Uşaklar için yapılmış ve her biri taş çatlasa on arşınlık taş odalar.. Odalardan birinde Polikuşka ya da tam adıyla Polikey İlyiç ve ailesi: Akıllı, becerikli ama talihsiz karısı Akulina ile çocukları Anyutka, Nikita, Maşka, Mişka ve bebek Smoyka. Bir de tavuklar ve bir dana. Kuzeyin ayazına karşı büyüklerin çalışarak, küçüklerin koşarak ısındığı küçük, yoksul, nasırlı hayatlar.
Tolstoy bu uzun öyküsünde Polikuşka’nın kadersizliğini anlatırken, çok ustaca Rusya’daki sosyal katmanları da (yukarıdan aşağı: “Hanımefendi”, kahya Yegor, hizmetçi Dunyaşa, köylü Dutlov ve diğerleri), olanca gerçekliğiyle ve alabildiğince çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Bunu da çok basit kurguyla ve çok yalın bir dille anlatarak yapıyor. Ustalık da burada zaten.
Hikayeye adını veren Polikuşka dışında gizli ya da değil çok kahramanımız var aslında. Kenarda gibi dursa da felaketi ana kahramanınkinden belki daha da ağır olan Polikuşka’nın karısı Akulina öyle mesela. Hikayeyi okuduktan çok sonra düşündüğünüzde, Polikuşka’dan da çok ona hüzünlendiğinizi farkedebilirsiniz hatta.
Belki de sadece bir kere geçtiği için olsa gerek, ismi daha öykü okurken unutulsa da, kadersizliğinin şiddeti masum melekliğinde saklı bebek Smoyka da öyle.
Ama üç yüz rubleciğe kıyamadığı için, taze evli yeğeninin askere gitmesine (ölüme gitmekle eş) “bağrına taş basarak” göz yuman Dutlov’a pek ısınamıyor mesela insan. Fakat bu Dutlov’un çok gerçek bir karakter olmasına engel değil elbette. Hatta onu gerçek yapan da bu zaafı. Çünkü o içimizden biri. Şimdi şu an sokaklarda, caddelerde, evlerde, köylerde ve şehirlerde, okumuşu, okuyamamışı, güzeli ve az güzel olanı, eli nasırlı ya da teni elli faktör korumalı milyonlarca Dutlov var. Yine de Dutlov öyle kötü biri değil elbette. Günün sonunda yeğenini ve gelinini mutlu