Samed Behrengi

Samed Behrengi

Yazar
8.7/10
2.022 Kişi
·
6.070
Okunma
·
332
Beğeni
·
9.164
Gösterim
Adı:
Samed Behrengi
Tam adı:
Səməd Behrəngi
Unvan:
Öğretmen ve Çocuk Hikâyeleri İle Halk Masalları Yazarı-derleyicisi
Doğum:
Tebriz, İran Şahlığı, 24 Haziran 1939
Ölüm:
Aras Nehri, 31 Ağustos 1967
Samed Behrengi (Fars:صمد بهرنگی, Azerbaycan: Səməd Behrəngi; 24 Haziran, 1939; Tebriz, İran Şahlığı; ö. 31 Ağustos, 1967; Aras Nehri) Azeri asıllı İranlı öğretmen ve çocuk hikâyeleri ile halk masalları yazarı-derleyicisi.

Hayatı
Babasının adı İzzet, annesinin adı Sara idi. İran genelinde seyahatler ile Fars ve Azeri halk kültürü üzerine incelemeler yaptı. Halkın dilinde dolaşan masalları, söylenceleri derledi, yorumladı, yeniden yazdı. Bunları derlemenin yanı sıra, çocuk öyküleri yazdı. Ne var ki kimilerince çocuk öyküleri olarak görülen bu yapıtlar kimilerince de İran ve diğer dünya halklarına, adalet, eşitlik, dogmayı sorgulama, direnebilme gibi öğütlerde bulunan metinlerdir. Zamanının Şah yönetimine karşı masal ve hikâyeler yazarak karşı koymaya çalışmış, başkaldırmıştır.Samed Behrengi öğretmen okulunda okumuştur. Öğrenimini tamamladıktan sonra köy okullarında öğretmenliğe başlamıştır. Kısa hayatı boyunca her zaman çocuklara hayatı anlatmaya çalışmış ve öğretmenlik görevinde kalmıştır.

Samed Behrengi (1967) 29 yaşındayken şüphe uyandıran bir biçimde Aras Nehri'nde ölmüştür. Yüzerken boğulduğu söylentisi yayılsa da buna kimse inanmadı, çünkü Behrengi, yazdığı masallarla, ülkesinin başına çöreklenmiş Şahlık düzenini açıkça eleştiyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Bu yüzden suikaste uğradığı düşünülmektedir.Yapıtları onlarca dile çevrilmiştir.
Bir gün nasıl olsa öleceğim. Ölmek önemli değil, önemli olan, yaşamımla da, ölümümle de başkaları üzerinde etkili olabilmektir.
"Ben sizin bu kadar kendini beğenmiş olduğunuzu düşünmezdim doğrusu. Ama olsun, yine de sizi bağışlıyorum çünkü bu sözlerin hepsi cahillikten, bilmezliktendir."
Eğer cahil olmasaydınız, dünyada dış görünüşünden memnun olan başkalarının da olduğunu bilirdiniz.
Samed Behrengi
Sayfa 19 - Fark Yayınları
Biliyorum ki, herkesi bulan ölüm, mutlaka beni de bulacak. Önemli olan; yaşamımın ve ölümümün başkaları üstünde etkisi ne olacak?
Zavallı yengeç! Daha yürümeyi bile bilmiyorsun, dünyanın hakiminin kim olduğunu nereden bileceksin?
Samed Behrengi
Sayfa 24 - Fark Yayınları
Ben bilmek istiyorum; gerçekten de yaşamak dediğimiz şey şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mı ibaret...
Kitabı, karneleri dağıttıktan sonra eve gelen kızım beraberinde getirdi, ve hemen elime alıp okudum. Her ne kadar çocuk kitabı olarak biliniyor olsa da herkesin okuması gereken bir kitap. Yaşadığı yerin monotonluğundan sıkılan merakını gidermek için yeni yerler keşfedip görmek isteyen, özgürlüğüne düşkün Küçük Kara Balık: Annesinin ve birlikte yaşadığı topluluğun tüm karşı çıkışlarına rağmen cesurca davranıp; merakının peşinden gittiği, hayatı keşfe çıktığı, yepyeni maceralardan geçtiği ve okuru da peşinde götürdüğü kısacık bir hikaye. Eğer okumadıysanız okuyun derim ama çocuklarınıza ya da kardeşlerinize mutlaka okutun.
Bakmayın siz kitap mağazalarının çocuk kitap reyonlarında satışa sunulduğuna, bakmayın fiyatının 3 TL olduğuna, bakmayın kapağındaki komik şeftali resmine, bakmayın kitabın inceliğine. Bir Şeftali Bin Şeftali, dokunaklı hikayesi ile okura, çoğu kalın kitaptan daha keskin mesajlar vermektedir. Bir anlamda George Orwell'in Hayvan Çiftliği tadında ve tarzındadır. Adaletsizlik, sınıf farklılıkları, toprak reformu, emek, sevgi, arkadaşlık, umutsuzluk gibi kavramlar ince ince işlenmiştir.

