Diyorsanız ben ağlaya ağlaya kitap okumak istiyorum o zaman hemen alıp okuyun.Ajitasyon yok sizi derinden sarsacak.Yaninizda mendille okuyun. Bu nasıl bir hayattır.
Kitapta aşk,sevgi,nefret kıskançlık öfke gibi birçok duyguya derinden yer verilmiş.
2 farklı kadının aynı kişiye farklı duyguları; biri derinden aşk ve biri derinden sevgi…
Kitapta Mahpeyker’in şuursuzca aşkı nefrete ve intikama dönüşürken
Dilaşub’un gayet saf,temiz ve aklı başında olan şiddetli sevgisi ısıtıcı ve kurtarıcı oluyor. Ama bu iki duygunun da üstüne geçen Ali beyin öfkesi ve gururu hem annesinin, hem de kendine doğru yol, hayat arkadaşı olarak seçtiği Dilaşub’un hayatını mahvetmeye yetiyor.
Ama ne yazık ki son pişmanlık fayda etmiyor…
Yıllar önce okuduğum kitabı tekrar okumama sebep olan şey, içerisinde otobiyografik unsurlar da taşıdığını öğrenmem oldu.
Sabahattin Ali'nin hayatına dair malumata sahip olanların bağlantıları kolaylıkla kuracağını düşünerek devam etmek istiyorum.
Peyami Safa'nın küçükken geçirdiği hastalıktan ötürü vücudunun bir uzvunu kullanmaktan mahrum kaldığını çoğunuz biliyordur. Otobiyografik romanı olan "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu"nda da kendisini anlatmıştır. Peki bunları neden anlatıyorum?
İçimizdeki Şeytan'da adı geçen İsmet Şerif Peyami Safa'nın ta kendisi de ondan. Nereden mi çıkarıyorum? İsmet Şerif karakterinin boynunda bir yara var ve yazdığı "Yara" isimli kitapta kendinden bahsetmiş. Ne tesadüf!
Yine, Emin Kâmil karakterinin Necip Fazıl Kısakürek'ten başkası olmadığını görüyoruz. Sabahattin Ali, karakterin mistisizmle ilgilendiğini okura sunması ve bir dizesini NFK'nin şiirinden alıp birkaç yerini değiştirerek eleştirmesi ile kafamızdaki "acaba"yı da ortadan kaldırmış.
Ömer...
Kendi iradesinin dışında bir güç tarafından yönlendirildiğini söyleyen bu adam da Sabahattin Ali oluyor.
Hüseyin Nihal ATSIZ'ın kim olduğuna gelirsek...
Kimileri Nihat'ın kimileri de Ömer'in içindeki şeytanın Hüseyin Nihal ATSIZ olduğunu söylüyor. Nihal ATSIZ da Nihat karakterinin kendi olduğu iddiasında bulunmuştur. Bana göre de Nihat. Ömer ile olan dostluğu ve bu dostluğun olumsuz neticelenmesi beni bu kanıya götürüyor. Sabahattin Ali ve Hüseyin Nihal ATSIZ'ın bir zamanlar aynı safta olup da sonradan yollarının ayrılması bunu destekler nitelikte. Evet, Sabahattin Ali bir zamanlar ülkücüymüş. Almanya'ya gidip geldikten sonra fikirleri büsbütün değişmiş.
Aziz Nesin ile çıkardığı dergiler malumunuz...
Ali, bu dergilerde yazdıkları yazılar yüzünden birçok kez tutuklanmıştır. Dergi
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,2bin okunma