• "Kızım niye yürümüyorsun?"
    "Ben uğradım galiba?"
    "Ne var?"
    "Ayağımı okşuyorlar.."
    ... Eyle kerem Destur Mükerrem kafiyesiyle mumu ayaklarıma doğru tuttu.
    "Aa...Kediymiş. Korkma kızım." dedi.
    Hüseyin Rahmi Gürpınar
    Sayfa 35 - İnkılâp Kitabevi
  • "Gitar falan diyorsunuz ama müşteri bunu anlamaz,rahatsız olur,o nedenle kesilecek o tırnaklar."
    "Aa olur mu,ben biraz daha uzatıp senin o pörtlek gözlerini çıkaracağım," demedim, "Tabii efendim,kısaltırım," dedim.
    Selahattin Demirtaş
    Sayfa 76 - İletişim Yayınları
  • Sizin gösteriş dünyanıza neden ihtiyaç duyayım ki..
    Yeni bir pantolona, yeni çıkmış ürünlerinize,
    Her mevsim yenilenen kıyafet sevdanıza,
    Yediğiniz daha doğrusu hiç yiyemediğiniz, benim hergün yediğim yiyecekleri başkasıyla değilde insanların nefisleri ile paylaşmanıza..
    Bir diziye 3-4 saat harcayıp' BEN TV İZLEMEM ZATEN SADECE BİR DİZİ TEK TAKİP EDİYORUM 'larınıza..
    Et yemem Hayvanlar katlediliyor deyip suyu insafsızca harcamanıza...
    Doğmayan bebeğe yapılan baby shower' larınıza..
    Benim çocuğum hiperaktif durmuyor deyip salak bir nesil yetiştirmenize...
    Evet en iyisi sensin, sen mükemmelsin, en güzel yemek senin, en güzel kıyafetler senin, en güzel yerleri gezdin, aa siz çifte kumrular ne kadar da mutlusunuz en iyi aşk sizin,
    Sahi bu kadar mutluysanız neden anı yaşamayıp da bizi mutlu olduğunuza inandırmak çabası içindesiniz..!
  • Allah'ım ben bunu hak edecek ne yap...aa tamam tamam hatırladım ooo tamam...
  • eda: sen ne istediğini bilmiyosun.
    harun: ben seni istiyorum.
    eda: aa bağırma!
    harun: ya ben seni istiyorum, nolur.
    eda: alkollüsün sen
    harun: ne alkollü ya ne alkollü? ben alkollüyken de istiyorum, çay içerken de istiyorum, kahve içerken de istiyorum, meyveli soda içerken de istiyorum. ben seni istiyorum. *
  • 264 syf.
    ·3 günde
    Feyza Altun yazar olarak değil mahkemeye çocuğuyla birlikte gitmişti haberini gördüm. Mutlu oldum bir kadın olarak yapabileceklerimizin daha fazlası olabilir dedim o zaman kendime çünkü ondan çok etkilendim.

    Kadının Fenni kitabını da tesadüfen okudum. İyiki de okudum çünkü kitap baştan sona kadınların hayatta karşılaştıkları sorunları ve verdikleri mücadeleyi anlatıyor her satırında aa evet böyle oluyor. Sürekli böyle yapıyorlar. Sadece bana karşı değil bütün kadınlar bunları yaşıyor ve bu büyük bir sorun demek ki, hepimiz ayrı ayrı sadece kadın olduğumuz için hayatın her alanında zorlanarak bir şeyler yapamak için çaba sarf ediyoruz. Ve daha bir çok şey kısacası herkesin kendisini hemen hemen her satırda bulabileceği bir kitap.


    Not: yeni yazar olduğu için ben biraz ön yargılarla yaklaştım. Ama sonradan keşke daha önce okusaydım dedim okuduktan sonra..
  • 192 syf.
    ·1/10
    Bu arkadaş tv'ye çıktı geçen. Dedi; ''ben yazar değilim'', Allah Allah dedim, mütevazılık mı yapıyor, niye bu kadar kitap çıkarıyorsun o zaman, sonra da değilim diyorsun. Sonra aklıma geldi; aa ben bu şahsın kitabını merak edip aldım galiba. Dur bakayım hazır önüme de geldi. Sıcağı sıcağına ne yazmış, neden bu kitap çok satmış, diye okuyayım dedim.
    Aman Allahım! Okumaz olaydım.
    Edebiyata üç yıl küsesim geldi bu kitaptan sonra, nereden okudum, neden merak ettim?
    Çay temalı Elif, Elif diye tasavvuf kırıntılı klişe nağmelerle dolu kitap.

    ''Özgür olacak sevdiğin, her şey, dünya, para, heyecanlar kontrolünüzde olacak.'' (S.19)
    Şu cümleyi anlayan beri gelsin.

    ''Sabah namazını birlikte kılıp günübirlik Venedik'te sokaklarda kaybolmamaya çalışacaksınız mesela'' (S.19)
    Manyak mıyım ben? Neden sabah namazı vakti Venedik'teyim.
    ''Çok ayrıntıya girmeden, özetle seveceksin bazen...
    Sen de kalmayacaksın, o da kalmayacak...
    Hani demiştim ya gökyüzünün tavanına kadar seveceksin.'' (S.20)
    Buna hangi kız kanıyorsa acıdım şu an.

    Aralarda çay demleyip durmadan çay içiyoruz. Sponsoru çay kitabın galiba. Çay resimleri var. Hele bir sayfa var ki. Of of. Çay bardaklarını kıtır kıtır yiyen insanlar geldi aklıma.(Sinirden)
    Yazarımız o kadar mutaassıp ki bir kadında ''abdestli kirpik'' olmazsa olmazı. Nasıl bir tabirse bu artık, ilk defa duydum. (S.29)

    ''Gelsen işte,
    Terliklerinle gelsen,'' (S.36)
    Bak bu edebiyatın doruk noktası!

    ''Sensiz çay içemiyorum,
    Sensiz çay içemiyorum.'' (S.43)
    O kadar çay içersen, mide fesatı geçirdin tabii.

    ''Sen yanımda olmayınca böyle yazasım geliyor sürekli,
    sonra durasım...
    sonra tekrar yazasım.'' (S.44)
    Var ya, evdeki tüm kitapları şu an ısırıp parçalayasım geldi.

    ''Dünyanın en güzel şiirlerini yazarım ben'' (S.59)
    ''Benden uzak yanın bile dünyanın en güzel şiirlerini yazdırırken bana...'' (S.64)
    ''Ömrümün en güzel şiiri olur...
    Ben zaten şiir yaşıyorum!'' (S.69)
    ''Yazmak kesmez oldu artık,
    Şiir yaşıyorum ben'' (S.114)
    Çok da mütevazıyız yani. Yere bakan, yürek yakan cinsinden. Ayıpsın!

    ''Ve tüm bunlardan sonra, Allah'ın bile diyesi geliyor;
    O çocuk seni seviyor!'' (S.72)
    ''Eğer hakkını vermiyorsan, ben Allah'a inanıyorum deme lütfen.'' (S.171)
    ''Allah'ın halkla muhabbeti olmaz!'' (S.171)
    ''Kırasımız, koparasımız geliyor kaderimizi (S.124)
    ''Sen O'ydun biraz da benim için,
    Bir adım daha atsan sana inanacağım.'' (S.124)
    Tövbe de yavrum tövbe de. Bunlar şirk olmuyor mu?

    ''Bir eline çay alırsın,
    kulağın yağmur sesine rezerve. (S.110)
    (Burada herkes Quentin Tarantino'nun Rezervuar Köpekleri'ni izlemeli, yoksa bu kitabı asla anlayamazsınız, asla!)

    Koskoca sayfada ''İstanbul bana, ben sana sırılsıklam'' (S.73)
    ''Demli yanım, senli yanım olsa'' (S.80)
    ''Seni çok özledim,
    çok,
    gerçekten çok özledim,
    'gerçekten' çok özledim.'' (S.83)
    ''Ötesi yok işte bu yürek sana demli'' (S.123)
    Of ki of. Damardan şırdan.

    ''Salya sümük gözyaşım olmuştun'' (S.58)
    ''Namazlar gibi vakti olsa seni özlemenin?'' (S.97)
    ''Tüm uzuvlarımın en temiz yanlarıyla seni istesem Rabbimden'' (S.98)
    ''Yine erkeklik yapıp İkea'daki bütün örnek evleri alacağım sana.'' (S.109)
    Dindar kız tavlama taktikleri.

    ''Şimdi olmasa ahirete be sevdiğim'' (S.64)
    O ''be'' var ya, beni benden aldı. Solucan deliğinden geçtim şu an.

    ''Hep sırıttım ben...
    Nerde olursa olsun bu beden,
    içinde hep sırıttı.'' (S.136)
    Biz de biz de, amiyane tabirle ''aynen öyle'' hep sırıtarak okuduk kitabı.

    ''Şiirimin çırpınışı bana kendimi hatırlatıyordu.
    Bu sefer gerçekten iyice batmıştım.'' (S.142)
    S.çtın, kitabı birde, bir, iki, üç diye çıkarıp sıvamasaydın keşke.

    Kitabı, ''Eliffff!!'' diye çığlık atarak bitirmeniz salık verilir.

    Şaka bir tarafa, kitabın en üzücü tarafı; mütedeyyin insanlarla adeta dalga geçer gibi ''İki Allah derim'' parsayı toplarım kabilinden yazılmış olması.

    Kitapta beğendiğim hiç bir şey yok mu peki? Var.
    Bu kitabın hamuruna gül suyu atılmış ki, (Gül kokulu özel baskı, birinci yılında 500.000 baskı) içerikle tavlayamadığımız mümine kızları kokuyla tavlarım düşüncesi çok hoş. Başka kitaplar da bu yöntemi lütfen örnek alsın; lavanta, gül, karanfil, bilumum kokuları atsın selüloz hamuru teknelerine.
    Ama şunu bilin ki, siz matbaada teknedeyken, biz gondolda Venedik'teyiz; sabah namazı vakti.:)