• Pişmanlık, o tadına doyulmaz hayat pınarı... Ebedi gençliğin kaynağı... Pandora'nın büyülü iksiri... Sevgilerimin, özlemlerimin, tutkularımın aslan payını vereceğim sana, sen de karşılığında bana ölümsüzlüğü. Irak diğer her şeyi biçerken ben özgürce at koşturacağım sonsuz, yemyeşil kırlarda. Bilmediklerime inanacağım, yapmadıklarımdan güç alacağım, tanımadıklarıma sığınacağım, ihtimallerle tazeleneceğim... İki vakte kadar bir adam öldüreceğim. Evleneceğim sonra. Bir cesedi tek başına taşımak zor iştir çünkü ve aşk, karşılık bulmayan iki sevgi. Mahsustan yanlış yerlere bakacağım, çiçeklere değil vazolara şiir yazacağım. İnanmadığım şeylere, inanmadığım manalar yükleyeceğim, doğru hayatı yanlış yaşayacağım. Göz önünde görünmez olacağım. Zamanın kanlı ellerini seninle bağlayacağım, insafsız dudaklarını seninle mühürleyeceğim. En güvenli limanım, biricik sevgilim, hayat ışığım... Ey benim güzel pişmanlığım...
    Alper Canıgüz
    Sayfa 102 - April yayınevi, Aziz
  • MÜNACAT

    Ey bana kendini büyük tanıtan.
    Hâlime bak da varlığından utan!

    Sen kerim ü ganiyy u mutlaktın
    Sâhib-ül cüd ü zül keremdi adın.

    Hani nerde o şanlı saltanatın?
    Benden olsun sıkılmıyor suratın.

    Tam otuz beş yıl oldu yarabbi
    Çıkmadı bu tevekkülün de dibi.

    Va’d-i ferdayı başka kullarına
    Çırak et de benim işim yarına.

    Kalmasın, çünkü yüz yüze bakacak,
    Çare varsa budur bugün ancak.

    Ben senin bir çerağ-ı vahdetinim,
    Daha kestirmesi hakikatinim.

    Bana öyle gelir ki zatinle
    Şu kelamı adam gibi dinle:

    İkimiz bir mahallede büyüdük,
    Yüz göz olduk, hem arkadaş, hem Türk.

    Demeye söz bırakmamak lazım,
    Arz-ı hâle yakışmıyor ağzım.

    Beni sen başkasıyla etme kıyas,
    Ben kalender ve sen de Rabb-ün nâs.

    Bende varsa eğer o kalb-i selim,
    Arş-ı âlâna kör kütük gelirim.

    Kim ne der? Enbiya mı yan bakacak?
    Beni hangi cehennemin yakacak?

    Hiç’i onlar da eylesin idrak,
    Abd-i evlad-i husrev-i Levlâk.

    Hacı Bektaş, Cenab-ı Meulânâ
    Neyle meyden kanat takınca bana.

    Bana lânem cihan-ı şi’r ü hayal
    Ruhuma yağdı nağme-i âzâl.

    Nur g-ı aşkın olur mu hiç konağı
    Ebediyyet önünde “yem” çanağı?

    Sânihâtım sema-yı marziyeden
    Armağanlar nisâr eylerken.

    Taparım kendi ruhumun sesine,
    Kalbimin ateş-i mukaddesine.

    Beste-i erganun-ı ilhamım
    Oluyor sanki mehd-i ârâmım.

    Gayb olup kendi kâinatında
    Bin bir isminle her sıfatında.

    Görünen şekl ü pertev ü elvan,
    Nur u zulmet, bedayi ü elhan,

    Şiddet-i hub, tereddüdât-ı rücû
    Bin tazarru, eyâd-ı merfû

    Kime kimden? Zavallı insanlar!
    Pür-adâvet, yalancı bürhanlar!

    Altı bin yıllık emr-i teşkilat
    Yıkılır mı kolay kolay? Heyhat!

    Fitne-i inhisar-ı edyândan
    Var mı kalb-ı selime malik olan?

    Önce sevda, kadın ve şevk-ı naîm,
    Zeni aguş-ı âdeme teslim,

    Sonra şehvet edince tende tulü
    İlk sözün, tatma meyve-i memnu?

    Şahlanan s.. bu nehyi dinler mi?
    O melekler mi, yoksa cinler mi?

    Nur-ı şehvet, o hâlık-ı akdes,
    Ser-çerağ-ı hayat ü ruh u nefes

    Emr-i tahdide zor gelir ya Rab,
    O iken her muhit-i nura sebeb

    Bunu vicdan bilir ki: Nev-i beşer
    Künh u aşkı s..le fehmeyler.

    Mihnet-i aşk-ı evvelini çeken,
    Ruh-ı asrı tefekkür eylerken

    Bin telehhüfle ah u vah ederek
    Şunu vird-i zeban eder bî-şek:

    Üss-i...sün hutüt-ı heyetini,
    Bâb-ı aşkın müsellesiyyetini

    Aşk-ı asrîme eylerim mihrap,
    Şi’r ü aşkın teranesi bu kitap.

    Şu iki beyti ben de bil-inşâd,
    Ömrüm oldukça eylerim feryat:

    Nasıl olmam zebunu kahr-ı gamın,
    Hatırımdan silindi şekli .mın.

    NEYZEN TEVFİK KOLAYLI
  • Bir gönül verdin ki oldum esiri
    Kusursuzda bulur yüz bin kusuru
    Biri bire bölsen çıkar kesiri
    Bu gidişle iflah olmam zor benim


    Üfledim ötmedi aşkın düdüğü
    Aşamadım arpa boyu gediği
    Bana çirkin elin güzel dediği
    Ya aklım yok ya gözlerim kör benim.
  • Cevriye bir hayat kadınıdır. Her gün bir veya birkaç adamla birlikte olur, hayatını kazanmaktadır.Yine böyle bir gün birlikte olduğu adam tarafından çok kötü dövülerek gecenin bir yarısında sokağa atılır.Baygın bir vaziyette kaldırımda yatarken bir adam bunu fark eder ve yardımcı olmak için kaldırmaya çalışır. Cevriye baygındır, her yeri yara bere içindedir, adam Cevriyeyi kucağına alır evine götürür.Adamın evi tek oda ve bir mutfak ve banyolu ufak bir bekar evidir. Odanın bir köşesinde tek kişilik bir yatak , pencere kenarında küçük bir çalışma masası ve sandalye, masanın üzerinde kitaplar, kalemler birde daktilo ve kağıtlar bulunmaktadır.
    Adam kendi yatağına Cevriye'yi yatırır kendisi de masada uyuklar.
    Sabah olur adam kalkar bir çorba yapar eczanden ilaçla merhem alır Cevriye'yi kaldırır. Cevriye uyanıp kendine gelir tanımadığı bir adam ve bilmediği bir evde bulmuştur kendini.
    Adam , lütfen rahat olun, korkmayın der.
    Ben sizi dün gece kaldırımda yatarken buldum , durumunuz iyi değildi alıp evime getirdim çorba pişirdim , çorbanızı için sonrada yaralarınıza merhem sürelim der.
    Cevriye birçok erkek tanımıştır hiçbir erkek, babası ve erkek kardeşleri dahi kendisine böyle sevecen ve kibar davranmamıştır. Adamdan etkilenmeye başlamıştır.
    Birkaç gün daha o evde adamla kalmış, adam kendisine yemekler pişirmiş yaralarına merhem sürüp ilaçlar içirip iyileşmesini sağlamıştır.
    Bir gün adam dışarı çıkmış Cevriye evde kalmıştır. Masanın üzerindeki kitaplara bakar, daktilo ile yazılanları okur, yazılanlar çok hoşun gider bayağı etkilenir. Bunları o yazmış olmalı, ne kadar duygulu şeyler yazmış, ne kadar ince ruhlu birisi diye düşünür.
    Bugüne kadar tanıdığı erkeklerden çok farklı üstelikte baya yakışıklı ve çekici diye düşünür.
    Cevriye içinden kendi kendine ne o adama aşık mı oluyorum yoksa der. Aşık olsam da oda beni sever mi ki der.
    Böyle düşünceler içinde iken akşam olmak üzeredir adam hala gelmemiştir, adamı merak etmeye başlamıştır.
    Kendi kendine mırıldanarak ilk defa bir erkeği böyle merak ediyorum, aşk bumu acaba der .
    Cevriye bu duygular içinde iken kapı açılır gelen o adamdır. Telaşlı bir şekilde selam verip içeri giren adam valizini çıkarıp eşyalarını içine koymaya başlar.
    Cevriye sorar ne o acilen bir yere mi gideceksin nedir bu telaşın
    Adam evet gidiyorum bir daha görüşemeyiz belki der.
    Cevriye nereye diye sorar
    Adam çok uzaklara diye cevap verir.
    Cevriye ya ben ne olacağım diye sorar.
    Adam ben bu evin bir aylık kirasını vermiştim istersen bir ay burada kalabilirsin der.
    Adam valizin toplamıştır telaşlı bir şekilde kapıya doğru yönelir Cevriye'ye hoşça kal küçüğüm kendine iyi bak der ve kapıda çıkıp merdivenlerden hızla inerek sokağa çıkar, Cevriye pencereden adamın arkasından sokaktan kaybolana kadar üzgün gözlerle bakar.
    Cevriye hiç bu kadar kendin yalnız hissetmemiştir, hayatında hiçbir erkek kendisini bu kadar etkilememiştir.
    Böyle kederler içinde akşam yemeği bile yemeden yatağın içine ağlayarak sabahı zor etmiştir...
    Cevriye artık iyileştiğini ait olduğu İstanbul sokaklarına geri dönmesi gerektiğini düşünerek evden çıkar Tarlabaşından Taksime doğru yürüyüp Emek sinemasın yanındaki kitapçının önünden geçerken gözü gazete stanlarına takılır. Gazetenin birinde o adamın kocaman bir resminin görüp tam sayfa Vatan Haini NAZIM HİKMET Rusya'ya firar etti yazısını okur ve olduğu yere çöküp kalır...

    Nazım Hikmet'in doğum günü anısına saygılarımızla...
  • Aşk çok kısa ama unutması çok zor
  • CEVRİYE

    Cevriye bir hayat kadınıdır. Her gün bir veya birkaç adamla birlikte olur, hayatını kazanmaktadır.Yine böyle bir gün birlikte olduğu adam tarafından çok kötü dövülerek gecenin bir yarısında sokağa atılır.
    Baygın bir vaziyette kaldırımda yatarken bir adam bunu fark eder ve yardımcı olmak için kaldırmaya çalışır. Cevriye baygındır,her yeri yara bere içindedir, adam Cevriyeyi kucağına alır evine götürür.
    Adamın evi tek oda ve bir mutfak ve banyolu ufak bir bekar evidir. Odanın bir köşesinde tek kişilik bir yatak , pencere kenarında küçük bir çalışma masası ve sandalye, masanın üzerinde kitaplar, kalemler birde daktilo ve kağıtlar bulunmaktadır.
    Adam kendi yatağına Cevriye yi yatırır kendisi de masada uyuklar.
    Sabah olur adam kalkar bir çorba yapar eczanden ilaçla merhem alır Cevriye yi kaldırır.Cevriye uyanıp kendine gelir tanımadığı bir adam ve bilmediği bir evde bulmuştur kendini.
    Adam , lütfen rahat olun, korkmayın der.
    Ben sizi dün gece kaldırımda yatarken buldum , durumunuz iyi değildi alıp evime getirdim çorba pişirdim , çorbanızı için sonrada yaralarınıza merhem sürelim der.
    Cevriye birçok erkek tanımıştır hiç bir erkek, babası ve erkek kardeşleri dahi kendisine böyle sevecen ve kibar davranmamıştır. Adamdan etkilenmeye başlamıştır.
    Birkaç gün daha o evde adamla kalmış, adam kendisine yemekler pişirmiş yaralarına merhem sürüp ilaçlar içirip iyileşmesini sağlamıştır.
    Bir gün adam dışarı çıkmış Cevriye evde kalmıştır. Masanın üzerindeki kitaplara bakar , daktilo ile yazılanları okur, yazılanlar çok hoşun gider bayağı etkilenir. Bunları o yazmış olmalı, ne kadar duygulu şeyler yazmış, ne kadar ince ruhlu birisi diye düşünür.
    Bugüne kadar tanıdığı erkeklerden çok farklı üstelikte baya yakışıklı ve çekici diye düşünür.
    Cevriye içinden kendi kendine ne o adama aşık mı oluyorum yoksa der. Aşık olsam da oda beni sever mi ki der.
    Böyle düşünceler içinde iken akşam olmak üzeredir adam hala gelmemiştir, adamı merak etmeye başlamıştır.
    Kendi kendine mırıldanarak ilk defa bir erkeği böyle merak ediyorum, aşk bumu acaba der .
    Cevriye bu duygular içinde iken kapı açılır gelen o adamdır. Telaşlı bir şekilde selam verip içeri giren adam valizini çıkarıp eşyalarını içine koymaya başlar.
    Cevriye sorar ne o acilen bir yere mi gideceksin nedir bu telaşın
    Adam evet gidiyorum bir daha görüşemeyiz belki der.
    Cevriye nereye diye sorar
    Adam çok uzaklara diye cevap verir.
    Cevriye ya ben ne olacağım diye sorar.
    Adam ben bu evin bir aylık kirasını vermiştim istersen bir ay burada kalabilirsin der.
    Adam valizin toplamıştır telaşlı bir şekilde kapıya doğru yönelir Cevriye ye hoşça kal küçüğüm kendine iyi bak der ve kapıda çıkıp merdivenlerden hızla inerek sokağa çıkar, Cevriye pencereden adamın arkasından sokaktan kaybolana kadar üzgün gözlerle bakar.
    Cevriye hiç bu kadar kendin yalnız hissetmemiştir, hayatında hiç bir erkek kendisini bu kadar etkilememiştir.
    Böyle kederler içinde akşam yemeği bile yemeden yatağın içine ağlayarak sabahı zor etmiştir...
    Cevriye artık iyileştiğini ait olduğu İstanbul sokaklarına geri dönmesi gerektiğini düşünerek evden çıkar Tarlabaşından Taksime doğru yürüyüp Emek sinemasın yanındaki kitapçının önünden geçerken gözü gazete stanlarına takılır. Gazetenin birinde o adamın kocaman bir resminin görüp tam sayfa Vatan Haini NAZIM HİKMET Rusya ya Firar etti yazısını okur ve olduğu yere çöküp kalır...