Stieg Larsson

Stieg Larsson

8.8/10
1.768 Kişi
·
6.313
Okunma
·
287
Beğeni
·
7.589
Gösterim
Adı:
Stieg Larsson
Tam adı:
Karl Stig-Erland Larsson
Unvan:
Yazar
Doğum:
İsveç, 15 Ağustos 1954
Ölüm:
İsveç, 9 Kasım 2004
Milenyum üçlemesinin yazarı olan Karl Stig-Erland Larsson, 1954 yılında doğan, 2004 yılında hayatını kaybeden İsveçli gazeteci ve yazardır. Ejderha Dövmeli Kız (The Girl with the Dragon Tattoo), Ateşle Oynayan Kız (The Girl Who Played with Fire), Eşek Arısı Kovanına Çomak Sokan Kız (The Girl Who Kicked the Hornets' Nest) romanları, 40'tan fazla dile çevrilmiş ve milyonlarca satmıştır. Asıl ilginç olan, sonradan olağanüstü başarı kazanmalarına rağmen, Larsson öldüğünde romanlarının henüz basılmamış olmasıydı. Çünkü işten sonra sadece kendi keyfi için yazdığı kitapları hiçbir yayınevine göndermemişti. İlk romanı olan Ejderha Dövmeli Kız, ölümünden 1 yıl sonra, 2005 yılında İsveç'te basıldı. Kitabın orijinal ismi Man Som Hatar Kvinnor yani, Kadınlardan Nefret Eden Adam'dı. Fakat İngilizce'ye The Girl With The Dragon Tattoo (Ejderha Dövmeli Kız) ismiyle çevrildi. Larsson, Milenyum'u 10 kitaplık bir roman serisi olarak planlamıştı. Hatta dördüncü romanın ilk 4 bölümünü de yazmıştı. Ölümünden sonra, dizüstü bilgisayarında beşinci ve altıncı kitaba dair notlar da bulundu.
İlk yirmi beş yılımı , anlayış göstermek ve yalnızca akraba olduğumuz için Harald gibileri affetmekle geçirdim. Ama sonra akrabalığın sevginin garantisi olmadığını keşfettim.
"Lisbeth'le asla kavgaya girişme. Onun dünyaya karşı tepkisi şu: Eğer biri ona silah çekerse o daha büyük bir silah bulur."
<Halkı gözetleyenler,en sonunda halk tarafından gözetlenirler.Demokrasinin en temel mantığı bu.>
Kelimelerin yetersiz kaldığı noktadayım. Uzun zaman önce alıp, okumaya fırsat bulamadığım Ejderha Dövmeli Kız romanı; oldukça etkileyici, akıcı, aksiyonlu, merak uyandıran başucu kitabım haline geldi. Oldukça kalın bir roman olmasına rağmen; olay örgülerinde kopukluk yoktu, bütün sayfaları profesyonelce işlenmişti. Romanı elime aldığımda; çok kalın bir kitap, eğer kötüyse nasıl bitireceğim diye düşünürken, okumaya başlayınca kendimi sayfaları heyecanlı ve büyük bir merakla çevirirken buldum diyebilirim. Aksiyonu iliklerinize kadar hissetmeniz mümkün bu kitabı okurken. Kitaptaki karakterler çok keskin hatlarla okuyucuyu hiç beklemediği bir anda kitaba bağlıyor. Özellikle romandaki Lisbeth Salander karakteri, çok cesurca ve zekice betimlenmiş. Böylelikle ilk defa bir aksiyon romanında kadın karakterin savunucu yönüne şahit olmuş durumdayım. Henüz okumamış olanlara, aksiyon sevenlere tavsiye ediyorum rahatlıkla.
Filmini bilen bilir bilmeyene sözüm izlemeleridir lakin mevzumuz filmin romanı , roman dediysem filminden bir kaç tık daha yükseğinde ki kurgusu , konusu , motivasyon gereği karakteriyle muazzam oluşudur okuyun efem okuyun mutlak memnun kalacaksınız. :)
Serinin son kitabı olmasının bilinciyle biraz da üzülerek okudum.
Devam kitaplarında normalde kalite düşer, heyecan ve aksiyon azalır, ama bu seri her kitabında üstüne koyarak ilerliyor.
Zaman zaman detaylara yer verilmiş ve tempo düşüyor ama dikkatinizi dağıtacak derecede değil.Buna rağmen sıkılmadan bitirdim.Okunma oranının düşük olmasının kitabın kalın olmasından kaynaklandığını düşünüyorum.
Kitabın kalınlığına bakmadan ve önyargılarınızı bir kenara koyup bu seriye başlayın. Pişman olmadığınızı anlayacaksınız.
Bu kadar kısa sürede bu kalınlıktaki bir kitabı nasıl okuduğumu ben bile bilmiyorum. Ama gerilim, heyecan,onların yaşadığı duyguları yani kısacası her şeyi okurken sizde hissediyorsunuz. Ama son sayfayı okurken içim burkulmadı diyemem hani. Kesinlikle bir solukta okunacak ki bence okunması gereken romanlardan biri.
İlk kitaba göre daha sürükleyici, akıcı, gerçekten şu elinizden asla bırakamayacaksınız söylemlerini kullananların ne demek istediğini kitabın sonuna kadar hissediyorsunuz. Elinize aldıktan sonra bırakmanız gerçekten imkansız. Çok iyi bir kurgu ve akıcı bir dil. Şaşırmamak imkansız.
Bestseller kitaplarda genelde arka kapağa çeşitli yayın evlerinin,yazarların ve tanınmış kişilerin kitap hakkındaki yorumları yazılır ,insanı kitabı almaya teşvik eder. Ben o yazılara aldanmamayı öğrendim.Ancak her nedense bu kitap serisine bir şans verip okudum. Yerinde bir karar verdiğimi çok geçmeden anladım. Şimdiye kadar bir günde okuduğum sayfa sayısında rekoru bunda elde ettim 270 sayfa. O derece akıcı ve heyecan dolu bir kitap. Elinizden bırakamayacaksınız.
Serinin 3. kitabı. Yine soluksuz okunan, tahmin edilmesi imkansız olaylarla karşılaşılan ve tüm parçaların en sonunda nasıl bir araya gelip bütünü oluşturduğunu gördüğümde vermiş olduğum tepki: "Bir insan nasıl böyle bir kitap yazabilir ki?" oluyor. Ara ara temponun düştüğü yerler olsa da bütünüyle mükemmel bir kitap.
Bu kitap bir harika! Bayıldım diyebilirim. Serinin ilk üç kitabına zaten vurulmuştum. Yazarı hikayeyi tamamlayamadan öldüğü için son derece üzgündüm. Ancak başka bir yazarın devam ettireceğini öğrendiğimde bir yandan sevindim ama bir yandan da ilk üç kitap gibi olmazsa diye tedirginlik duydum. Ancak yeni yazar beni hayalkırıklığına uğratmadı diyebilirim. Tamam bir Stieg Larsson olamadı ama yinede ilk üç kitapla arasında çok bariz bir fark yoktu. Lagercrantz yüklendiği bu kitabı devam ettirme görevini başarıyla tamamladı. Kitapta yine favori karakterim Lisbeth Salander ve onunla her seferinde yolları kesişmeyi başaran Mikael Blomkvist ağırlıklıydı. Ancak kitapta ilk kitaptaki bazı yan karakterlerin yanında yeni yeni karakterlerde girdi. Kitabın konusu yine bir bilgisayar korsanlığı ve hackerlar ile ilgiliydi. Bu açıdan Lisbeth kadar olmasa da gayet yetenekli bilgisayar uzmanları geçiyor kitapta. Lisbeth’in hem bunlarla savaşı, hem çocukluğunun etkisiyle gelen erkeklerin kadınları ve çocukları ezmesi ve adaletsizliklere karşı savaşı kitapta ele alınıyor. Tabi bu konuda en büyük destekçisi ise Blomkvist’ten başkası değil. Bu ikili adeta etrafı “örümcekler” ile sarılmış bir otistik çocuğun korunması konusunda işbirliği yapıyor. Bu çocuk her ne kadar başkaları tarafından “eksik” görülse de aslında tam tersi birçok konuda herkesten “fazlasıyla” zeki olan bu çocuk, bu örümceklerin hedefi olmak için neler yapmış olabilir. Kitapta aksiyon hiç bitmiyor. Bazı yerlerde kitabı elinizden bırakmak imkansız hale geliyor. Karakterlere daha bağlanacağınız çarpıcı detaylar mevcut. Yaptığı fedakarlıklar ile en çok da Lisbeth Salander’e bambaşka bir gözle bakıp aşık olacağınızdan eminim. Kitabın üslubu son derece akıcı ve hoştu. İlk kitapları okuyanlar bilirler ki kalın durması hiç önemli değil sayfalar einizden kayıp gidecek. Yazar kitabın adını seçerken de özenli davranmış ve kitabın içeriğindeki olay ve kişilerle paralel bir isim seçmiş ki bunu kitabı okuyunca daha iyi anlayacaksınız. Kitapta üstelik ilk 3 kitapta azla derine inilmeyen sadece Lisbeth’in klinikteki günleri ile ağırlıklı olan geçmişinden sıyrılıp geçmişinin bazı detaylarına daha fazla yer verilerek akıldaki birçok soru işareti giderilecek. Kitabın aynı zamanda öğretici ve kültürel yönü de öne çıkıyor. Psikologllar tarafından bilinebilecek nitelikte bazı ilginç kavram ve özellikler keşfettim kitapta ve ilgimi çekti. Yeni bilgiler edinmiş oldum. Kitabın olumsuz yanlarından birisi bazı yerlerde bilimsel ve karmaşık diyalogların olabilmesi ve bazı yerlerde çok göze batmasa bile illk 3 kitaba kıyasla biraz geri planda kalan noktalardı. O kitaplar kadar derine nüfuz edemese bile yine de yazarın hakkını yemeden şunu söyleyebilirim ki gerçekten çok hoş bir aksiyon kitabı okuyormuş gibiydim. İlk üç kitabı okuyanlar yazarı değişti diye bu kitaptan umudu kesmesinler mutlaka bunuda okusunlar derim. Ben çıkar çıkmaz beşinci kitabı bile okumak istiyorum ve bunun için sabırsızım. Sizinde sabırsızlanacağınızdan eminim sevgili okurlar. Pişman olmayacaksınız. Bol kitaplı günler :)
Kitaptan genel olarak hoşlanmış olmakla birlikte;
646 sayfanın sonunda gerek Harriet olayının gerekse Wennerström meselesinin daha kompleks bir sonla neticelenmesini beklerdim. Yüzmilyarlarca kronluk sermayeye sahip bir "kapitalistin" bu kadar kolay lokma olması çok akılcı gelmiyor ki bu zat aynı zamanda mafyavari ilişkiler içerisinde de bulunuyorsa sonucun bu olması "olasılıksız" gibi.
Yapılan her türlü araştırmaya rağmen gerçekleştiği dönemde çözülemeyen Harriet olayın yıllar sonra Mikael'in resimlere bakarken kapıldığı "tuhaf duygu" sonucu çözülmesi de fazlaca anlamsız.
En kısa zamanda tekrar dönmek koşuluyla yarım bıraktım. Sanırım son kitap diye bitirmek istemedim

Yazarın biyografisi

Adı:
Stieg Larsson
Tam adı:
Karl Stig-Erland Larsson
Unvan:
Yazar
Doğum:
İsveç, 15 Ağustos 1954
Ölüm:
İsveç, 9 Kasım 2004
Milenyum üçlemesinin yazarı olan Karl Stig-Erland Larsson, 1954 yılında doğan, 2004 yılında hayatını kaybeden İsveçli gazeteci ve yazardır. Ejderha Dövmeli Kız (The Girl with the Dragon Tattoo), Ateşle Oynayan Kız (The Girl Who Played with Fire), Eşek Arısı Kovanına Çomak Sokan Kız (The Girl Who Kicked the Hornets' Nest) romanları, 40'tan fazla dile çevrilmiş ve milyonlarca satmıştır. Asıl ilginç olan, sonradan olağanüstü başarı kazanmalarına rağmen, Larsson öldüğünde romanlarının henüz basılmamış olmasıydı. Çünkü işten sonra sadece kendi keyfi için yazdığı kitapları hiçbir yayınevine göndermemişti. İlk romanı olan Ejderha Dövmeli Kız, ölümünden 1 yıl sonra, 2005 yılında İsveç'te basıldı. Kitabın orijinal ismi Man Som Hatar Kvinnor yani, Kadınlardan Nefret Eden Adam'dı. Fakat İngilizce'ye The Girl With The Dragon Tattoo (Ejderha Dövmeli Kız) ismiyle çevrildi. Larsson, Milenyum'u 10 kitaplık bir roman serisi olarak planlamıştı. Hatta dördüncü romanın ilk 4 bölümünü de yazmıştı. Ölümünden sonra, dizüstü bilgisayarında beşinci ve altıncı kitaba dair notlar da bulundu.

Yazar istatistikleri

  • 287 okur beğendi.
  • 6.313 okur okudu.
  • 50 okur okuyor.
  • 1.868 okur okuyacak.
  • 93 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları