Bir öpücük, bir çocuğun bütün dünyasını nasıl ayakta tutar?
Puan vermedi·32 syf.··
2026 7. kitabı
Bazı kitaplar hikâye anlatmaz… duyguyu öğretir. “Avucumdaki Öpücük”, tam olarak böyle bir kitap. Küçük bir rakun olan Chester, annesinden ayrılmak istemez. Okul onun için yeni bir dünya değil… bilinmez bir korkudur. Ama annesi ona bir şey yapar: sadece bir öpücük bırakır avucuna. Ve der ki: “Ne zaman yalnız hissedersen avucunu yanağına koy.” İşte o an kitap şunu fısıldar: Sevgi gitmez. Sadece şekil değiştirir. Bu hikâye çocuklara “ayrılığı” öğretmiyor… ona dayanabilmeyi öğretiyor. Ve belki de en çok ebeveynlere sesleniyor: Bazen bir çocuğu ikna eden şey uzun cümleler değil… tek bir sıcak dokunuş. Soru şu: Biz çocuklarımıza yokluğumuzu mu öğretiyoruz, yoksa sevgimizin onlarla kalma yolunu mu?
Avucundaki ÖpücükAudrey Penn ·  Butik Yayınları · 2016578 okunma
8/10
·272 syf.··
2026 44. kitabı
Herkese merhabalar :) Eğer beni tiktokta da desteklemek isterseniz hesabım: @bookswithemir Kitaba Kurban Bayramının başında başlamama rağmen anca bitirebildim hem başına oturamadım hem de başına oturduğumda içimi daraltan bir kitap oldu. Çünkü kitapta çok yakından içinde olduğumuz bir savaş dönemini asker Peter ve asker eşi Katharina'nın gözünden okuyoruz. Kitap boyunca Peter'a nedeni bilinmez ısınamadım fakat Katharina'yı gördüğümüz andan itibaren gözüm hep Katharina'nın bölümlerini aradı. Gerçekten bu hikayede yanan ve yanmasına rağmen küllerinden doğan Katharina oldu. Eğer Katharina gibi bir karakter bu kitapta olmasa puanı benim için 6'yı bile geçemezdi fakat Katharina'nın acısı, ümidi, bekleyişi ve sevgisi o kadar içime işledi o kadar samimi geldi ki gerçekten kitabı o okuttu. Ve demeden geçemeyeceğim maalesef kitapta çok net bir şekilde "Filler tepişir, karıncalar ezilir." alıntısının doğruluğunu çok net bir şekilde görebiliyoruz. Tavsiye ederim fakat bence havalar sıcakken okumayın ki daha rahat atmosferine girebilin.
İnceleme
YüzleşmeAudrey Magee · Delidolu Yayınları · 202459 okunma
Puan vermedi·102 syf.··
2026 14. kitabı
Kendimi aldatılmış hissettim. Bir kitap, kendi gerçekliğinden bu kadar kopartılıp nasıl böylesine süslü bir Hollywood aldatmacasına dönüştürülebilir? Üstelik kitaptaki Holly Golightly, filmdeki Audrey Hepburn imajının aksine, tam da bu aldatılma duygusunu hissettirecek bir karakter. Daha sonra Soğukkanlılıkla ile edebiyat tarihinde bambaşka bir yere oturacak olan Truman Capote’nin —ki 2005 yapımı biyografik filmi Capote muazzamdır— 1958 tarihli Tiffany’de Kahvaltı kitabı, belleklerimizde çoğu zaman Audrey Hepburn’ün siyah elbisesi, vitrinin önünde içilen kahve ve romantik bir şehir anlatısı olarak kalmış olsa da, metnin kendisine dönünce çok daha sert ve çok daha gerçekçi bir hikayeyle karşılaşıyoruz. Filmin aksine kitapta Capote bir aşk hikayesi anlatmıyor; New York’ta kendine yeni bir isim, yeni bir yüz ve yeni bir hayat yaratmaya çalışan Holly Golightly’nin etrafında, insanlığın en eski yara izlerinden birine elini gezdiriyor; insan geçmişinden gerçekten kaçabilir mi, yoksa kaçış dediğimiz şey yalnızca geçmiş suretimizin daha şık giyinmiş hali midir? Kitabın meşhur Holly Golightly karakteri hakkında onlarca yazı, hatta akademik makale bulmak mümkün; ama Holly’yi sadece “özgür ruhlu kadın” kalıbına indirgeyemeyiz. Zira o, asıl adı Lulamae Barnes olan, taşradan ve erken yaşta içine düştüğü hayattan kaçıp New York’ta kendini baştan yaratmaya çalışan bir kadın. Fakat bu yeni bir Holly yaratama girişimi, özgürleşmeden çok, kırılgan bir kabul edilme çabası gibi duruyor. Holly erkeklerle yemeklere çıkıyor, partilerde dolaşıyor, zengin adamların ilgisini, hediyelerini ve parasını kendi hayatını sürdürmenin bir yolu olarak kullanıyor. Fakat bunu yaparken tam anlamıyla güçlü de değil, tam anlamıyla kurban da değil. Capote’nin karakterini ilginç kılan şey de aslında bu;
Tiffany'de KahvaltıTruman Capote · Siren Yayınları · 20262,140 okunma
Tatmin edici bir sonla bitmedi.
Puan vermedi·336 syf.··
2026 2. kitabı
·
108 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 15:50
Loyd profesyonel bir ressam olmasına rağmen adada tavşan avcılığı ve balıkçılık yapan bir çocuktan renkleri öğrendi. Güzel dinamiti çizmesini ve denizin ışıltısını görmesine yardımcı olan james dilinin kaybolmasından korkmadan bir Fransız olmayı diliyordu içten içe. Sıkılmış olduğu bir düzenden kurtulmak için hiç fark edilmeyen bir yeteneğini keşfetmesine rağmen bu yeteneğini keşif sürecine çıkamadı. Loyd ise hiç bu kadar güzel bir resim çizebilir miydi bilmiyorum.
Duygu ve Düşünce
KoloniAudrey Magee · Delidolu Yayınları · 2023322 okunma
7/10
·176 syf.·
Beğendi
·
2026 43. kitabı
Sıfıra Doğru , Agatha Christie ’nin psikolojik gerilimle klasik polisiyeyi birleştirdiği en karanlık romanlarından biridir. Kitap, yalnızca “katil kim?” sorusuna değil, insan ilişkilerindeki kırılmalara, kıskançlığa ve bastırılmış nefrete de odaklanır. Christie bu romanda cinayetten çok, cinayete götüren süreci anlatır. Başlıktaki “sıfıra doğru” ifadesi de tam olarak bunu simgeler: İnsanların yavaş yavaş kaçınılmaz bir felakete sürüklenmesi. Romanın merkezinde ünlü tenisçi Nevile Strange vardır. Nevile yakışıklı, başarılı ve çevresindeki insanlar üzerinde güçlü bir etkiye sahip biridir. Bir zamanlar Audrey ile evlidir fakat evlilikleri sona ermiştir. Daha sonra genç ve çekici Kay ile evlenmiştir. Nevile’ın eski eşi Audrey oldukça içine kapanık, kırılgan ve duygusal bir kadındır. Hikâye, Nevile’ın tuhaf bir karar almasıyla başlar: Yeni karısı Kay ile birlikte, eski eşi Audrey’in de bulunduğu Gull’s Point adlı sahil malikânesine tatile gitmek ister. Malikânenin sahibi yaşlı Lady Tressilian’dır. Bu durum daha en baştan büyük bir gerilim yaratır çünkü aynı evde eski eş, yeni eş ve arada kalmış bir adam bulunmaktadır. Gull’s Point’e gelen misafirler arasında Thomas Royde, Mary Aldin, Ted Latimer ve başka karakterler de vardır. Özellikle Thomas Royde’un Audrey’e karşı hisleri önemlidir. Audrey sessiz görünse de iç dünyasında yoğun bir acı taşımaktadır. Kay ise gençliğinin verdiği özgüvenle Audrey’i küçümser gibi davranır. Evde görünürde sakin ama alttan alta büyüyen bir psikolojik savaş vardır. Christie roman boyunca cinayeti geri plana iter. Asıl mesele karakterlerin ruhsal durumlarıdır. Evdeki herkes geçmişin yükünü taşımaktadır. Nevile’ın hâlâ Audrey üzerinde etkisi olduğu hissedilir. Audrey ise Nevile’dan tamamen kopamamıştır. Kay bunu sezdiği için huzursuzdur. Sürekli laf
Edebiyat
Sıfıra DoğruAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20221,703 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 12. kitabı
Roma Tatili (When in Rome serisinin ilk kitabı). Sarah Adams’la ilk kez bu kitapta tanıştım ve açıkçası daha ilk sayfalardan verdiği atmosfer kendini belli ediyor, tatlı, rahat okunan, insanın üstüne yük bindirmeyen bir romantik komedi. Amelia, dışarıdan bakınca her şeye sahip gibi görünen bir pop yıldızı ama aslında bayağı yorulmuş ve kendi hayatının kontrolünü kaybetmiş biri. Bir noktada iyice sıkılıp ben kaçıyorum diyerek kendine bir kaçış planı yapıyor. En sevdiği film olan Audrey Hepburn’ün Roma da Tatil film’inden ilham alıyor ve İtalya’ya gidemeyeceği için bunun daha mütevazı versiyonunu seçiyor. Roma Kentucky adlı küçük bir kasaba Tabii romantik komedi evreni devreye giriyor… Arabası bozuluyor ve kendini bir anda küçük kasabada mahsur buluyor.Orada karşısına Noah çıkıyor. Noah tam anlamıyla huysuz ama içi pamuk erkek karakterlerden. Sessiz, düzenli, kendi dünyasında yaşayan biri. Kasaba da Turta Dükkanı var. Amelia ise onun hayatına resmen renkli bir kaos gibi düşüyor İkili arasındaki çekim ve atışmalar kitabın en keyifli kısmıydı. Küçük kasaba atmosferi de çok hoştu. Herkesin birbirini tanıdığı, sıcak ve sakin bir dünya… Okurken bir süre burada yaşasam fena olmazdı dedirten türden. Ama çok net söyleyeyim: bu kitap büyük dramatik olaylar, şaşırtıcı twistler ya da yoğun duygusal çöküşler sunmuyor. Daha çok rahatlatan, akıp giden, güvenli bir romantik komedi. Ben keyif aldım mı? Evet. Hayatımı değiştirdi mi? Hayır Ama bazen tam da böyle kitaplar lazım, kafa boşaltmak, gülümsemek ve iyi hissettiren bir şeyler okumak için ideal.
Roma TatiliSarah Adams · Go! Kitap · 2024369 okunma