Annem, Kovboylar ve Sarhoş Atlar Üzerine Bazı Mülahazalar
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2023 19:58
Annem, Kovboylar ve Sarhoş Atlar, Polat Özlüoğlu, İthaki Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2022, 147 s. Yazım Yanlışları: Anlatım Bozuklukları ve Yazım Yanlışları 1. “… bir de kafası bozulunca yerinden sıkılıp koridorda dolanan nuhu nebiden kalma buzdolabımız vardı.” s. 48 (Nuh nebiden kalma) 2. “… sana sayılmıyordu hiç bir şey.” s. 64. (hiçbir şey) 3. “Annemin gözünden yaşlar bozuk musluktan sızan damlalar gibi boşalırdı.” s. 65. (gözünden (veya gözlerinden) yaş (veya yaşlar) boşanmak, sozluk.gov.tr, 20.01.2023.) 4. “Bir saat bilemedin yarım saatte ateş almaya gelmiş kovboylar gibi kaçıp giderlermiş.” s. 66. (bir saat hadi bilemedin bir buçuk saat) 5. “… vurdu mu duvardan duvara yapıştıran cinstendi…” s. 66. (vurdu mu duvara yapıştırmak) 6. “Halamlar öyle el elde, baş başta kalmışlar şam şeytanı gibi.” s. 66. (şam şeytanı: her taşın altından çıkan, hinlikler peşinde koşan sevimli yaratık. Kaknem halaların “sevimli yaratık olması” bir yana, “her şeylerini tüketmiş bir halde şam şeytanı gibi kalmaları” merama uygun değil.) 7. “Hepsinin birkaç tane çocuğu varmış, biz hiçbirini görmemiştik allasen.” S. 66. (“Allah’ını seversen” sözünün halk ağzında ve günlük konuşmadaki bir şekli. Acaba cümlede “Allah var ya, Allah için” ya da “Allahtan (çok şükür, iyi ki, en azından)” mı kastedildi?) 8. “Sıtıratsız suratına…” s. 69. (“sıfatsız” mı kastediliyor?) 9. “pürmelal öfkene” s. 69. (pürmelal: “hüzünlü, üzüntülü, sıkıntılı”, “hüzünlü öfke, sıkıntılı öfke”?) 10. “… senin suya sabuna dokunmayan zorbalığınmış.” (suya sabuna dokunmamak: “davranışlarını kimseyi incitmeyecek biçimde ayarlamak” Eşini feci biçimde döven bir adam için “suya sabuna dokunmayan zorbalığın” denebilir mi?) 11. “… fişten çekilmiş oyuncak bebekler gibi” s. 74. Hikâyenin yaşandığı zamanda “fişe takılan
Annem, Kovboylar ve Sarhoş AtlarPolat Özlüoğlu · İthaki Yayınları · 2022404 okunma
Kalbimiz mezar yeridir....!!!
10/10
·
Beğendi
"Baba; Bildiğin gibi burada yaşamımız yeknesak devam ediyor. Mamak cephesinde yeni bir şey yok. Ben kitap okumaya devam ediyorum. Şu anda elimde yalnız edebiyata ait kitaplar olduğundan onlarla yetiniyorum. Fyodor Dostoyevski ’nin kitaplarını bitirdim. Şimdi Honore de Balzac ’tan okumaya başlayacağım. Çoğunu daha evvel okumuştum, ama yine rahatça, canım sıkılmadan okuyorum. Hele Dostoyevski! Yaşadığı toplumun kesitini vermiş romanlarında… Lev Tolstoy ’un mujikleri (köylüleri) varsa onun da bir türlü iki yakaları bir araya gelmeyen şehirli küçük burjuvaları var. Onları o kadar canlı anlatmış ki insan görür gibi oluyor. Sana İngiliz, Alman, İtalyan, İspanyol edebiyatı desem aklına her birinden bir isim gelecek. Örneğin William Shakespeare , Johann Wolfgang Von Goethe , Dante Alighieri , Miguel de Cervantes … Ama Fransız ve Rus edebiyatı olunca durum değişir. Bir sürü isim gelir aklına… Her biri birbirinden büyük… Aynı durum İran edebiyatı için de geçerli: Ömer Hayyam , yahut Şeyh Sadi Şirazi … Hangisini ele alırsan al, her biri de büyük sanatçı… Hele Ö. Hayyam’ı yaşadığı çağda ele alırsan ve o dönemdeki Avrupa’ya kıyaslarsan ayrı bir durum ortaya çıkıyor. Hayyam’a gösterilen toleransın aksine Avrupa’daki engizisyon işkenceleri o kadar şaşırtıcı ki… Onun yazdıklarının yüzde birini söyleseydi o çağda bir Avrupalı, sonu ölüm olurdu; hem de işkenceyle… Bunları neden söylüyorum? Batı taklitçisi sözde aydınların aksine Asyalı olmaktan onur duyduğum için… Neyse şimdilik hoşça kal." ●Hüseyin İnan , 1949’da Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Bozhöyük köyünde doğdu. İlk ve orta okulu Sarız’da, liseyi Kayseri’de okudu. 1966’da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü’ne kayıt oldu.... ●Yusuf Aslan , 1947’de Yozgat’ın bir köyünde doğdu. Ortaöğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı. 1966’da ODTÜ’ye girdi... ● Deniz Gezmiş ,
Darağacında Üç FidanNihat Behram · Gendaş Yayınları · 013,2bin okunma
Reklam
Okuduğum incelemeler beni tatmin etmediği için yazdım.
Puan vermedi·559 syf.··
Beğendi
·
2022 85. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2022 04:13
Kitabın en az %90’ı Sabahattin Ali’nin yazdığı mektuplardan değil, Sabahattin Ali’ye yazılan mektuplardan oluşuyor. Tabii bu durumda, “…mektuplaşmalarını okuyoruz,” demek yanlış olur. Kitap, 1922-1948 yılları arasında ki -Nazım Hikmet Ran , Esat Adil Müstecaplıoğlu, Mehmet Ali Aybar, Mehmet Ali Cimcoz, Aziz Nesin , Melahat Togar (Melahat Kemal), Ayşe Sıtkı İlhan, Hüseyin Nihâl Atsız , Cemal Kutay, Samim Kocagöz, Pertev N. Boratav ; Sabahattin Ali’nin ailesi, arkadaşları ve öğrencileri- Sabahattin Ali’ye yazılan mektupların derlemesidir. Kitapta Sabahattin Ali’nin yazdığı sadece 52 mektup mevcut. -Ki bunlardan 37 tanesi eşi Aliye’ye yazdığı mektuplardır. Kitabı okurken kurgusal bir şey beklememek gerekir; çünkü o zamanlar iletişim kurmak için yazılmıştır. “Bir yazarı, ancak o yazarın kendi sözcükleriyle okumak gerek. O sözcükler her şeyi içeriyor.” der bir kitabında #y:695. Biz ne kadar Sabahattin Ali’nin mektuplarını okuyamasak da, ona gelen mektupları okuyabiliyoruz. O yüzden yazara yazılan mektupları ya da yazarın yazmış olduğu mektupları ve günlükleri yazarı daha iyi tanımak için okumamız gerekir. Tabii yazarın bütün eserlerini okuduktan sonra okumanızı öneririm. Mektuplarda, arkadaşları sık sık Sabahattin Ali’nin öykülerinden, romanlarından ve şiirlerinden bahseder. Sabahattin Ali’nin yazdığı mektuplar da olsaydı eğer, karşılıklı oturup sohbet ediyorlarmış gibi hissettirecek olan içten mektuplardır bunlar. Melahat Kemal, bir mektubunda Sabahattin Ali’ye kızdığından dolayı sevimli hakaretlerle başlayıp hikâyesini överek bitirdiği mektup gibi içten. Pertev Naili Boratav’ın mektuplarında Sabahattin Ali’ye “Sabahçığım” diye hitap etmesi kadar içten. Nâzım Hikmet’in, “Senin roman Ulus’ta mı çıkacak? Eğer ulus gazetesinde çıkacaksa rica ederim bana muntazaman, tefrika halinde yolla. Dehşetli merak ediyorum.
Edebiyat
Hep Genç KalacağımSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20081,414 okunma
Medeniyet Tasavvuru
10/10
·224 syf.·
2022 11. kitabı
Es-Selam! Yaklaşık 3 sene önce ( uzun zamandır hatta lise yıllarımdan takip ettiğim Yusuf KAPLAN öncülüğünde ) Medeniyet Tasavvuru Okulu gönderisini görünce deruni bir heyecan yaşadım. İnşallah seçilirim ümidiyle başvurdum ve olumlu cevabın gelmesiyle beraber Medeniyet Tasavvuru Yolculuğuna başlamış olduk. İlim / İrfan / Hikmet ne ala Mektep ifadesinin en güzel hali MTO… Hani derler ya bizim mahallenin insanlarını, muallimleri, talebeleri bulmak hayal oldu derken işte o düşlerin gerçekleşeceği hatta gerçekleştiği bir Ashab-ı Suffe, Daru'l Erkam günümüz dünyasında… Kardeşlikten öte dostluk, muhabbet ehli canlar ve birbirinden kaliteli nitelikli değerli hocalar… Okulumdan daha doğrusu derslerden sonra eve gittiğimde heyecan ile beklediğim dersler… Ve tabi ki Yusuf KAPLAN!.. Kim ne dersin işin ehli ve hakkını fazlası ile veriyor ve der ki her daim: -Bu okul için ben ailemi ömrümü feda ettim yeter ki yeniden Fatihler, Kanuniler, Akşemseddinler, Farabiler, Mimar Sinanlar, Itriler, Necip Fazıl Kısakürekler, Sezai Karakoçlar, Mehmet Akifler zuhur etsin… İşte samimiyet ki olması gereken de bu değil midir asl olan da bu değil midir? Dinin özüne baktığımızda samimiyette gayrı ne vardır doğrulukla beraber… Dersler muhteşem! Kim ne dersin Yusuf KAPLAN devrin üstadı, düşünürü… Doğu Felsefesi ile Batı Felsefesi babında muhakeme gücü feraseti muazzam! Ve bu kadar yoğunluğun içerisinde okunası tavsiye edilesi bir kitap ortaya koydu: MEDENİYET TASAVVURU ( Fütühat-ı Medeniyye’ye Giriş ) Adeta derslerinin bir özeti diyebilirim. Okurken düşünce temrini yaşadım yaşıyorum. Hatta bir hatırattan bahsetmek istiyorum konu bağlamında… Kitaptan aldığım bir alıntıyı bildiğim halde yanlış bir şekilde paylaşmışım ve gece saat 01.52 de bir mesaj… Yusuf KAPLAN hocamızdan… -Kardeş, alıntını yanlış
Düşünce
Medeniyet TasavvuruYusuf Kaplan · Nesil Yayınları · 2024373 okunma
8/10
·206 syf.··
2021 38. kitabı
Anayasalı devlet ile anayasal devletin farklı siyasi sistemleri ifade ettiğinden hareketle anayasal devletin insan onuru ve iktidarın sınırlanmasını gerçekleştirmesi gerektiği ve bu bağlamda anayasal devletlerde iktidarı sınırlama araçlarının ele alındığı bir eserdir. Eserde iktidarın sınırlandırılmasının kaynağı Hristiyan kültürü olduğu iddia edilmiştir. Hristiyanlıkta dünyevi iktidar ve ilahi iktidar ayrımı olmakla birlikte iktidarın sınırlandırılmasına Hristiyanlığın nasıl kaynaklık ettiği net bir şekilde ortaya konulamamıştır. Sened-i İttifak ile ilgili ileri sürülen belgenin merkezi otoritenin gücünü kaybettiğinin vesikası olduğuna ilişkin görüşe benzer şekilde Magna Carta ile ilgili iddianın ileri sürülmesi dikkat çekicidir: “Gerçekte tarihsel olarak Magna Carta feodal halkların ve ayrıcalıkların kabul edildiği bir belgeden başka bir şey değildir.” (s. 52) Direnme hakkı konusunda ABD başkanlarından Thomas Jefferson’un Albay William Stephens Smith’e yazdığı mektuptaki ifadeler iktidarın kontrolü bağlamında dikkat çekici ve anlamlıdır. Mektubun aslına (founders.archives.gov/documents/Jeffe...) ulaşılabilmektedir. “Tanrı korusun az kalsın yirmi yıldan fazla bir süre herhangi bir isyan olmadan yaşamış olacaktık. … Halk direnme ruhunu koruduğunu zaman zaman yöneticilere hissettirmezse, o ülkede nasıl özgürlükler korunabilir. … Özgürlük ağacı zaman zaman yurtseverlerin ve diktatörlerin kanıyla sulanmalıdır.” (s. 65) Eserin tercümesi son derece akıcı ve anlaşılırdır.
Sınırlı DevletCarl. J. Friedrich · Gündoğan Yayınları · 200021 okunma
Puan vermedi·398 syf.··
2021 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2021 17:54
Dorn, Dorn, Dorn.. Yeni bir yazar keşfetmenin mutluluğunu yaşıyorum. Ama nasıl denk geldim de kitap siparişi verdim düşünüyorum düşünüyorum bulamıyorum. Neyse önemli olan keşfetmek neticede. Psikolojik gerilim türünün usta bir temsilcisi olan Wulf Dorn ile Şizofren kitabı ile tanıştım. Bütün seriyi aldım. Hangisinden başlasam diye kitap seçimi yapmaya çalışırken bir arkadaşım " etrafta çok şizofren var bak bakalım kitapta adı geçen şizofren ile aynı mı karakter özellikleri " dedi. Ufak bir kahkaha krizinden sonra aldım ve başladım. Yalnız kitaba başlama saati 01.52 çok manidar değil mi ? :)) Psikiyatr Jan' ın hayatının bir kesitinin ele alındığı kitap beni daha ilk sayfalarında içine çekti. Son bir iki aydır psikolojiye ilgimin başlamasından ötürü sanırım. Hukuk yerine psikoloji ile mi devam etmeliyim dersiniz :) Böyle de sadık kalıyorum hayallerime :) Kitabı elime aldığımda kapağına hayran hayran bakmıştım. Karda yürüyen bir adam vardı. Eee şimdi bunun nesine hayran hayran baktın ki demeniz ne kadar olası :)) Yurdun dört bir yanından kar storyleri, memleketim kar altında kalmış Çankırı' da tık yok. Sabah uyanıyorum koşa koşa pecereye çocuk gibi ama yok yok yok. Kitabı gece elime aldım. Hayran hayran bakarken telefonum çaldı. Samet. Çabuk pencereye çık. Ne oldu acaba içimi bir korku aldı. Bu arada saat 2.00 olmuş. Çıktım bir baktım kar. O an ki mutluluğumu anlatamam. Ama şimdi bu saatte tek nasıl çıkarım ki ben. Neyse uzaktan olan şeylere alıştık nasılsa. Hemen koştur koştur kahve yaptım perdeleri çektim en sevdiğim şarkıyı açtım. İzledim, izledim. Hayal kurdum, ağladım, güldüm, kendimle konuştum. İnsanlar hep sokaktaydı o gece. En son baktığımda saat 4 civarı falandı. Ve ben uzaktan izlemek zorunda kaldım. Ama içim huzur dolu uyudum. Ertesi gün erimiş bitmişti bile.
ŞizofrenWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20166,9bin okunma
Reklam