Bir Şeftali Bin Şeftali öyküsünü bitirdikten sonra Samed Behrengi'ye çok kısa yazdığı için kızsam da biliyorum ki, o bilhassa çocuklara, daha bu yaştan bazı kavramları sorgulatmak aynı zamanda sorgulamayı aşılamak için yapmıştı.

Gönül rahatlığı ile tavsiye edebileceğim, tarzını beğenenlerin hayran kalacağını düşündüğüm bir kitap. Ve son olarak Samed Behrengi'nin çocuklara seslenişini paylaşmak ister, keyifli okumalar dilerim.

Çocuklar, kuşkusuz gelecek sizin ellerinizde; iyisiyle, kötüsüyle sizin olacak. İster istemez büyüyecek ve zamanla birlikte yol alacaksınız. Babalarınızın, büyük babalarınızın ardından gelecek, onların yerini alacak, her şeyi elde edip sosyal yaşama iyisiyle, kötüsüyle, her şeyiyle sahip olacaksınız. Yoksulluk, zulüm, zorbalık, adalet, sevinç, keder, kimsesizlik, dayak, iş ve işsizlik, hapishane ve özgürlük, hastalık ve ilaçsızlık, açlık, çıplaklık, yüzlerce sosyal mutluluk ve mutsuzluk artık sizin olacak.
Bildiğimiz gibi hastalıkların tedavisi için önce bunun nedenini bulmak gerek. Örneğin doktorlar hastalarını tedavi etmek için önce bunun mikrobunun peşine düşer ve sonra bu mikroba karşıt ilaçları verirler hastalarına. Toplumsal rahatsızlıkları da iyileştirmek için aynı işlemi yapmak gerekir. Biliyoruz ki sağlam vücutta asla hastalık bulunmaz. Sağlıklı toplumlarda da rahatsızlığın izine rastlanmamalıdır. İflas, zorbalık, yalan, hırsızlık ve savaş sadece sağlıksız toplumlarda görülen rahatsızlıklardandır. Bunca rahatsızlığın nedenini bulmak için ilkin bunun nedenini bulmalıyız. Sorun hep kendinize: Neden gönderdiler sınıf arkadaşımı halı dokuma fabrikasına? Neden bazıları hırsızlık yapıyor? Neden şurada burada savaş var, neden kan dökülüyor? Öldükten sonra ne olacağım? Dünyaya gelmeden önce neydim? Dünyanın sonu ne olacak? Ne zaman bitecek savaş, yoksulluk ve açlık?
İngilizcede bir tabir vardır "Think out of box!" diye. Olaylara dışarıdan bakmak, farklı düşünmek, alternatif çözüm yolları üretmek manasında. Bu bakış açısı doğuştan gelen bir yetenek de olabilir, güzel bir eğitim ile geliştirilebilir de. Bazı "balıklar" tüm dünyayı içinde yaşadıkları akvaryumdan ibaret sanır ve bazı "balıklar" da akvaryumun dışında ki dünyayı merak ederler. "Küçük Kara Balık" da maceracı ruhlu, meraklı, "kutunun dışını düşünen" farklılığı kabullenmeyen, kendini bastırmak isteyen diğer balıklara karşı mücadele eden cesur bir balıktır. "Küçük Prens" gibi ince fakat dolu olan bu kitabı okuyun, çocuklarınıza mutlaka okutturun.
Kitabı okurken aklıma “İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır.” Sözleri geldi. İnceleme yapmaktan vazgeçtim ve !!!

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! (1927)

Kitapta anlatılmak istenen tam olarak bu !!!

Sevgi ile kalın...
Bu kitabı okumaya başladığımda bu kadar derin mesajlar veren bir kitap olacağını düşünmemiştim. Zaten 7 yaş üstü çocuklara masal kitabı olarak yazılmış. Ancak kitabı okuduktan sonra araştırma ihtiyacı hissettim ve çocuklara masal kitabı olmanın ötesinde adalet, eşitlik, dogmayı sorgulama, direnebilme kavramlarını vurgulayan bir kitap olduğunu, bu sebepten 12 Eylül sürecinde Türkiye'de yasaklandığını ve yazarın ülkesi olan İran'da ise halen daha yasak olduğunu öğrendim. Küçük Kara Balık için, "Dünyanın en devrimci balığı," demişler.
Keşke hepimiz de birer küçük kara balık olsak... Dünya daha güzel bir yer olabilirdi sanırım. Ayrıca kesinlikle Küçük Prens kadar değer görmesi gereken bir kitap.
Samed Behrengi ile orta okuldayken tanışmıştım. O zaman olup geçenleri tarafsız anlamayacak kadar küçüktüm. Yine " Kara Balık"ı okurken sıradan bir çocuk kitabı olamayacağını anlamıştım. Yoksa neden çocuk kitapları yazan, 28 yaşındaki birini Araz çayında boğsunlar ki?

"Bir Şeftali Bin Şeftali" kitabı, çocuk kitabı adlandırıp sonra da geçip gideceğimiz türden bir kitap değildir. "Kara Balık" gibi devrim yaratmasa da yazar, derin fikirlerini ağacın dilinden anlatmayı bile başarmış..

Konusu;
bir şeftali ağacının daha çekirdekten itibaren uğaraşarak büyümesini anlatır. Onun da bir davası vardır. Yetişmesi için onu toprağa eken iki küçük çocuk için büyüyecek, meyve verecektir. Bunun için sımsıkı sarılır toprağa. Ne rüzgara boyun eğer, ne kara, tipiye. Yanı başında biten aylak otlarına bile aldırmaz. Ha bire büyür, büyür... Sonunda ilk meyvesini verir. Tam sevinçle sunacakken elindekini sevdiklerine, bir felaket olur. Peki ne?

Bundan sonra hayatı değişir. Meyve vermek istemez. Kendini ve insanları meyvelerinden mahrum eder. O da bir nevi tavrımı koyar sevmediklerine.
Bir şeftaliyken bin şeftali vermeyi hedefleyen ağaç, sadece bir meyve ile sınırlar kendini.

Yazar, şeftali ağacının dilinden, haksızlığa karşı kimsenin susturulamayacağını, iyilerin kolunun kanadının koparılsa bile bir yerde kök atacağını,
küllerinden yeniden doğa bileceğini, aynı anda zalime boyun eğmektense ölümü göze almanın mübah olacağı- fikirlerini bir çekirdekle yeşertmiş...

Çocuklarınıza okumak için ideal kitap.. Kendinizi de unutmayın..

Keyifli okumalar...
Değerli arkadaşımız Büşra Nur'in güzel incelemesinden sonra okuma listeme aldığım ve yeni okuma fırsatı bulduğum Samed Behrengi eseri: Sevgi Masalı.

Kitapla ilgili yapılan yorumlar gayet güzel ve olumlu. Ben de bu olumlu yorumlara katılarak güzel eleştrilerin devamını getirmek isterdim; ama maalesef yapamayacağımı üzülerek söyleyeyim.

Kitap konusu gereği, hem büyüklere hem küçüklere hitap edebilecek cinsten. Ben bir çocuk gözüyle tam manasıyla bakamasam da iki yönden kitabı değerlendireyim. Bir yetişkin olarak baktığımda seri bir şekilde kendini okutan eserde fantastik - masalsı unsurlar, belli bir mantığa oturtulmadan veriliyor. Kötülük yapan, asan kesen kişi de cezasını bulmuyor veya saçma bir şekilde bir anda iyi oluyor. İki masalda da hikaye içine hikaye geçmiş vaziyette. Şahsen benim bile kafam karıştı; fakat çocukların bakış açısı, yetişkinlerden farklı olduğu için bu özellik, ona daha basit ve eğlenceli gelebilir.

Çocuk gözüyle bakmaya çalıştığımda nasıl bir sonuç çıkartırım bilemedim. Fakat adı Sevgi Masalı olan bir kitapta şiddet ve gizliden verilen cinsellik unsurları beni rahatsız etti. Sevgi Masalı'nda neredeyse herkesin başını kesen, kızdığı herkesi cellatların eline veren bir kral var. Kral hikayede hiçbir şekilde değişmiyor, kızıysa yaptığı hataların tam olarak farkına varamadan garip bir şekilde ve bir anda değişiyor.

Kitaptaki ikinci masalımız Ah Masalı'nda ise yine kafa kesmelerin, öldürmelerin, mezarların yanında, bir babanın erkek ve para düşkünü kızları yer alırken bu karakterlerde de ders alarak olumlu bir değişim yaşanmıyor.

Çocuk kitabı yazmak kolay gibi görünse de gerçekten çok zor. Günümüzde pedagoglar, çocuk eğitimi danışmanları, çocuk psikologları vs. bu alanla ilgili uzmanlaşan birçok meslek dalı var. Behrengi'nin yaşadığı dönem ve ülkede ise elbet bunların hiçbiri yok. Yaşadığı dönemin buhranı, yapılan kanunsuzluklar, acımasız yönetim şekli yazarın eserine yansımış. Bu konuları eserinde bilerek yer vermiş ve kötü insanların iyi olmasına masalında değinmeyerek bu insanların hep böyle kalacağına parmak basmış belki de. Samed Behrengi bu alanda tanınmış ve ün yapmış; düşünceleri yüzünden de maalesef suikaste kurban gittiği söylenen bir yazar. Bu yüzden eleştirmek elbette benim haddim değil. Ben sadece gördüğüm ve beğenmediğim olumsuz yanları aktarmaya çalıştım. Behrengi'nin diğer eserleri de bu yönde bazı eleştiriler almış sanırım.

Ben kitabı akıcı bir şekilde okudum, bir yetişkin olarak kitaptan çok rahatsız olmasam da çocuklara tavsiye edebileceğim bir eser olmadığını düşünüyorum. Beğenenlere ve eserden farklı, güzel olumlu düşünceler çıkaran arkadaşlarımıza saygı duyuyorum. Sonuçta bütün kitaplar her insanın zihninde apayrı bir dünya yaratır...
1K'da yorumlara bakarken rastladım Aysel'in yorumuydu.
" Kara Balık"ı okurken sıradan bir çocuk kitabı olamayacağını anlamıştım. Yoksa neden çocuk kitapları yazan, 28 yaşındaki birini Araz çayında boğsunlar ki?"

Meraktan hem kitabı okudum hemde yazarı araştırdım, bir anlamda okumama ve yazarı tanımama o vesile oldu.
Yazar Samed Behrengi ülkesindeki şah yönetimine karşı hikaye ve masal yazarak başkaldırmış ve eleştirmiştir.28 yaşındayken de şüpheli bir şekil de Aras Nehrinde ölmüştür. Behrenginın suikaste uğradığı düşünülüyor.
İlgimi çeken bilgilerde bunlar oldu

Okumadan "çocuk kitabı" demek hata olur, kesinlikle okunmalı çerezlik bir günde bitirilebilecek kısalıkta, pişman olmazsınız.
Her kitap kendine özeldir ama Küçük Kara Balığın mücadelesi ve düşünceleri bana ister istemez Richard Bach'ın Martı kitabını hatırlattı. Kitabı okurken, çocukluğuma gittim ve kendimi Küçük Kara Balığın yerine koydum. Nehirlerden denize taşıp, balıkçılın midesinde verdiği mücadelesinden tutunda, yengeçle olan konuşması ve diğerleriyle yaptığı konuşmaların hepsi harikaydı. Küçük Kara Balığın düşünceleri büyük balıkları mat edercesine anlamlıydı.

Yetişkinler dahil, bütün çocukların okuması gereken bir eserdir.
Yine bir Behrengi kitabı, yine başkaldıran bir karakter. Sosyal adaleti işleyen kalın kitaplara kafa tutacak incelikte bir eser. Feodaliteye başkaldıran iki çocuk, adalet tohumu misali el üstünde tutulan bir meyve çekirdeği. Feodalitenin burnu dibinde boy veren bir fidan. Zengin sofrasında israf olmaktansa, fukara sofrasında ziyafet olmayı yeğleyen bir meyve...Bu incecik kitapta sosyal adalet, toprak reformu ve emek konularına ciddi atıflar bulunmakta,yılanlar bile bir görüşü temsil etmekte. Okunulası...

Yazarın biyografisi

Adı:
Samed Behrengi
Tam adı:
Səməd Behrəngi
Unvan:
Öğretmen ve Çocuk Hikâyeleri İle Halk Masalları Yazarı-derleyicisi
Doğum:
Tebriz, İran Şahlığı, 24 Haziran 1939
Ölüm:
Aras Nehri, 31 Ağustos 1967
Samed Behrengi (Fars:صمد بهرنگی, Azerbaycan: Səməd Behrəngi; 24 Haziran, 1939; Tebriz, İran Şahlığı; ö. 31 Ağustos, 1967; Aras Nehri) Azeri asıllı İranlı öğretmen ve çocuk hikâyeleri ile halk masalları yazarı-derleyicisi.

Hayatı
Babasının adı İzzet, annesinin adı Sara idi. İran genelinde seyahatler ile Fars ve Azeri halk kültürü üzerine incelemeler yaptı. Halkın dilinde dolaşan masalları, söylenceleri derledi, yorumladı, yeniden yazdı. Bunları derlemenin yanı sıra, çocuk öyküleri yazdı. Ne var ki kimilerince çocuk öyküleri olarak görülen bu yapıtlar kimilerince de İran ve diğer dünya halklarına, adalet, eşitlik, dogmayı sorgulama, direnebilme gibi öğütlerde bulunan metinlerdir. Zamanının Şah yönetimine karşı masal ve hikâyeler yazarak karşı koymaya çalışmış, başkaldırmıştır.Samed Behrengi öğretmen okulunda okumuştur. Öğrenimini tamamladıktan sonra köy okullarında öğretmenliğe başlamıştır. Kısa hayatı boyunca her zaman çocuklara hayatı anlatmaya çalışmış ve öğretmenlik görevinde kalmıştır.

Samed Behrengi (1967) 29 yaşındayken şüphe uyandıran bir biçimde Aras Nehri'nde ölmüştür. Yüzerken boğulduğu söylentisi yayılsa da buna kimse inanmadı, çünkü Behrengi, yazdığı masallarla, ülkesinin başına çöreklenmiş Şahlık düzenini açıkça eleştiyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Bu yüzden suikaste uğradığı düşünülmektedir.Yapıtları onlarca dile çevrilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 332 okur beğendi.
  • 6.070 okur okudu.
  • 21 okur okuyor.
  • 1.749 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları