• İnsanların çoğu hiç üzerinde düşünmeksizin kimseye ait olmayan, sahte hayatlar yaşıyor. Oscar Wilde, "İnsanların çoğu aslında başka insanlardır," demiş ve haklıymış. Kimi hayatını arzu bile etmediği bir şeylerin peşinde harcar;kimi ömür boyu istediği, ama hiçbir işine yaramayacak bir şeyleri arar durur; kimileri de kendini kaybeder.
    Fernando Pessoa
    Sayfa 615 - Can yayınları, mini kitap
  • Freud, teorisini sadece nevrotik davranış gösteren bireylere değil, ortak kültürel inanclara da uyguladı. Özellikle, insanların neden dine kaydıklarının psikanalitik açıklaması sundu. Tanrı'ya inanıyor olabilirsiniz. Belki de hayatınızda Tanrı'nın varlığını hissediyorsunuz. Ancak Freud'un, Tanrı'ya olan inancınızın nereden geldiğine dair bir açıklaması vardır. Tanrı var olduğu için ona inandığınızı düşünüyor olabilirsiniz, ama Freud çok kücük bir cocukken hissettiğiniz korunma ihtiyacını hâlâ hissediyor olduğunuz için Tanrı'ya inandığınizi düşünüyordu. Freud'a göre bütün uygarliklar, bir yerlerde, karşılık bulmamış korunma ihtiyaçlarınıza cevap olacak güçlü bir baba figürünün bulunduğu yanılsaması üzerine kurulmuştu. Bu bir hüsnükuruntuydu: Tanrı'nın var olması gerektiğine dair kalbinizde büyük bir arzu taşıdığınız için, onun gerçekten de var olduğuna inanırsınız. Bunların hepsi, çocukluğunuzun erken döneminde ortaya çıkan, bilinçdışı korunma ve bakılma arzusundan ileri gelir. Hislerinin nereden geldiğini çoğu zaman fark etmeseler ve dinlerinin, Tanrı'nın var olmasından ziyade tamamen derinde hissedilen tatmin edilmemiş psikolojik bir ihtiyaçtan kaynaklandığını etkin olarak bastırsalar da, Tanrı fikri, çocukluğundan kalma bu hisleri hâlâ taşıyan yetişkinler için rahatlatıcıdır.
    Nigel Warburton
    Sayfa 266 - Alfa yayınları
  • Belki de sevdiğiniz insanları dusunmektesiniz. Ama daha derine inin,sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını goreceksiniz: Siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz! Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edileni değil.
  • belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz. ama daha derinlere inin, sonunda sevdiğiniz Onlar olmadığını göreceksiniz: siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz! siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil.
  • Biz hepimiz, ölmemek arzusu içindeyiz. Tıpkı hayatın karmaşıklığı gibi, sınırsız ve değişken bir arzu bu. Ama temelinde, var olmaya devam etmek, gitgide daha fazla var olmak, gelişmek ve süregelmek var. Sahip olduğumuz tüm güç, enerji ve zihin aydınlığı, hangi şekilde olursa olsun, içimizdeki ateşin kuvvetlenmesine yariyor. Yeni izlenimler, yeni duygular, yeni düşüncelerle kuvvetleniyoruz. Sahip olmadığımızı almak ve onu kendimize katmak için, var gücümüzle çalışıyoruz. İnsanlık, ölüm korkusu üzerine kurulmuş bir
    yenilenme arzusu...
  • Anlamayacaklara anlatma sakın bilebileceğin en güzel şeyleri.

    Kalp ne ile doluysa, dudaklardan o dökülür gider.

    Sevgiye ve tutkuya açık bir kalp kadar dünyada değerli bir şey yoktur.

    Malını kaybeden, bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.

    Uşağım bile olsa, yanlışlarımı düzelten efendim olur.

    Sevincin bir acı yanı, acının da bir sevinçli yanı olmalıdır.

    Yapabilirsiniz. Çünkü yapmalısınız!

    En iyi devlet nedir? Bize kendimizi yönetmemizi öğretendir.

    Tüm erdemlerin temel özelliği, yükselme yolunda sürekli bir çaba, bizzat kendinle cenkleşme, daha büyük ve derin bir saflığa, bilgeliğe, iyilik ve sevgiye yönelik doymak bilmez bir istek.

    Aşkım için herşeyden vazgeçerim, fakat özgürlüğüm için aşkımdan da vazgeçerim.

    Düşünmek kolaydır, yapmak zordur. Dünyada en güç olan şey de düşünüleni yapmaktır.

    Yetenek, sükunet içinde ortaya çıkar. Karakter ise dünyanın fırtınaları içinde.

    Kaybedecek bir şeyi olmayan insandan korkulur.

    Yanlışlıklar denizine gömüldüğü halde, umutla bekleyebilen insan ne talihlidir.

    Her zaman güvensizlik göstermek, her zaman güvenmek kadar büyük bir yanlışlıktır.

    Çözümde görev almayanlar problemin bir parçası olurlar.

    İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı ancak baba olduğu zaman duyar.

    Samimi olmayı vaadedebilirim, tarafsız olmayı asla.

    Âdettir; babanın topladığını oğlu saçar.

    İyi bir karın mı olmasını istiyorsun? Öyleyse tam bir koca ol!

    Mezardakilerin pişman olduklari şeyler için, dünyadakiler birbirlerini yiyorlar!

    Biraz daha ışık.Son sözleri
    Orijinali:Mehr Licht!

    Dünya o kadar büyük ve zengin ki, yaşam da öylesine çeşitli ki insan her zaman bunlardan şiir çıkarma fırsatını bulabilir. Ama her şiirin bir durumdan doğması gerekir, yani şiirin maddesi gerçek olmalıdır. Hiçbir şey üzerine dayanmayan bir şiirin iyi olacağını sanmıyorum.

    Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır.

    3000 yıllık tarihinin hesabını yapamayan insan boş insandır.

    Açlık, en akıllı balıkları bile oltaya getirir.

    Gülün dikeni var diye üzüleceğine, dikenin gülü var diye sevin…

    İnsanlara oldukları gibi muamele edersek, onları daha kötü kılarız. Eğer onları olmaları gerektiği gibi ele alırsak, olabilecekleri kadar iyi yaparız.

    Akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır.
    Zamanınızı ve neşenizi çalarlar.

    Dünya güzeldir, ama bir şairin gözüyle daha da güzel olur.

    Tanrılar bir şarkı için biz o şarkıya dönüşünceye kadar, bizden ne çok bedel alırlar!

    İnsanın bilgisi arttıkça, huzursuzluğu da artar.

    Eğer Tanrı başka türlü olmamı isteseydi, beni başka türlü yaratırdı.

    Aşk imkansız olan birçok şeyi mümkün kılar.

    Kardeşlerimi tanrı yarattı ama dostlarımı ben buldum.

    Pusulanın sana doğru yol göstermesini mi istiyorsun , öyleyse onu yanındaki mıknatıslardan koru.

    En iyi yönetim kendi kendimizi yönetmeyi bize öğretebilecek yönetimdir.

    İnsan her gün ya güzel bir ses işitmeli, ya gönül açıcı bir kitap okumalı, yahut güzel bir şey dinlemelidir.

    Ana-baba iyi terbiye almışlarsa, çocuklar da terbiyeli olur.

    Bir tartışma sırasında, kızdığımız anda gerçek için uğraşmayı bırakır, kendimiz için uğraşmaya başlarız.

    İyilik, insanları birbirine bağlayan altın zincirdir.

    Bütün dikkatiniz kendinizdeyse mutluluğu garanti ettiniz demektir.

    İnsan kendini yalnızca insanda tanır.

    Niye ki bu bitmek bilmez yaratılış,
    Yok olacaksa bir gün her yaratılmış! (Faust)

    Bir insanı tanımak için neyi gülünç bulduğundan daha iyi bir gösterge olamaz.

    Geleceğe bakmayı severiz çünkü önümüzde şekilsizce uçuşmakta olan olaylara dilediğimiz gibi şekil vermek isteriz.

    Kalabalık bir toplantıda olup da, bunca insanı bir araya getiren şansın kendi dostlarımızı da bir araya getirmesi gerektiğini düşünmeden edemeyiz.

    Ne kadar yalıtılmış bir yaşam sürerseniz sürün, haberiniz bile olmadan ya borçlu ya da alacaklı olursunuz…

    Bize teşekkür borcu olan biriyle karşılaştığımızda hemen bunu düşünürüz.

    Teşekkür borçlu olduğumuz ve bunu hiç aklımıza getirmediğimiz kişilerle ise ne kadar sık karşılaşırız?

    Başkalarına kendimizden söz etmek gayet doğaldır; başkalarının kendileri hakkında söylediği şeyleri, onların kast ettiği biçimde anlamaksa bir kültür meselesidir.

    Duyduğumuz şeyleri başkalarına anlatırken onları tahrif etmemizin nedeni zaten başta tam anlayamamış oluşumuzdur.

    Uzun süre konuşup da dinleyicilerine yaltaklanmayan kişi, hoşnutsuzluk uyandırır.

    Söylenen her söz karşıtını kışkırtır.

    Çelişki ve dalkavukluk; ikisi de sohbetin değerini düşürür.

    En huzurlu toplumlar, üyeleri arasında karşılıklı güler yüz ve saygının eksik olmadığı toplumlardır.

    Ahlaka aykırı unsurlar, hislerimizi rahatsız etmeyecek şekilde dile getirildikleri zaman, bunları gülünç buluruz.

    Mantıklı insan sık sık gülünecek bir şey olmadığı halde güler. Onu kışkırtan her ne olursa olsun, verdiği tepki kendi iç huzurunu ifade eder.

    Sağduyulu bir insan hemen hemen her şeyi gülünç bulur; bilge insansa hemen hemen hiçbir şeyi.

    Yaşlı bir adam hala genç kadınlarla ilgilendiği için kınanınca şöyle demişti: ? Bir insanın kendini gençleştirmesinin tek yolu budur ve bunu yapmayı herkes ister.?

    Hatalarımızın yüzümüze vurulmasından , bunlardan ötürü cezalandırılmaktan rahatsız olmayız, sabırla bunların acısını çekeriz; ama kendimizi bu hatalardan arındırmamız gerektiğinde sabrımız ortadan kalkar.

    Bazı kusurlar bir insanın var oluşu için gereklidir. Eski dostlarımızın bazı tuhaf özellikleri ortadan kalkmış olsa bu hoşumuza gitmezdi.

    Eğer bir insan kendi karakterine aykırı davranırsa ?Fazla zamanı kalmadı? diye yorumlarız bunu.

    Hangi kusurlarımızı muhafaza edip, kendi içimizde dizginleyebiliriz? Diğerlerine zarar vermektense, onların hoşuna gidenleri.

    Tutkularımız; ya birer kusur ya da birer erdemin daha şiddetli halleridir.

    Tutkularımız gerçek anka kuşlarıdır. Eskisinin küllerinden bir yenisi doğar.

    Büyük tutkular umutsuz birer hastalıktır. Onları tedavi edebilecek olan şey, onları gerçekten tehlikeli hale de sokabilir.

    Tutkular itiraf edildiklerinde hem şiddetleri artar, hem de yatışırlar. Sevdiklerimize söylediklerimiz ve söylemediklerimiz arasında bulunacak bir orta yol, belki de başka hiçbir alanda bu kadar arzu edilir bir şey değildir.

    Sanatçılar ve zanaatkarlar, bir insanın, tamamen kendine mahsus olan şeyleri bile kendine mal edemediğinin en açık kanıtını sunarlar. Sanatçının çıkardığı işler, doğduğu yuvayı terk eden kuşlar gibi elinden kaçıp giderler.

    Ancak az şey bildiğimiz zaman bilgimizden emin olabiliriz.Kuşku,bilgi arttıkça artar.
  • Dünya demek eski vakitlerde yaşayan insanların lügatinde sadece dünya demek değildir. Dünya nefs demek, dünya hırs demek, arzu demek dünya, kibir demek, şehvet demek, kin, nefret demek... Yani dünyada yaşamak değil de dünyadan kurtulmak gerek onların zihninde. Oysa bizim için dünya sahip olunacak bir yer. Eski vaktin insanları yaşamayı mecburiyet bilmişler, bizse dünyayı zaruret zannediyorusiz. "Hayat denen sadece burasıdır" demiyoruz belki ama öyle yaşıyoruz.