İyi ve kötü arasındaki ayrım, kötünün yüzeysel, baskın ve kuramsal bilgisi ve iyiliğin bu dünyada ne takdir edilesi ne de para eder birşey olmadığının, aptallıktan farksız olduğunun ayırdında olan kibirli zekayla zayıflatılmıştır.
Sextus'tan şefkatli olmayı ve bir evin aile reisi tarafından yönetilme örneğini; doğaya uygun yaşama fikrini, yapmacıksız asaleti, arkadaşlara sezgiyle yaklaşmayı, sıradan ve boş düşünceleri olan insanlara sabretmeyi, herkesle daha uyumlu olmayı, böyle bir muhabbetin dalkavukluktan daha yüce olduğunu, bu kişilerin şahsıma çok büyük saygı duyarak benimle zaman geçireceğini; bir şeyi doğrudan aktarabilmeyi ve yöntemde mahir olmayı ve bu yüzden de kaçınılmaz olan ilkeleri yaşama göre düzenlemeyi; öfkenin ya da başka bir duygunun herhangi bir şekilde açığa çıkmasına izin vermemeyi, buna karşın tutkudan azade özgürlüğü en büyük insani hassasiyetle bağdaştırmayı; abartmadan övmeyi ve böbürlenmeksizin sağlam bir eğitimden geçmeyi öğrendim.
Gördün mü ya, tam dediğim gibi işte. Görev, buyruk, söz dinleme, bir anlam taşımıyor senin için hiçbirini tanımıyorsun. Şimdiki durumunda yaptığın, söylediğin, düşündüğün hiçbir şeyden hiçbir biçimde sorumlu değilsin. Bir yanlış işlemen söz konusu değildir, çünkü doğru yanlış konusundaki bilgin öteki hayvanlarınkini geçmez. Sen de onlar da ancak doğru yolda davranabilirsiniz, HER DAVRANIŞINIZ DOĞRU, HER DAVRANIŞINIZ SUÇSUZDUR. Tanrısal bir durumdur bu,gerek yerde gerek gökte erişilebilecek en yüce, en katıksız durumdur.
"Korkaklar ve pek az cesareti olanlar bile birinin gözdesi olunca arsızlaşıp küstahlaşıyor,hatta kendilerinden daha değerli kişilere saldıracak kadar ileri gidebiliyorlar"
Aslında ne kadar da günümüzü anlatıyor...
"Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana"