ederim.
272 syf.
·35 günde·8/10 puan
Bu kitap Osho'nun okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle okurken çok büyük bir zevkle okudum. Bu kadar büyük zevk alırken çok uzun sürede bitirmemin nedeni ise kitabı okurken neredeyse her sayfasında alıntı olarak paylaşmak istediğim bir bölüm olması.Yoğun olarak çalıştığım için sürekli alıntı paylaşamıyordum ve bu nedenle de sizlerle paylaşmadan tek başıma duyduğum mutluluk ve haz maalesef beni mutlu etmiyordu.

Bu kitabın neden sadece 34 kişi tarafından okunduğunu aklım almıyor.Ya yeterli reklam yapılmadı veyahutta aynı anda çıkan diğer kitapların gölgesinde kaldı bilemiyorum.Ama bu kitaba kesinlikle önyargılı olmamalısınız.Kitap 372 sayfadan oluşuyor ve içerisinde Osho'nun öğrencilerine yazdığı 300 küsür tane mektup bulunuyor.Kişisel gelişim ve meditasyon olarak kendinize büyük etkiler yaratmak istiyorsanız emin olun ki bu mektuplardan alacağınız çok şey var.Kitabı okumak da çok kolay çünkü parça parça mektuplardan oluştuğu için istediğiniz zaman en ufak boş vakitlerinizde bile okuyabilirsiniz ve konular arasında kesinlikle bir kesinti olmaz.İşte çalışırken boş vakitlerinizde veya izlediğiniz dizi reklama girdiğinde veya ders çalışırken ufak bir mola verirken ya da gecec uyumadan önce her an okuyabilirsiniz.

Sizlere kitaptan beğendiğim birkaç alıntıyı da buraya ekliyorum.
- Kitaptaki 55 No'lu Mektup; #94450105
Sevgiyle.
Her şey ile Bir'im; güzellikte, çirkinlikte, her ne ise, ben oradayım.
Sadece erdemde değil, günahın da ortağıyım; sadece cennet değil, cehennem de benim.
Buda, İsa, Lao Tzu; onların mirasçısı olmak kolay.
Ama Genghis, Taimur ve Hitler?
Onlar da benim içimde!
Hayır, yarısı değil; ben tüm insanoğluyum.
İnsanın olan her ne ise benim; çiçekler ve dikenler, ışık kadar karanlık.
Ve eğer bitki özü benimse, zehir kimin?
Bitki özü ve zehir, ikisi de benim.
Bunu deneyimleyen her kim olursa ben ona inançlı derim çünkü sadece böylesi bir deneyimin ıstırabı dünya üzerindeki yaşamı kökten değiştirebilir.

- Sayfa 78;
Aziz Theresa büyük bir yetimhane kurmak istemiş ama sadece üç şilini varmış.
Bu devasa projeyi, bu azıcık para ile başlatmak istemiş.
Arkadaşları ve hayranları ona bir öneride bulunmuşlar.
Önce kaynak yarat.
Sadece üç şilin ile ne yapabilirsin ki?
Theresa gülmüş ve demiş ki: Tabii ki Theresa üç şilin ile hiçbir şey yapamaz ama üç şilin artı Tanrı ile hiçbir şey olanaksız değildir!

- Sufi ile Dilenci Hikayesi; #96170607
Bir gün bir dilenci Sufi görmeye gittiği bir dervişi, ipleri altın kazıklara bağlanmış çok güzel bir çadırın içinde, kadife minderlerde otururken bulur.

Bunu gören dilenci haykırır:"Bu da ne böyle! Saygıdeğer Derviş, sizin ruhaniliğiniz ve bağlardan arınmışlığınız hakkında o kadar çok şey duydum ki, etrafınızı saran tüm bu gereksiz gösterişten tamamıyla hayal kırıklığına uğramış durumdayım."

Derviş güler ve yanıt verir: "Tüm bunları arkamda bırakıp seninle gelmeye hazırım."
Bunu söyler söylemez yerinden kalkar ve sandaletlerini bile giymesine fırsat vermediği dilenciyle birlikte çadırdan ayrılır!

Kısa bir süre sonra dilenciyi sıkıntılı bir hal alır.
"Dilenci kesemi sizin çadırınızda unuttum," der.
"O olmadan ne yapacağım? Ben onu alıp gelinceye kadar lütfen siz burada bekleyin."

Sufi güler.
"Arkadaşım," der, "çadırımın altın kazıkları kalbime değil dünyaya saplı ama senin dilenci kesen hâlâ seni kovalıyor!"

Bu dünyada olmak bağlılık demek değildir.
Dünyanın zihninde var olması bağlılıktır ve ne zaman ki dünya zihninde yok olur, bu bağlılıktan arınmaktır.
344 syf.
·Puan vermedi
1000 kitapta yaklaşık bir yılı aşkın süre sonra 1000'ninci eser olarak bu kitabı okudum. onca kitaptan binlerce alıntı yaparken de şimdi de şunu anladım ki, her okuduğun eserde mutlaka kendini bulacak bir kaç cümle bulunuyor. her kitap bir yaşam, her yaşam bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Osho
Tam adı:
Bhagwan Shree Rajneesh
Unvan:
Hintli Ruhsal Öğretmen, Mistik, Yazar
Doğum:
Hindistan, 11 Aralık 1931
Ölüm:
Hindistan, 19 Ocak 1990
“ Asi Ruh” ya da “Provokatör Mistik” olarak da anılan Osho, 1931 yılında Hindistan’ın Madhya Pradesh eyaletindeki Kuchwada’da dünyaya gelmiştir. Daha çocukluk yıllarından itibaren, başkaları tarafından verilen bilgiler ve inançları edinmektense gerçekliği kendisi deneyimlemekte ısrarcı olan asi bir ruhu vardı. Bu durumu kendisi şöyle dile getirir:
“Çocukluğumdan hatırlayabildiğim kadarıyla yalnızca tek bir oyun sevdim: Tartışmayı, her şey hakkında tartışmayı... Pek az yetişkin bana tahammül edebiliyordu; beni anlamaları söz konusu bile değildi. Okula gitmek hiç ilgimi çekmiyordu. Orası olabilecek en kötü yerdi. Sonunda gitmeye zorlandım, ama elimden geldiğince direndim, çünkü orada yalnızca benim ilgilendiğim şeylerle ilgilenmeyen çocuklar vardı ve ben de onların ilgilendikleri şeylerle ilgilenmiyordum. Bu yüzden hep grup dışı kaldım.”
1990 yılına kadar süren yaşam yolculuğu süresince tüm dünyayı yerinden oynatacak söylemleri ve geliştirdiği meditasyonlar ile günümüzde hâlâ güncelliğini koruyan sıradışı bir şahsiyet olan ve Bhagwan Shree Rajneesh adıyla da bilinen Osho, din, felsefe, psikoloji, politika ve insanı ilgilendiren birçok alanda her türlü geleneği temelden sarsan yorumlarıyla büyük ilgi ve de tepki toplamıştır.
Yirmi bir yaşında üniversite öğrenimini tamamlayan Osho, Jabalpur Üniversitesinde yıllarca felsefe dersleri verdi. Aynı zamanda da tüm Hindistan’ı dolaşıp konuşmalar yaptı, halka açık tartışmalarda tutucu dini liderlere meydan okudu, geleneksel inanışları sorguladı ve hayatın tüm alanlarından insanlarla bir araya geldi.
1960’ların sonlarına doğru artık kendi dinamik meditasyonlarını geliştirmeye başlayan Osho, meditasyonun o rahat ve düşüncelerden arınmış durumunun keşfedilebilmesi için öncelikle geçmişin modası geçmiş yöntemlerinin ve günümüz modern hayatının getirdiği sıkıntıların ağırlığı altında ezilen çağdaş insanın çok derin bir ruhsal temizlenme sürecinden geçmesi gerektiğini ileri sürer.
1970’lerin başlarında ilk olarak bazı Batılılar Osho’dan haberdar olmaya başladılar. 1974’te Hindistan’ın Pune şehrinde onun çevresinde bir komün kuruldu ve başlangıçta Batı’dan tek tük gelen ziyaretçiler, sonradan gittikçe çoğaldı.1985 yılında göçmenlik yasalarını ihlal etmek suçlamasıyla gözaltında olduğu sırada yavaş yavaş zehirlendiği söylenir.
1975 yılı boyunca Osho, Doğulu meditasyon teknikleri ile Batılı terapi yöntemlerine devrim getiren programların ve atölyelerin genişlemesine rehberlik etti. Ağustos 1975'te ilk terapi grubu başladı. Grup süreçlerine günlük Dinamik ve Kundalini Meditasyonları, Osho'nun sabah söylevleri, gruptan önce veya sonra on günlük meditasyon kamplarına katılmak dahildi. Darşan'da, Osho yeni gelen gruplara önerilerde bulunuyor, grup liderlerine tavsiyeler veriyor, grubun katılımcıları ile görüşüyordu. 1977’nin sonunda elli farklı grup önerilebiliyordu ve Aşram[1], dünyadaki en büyük ve en yenilikçi büyüme merkezi olarak tanınıyordu.
Toplum, din, politika, felsefe, psikoloji ve daha birçok alanın, insanın benliği ve varoluşu ile ilişkisini ele alan Osho, bu konularda ileri sürdüğü oldukça cesur ve kalıpları kıran savları, söylemleri ve iddiaları ile birçok otoritenin tepkisini çekmiştir. Köhneleşmiş, kalıplaşmış sistemlerin güçlü bir şekilde etkisi altında kalarak kendini sürekli bastıran ve böylece sürekli bir gerilim halinde olan çağdaş insan için mutluluğun, gevşemenin, yaşama sevincinin hedef alındığı meditasyon yöntemlerini geliştirmekle birlikte, bazen dinin karşısında, bazen yanında olmuş, ama bugünkü anlamda kabul edilen din görüşünün içerisinde olmamıştır. Bununla birlikte Doğu kültüründen ve mistisizminden de tamamen uzak değildir.Örneklerinde Buda’dan, Tao’dan bahsettiği kadar, Mevlânâ’dan, Nasreddin Hoca’dan, Hallac-ı Mansur’dan da bahseder. Ancak insanın cinsel hayatı, tatmini ve mutluluğu üzerine cesur terapi yöntemleri geliştirip onun rahatlamasını sağlamak amacıyla meditasyonlar geliştirmesinden dolayı dini çevrelerce oldukça eleştirilmiş ve tepki görmüştür. Bunun yanında, toplumsal konular hakkında da derin araştırmalar yapıp kendi fikirlerini insanlara sunan Osho’dan, birtakım politika, güç, rant ve nüfuz çevreleri rahatsız olmuştur. Belki de bu yüzden 1981 yılından itibaren ABD’den başlayarak ülke ülke dolaşıp kendine yer edinmeye çalışmış ama birçok ülke onu barındırmak istememiştir. Böylelikle de birçok sıkıntı yaşayan Osho, 1985 yılında Amerika’da tutuklanarak 12 gün boyunca hapiste kalmış ve ardından sınırdışı edilmiştir. Bu süre içerisinde yavaş yavaş zehirlendiği iddia edilen Osho, 1990 yılında da zehirlenme belirtileriyle ölmüştür.
Bugün onu eleştirenler kadar onun yolunda gidenlerin kabul ettiği bir gerçek vardır : O da Osho’nun olağanüstü sıra dışı ve hiçbir kalıba ya da düzene boyun eğmeyen, suyuna gitmeyen ve tamamen bireysel özgürlüğü savunan bir kişilik olduğudur. O, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından sayıları gün geçtikçe artmakta olan ruhani buhran içerisine düşmüş insanlar için bir nevi alternatif bir inanç sistemi kurmak yolunda doğu felsefelerine hücumun yol göstericilerindendir.
Bireysel olduğu kadar toplumsal arayışlara da en derin detayına kadar inen Osho, kendisi kitap yazmamıştır. Bununla birlikte otuz beş yıl boyunca dünya çapında yapmış olduğu konuşmaları kayda alınarak sayılarca kitap haline getirilmiştir. O, hiçbir geleneğe ait olmadığını açıklamış ve “lütfen beni geçmiş ile bağlantılandırmayın, onu anımsamaya bile değmez” diyerek seslenmiştir insanlığa… Öğrencilerine ve dünyanın her yerinden kendisini dinlemeye gelenlere yaptığı konuşmalar 30'dan fazla dile çevrilmiş ve 600'den fazla ciltler halinde yayımlanmıştır.
Temmuz 1974'ten 1981'e kadar söylevler vermeye devam eden Osho, Tao, Zen, Hıristiyanlık, Hassidizm, Sufizm, Baullar, Hindu gizemciler, Tibet Budizmi, Tantra, v.b. pek çok spiritüel gelenekteki aydınlanmış gizemcilerin öğretileri üzerine yorumlar yaptı. Değişik günlerde kendisini izleyenler tarafından sorulan sorulara yanıt verdi. O kendisini “gerçek bir varoluşçu” olarak tanımlamıştır.
Beden ve zihnin birikmiş stresini atmak amacıyla kendine özgü olarak meditasyonlar geliştiren Osho , otobiyografisini de yazmamıştır . Yapmış olduğu çalışmalar ve konuşmalarından kendisinin tanınabileceğini söylemiştir.

Yazar istatistikleri

  • 2.134 okur beğendi.
  • 12,4bin okur okudu.
  • 715 okur okuyor.
  • 12,6bin okur okuyacak.
  • 353 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları