• Sarı yayılmış hücrelere
    Korkunç uzanır günler
    Durdukça çorak gecelere
    Rüzgar ne katar varlığa
    Yabanıl dönüşlerle?

    Yüreğin burkulması,
    Göz dayanıksızlığı,
    Aşk azlığı...
  • "Zaman akıp gider ,
    Hayal ona döner
    Dönüp durdukça dünya
    Bu aşk kalacak burada."
  • Meydan okuyorum herkese!Kimsenin aşkı prensimle benimki kadar masum olamaz!Hem kimsenin sevdiği kişi,benim sevgi dolu bakışlım gibi yetenekli ve tatlı dilli olamaz.
    Meydan okumama ara veriyorum ve tanışma hikayemizi anlatıyorum izninizle,sizler de bana hak vereceksiniz..
    Bir gün her zamanki gibi okula gitmek için otobüse bindim.Yol uzundu ve otobüs kalabalıktı ,malûm İstanbul birazcık kalabalık :)En arkada bir koltuk boştu,oturmayı pek sevmem ama kitap okumam için oturmam gerekiyordu.Neyse ,ilerledim ve en arka koltuğa ,tatlı ve yaşlı bir amcanın yanına oturdum.Otobüs ilerliyordu ve duraklarda durdukça otobüsteki yolcular çoğalıyordu,anlayacağınız otobüs baya kalabalıklaşmaya başlamıştı.Dört durak felan geçti ,sıradaki durakta otobüse binen yolcuların arasından bir yakışıklının sesi gelmeye başladı,ses yaklaşıyordu,birazcık yana doğru eğildim bu prensi görebilmek için.Gördüğümde içimden ilk dediğim şu oldu,"Nolur benim yanıma gelsin Allah'ım".Ve duâm kabul oldu,kalabalıkları yararak yanıma geldi,elimi tuttu.Oturmak istiyordu yerime,anladım.Ben de onun elini tuttum ve "Geç sen otur bitanem "dedim.Annesi :"Olur mu öyle şey siz oturun,o küçük" dedi .Ben de "O hepimizden büyük efendim "dedim.Gözleri doldu kadıncağızın,mutlu oldu.Bu sırada kolumdan tuttu prensim,yüzüme bakıp gülümsüyordu,bir şeyler söylemeye çalışıyordu.Ama zorlanıyordu çünkü hem zihinsel hem de fiziksel olarak,bizim "engel "adını verdiğimiz rahatsızlığı vardı gül yüzlümün.Yaşı ise 7-8 civarlarındaydı.
    Onunla sohbet etmek istiyordum.Adını sordum,söyledi ama anlayamadım.Zorlamak istemediğim için tekrar sormadım.Aklıma çantamdaki defterim geldi,çıkardım ve onun eline verdim.Bana resim çizer misin dedim,annesine bakıp seslice güldü.Mutlu olmuştu gül yüzlüm.Resim çizmeye başladı,ne çizse üzerine bir gülen yüz eklemeyi de unutmuyordu.Bu dikkatimi çekti,annesine döndüm ve dedim ki "Oğlunuz çok güzel resim çiziyor ve bununla mutlu oluyor.Ona resim defteri ve boya almayı ihmâl etmeyin olur mu?"
    Annesi derin bir iç çekti ve,"İki senedir özel eğitimde ama bir harf bile yazamıyor."dedi.Ben de"Üzülmeyin.O, yazı yazabilen çocuklardan çok daha yetenekli."dedim.Ana yüreği işte ,duygulanmıştı.Gözleri dolu dolu bizim muhabbetimizi dinliyordu.Bu sırada güzel çocuğun eline verdiğim defterimin arasındaki notlarım düştü yere,annesi mahçup olduğu için kızacaktı ama ben "Önemi yok,bir iki kağıt ablacım."dedim.O sırada ,otobüse bindiğimizde kulaklığı takılı olup telefonuyla ilgilenen benim yaşlarımda bir genç eğildi ve kâğıtları verdi elime.Baktım,çocuk kulaklığı çıkarmış ,bizi dinliyordu tebessümle.Sonra farkettim ki ,bizi dinleyen sadece o değildi..
    Neyse devam edeyim.Biz sohbeti baya ilerlettik,bazen bana veriyordu kalemi,çiz diyordu.Ben çiziyordum,o çiziyordu,konuşuyorduk.Ama hakikaten farklı bir zekâya sahipti,hiç beklemediğim cevaplar veriyordu sorularıma,zannedersem bu duruma annesi de şaşırmıştı.Biz konuştukça gülümsüyordu kurban olduğum,ne yapsın dedim ya işte ana yüreği...
    Ve maalesef hiç istemediğim ân geliyordu,otobüsten inmeme birkaç durak kalmıştı.İnmek istemiyordum ama finallerim vardı ve eğer bir durak öteye gidersem Avrupa yakasına geçecek ve kesin geç kalacaktım.Birden inmek olmazdı,alıştırmam lazımdı onu,yoksa çok üzülürdü.Yumuşacık ellerini tuttum,"Benim inmem gerek "dedim.Annesine baktı ,hayır işareti yaptı.Ben zaten gözyaşlarımı zor tutuyordum çünkü onu çok sevmiştim..Annesi,"Olmaz oğlum,ablanın inmesi lazım.Defterini ,kalemini ver bakalım."dedi.
    "Önemi yok ,kalsın lütfen."dedim ama annesi defteri aldı ve olmaz dedi.Ben cennet yüzlüme hediye vermek istiyordum ama yanımda onu mutlu edebilecek hiçbir şey yoktu.İşte o ân kendime, dünyanın en düşüncesiz insanısın sen diye kızdım.Ne olurdu ki,çantama bir iki şeker,çikolata koysaydım!
    Utana sıkıla ,kalemi hediye etmek geldi aklıma."Al kuzum,bunu sana hediye ediyorum"dedim.O kadar mutlu oldu ki,inanın kelimeler bunu anlatamaz asla.Mürekkebi yarılanmış bir kaleme ancak böyle güzel bir insan sevinebilirdi zaten..
    Utandım inanın,insanlığımızdan,isyânlarımızdan utandım.
    Cennet yüzlüm mutluluktan kollarını açtı,sarılmak istedi bana .Yaklaştım yanına ,sımsıkı sarıldı.Bırakmıyordu,annesi müdahale etmek istedi,bırakın lütfen dedim.Sonra"Öpebilir miyim seni bitanem"dedim,yanaklarını uzattı ,ben onu öptüm.Sonra o beni öpmek istedi ve artık ben dayanamadım,gözyaşlarıma hakim olamadım.Annesi tuttu beni ,"Ağlama kızım,daha önce kimse onunla böyle konuşmamıştı,seni çok sevdi."dedi.Bu dedikleri hayatımda duyduğum en önemli kelimelerdi benim için.
    Ve ayrılma vakti geldi.Gözlerimin içine bakıyordu."Seni seviyorum "dedim ,açılan kapıdan aşağıya indim.Otobüs kalkmadan hemen arkamı döndüm ve çok şaşırdım,prensim bana el sallıyordu ve tek değildi.Yanımızdaki amca,annesi ve karşımızdaki teyze de,diğerleri de bana bakıyordu tebessümle.Meğer aşkımız dillere destan olmuş :)Otobüs gitti,ben de insanların arasına banka oturmak yerine ,kaldırımın kenarına oturdum.Birazcık toparlamam lazımdı kendimi çünkü birisini ağlayacak kadar çok sevmiştim..
    Yaa dostlar,ben size demiştim bizimkisi farklı bir aşk diye :)Karşılıksız,menfaatsiz bir sevgiyle gözlerimin içine bakan bir yakışıklıya vurulmuşum,diğerlerine aşk mı denir:)O günden sonra,asla çantamda şeker olmadan dışarı çıkmadım.
    Şimdi soruyorum sizlere ve kendime:
    "O ,zihinsel ve fiziksel engelli;bizse kalpsel engelliyiz.
    Peki hangimiz daha eksiğiz?"...
  • Olmayınca olmuyor.. 
    Tek başına savaşmayla kaldıramıyor
    beden aşkı
    Konuşan diller susuyor, küsüyor hayaller.. 
    Ve bir zamanlar dilden dökülen bütün korkular
    Birer birer yaşantısına işliyor insanın
    Önce beden nefret ediyor hayattan 
    Sonra akıl ruhtan 
    Uzaklaşmak istiyorsun 
    Özgür olmak, denizleri kıtaları dolaşmak 
    Ya da bir muhabbet arıyorsun 
    Aynı yerde durdukça
    Boğazını sıkıyor şehrin
    Nefesini kesiyor kurduğun hayallerin.. 
    Ölümü seviyorsun, ölemiyorsun
    Aklın milyon kere vazgeçse de 
    Kalbe işletemiyorsun
    Laf anlatamıyorsun duygularına
    Umursamıyorsun hiçbir şeyi 
    Umursanmayınca da kırılıyorsun..
    Orda aşk ağlıyor işte 
    Yürek dayanamıyor
    Yüz gülmüyor 
    Ölüm olsa da sonu,
    Her sigaranın ucunda yakıyorsun aşkı
    Yokum diyorsun artık.. 
    Varlıkla yokluk arasında bir şey işte
    Olmayınca olmuyor.. 
    Benimkisi de öyle bir şey işte..

    V#V
  • "Aşk beni yakar, kül eder, toprak eder diye korkma. Aşk seni helak ederse, ebedî olursun. Tane sağlam durdukça ondan bir şey gitmez. Ne zaman toprağa düşer, üzerini toprak örter, rutubetten ikiye ayrılırsa, o zaman uç verir, filizlenir.
    Seni benliğinden kim kurtarırsa, seni Cenabı Hakka o zat aşina eder.
    Sende benlik oldukça, kendine yol bulamazsın. Bu sözü benliğinden geçmiş olanlar anlarlar."
    Şeyh Sadi Şirazi
    Sayfa 153 - Can kitap evi, Basım yılı: 1987, Tercüme: Kilisli Rıfat Bilge
  • Dünyâ döner bir gün daha
    Yeryüzünde aşk durdukça
    Gece erken inse bile, korkma
    O hep seninle kaldıkça...

    Biliyorsun, gitmem gerek
    Yollar bitmez düşünerek
    İster sonuç de, istersen sebep
    Bu düğümü çözmem gerek...

    Belki sana yazarım
    Uğradığım bir şehirden
    Renkli bir kart atarım
    Mekke ya da Kudüs'ten.
    Sonra bir gün çıkarım
    Sen artık dönmez derken
    Bir şarkı fısıldarım
    Kulağına gün batarken...

    Dünya döner tek bir yana... Aşk durdukça...
    Doğsun diye gün bir daha
    Ben de döndüm tekrar sana... Aşk durdukça
    Sönmek için yana yana.

    https://www.youtube.com/watch?v=5VtFRkSAcCo
  • Ölsem de kalsam da
    Dünya durdukça seni seviyorum